Türkiye’nin “Dil”Sorunu - II

Makale

Fransa örneği Türkiye’nin “Dil” sorunu hararetle tartışılırken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Diyarbakır gezisi sırasında önemli mesajlar verdi. Sayın Cumhurbaşkanı, devletin resmi dilinin Türkçe olması hususunu tartışma dışı tutarken bölgesel dillerin farklı düzeydeki kullanımı konusunda örnek olarak Fransa’yı işaret etti....

Fransa örneği

Türkiye’nin “Dil“ sorunu hararetle tartışılırken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Diyarbakır gezisi sırasında önemli mesajlar verdi. Sayın Cumhurbaşkanı, devletin resmi dilinin Türkçe olması hususunu tartışma dışı tutarken bölgesel dillerin farklı düzeydeki kullanımı konusunda örnek olarak Fransa’yı işaret etti.

Çoğu zaman hukuksal normlar siyasi iradenin arkasından gelir. Siyasi irade ise toplumun derinliklerinde yatan taleplerle şekillenir. Toplumsal taleplerin şekillenmesinden sonra siyasi iradenin oluşmasını; ardından da sorunun çözümüne yönelik olarak hukuksal normların konulmasını beklemek gerekecektir. Bu noktada, Fransa örneği Türkiye için anlamlıdır. “Türkiye’nin Dil Sorunu“ başlıklı yazı dizisinin bu ikincisinde Fransa’da dil politikaları ve Fransa’da dilin hukuki rejimini ana hatları ile tanıtmaya çalışacağız.

Fransa’da dil sorunu neredeyse devlet kadar eski bir sorundur. “College de France“ın kurucusu I. François, 1539’da çıkardığı bir kanunname ile bütün devlet işlemlerinin Fransızca yapılmasını emrettiğinde bu dilin nüfusun genelinde kullanım oranı sadece %1 idi. “L’Academie Française“in Kardinal Richelieu tarafından “dilin saflığını korumak“ amacıyla kurulduğu 1635 yılında da durum çok farklı değildi. XVI. Louis döneminde ise 20 milyonluk nüfusun sadece 1 milyonu Fransızca konuşuyordu.

Fransız İhtilaline kadar Fransızca, belli bir elit tabakanın, yönetim sınıfının dili idi. İhtilalden sonra her şey değişti. Dile ilişkin onlarca kanun çıkarılarak “dilsel müdahalecilik“ dönemi başladı. İlk kez dil ve ulus eşleşmesi yapıldı. Bir ve bölünmez Cumhuriyet’e ulusal bir dil vermek gerekiyordu. Bu dil Fransızca’ydı. Bertrand Barére (1755-1841) “Monarşi tıpkı Babil Kulesi gibi yurttaşları ulusal dilden yoksun bıraktı. (…) Bu vatana ihanettir. Özgür bir ulusta dil tek ve herkes için aynı olmalıdır.“ derken ya da ünlü Talleyrand (1754-1838) “anayasanın ve yasaların dili herkese öğretilecek. Feodalitenin son kalıntısı kokuşmuş dialektler yok olmak zorundadır. Bu, durumun gerektirdiğidir.“ şeklinde haykırırken dilsel müdahaleciliğe kapı açmışlardı.

Bütün 19. yüzyıl boyunca uygulanan katı politikalara rağmen başta Breton, Ositen, Korsika, Bask ve Katalan dilleri olmak üzere onlarca farklı bölgesel dil Fransız toplumunda yaygın olarak kullanılıyordu. 1900’lere gelindiğinde Fransızca ancak şehirlerin dili idi. Kırda ise Fransızca dışında bölgesel diller (patois) yaygındı. 1925 yılında Milli Eğitim Bakanı Anatole Monzie’ye, “Fransa’nın dilsel birliği için Breton dili yok olmalıdır.“dedirten belki bu gerçekti. Zira aynı yıl Breton dili yasaklandı. Okullarda bu dili konuşan çocuklar ders bitiminden sonra tahtaya yüz kez “Je ne parlerai plus jamais en Breton – Bir daha asla Bretonca konuşmayacağım“ yazmakla cezalandırıldı.

Okullaşma ile Fransızca’nın yaygınlaştırılmasına rağmen 1963 yılına ait istatistiklerde 38 milyon Fransız’dan 7,5 milyonunun Fransızca bilmediği anlaşıldı. Bu duruma devlet, bölgesel dillere karşı adeta kültürel bir soykırımla karşılık verdi.

Kültürel soykırım politikalarına ancak Fransızca karşısında bölgesel diller marjinalize edildikten sonra son verildi. 1980’lere gelindiğinde ise artık politik söylem farklılaşmıştı. F. Mitterand 1981’de Cumhurbaşkanlığı seçiminden iki ay önce Lorient’da yaptığı bir konuşmada (kuşkusuz bunun bir seçim konuşması olduğunu akılda tutmak gerekir) şunları söylemişti: “Fransa’nın kültürlerini ve dillerini bir gerçeklik olarak tanıma zamanı geldi. Onlara kamusal hayatta hak ettikleri yeri verme; okulların, radyoların, televizyon yayınlarının kapılarını açma zamanı geldi.“ Bu söylem belki çok uzun bir süre uygulama aşamasına geçemedi. Ancak toplumdaki dilsel taleplerin yüksek sesle dile getirilmesine kapı açtı.

1990’lara gelindiğinde anayasal değil ama yasal düzenlemeler yolu ile bölgesel dillerin, herhangi bir dil ya da disiplin gibi kamu okullarında öğretilmesine başlandı. Fakat iki dilde eğitim, (Fransızca ve anadilde eğitim) kamu okullarının işleyiş prensipleri ve amaçları ile bağdaşmaz nitelikte görüldüğünden tartışma konusu dahi yapılmadı.

1992’ye kadar Fransa’da dil konusunda anayasal bir düzenleme yoktu. Fransızcanın resmi dil olması sadece “de facto“ ve olgularda idi. Bölgesel dillerin eğitim kurumlarında öğretilmesine karşılık olarak 25 Haziran 1992 tarihli anayasa değişikliği ile Anayasanın 2. Maddesine “Cumhuriyetin dili Fransızcadır“ ibaresi eklendi. İlgili düzenlemenin bir amacı da Maastricht Antlaşması’nın imzalandığı günlerde İngilizce karşısında Fransızcayı korumaktı. Ancak çok geçmeden Fransız Anayasa Mahkemesi, bu hükmü bölgesel diller karşıtı bir kavrayışa oturttu ve bölgesel dillerin kamusal alanda kullanımına ilişkin kimi yasal düzenlemeleri iptal etti.

Tartışma devam ederken Fransa, amacı Avrupa’nın kültürel mirası olan bölgesel dilleri yok olmaktan kurtarmak ve kamusal alanda kullanımına ilişkin hukuki çerçeveyi belirlemek olan “Azınlık ve Bölgesel Diller Avrupa Şartı“nı 7 Mayıs 1999’da imzaladı. (İlgili Şart ve hükümleri bu yazı dizisinin üçüncüsünü oluşturacaktır.) Ne var ki Anayasa Mahkemesi 15 Haziran 1999 tarihli kararı ile Şart’ın onaylanmasını anayasaya aykırı buldu. Mahkeme’ye göre Şart’ın kimi hükümleri “Cumhuriyet“in kurucu değerlerine aykırı idi ve Fransa’nın “Balkanlaşması“na yol açabilirdi. Bu tarihten sonra bölgesel dillerinin kullanımına anayasal dayanak kazandırmak ve bir anlamda Anayasa Mahkemesi içtihadını aşmak amacı ile anayasa değişiklik teklifleri gündeme geldi. 2002 yılında Anayasa’nın resmi dilin Fransızca olmasını öngören 2. maddesine “Bölgesel diller Fransa’nın ortak mirasıdır“ ifadesinin eklenmesine yönelik teklif metni ulusal Meclis tarafından reddedildi. Meclis’in red kararının altında Fransız dilinin üstünlüğüne ilişkin saygı konusundaki çekinceler yatıyordu. Bu çekinceler hesaba katılarak 23 Temmuz 2008 tarihinde ilgili hüküm Anayasa’nın 2. Maddesine değil de yerel yönetimleri düzenleyen 75. Maddesine eklendi. Bugün Anayasa’nın Madde 75(1)düzenlemesine göre: “Bölgesel diller Fransa’nın ortak mirasıdır.“

Gelinen noktada bugün Fransa’da resmi dilin Fransızca olması hususu tartışma konusu değildir. Bölgesel dillere ilişkin hükmün devletin genel esaslarının düzenlendiği ilk dört maddede değil de yerel yönetimlere ilişkin 75. Maddede düzenlenmiş olması, bölgesel dillere ilişkin tartışmanın “Fransız Ulusu“ içerisinde kalarak yapılması gereğine işaret eder. Resmi olarak Fransızca, Fransız ulusu karşısında diğerlerinden ayrı bir grubun dili değildir. Fransızca, Fransa’da yaşayan bütün grupların dilidir. Başka kelimelerle, Fransa’da azınlık yoktur. Çünkü bütün bireyler etnik köken ya da kolektif kimlik ayrımı yapılmaksızın “Fransız“dır.

Ancak bu kavrayış Madde 75(1) düzenlemesi ile dengelenmektedir. İlgi düzenlemenin gereği olarak bugün Fransa’da bölgesel diller ilk ve ortaöğretimde ayrı bir ders olarak okutulmaktadır. Bu dillerde yayın yapan radyo ve televizyon kanalları devlet tarafından mali açıdan desteklenmektedir. Mahkemeler dahil kamu hizmetlerinde çeşitli düzeylerde bu dillerin kullanımı mümkündür.

Fransa belki hala “Azınlık ve Bölgesel Diller Avrupa Şartı“nı onaylamamıştır ancak Şart’ta ifadesini bulan asgari yükümlülükler ya de facto ya da yasal çerçeveye dayalı olarak yerine getirilmektedir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2567 ) Etkinlik ( 173 )
Alanlar
Afrika 65 606
Asya 76 1000
Avrupa 13 616
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 281
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1326 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 276
Orta Doğu 18 584
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1942 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
Türkiye 72 1942

Son Eklenenler