Geleceğin Okullarını Keşfetmek | Teknoloji ile İlişkili Trendler

Makale

Bilgi teknolojisi, son 40 yılda bilgisayarların daha küçük, daha hızlı, daha ucuz ve daha güçlü hâle gelmesiyle çok hızlı bir şekilde gelişti. Böylece teknoloji günlük hayatımızın bir rutini haline geldi. Yeni bilgi teknolojileri insanların yaşayış ve iletişim kurma şeklini, girişimcilerin iş yapma biçimini, mevcut iş kollarını ve hangi becerilere daha az, hangi becerilere daha çok ihtiyaç duyulduğu bilgisini değiştirmiş ve değiştirmeye de devam etmektedir. ...

Bilgi teknolojisi, son 40 yılda bilgisayarların daha küçük, daha hızlı, daha ucuz ve daha güçlü hâle gelmesiyle çok hızlı bir şekilde gelişti. Böylece teknoloji günlük hayatımızın bir rutini haline geldi. Yeni bilgi teknolojileri insanların yaşayış ve iletişim kurma şeklini, girişimcilerin iş yapma biçimini, mevcut iş kollarını ve hangi becerilere daha az, hangi becerilere daha çok ihtiyaç duyulduğu bilgisini değiştirmiş ve değiştirmeye de devam etmektedir. Trends Shaping Education raporlarında ise cep telefonu kullanıcı sayısının, dünya nüfus artış hızından daha hızlı arttığı görülmüştür. Bu telefonlar fakir ülkelerin en kırsal alanlarında bile kendine yer bulmakta, bu telefonların piyasa bilgisine ve banka servislerine ulaşmada kullanım oranı artmaktadır. Aynı şekilde internet kullanıcı sayısında da –çoğunluğu genç kullanıcılar olmak üzere- 2000 ile 2005 yılları arasında çeyrek milyar oranında bir artış gösterdiği görülmektedir (OECD, 2010; OECD, 2013).

Özellikle iş hayatında bilgisayar kullanımı mesai saatlerinin vazgeçilmez bir parçası oldu. İş hayatında yaşanan dijital dönüşüm, 2005 ile 2011 yılları arasında internete bağlı bilgisayar kullanan çalışanların payında belirgin bir artış olmasından da anlaşılmaktadır. Aşağıdaki grafikte de görüleceği üzere, işyerinin dijital dönüşümü konusunda İzlanda ve diğer İskandinav ülkeleri (Finlandiya, Danimarka, Norveç ve İsveç) 2011’de en yüksek seviyelere, Macaristan ve Türkiye en düşük seviyelere sahiptir. İzlanda, 2005 ile 2011 yıllarında işyerinde internete bağlı bilgisayar oranını yüzde 46’dan, yüzde 98’e çıkartarak, diğer herhangi bir ülkeye göre çok daha fazla bir artış göstermiştir.

İşyerlerinde bilgisayar kullanımı gibi evde de bilgisayar kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır. Evde bilgisayarların sık kullanımı (her gün veya haftada birkaç kez) OECD ülkelerindeki 15 yaş kişiler arasında neredeyse evrensel olduğunu gösteriyor. 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 80’i veya daha fazlası, gösterilen 22 ülkenin 17’sinde evde bilgisayar kullandığını sıklıkla bildiriyor ve bu ülkelerden onunda bu rakam yüzde 90’ın üzerindedir. Bu ölçeğe zıt olarak, Japonya ve Türkiye’de yalnızca yaklaşık yarısı evde sıklıkla bilgisayar kullandığını bildiriyor (OECD, 2010).

Bilginin teknoloji yardımı ile kolayca ve hızla farklı ortamlarda erişilebilir olması; eğitim için kilit bir konudur ve bu kaynağı etkin bir şekilde kullanmak için gerekli olan becerilerin de geliştirilmesi gerekir. Yukarıdaki grafiklerde de görüleceği gibi evde ve işyerindeki bir bilgisayara erişim; OECD ülkelerinde neredeyse evrensel hale gelirken, okullardaki bilgisayarlara ve internete erişim sağlamak için ülkeler tarafından yapılan önemli yatırımlara rağmen, eğitim için bu teknolojinin kullanımı henüz istenen seviyede değildir (OECD, 2013).

Okullarda bilgisayarların sıklıkla kullanıldığını bildiren 15 yaşındaki öğrencilerin oranı evde ve işyerinde bilgisayar kullanımına göre çok daha düşüktür. Okulda bilgisayarların olması, elbette etkin bir şekilde kullanıldıkları anlamına gelmez. Okullarda bilgisayarın bulunması, yani “erişim“, “ kullanım“ ile aynı değildir ve “üretken kullanım“ ise tamamen başka bir durumdur. Okullarda bilgisayar kullanımı, öğrencilerin motivasyonları ve kapasiteleri ile bilgisayarların hem günlük yaşamda hem de sınıf uygulamalarında ne ölçüde mevcut olduğuna bağlıdır. Bilgisayarların okulda kullanımının evde kullanıma oranla daha sınırlı olması, bilgisayarların öğrenme sürecine tam olarak entegrasyonunun eksik olduğunu göstermektedir (OECD, 2010).

Eksiklerine rağmen teknolojinin hızla, eğitim sektörüne nüfuz etmesi insanlarda teknolojinin eğitimi dönüştürmesine dair beklentilere girmesine sebep olmuştur. Teknolojinin eğitimi dönüştüreceğini umanlar, sadece bu çağın insanları değildi elbette. Her dönemin kendine özgü geliştirdiği yeni araçlar, insanlarda farklı alanlarda bu mekanik veya dijital araçların kullanımına dair yeni alanlar bulma isteği ile de birleşerek farklı iddiaları ortaya çıkarmıştır.

Örneğin, Jean Marc Cote’nin 1899 yılında Paris Dünya Fuarı’nda, geleceğe dair resimlerin olduğu bir sergide sergilenen 2000’li yıllardaki okul ortamının fütüristik bir illüstrasyonla anlatıldığı çizimde bu iddialardan biri görülmektedir.

Resimde öğretmenin bir öğütme makinesine attığı kitaplar elektrik yolu ile öğrencilerin kulaklıklarına iletiliyor ve öğrenciler kitapları dinleyerek bir şeyler öğreniyorlar. Aslında bugün bilgisayar kullanımı ile dijitalleşmiş kaynakların (kitap, görsel ve tüm basılı kaynaklar vb.) oluşturulması, her ne kadar görsel ve kullanımsal farklar içerse de, bu resim ile mantıksal olarak bir paralellik gösteriyor. Bu durumda Cote’nin, eğitim materyalleri konusunda tutarlı tahminlerde bulunmasa da uygulama açısından isabetli bir öngörüde bulunduğu söylenebilir.

Eğitim Hedefleri İçin Yeni Teknolojiler
Teknoloji sayesinde geliştirilen her ürünün doğrudan eğitimde kullanılması mümkün değildir. Hatta her teknolojinin eğitimde kullanılması gerekli de olmayabilir. Bu sebeple sürekli tekrar ettiğimiz teknoloji kavramının altına eğitim amaçlı kullanmak üzere, genel olarak nelerin belirlendiği aşağıda belirtilmiştir. Eğitim Hedefleri için yeni teknolojiler başlığı altında; New Media Consortium (NMC) ve EDUCAUSE Öğrenme Girişimi (EDUCAUSE Learning Initiative) tarafından yıllık olarak hazırlanan Ufuk Raporları (Horizon Reports) temel alınmıştır. Ufuk Raporları, “Ufuk Projesi“ kapsamı altından dünya çapındaki eğitimcilerin en son öğrenme ve öğretme teknolojilerinden haberdar olmaları amacı ile 2002 yılından bu güne yayınlanmaktadır. Bu kitabın içinde çok temel olarak bir özet yapılmış ve eğitim için kullanılan teknolojiler, araçlar ve kullanım stratejileri yedi kategoride toplanmıştır.

1. Tüketici Teknolojileri
Tüketici teknolojileri eğlence ve mesleki amaçlar için yaratılan araçlardır. Ancak öğrenmeye yardımcı olmak için de iyi birer hizmettir ve okullarda kullanılmak için oldukça uygundur. Bu teknolojiler, insanlar evde veya başka yerlerde kullandıkları için kolayca okullara uyarlanırlar. 3D Video, Elektronik
Yayıncılık (Electronic Publishing), Mobil Uygulamalar (Mobile Apps), Niceleştirilmiş Benlik (Quantified Self), Tablet Bilişim (Tablet Computing), Telepresence ve Giyilebilir Teknoloji (Wearable Technology) bu tür teknolojilerin en yaygın örnekleridir.

1.1 Elektronik Yayıncılık: E-kitaplar tüketici sektöründe güçlü bir ilgi yaratıp basılı kitapların tahtını sallamaya devam etmektedir. Modern elektronik okuyucular (iPad, Kindle vb.), not alma ve araştırma faaliyetlerini desteklemekte ve bu temel işlevleri, kapsamlı deneyimlerden sosyal etkileşimi desteklemeye kadar, okumaya yönelik algılamamızı değiştiren yeni yeteneklerle genişletmeye başlamıştır (Johnson ve ark., 2011). Türkiye’de de özellikle z-kitap (zenginleştirilmiş kitap) uygulamasının son yıllarda eğitimde kullanımı oldukça popülerleşmiştir.

1.2 Mobil Uygulamalar: Öğrencilerin taşınabilir aygıtlara sahip olmaları ve kullanmaları gittikçe yaygınlaştığı için, mobil öğrenme K-12 eğitiminin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Kullanımı kolay dokunmatik ekran ara yüzleriyle, küçük çocuklar bile bir tablet veya akıllı telefonu kolayca alıp hemen kullanmaya başlamaktalar. Mobil aygıtlar, internet tarafından teşvik edilen sınırsız öğrenme, işbirliği ve üretkenlik için temel araçlardır. Cep telefonlarının en hızlı büyüyen yönlerinden biri de mobil uygulamalardır. Eğitim şirketlerinin ve web sitelerinin çoğu da mobil cihazlar için uyumlu programlar, platformlar ve müfredatlar oluşturuyorlar. Ayrıca, birçok okul ve okul sonrası programlarda K-12 öğrencilerine uygulama geliştirme ve programlama öğretilmesi giderek yaygınlaşmaktadır (Johnson, Adams Becker, Cummins, Estrada, Freeman & Ludgate, 2013).

TASAM Yayınlarının "Geleceğin Okullarını Keşfetmek" isimli kitabından alınmıştır.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2574 ) Etkinlik ( 173 )
Alanlar
Afrika 65 607
Asya 76 1002
Avrupa 13 620
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 281
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1327 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 277
Orta Doğu 18 584
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1951 ) Etkinlik ( 72 )
Alanlar
Türkiye 72 1951

Son Eklenenler