Nükleer Santral Yasasına Veto

Haber

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer nükleer santraller kurulmasına ilişkin yasanın 3 maddesini veto etti. Sezer veto gerekçesinde ’Kamu yararı yeterince gözetilmiyor ve düzenleme Hazine’ye büyük yük getirir’ dedi. Cumhurbaşkanı Sezer, 5654 sayılı "Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun"u, 5, 6 ve 7’nci maddelerini, bir kez daha görüşülmesi için, TBMM Başkanlığı’na geri gönderdi....

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer nükleer santraller kurulmasına ilişkin yasanın 3 maddesini veto etti. Sezer veto gerekçesinde ’Kamu yararı yeterince gözetilmiyor ve düzenleme Hazine’ye büyük yük getirir’ dedi.
Cumhurbaşkanı Sezer, 5654 sayılı "Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun"u, 5, 6 ve 7’nci maddelerini, bir kez daha görüşülmesi için, TBMM Başkanlığı’na geri gönderdi.

Cumhurbaşkanı Sezer’in üç maddesini veto ettiği yasa, devletin tek başına ya da özel sektör ile işbirliği yaparak nükleer santral kurmasını sağlarken, özel sektörü santral kurmaya ve işletmeye teşvik etmek amacıyla da kolaylıklar getiriyordu.

Cumhurbaşkanı Sezer de yasayı işte bu kolaylıklar nedeniyle veto etti.

Yasa, nükleer santral, kurmak ve işletmek için devletin bir şirket kurması halinde bunun diğer KİT’lerin tabi olduğu düzenlemelerin dışında kalmasını sağlıyor.

Cumhurbaşkanı Sezer veto gerekçesinde, bir şirketin sermayesinin yüzde elliden fazlası kamuda ise, denetimin Meclis’te olması gerektiğini hatırlattı ve "Yasada kurulacak şirketin denetiminin hangi kurum tarafından yapılacağı yer almalı "dedi.

"Özelleştirmede inisiyatif özel sektöre bırakılmış"

Yasa, devletin kuracağı şirkete özel sektörün istediği oranda katılabileceğini belirtiyor. Cumhurbaşkanı , özelleştirme yönteminin gösterilmesini istedi ve "Özelleştirmede inisiyatif özel sektöre bırakılmış görünmektedir" dedi.

"Hazine’ye büyük mali yük gelir"

Yasa, nükleer santralın kurulması, faaliyeti ya da sökülmesi sırasında ortaya çıkabilecek masraflar için iki ayrı fon kurulmasını öngörüyor.

Bu hesaplara, şirketler para yatırmakla yükümlü. Masraflar için fondaki paranın yeterli olmaması halinde ise, masraflar Hazine tarafından karşılanacak. Ancak Cumhurbaşkanı, bunu ’santralın sökülmesi, kurulmasından daha masraflıdır, Hazine’ye büyük mali yük getirir’ gerekçesiyle eleştirdi.

Sezer, Hazine’nin yapacağı masrafların daha sonra şirketlerden alınacağının yasada yer alması gerektiğini vurguladı.

Nükleer güç santralleri kurulmasına ilişkin kanun tasarısı 8 Mayıs’ta Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmişti.

Nükleer enerji tartışması

Nükleer enerji Türkiye’de uzun süredir tartışılıyor. Bazı kesimler nükleer enerjinin kaçınılmaz olduğunu belirtirken, bazı kesimler ise nükleer enerjinin zararının faydasından çok olduğunu, gelişmiş ülkelerden çoğunun yeni nükleer santral kurmadığını ve atık sorununun geleceğe dair çok önemli bir kaygı yarattığını söylüyor.

Nükleer Karşıtı Platformu üyeleri, geçtiğimiz kasım ayında, Türkiye’de nükleer santral yapılmaması için topladıkları 100 bin imzalı dilekçeyi TBMM’ye sunmuştu.

Nükleer karşıtları Türkiye’de yüksek bir güneş, rüzgar ve hidroelektrik potansiyeli bulunduğunu ve bunların kullanılması gerektiğinin altını çiziyor.
Kaynak: CNN Türk / 24.05.2007
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2634 ) Etkinlik ( 212 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 14 66
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1346 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 282
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Türkiye’de yaşayan ve özellikle de 1950’li yıllarda ana vatana göç eden eski Yugoslavya muhacirlerinin uzunca yıllardır kulaktan kulağa yaydığı bir mesele Makedonya vatandaşlığı hakkına sahip olmak. ;

Arjantin ise 45 milyonluk nüfusu, 2 milyon 791 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 518 milyar doları aşan GSYİH’sı ile Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik bir aktör olup üyesi olduğu bölgesel ve küresel uluslararası örgütler içindeki aktivitesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Arjantin, ...;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...