Göç ve Tersine Göç Kavramı

Makale

İnsanlar tarih boyunca yaşadıkları yerden bir şekilde ayrılmak durumunda kalmışlardır. Homo Sapiens’in doğuşu aynı zamanda insanoğlunun göçlerinin başlangıcı olarak kabul edilir. Savaşlar, çatışmalar, ekonomik ve siyasî iktidarsızlıklar, güvenlik kaygısı, salgın hastalıklar, gıda ve su yetersizliği bunun gibi birçok göçe neden olan durum vardır....

İnsanlar tarih boyunca yaşadıkları yerden bir şekilde ayrılmak durumunda kalmışlardır. Homo Sapiens’in doğuşu aynı zamanda insanoğlunun göçlerinin başlangıcı olarak kabul edilir. Savaşlar, çatışmalar, ekonomik ve siyasî iktidarsızlıklar, güvenlik kaygısı, salgın hastalıklar, gıda ve su yetersizliği bunun gibi birçok göçe neden olan durum vardır. Sadece zorunlu durumlarda değil, hayat standartlarını iyileştirebilmek, iyi bir eğitim alabilmek ve böylece entelektüel seviyeyi yukarıya taşımak gibi nedenler ile de insanoğlu göç etmiştir ve etmeye devam edecektir. Göç bireylerin yaşam, kural, inanç ve düşünce yapılarının da değişmesine zemin hazırlamaktadır. Göç sosyolojik bir olgu olduğu kadar ekonomik, kültürel, psikolojik ve hukuki boyutları da olan bir olgudur. Hem göç edenler hem de göç edilen yer olarak iki farklı boyutta etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu süreç içerisinde bir sonuca varabilmek için göçün oluşumu ve nedenleri, göç süreci, göç edilen yerin özellikleri ve göç edilen yerde karşılaşılan yeni durumların detaylı bir şekilde analiz edilmesi gerekir. Göç kavramı birçok farklı konuyu içinde barındırır. Göç kimileri için bir kurtuluş yolu kimileri için zorlu bir süreç kimileri içinse içinde büyük hayalleri barındıran bir durumdur. Bizim ülkemiz de konumu itibariyle hem göç alan bir ülke hem de Avrupa’ya, hayallere uzanan bir transit yani geçiş ülkesidir. Kırk bin yıl önce insanoğlu Güneydoğu’dan Avrupa’ya girmiştir. Bu göç hareketi bizi de çok yakından ilgilendiriyor. Çünkü bu göç dalgasıyla birlikte bugünkü anavatanımız olan Anadolu ilk defa insanoğlu tarafından keşfedildi ve ilk göçlerini almaya başladı.

Türkiye Cumhuriyeti, kurulduktan sonra da büyük insan kitlelerine ev sahipliği yapmış, Türkiye ile tarihsel ve kültürel bağları bulunan gruplar Anadolu coğrafyasına göç etmişlerdir. Bugün de Türkiye’de insan hareketliliği konusunda geçtiğimiz yıllara göre düşüş olsa da azımsanmayacak bir seviyededir. Türkiye’nin 1950’li yıllarda tanıştığı iç göç, 1980 sonrasında daha da hızlanarak göç alan ve veren merkezlerde ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal değişimlere ve sorunlara yol açmıştır. 1950’li yıllardan itibaren sanayileşme ve kentleşmenin artması, kapitalistleşme sürecine girerek, dünya sistemi ile entegrasyonu hızlanan Türkiye’de tarımın modernleşmesi ve makineleşmesi toplumsal bir dönüşüm ile birlikte kırsal nüfusun kentsel alanlara hareketini başlatmıştır. Sanayi toplumu olma konusunda hızlı bir gelişme sağlayamayan Türkiye’de, kentleşme de paralel bir hızda gelişememiştir. Kırsal alandan hızlı bir şekilde kente göç eden nüfus olduğundan dolayı gecekondulaşma yaygın bir şekilde ortaya çıkmıştır. Ülke sınırlarımız içerisinde göçü incelediğimiz zaman 2000’li yıllara kadar hep bir kırsal alandan kente doğru göç olduğunu yoğun bir şekilde gözlemleyebiliriz. Ülkenin geri kalmış bölge ve kentlerinden, ülkenin daha gelişmiş bölge ve kentlerine doğru seyreden bir göç hareketi olmuştur. Bu göç durumu birçok sorunu beraberinde getirmiştir. Kentsel bölgelerde ekonomik ve sosyal sorunlara neden olmuştur. Özellikle İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirlerde bu sorun daha çok boy göstermiştir. Şehir hayatı ile köy hayatının ayrımı uzun süre yapılamamış, köyden kente göç eden insanlar kent yaşamına adapte olmak için ciddi sıkıntılar yaşamışlardır. Bu göç hareketleriyle beraber illegal birçok sektör ortaya çıkmış karaborsacılık, dolmuşçuluk gibi sektörler büyük şehirlerde günden güne yaygınlaşmıştır. Bununla birlikte kırsalda köylülük, şehirde hemşericilik adını almış ve bu kavram günden güne yaygınlaşmıştır. Aynı memleketten veya köyden gelen insanlar birbirlerini hemşericilik adı altında istihdam etmeye çalışmışlardır. Ama göç etmek bir yana göç ettiğin şehirde istediğin amaca ulaşmak gibi bir durum söz konusudur. Nitekim bu çoğu göçmen için çok zorlu bir adaptasyon sürecini içinde barındırıyordu.

Uzun yıllar “taşı toprağı altın şehir“ olarak göç alan İstanbul, artık yavaş yavaş göç veren bir şehir durumuna getirilmek istenmiştir. Küçük şehirlerde ve köylerde yeterli seviyede iş gücü olması insanları İstanbul gibi büyük şehirlere itmiştir. Nüfusu 15 milyonu aşan kayıt dışı birçok insanın da yaşamını sürdürdüğü şehir olan İstanbul bir yandan sınır dışından gelen göçmenlere ev sahipliği yaparken aynı zamanda istediği iş ve kaliteli bir yaşam imkânı bulamayan ülke içindeki insanların da yoğun bir şekilde yaşamlarını sürdürmeye çalıştığı bir şehirdir.

Köyden kente göçün gözle görülür şekilde arttığı bir süreç yaşayan Türkiye’de, son yıllarda artan işsizlik, göçmen hareketlerinin fazlalaşması ve suç oranlarının artması nedeniyle ters anlamda bir göç durumu ortaya çıkmıştır. Öncelikli neden büyük şehirlerin git gide kalabalıklaşması durumudur. Yoğunluktan bunalan insanlar, nefes alacak dahi yeri kalmayan İstanbul’dan uzaklaşmak için bu göç durumunu tercih etmektedir. Hepimizin çevresinde İstanbul’un kalabalığından ve karmaşasından sıkılmış bunalmış kendini doğaya ve küçük şehirlere atma isteği olan, memleketlerine dönmek isteyen insanları görebiliriz. Özellikle orta yaş ve üzeri nüfusun daha çok istediği bir durumdur. Kentlere doğru yapılan göçün yıldan yıla artışı, kentlerin mekânsal ve sosyo-ekonomik açıdan kaldıramayacağı bir nüfus yoğunluğuna yol açmıştır. Ekonomik olarak beklentilerini karşılayamayan göçmenler kültürel uyumsuzluk, madde bağımlılığı, dışlanma ve aileden sevdiklerinden uzak kalma durumu büyük sorunlar oluşturmuştur. Türkiye’de en çok göç alan illerin başında olan İstanbul, sorunları en ağır şekliyle yaşamakta ve çözüm bulmak amacıyla tersine göçü teşvik edip desteklemektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü ‘“İstanbul’dan Tersine Göç Projesi“ bunun bir örneğini oluşturmaktadır. İstanbul’a çeşitli nedenlerle gelmiş ancak ekonomik şartlardan dolayı İstanbul’da geçim sıkıntısına düşüp memleketine dönmek isteyen kişilerin otobüs biletleri satın alınmakta, taşınma masraflarını karşılayamayan vatandaşların masrafları karşılanmakta, eşyalı göç eden insanların eşyalarını taşımak için nakliye aracı tahsis edip eşyaların gideceği yere güvenli bir şekilde ulaştırılması sağlanmaktadır (www.ibb.gov.tr,2012). Tersine göç için bir büro oluşturulmuş ve işlemler bu büroda gerçekleştirilmektedir. Geçmiş dönemlerde tarım ve hayvancılıktaki üretimi ile bilinen tanınan bir ülke olan Türkiye artık insanların bu işi yapmak istemeyip kentlerde yaşama hayallerinden dolayı terk ettikleri memleketlerinden dolayı tarım ve hayvancılıkta gözle görülür bir düşüş söz konusu olmuştu. Nitekim devlette tersine göçü desteklemiş hatta hayvancılık yapmak isteyen insanlara maddi destek sağlama yoluna yönelmiştir. Hem büyük şehirlerin insan trafiğini azaltmak hem de tarım ve hayvancılığı kalkındırmak adına hamleler yapılmıştır. Tersine göç eden insanlar için çekici faktörler oluşturulması veya oluşturulan çekici faktörlerin daha da artması gerekmektedir. Büyük şehirlerde aradığını bulamayan bulduğunu tutamayan insanlar için memleketlerinde sadece tarım ve hayvancılık değil; eğitim, sağlık ve büyük sanayi yatırımları gibi çekici faktörler oluşturmak gerekmektedir. Geçmişte yapılan GAP projesi gibi büyük projeler oluşturulmalı insanlara istihdam sağlanmalıdır.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2596 ) Etkinlik ( 184 )
Alanlar
Afrika 68 616
Asya 81 1006
Avrupa 15 625
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 284
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1340 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 174
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1285 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 507
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1988 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1988

21’inci yüzyıla Avrupa yeni güvenlik sorunları ile girmiş ve bu da güvenlik ilişkileri ve kurumsal yapılar açısından çok farklı belirlemeleri ve gelişmeleri gündeme getirmektedir. Bu durum, mevcut uluslararası kuruluşların çoğunun rol ve fonksiyonlarını değiştirmekte, bazılarının yok olmasına neden ...;

Çin ve Türk otoritelerinin işbirliği/katkıları ile sürdürülen Proje kapsamında “Çin’in Başarılarının Sırrı | Çin Türkiye İşbirliğinin Geleceği” Çalıştayı İstanbul’da yapıldı.;

1789 yılından bu yana kıta ile ilişkileri bulunan ABD’nin dış politikasında Afrika’nın hiçbir zaman bu politikaların merkezinde bulunmadığı ve uzun bir dönem Afrika ülkelerine üst düzey ziyaretlerin gerçekleştirilmediği görülürken, buna karşın 1840’lı yıllarda bağımsız Liberya’nın oluşumuna önemli k...;

Bu bağlamda tüm ekosistemi stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla seferber edip, bir araya getirecek olan Türkiye - Çin Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

1989 yılında Rusya’da faaliyete geçen şirketlerin tamamının hedefi şüphesiz ki, başarılı olmak ve kâr elde etmekti. Ancak diğerlerinden ayrılan bir kuruluş vardı ki, 13 yıl içerisinde gösterdiği gelişim hayranlık uyandıracak cinstendi. ;

Bu bağlamda sektör temsilcilerini stratejik boyutu da kapsayan bir yaklaşımla bir araya getirecek olan Türkiye - Birleşik Krallık Stratejik Diyaloğu önemli bir işlev görecektir.;

Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel hamlelerinin şifrelerini çözebilmek için “ulusal güvenlik stratejilerine“ bakmak gereklidir. “Yeni bir yüzyılda ulusal güvenlik stratejisi“ isimli belgede ABD, dünyayı nasıl okuduğunu, kendisi için önceliği bulunan konuları, tehlike ve tehditlerin neler olduğu...;

“Geleceğin Akdeniz Ekonomisi ve Türkiye“ ana teması ile düzenlenecek olan 2. Uluslararası Akdeniz Kongresi, Bölge ülkeleri arasında iletişimin artırılmasına, bölgesel sorunların çözümü için öneriler geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.;

2. Uluslararası Akdeniz Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

2. Uluslararası Karadeniz - Kafkas Kongresi

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

10. Balkan İletişim Ağı Konferansı

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

9. Uluslararası Balkan Forumu

  • 28 Eyl 2022 - 30 Eyl 2022
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

1 - İKT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu 28 - 30 Ocak 2010 tarihleri arasında İstanbul’da yapıcı ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir.