Küreselleşme ve Teknolojideki Gelişmelerin Güvenlik Açısından Yarattığı Yeni Risk ve Tehditler

Makale

Küreselleşme; devletler ve şirketler arasında sosyal ve ekonomik alanlardaki küresel işbirliğinin nicelik ve nitelik olarak artışı sonucu, başta ekonomik alanda olmak üzere, devletler arasındaki bağlantı ve bağımlılığın artışı süreci olarak değerlendirilebilir.1...

Giriş

Küreselleşme; devletler ve şirketler arasında sosyal ve ekonomik alanlardaki küresel işbirliğinin nicelik ve nitelik olarak artışı sonucu, başta ekonomik alanda olmak üzere, devletler arasındaki bağlantı ve bağımlılığın artışı süreci olarak değerlendirilebilir.1

Küreselleşme etkileri itibariyle; siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, coğrafi, ekolojik ve teknolojik alanları kapsayan, geniş bir anlam ifade etmektedir.2 Birçok konunun birbirine doğrudan veya dolaylı etkisi olduğu kabul edilmekle beraber; bu yazıda küreselleşmenin güvenliğe yönelik etkileri üzerinde durulmaktadır. Küreselleşmenin neden olduğu doğrudan veya dolaylı birçok etki ile güvenliği menfi yönde etkileyen birçok gelişme meydana gelmiştir.

Küreselleşmenin en büyük etkisi ulus devlet yapıları üzerinde gerçekleşmektedir. Küreselleşme ile uluslararası ve ulusüstü yapıların gelişmesi, ulusal egemenliğin aşınmasına yol açmakta, ulusal çıkarları sağlamaya yönelik güç politikalarının uygulanmasını güçleştirmektedir.3

Küreselleşme ortamının doğrudan veya dolaylı olarak yarattığı etkilerle, güvenlik kavramı da değişmekte, şekil değiştirmektedir. Güvenlik kavramı mevcut durum itibariyle, genişlemiş, uluslararası ve devletler üstü bir yapıya bürünmüştür. Artık ulus devletler güvenlik konseptlerini yeni koşullara göre tadil etmek durumundadırlar.

Diğer taraftan teknolojik gelişmelerin önümüzdeki yıllarda artan bir hızla devam edeceği; 21 inci yüzyılda insanlığın ürettiği tüm teknolojik birikimin toplamı kadar bir gelişme sağlanacağı öngörüleri yapılmaktadır. Bu gelişmeler yine çok geniş bir alanda insanlığı etkileyecektir. Otomasyon, yapay zekâ, makinelerin iletişimi ve robot teknolojisindeki gelişmelerin sanayi ve ekonomi başta olmak üzere insan, toplum ve devlet üzerinde ne tür radikal değişimlere neden olacağı üzerinde tartışılan güncel bir konudur. Ancak bu yazının temel dayanağı olarak alınan teknolojik gelişmelerin, harp ve çatışmanın doğasına; dolayısıyla ülkelerin güvenliğine etkileri çarpıcı boyutlarda olabilecektir.

Robot teknolojileri ile yapay zekâ uygulamalarının, harp silah, sistem ve araçları üzerinde neden olacağı gelişmelerin, geçmişte ateşli silahlar, motorlu araçlar, roket ve füzelerin harp yöntem, taktik ve stratejileri üzerinde yapmış olduğu etki kadar, devrimsel yeni dönüşümlere yol açacağı düşünülmektedir.

Bu bağlamda tebliğimin 2. Bölümünde, küreselleşmenin güvenliğe yönelik etkileri incelenirken; 3. Bölümde teknolojik gelişmeler etkisinde tehdit ve risklerdeki değişimler; insansız hava araçları ile dronların temini ve silah olarak kullanımı, robot teknolojisindeki gelişmeler ve yapay zekâ ile siber saldırı alt başlıkları ile analiz edilmektedir. 4. Bölümde ise bu gelişmelerin savaş yöntem ve stratejilerinde neden olabileceği gelişmeler üzerinde durulmaktadır. Sonuç bölümünde ise tahlilin neticesi ve alınması gereken tedbirlere yönelik teklifler yer almaktadır.


1. Küreselleşme ve Güvenlik Kavramında Meydana Gelen Değişimler

Küreselleşme, esas olarak ulus devletlerin güvenlik paradigmalarını değiştirmiş, güvenliklerine yönelik birçok yeni tehdit ve riskin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Küreselleşmenin etkisiyle başta ekonomik yapı ve egemenlik olmak üzere, ulus devletler genel bir olumsuz etki altında bulunmakta ve ortaya çıkan değişimlere uyum sağlamaya çalışmaktadırlar. Dolayısıyla bu durumda, ortaya çıkış dinamikleri ve yarattığı etkiler itibari ile savaş ve güvenlik kavramları da değişim göstermektedir.4 Güvenlik kavramı sadece ulus devletler kapsamında değerlendirilemeyecek şekilde, adeta uluslararası ve devletler üstü bir yapıya bürünmüştür. Bu nedenle 21. Yüzyılda ulus devletlerin güvenlik konseptlerini gözden geçirmesi ihtiyacı bulunmaktadır.

Soğuk savaş yıllarının ideolojik mücadele ortamının güvenlik anlayışı, klasik iç ve dış güvenlik tehditleri anlayışıyla sınırlıydı. Küreselleşmenin hızlanması ile kapital ve insan dolaşımının serbestleşmesi, ulaştırma imkânlarının gelişmesi, uluslararası ticaretin büyümesi ve internetin çok kısa sürede küresel düzeyde yaygınlaşarak sanal bir dünya oluşturması ile güvenlik ortamı çok yönlü ve çok boyutlu bir alan haline geldi. Günümüzde artık çatışmalar sınırları aşarak hızla çevresine yayılabilmekte, ölümden kaçan mülteci kitleleri başka ülkeler için yeni güvenlik sorunları yaratmaktadır.

Günümüzdeki güvenlik ortamını tanımlayan faktörleri; küreselleşmeye bağlı sınır aşan aktörler, çok kutuplu bir dünya düzeni, ulusal çıkarların tekrar ön plana çıkması, güvenlik kavramının çok geniş bir spektruma yayılması, çatışmaların nedenleriyle birlikte genişlemesi olarak sayabiliriz.5

Güvenlik olgusu, artık devletlerin ne bir iç meselesi olarak, ne de birbirleri arasındaki ilişkiler düzlemi kapsamında değerlendirilemeyecek bir boyut kazanmıştır. Uluslararasındaki güvenlik problemleri klasik soğuk savaş anlayışının çok ötesinde, düzensiz ve asimetrik bir boyut kazanmış, ulus devlet mekanizmalarına yönelik tehditler boyut değiştirerek artmış, iç güvenlik ihtiyaçları için devletlerin reorganizasyon çalışmaları yanında, uluslararası işbirliği de gerekli hale gelmiştir.

Artık kontrol edilemeyen mülteci dalgaları da başlı başına bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Güncel bir örnek olarak, Suriye’deki savaş, sınırlarının dışına taşan bölgesel bir krize dönüşmüş ve bu kriz İkinci Dünya Harbi’nden beri görülmemiş büyüklükte bir küresel mülteci dalgası yaratmıştır. Bu durum Türkiye’yi ciddi şekilde etkilerken; Avrupa’yı yaklaşık 60 yıldır adım adım yürütülen AB projesini çökertme tehdidi ile baş başa bırakmıştır.

Paradoksal olarak, çatışmalar sınır tanımadıkça ve bu çatışmaların yayılmasında sınırların etkisi azaldıkça, sınırlar aynı zamanda tekrar önem kazanmaktadır. Berlin Duvarı’nın yıkılmasından beri küresel düzeyde 40’ın üzerinde ülke, 60’dan fazla komşusuna karşı duvar inşa etmiştir. Bunlardan 15’i
sadece 2015 yılında inşa edilmiştir. Avrupa’da Şengen bölgesi tehdit altındadır. Ukrayna Kırım örneğinde olduğu gibi sınırlar artık zorla değiştirilmeye başlanmış ve bu durum güvenlik ortamını daha da tehlikeli hale getirmiştir.6

TASAM Yayınlarının "Devlet Doğasının Değişimi: Güvenliğin Sınırları" isimli kitabından alınmıştır.
“Devlet Doğasının Değişimi: Güvenliğin Sınırları“ e-kitabı için Tıklayınız

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

Dönemin ABD Başkanı G. Bush himayesinde ve Irak Büyükelçisi J. D. Negroponte başkanlığında 2005’te faaliyetlerine başlayan Ulusal İstihbarat Konseyi’nin “Küresel Trendler 2040“ raporunda; uluslararası sistem, siyaset, ekonomi, teknoloji, toplumsal gelişim, demografik dinamikler ve çevre gibi başlıca...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.