Küreselleşen Dünyada Devletlerin Sınır Güvenliği: Uludere Sınırı Örneği

Makale

Türkiye’nin genel güvenliği açısından sınır güvenliği önemli bir kavramdır. Başta Doğu ve Güneydoğu sınırlarının fiziki coğrafya özellikleri ve güney sınırlarının yanı başında bulunan istikrarsız siyasi rejimler sınır güvenliğini Türkiye açısından daha da önemli kılmaktadır. ...

Dr. Bülent ÖZTÜRK
Çankırı İl Emniyet Müdürlüğü, Şube Müdürü

Prof. Dr. İhsan BULUT
Akdeniz Üniversitesi

Giriş

Türkiye’nin genel güvenliği açısından sınır güvenliği önemli bir kavramdır. Başta Doğu ve Güneydoğu sınırlarının fiziki coğrafya özellikleri ve güney sınırlarının yanı başında bulunan istikrarsız siyasi rejimler sınır güvenliğini Türkiye açısından daha da önemli kılmaktadır. İnsan kaçakçılığı başta olmak üzere her türlü kaçakçılık, uyuşturucu ticareti, insan ticareti ve yasadışı göç başta olmak üzere sınır güvenliği ve yönetimine ilişkin faaliyetler ülkenin ulusal ve uluslararası güvenliğini tehdit etmekte ve Türkiye açısından henüz araştırılmamış önemli sınır çalışma konularını oluşturmaktadır.

Coğrafi bir kavram olarak sınır siyasal, ekonomik, kültürel ve toplumsal olarak farklı anlamlara sahiptir ve farklı şekillerde kullanılagelmiştir. Ayrıca sınırlar günümüzde de önemli araştırma konuları içerisinde yer almaktadır. Bu bağlamda özellikle Dünyanın birçok yerinde yaşanan çatışmalar sınır çalışmalarının yeni bir boyut kazanmasını sağlamış ve önemli hale getirmiştir. Benzer şekilde yeni güvenlik konsepti ışığında, güvenlik ve güvenli alan/bölge oluşturmak için Avrupa Birliğinde (AB), Entegre Sınır Yönetimi modeli kullanılmaya başlanmıştır. AB’ne üyelik için aday olan Türkiye Cumhuriyeti de bu modeli benimsemiş, kurum içi, kurumlar arası ve diğer ülkelerle işbirliği çalışması başlatmıştır. Sınır aşan suçlarla mücadele için yapılması gerekenler, entegre (bütünleşmiş) sınır yönetimi dâhilinde sınır güvenliği anlayışının bölgesel ve küresel aktörlerini içine alarak yeni bir anlam kazanmıştır.

Sınırdaş ülkelerin siyasal yapıları ve güvenlik kabiliyetleri sınırların güvenliği açısından önemlidir. Türkiye’nin güney ve güneydoğusunda yer alan ülkelerin iç savaş yaşamaları, sınır güvenliğinde endişe verici ihlallere yol açmakta, Türkiye’nin kendi çabaları ile güvenliğini sağlama çabaları başta can olmak üzere büyük ekonomik kayıplara da yol açmaktadır.

Uludere sınırı ve yaşanan trajik olay1 bu sorunun tipik örneğidir. Irak’ta 1991 yılından beri yaşanan siyasi istikrarsızlık, Uludere sınır güvenliğini riskli hale getirmiştir. Uludere ilçesi ve yakın çevresindeki yerleşmelerde yaşayan nüfus, sınırın güneyinde yaşanan güvenlik zaafını değerlendirerek, kaçakçılığa
yönelmiştir. Bu sorun Türkiye’de yaşanan terör ile birlikte, silah kaçakçılığının da yer aldığı, oldukça tehlikeli bir boyut kazanmıştır.

Araştırmaya literatür taraması ile başlanmış, farklı kaynaklardan ve çeşitli veri toplama yöntemleri kullanılarak elde edilen verilerin temini ve ilgili birimlerden doğrudan temas kurularak fiilen sahaya dayalı birincil kaynaklardan yararlanılarak konu analizi yapılmıştır. Bölgeye ait haritaların oluşturulması, güvenlik ile arazi yapısı, doğal ve beşeri koşullar arasındaki korelasyonların araştırılmasına dayalı bir yaklaşımla veriler analiz edilmiş ve değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, hava fotoğraflarının temini ve yorumlanması, verilerin yorumlanması, haritaların oluşturulması ve risk analizleri yapılarak çalışma tamamlanmıştır. Araştırma bu niteliği ile karma metotla başka bir ifade ile nitel ve nicel yaklaşıma dayalı bir metodolojiyle hazırlanmıştır. Uludere örneğinde incelenen sınır güvenliği, Türkiye’nin jeopolitik yapısı, güvenlik paradigmaları ve sınır araştırmalarında kullanılan metotlardan yararlanarak tamamlanmıştır.


1. Küreselleşme ve Sınırlar

Etki alanı toplumlararası ilişkiler olan küreselleşme, bu ilişkilere konu olan her türlü siyasi, ticari, askeri, ekonomik, sosyokültürel boyutlara sahiptir. Ulus-devlet, uluslararası kuruluşlar ve devletler-üstü kurumlar, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları küreselleşmenin aktörleri arasında yer almaktadır. Küreselleşme sürecinde, bu dört aktörün birbirleriyle olan iletişimsel eylemleri sonucu oluşan etkileşimleri küreselleşmeye yön vermektedir (Bayar, 2008, s. 26).

Jeopolitik konumuyla birçok sorunla karşı karşıya kalan Türkiye, jeostratejik konumuyla da küreselleşmenin etki alanındadır. Kıtalar arası köprü vazifesi gören Türkiye’nin de bu küreselleşme dalgasından etkilenmeye devam ettiği söylenebilir. Bulunduğu coğrafi konum haricinde sahibi olduğu jeopolitiğin değişen unsurları arasında yer alan başka bir deyişle beşeri unsurlarından nüfusu ve kültür değerleri ile kültür çevresi Türkiye’nin küreselleşme sürecinden fazlaca etkilenmesine neden olmaktadır.

Bununla birlikte güvenlik kavramının günümüzde yaşadığı değişim küreselleşmenin yoğunlaşmasıyla gerçekleşmektedir. Soğuk Savaş Döneminde ülkemiz açısından güvenlik tehdidi komünizm olarak kabul edilirken, günümüzde genel ve özel alanlara kayan kişisel ve küresel alanda, askeri de olmayan
alanlardan kaynaklanabilen tehdit algılamalarımız oluşmuştur. Etnik çatışmalar, ülkelerin yayılmacı ve sömürgeci politikaları, biyolojik-kimyasal-nükleer silahların üretilmesi ve yayılması ve silahlanma yarışı, asimetrik tehditlerin çoğalması geleneksel güvenlik tehditlerindendir.

1996 yılından bu yana Türkiye’nin de aktif bir üyesi olduğu Birleşmiş Milletlerde yapılan Uluslararası Silahsızlanma Konferansı’nda kaleme alınan sonuç raporunda ifade edilen yeni güvenlik anlayışına göre; “Güvenlik yalnızca askeri değil aynı zamanda politik, ekonomik, sosyal, insani ve ekolojik bakış açılarına ihtiyaç duymaktadır… Yoksulluk, cehalet, salgın hastalıklar, sefalet, beslenme bozukluğu, doğal kaynakların israfı, insan hakları ihlalleri v.b. tehditler yani güvenlikle ilgili olan önemli tehditlerinden bazılarıdır“ (UNOG, 2016).

Globalleşme olarak da ifade edilen küreselleşme, çağımıza ait bir olgu olmayıp, farklı coğrafyalarda yaşayan toplumlar arasındaki iletişimin gerçekleştirildiği döneme kadar uzanır. Halen yaşamakta olduğumuz küreselleşme; en basit anlamda, yerkürenin farklı bölgelerinde yaşayan insan, toplum ve devletlerarasındaki iletişim ve etkileşim derecesinin “karşılıklı bağımlılık“ kavramı çerçevesinde giderek artması olarak tanımlanabilir. Küreselleşme sürecinin başlangıcı konusunda farklı varsayımlar olmakla beraber kimi yazarlar bu sürecin 20. Yüzyılın sonlarına doğru başladığını, kimileri de 20. yüzyıldan önce, coğrafi keşiflerle başladığını iddia etmektedirler (Karabağ, 2002).

TASAM Yayınlarının "Devlet Doğasının Değişimi: Güvenliğin Sınırları" isimli kitabından alınmıştır.
“Devlet Doğasının Değişimi: Güvenliğin Sınırları“ e-kitabı için Tıklayınız
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2583 ) Etkinlik ( 176 )
Alanlar
Afrika 66 613
Asya 78 1004
Avrupa 13 620
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 282
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1333 ) Etkinlik ( 45 )
Alanlar
Balkanlar 22 279
Orta Doğu 19 588
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1981 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1981

Son Eklenenler

Tüm dünyayı etkisine alan salgının da katkısıyla belirsizliklerin artışı oranında öngörülebilirliğin de azaldığı günümüzde, coğrafyamız başta olmak üzere farklı bölgelerde ortaya çıkan krizler ile uyuşmazlıklar küresel barış ve istikrarı tehdit ederken, çok taraflılık ve evrensel değerler de erozyon...;

Donald Trump seçimleri eski başkan yardımcısı Joe Biden'e kaybetti, ancak liberaller son derece küçük bir fark ile galip oldu. Bu Amerika'nın son yıllarda ne hâle geldiğinin bir özetidir; kararsız ve tatminsiz.;

9 Şubat 2021 Salı gecesi Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Türkiye’nin uzay programı açıklandı ve kamuoyunda oldukça yankı buldu. Programın olumlu ve olumsuz olarak yorumlanacak çok yanı var. Bu değerlendirme dokümanında yapıcı eleştirel düşünce ile Ülkemizin bu yolculuğuna ve kapsayıcı istişaresine...;

TASAM ve paydaşlarınca geliştirilen çok programlı BRAINS² TÜRKİYE inisiyatifinin Sentetik Gerçeklik Teknolojisi adlı uygulama programı “Derin-Sahte (Deepfake) Ürün ve Savunma Ekosistemi İnşası“ teması ile başlıyor.;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 27-29 Mayıs 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

Uzun süredir yazmak istediğim ama bunun için daha fazla zaman gerektiğini bilerek ertelediğim bir konuya sadece girizgâh yapacağım. “Sağlık Diplomasisi“ yaklaşık on yıldır üzerine okuduğum, gündemimde tuttuğum ve bu başlıkta çalışanları, ürettiklerini ve gerçekleşen çıktıları takip ettiğim bir alan.;

* BRAINS2 TÜRKİYE; ‘Biyoteknoloji’, ‘Robotik’, ‘Yapay Zekâ’, ‘Nanoteknoloji’, ‘Uzay’ ve ‘Stratejik Hizmetler’ alanlarında sektör, ekosistem ve kapasite geliştiren, Türkiye merkezli çok programlı bir marka/inisiyatiftir. Küresel ekonomide yeni iş modeli ve çok boyutlu güç dağılımını dönüştüren bu tem...;

Döneme ve konjönktüre göre gerek doğrudan gerek dolaylı olarak siyasete ve topluma biçim veren fakat en az aynı ölçüde siyaset ve toplum tarafından biçimlendirilen “medya“; başta iletişim ve ulaşım olmak üzere, eğitimden sağlığa, gıdadan giyime, bankacılıktan reklamcılık ve yayıncılığa ;

"Türkiye - Rusya İlişkileri" Konferansı

  • 22 Haz 2005 - 22 Haz 2005
  • İstanbul - Türkiye

3. Türkiye - Çin Forumu

  • 15 Eki 2018 - 20 Eki 2018
  • Pekin - Çin

3. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2021

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

4. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul İktisat Kongresi

  • 27 May 2021 - 29 May 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

Pandemi Sonrası Türkiye’nin Ekonomi ve Teknoloji Vizyonu Toplantısı

  • 17 Ara 2020 - 17 Ara 2020
  • TSİ 14.00 - Çevrimiçi -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.