Özbek Modeli

Alıntı

Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam KARİMOV; Özbekistan 1991’de bağımsızlığına kavuştuktan sonra totaliter, komut-yönetimsel, plan-dağıtımsal sistemden çıkarak ilerlemede kendi “Özbek Modeli” ni seçmiştir. Biz akla uygun olarak, reformların gerçekleşmesi yolunda devrimsel “şok terapi” modelini değil, evrimsel gelişmeyi tercih ederek, bu sayede kendi halkımızı ağır ekonomik ve sosyal depremden korumuş olduk....

Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam KARİMOV; Özbekistan 1991’de bağımsızlığına kavuştuktan sonra totaliter, komut-yönetimsel, plan-dağıtımsal sistemden çıkarak ilerlemede kendi “Özbek Modeli“ ni seçmiştir. Biz akla uygun olarak, reformların gerçekleşmesi yolunda devrimsel “şok terapi“ modelini değil, evrimsel gelişmeyi tercih ederek, bu sayede kendi halkımızı ağır ekonomik ve sosyal depremden korumuş olduk.

2010 senesi sona eriyor ve Özbekistan bağımsızlığının 20. senesi olan 2011 kapıdadır. Bu önemli tarih bağlamında doğal olarak değerlendirmemiz gerekenler şunlardır: Bizim hayat standartlarımız ve ülkemizin imajı nasıl değiştiği ve değişiyor olduğu, geçtiğimiz süreç içerisinde nelere ulaştığımız, sosyal yöntemli dengeli pazar ekonomisiyle medeni toplumun oluşturulması ile açık demokratik ülke kurma yolunda nasıl tempo gösterdiğimiz değerlendirmemiz gereken mevzulardır.

Kısaca söylemek gerekirse, bugün kendimize görev olarak belirlediğimiz çağdaş gelişmiş demokratik ülkeler sırasına girmek, kendi halkımıza gerekli yaşam şartları sağlamak ve dünya toplumunda hak ettiği konuma getirmek gibi uzun vadeli hedeflerimizin gerçekleştirilmesi için objektif değerlendirme yapmak görevimizdir.

Bilindiği gibi, Özbekistan 1991’de bağımsızlığına kavuştuktan sonra totaliter, komut-yönetimsel, plan-dağıtımsal sistemden çıkarak ilerlemede kendi “Özbek Modeli“ ni seçmiştir.

Bugün gerçekleşen ve hazırlanan modelin içeriği ve esası; temel değişimin yanı sıra devletin resmi ve anayasal düzenini yenilenmesi, ekonominin (deidelizasyon) ideolojiden arındırılarak, siyasetin üstün olması, devletin ana reformcu rolü üstlenmesi yani yapılan reformların öncülüğünü yapan, koordinatörü olan, yasalarının üstünlüğünü sağlayan ve güçlü sosyal siyaseti yürüten, yapılan reformların sürekliliği ve aşamalandırılması gibi ilkeleri var olan temel prensiplerden oluşan siyasi, ekonomik ve sosyal reformları gerçekleştirmesidir.

Biz akla uygun olarak, reformların gerçekleşmesi yolunda devrimsel “şok terapi“ modelini değil, evrimsel gelişmeyi tercih ederek, bu sayede kendi halkımızı ağır ekonomik ve sosyal depremden korumuş olduk.

İstikrarlı bir şekilde gelişen ve güvenilir finansal-banka sisteminin yanı sıra Özbekistan ekonomisini tekrar canlandırma gayreti ve ülkeyi modernleştirme yolunda atılan kararlı adımlar bugün dünya kamuoyunda ve IMF, Dünya Bankası, Asya Gelişim Bankası gibi uluslararası otoriter kurumlarca olumlu değerlendirilmektedir.

Gerçekten, Özbekistan’ın geçen 20 sene içerisinde GSMH’sı 3,5 kat, fert başına milli geliri 2,5 kat, halkın net milli hâsılası 3,8 kat, sosyal yardımlaşma alanında ülkenin harcama büyümesi 5 kat yükselerek yaşam kalitesi iyileşmiştir. Bu sayede kadın doğum ölüm oranı 2 kat, çocuk ölüm oranı 3 kat azalmış, yaş ortalaması da 67’den 73’e, kadınlarda ise 75’e yükselerek gelişme kaydedilmiştir.

Uluslararası kurum ve bilirkişi dikkatlerinin merak ettikleri bir diğer olgu ise 2008–2010 senelerindeki çoğu ülkelerde ekonominin daralmasına rağmen, aynı dönemde Özbekistan GSMH oranı yükselerek 2008’de % 9, 2009’da % 8.1 büyümüş, 2010’da da % 8,5 ve 2011’de % 8,3 büyüme beklenmektedir.

Aynı zamanda gelişmiş ülkelerde dış borç yükselmesi meydana gelirken, Özbekistan’ın dış borcu % 10’u geçmemiş, devlet bütçesi ise son beş yıldır bütçe fazlalığı yaşamaktadır.

Bunun gibi Özbekistan başarılarının listesin çoğaltabiliriz.

Tüm bunlar açıkça gösteriyor ki kısa zamanda bağımsız ülkemiz bir taraftan hammadde üretimi ile diğer taraftan pamuk alanındaki monopol yapıyı yok etmesi ile başarılara imza atarak, eski SSCB ülkeleri arasında en az tüketimle dünya kamuoyunda kendi imajını güçlendirmiştir.

Bu uzun ve zorlu yolla ulaştığımız hedefler sadece bir kısımdır. Bizim bir sonraki hedefimiz ise ekonomisi gelişmiş, dünya kamuoyunda saygın, açık, demokratik, yasaların üstün olduğunu kabul etmiş, sözde değil özde olarak insanoğlunun ve onun menfaatlerinin, haklarının öne çıktığı ve değer gördüğü bir ülke kurmaktır.

Bizim yolumuzda en tehlikeli olan şey başarılarımızla yetinmek, gerçeklerden uzaklaşarak ülkemizin gelişme yoluna engel olacak ve duygusal anlamda kendimizi çöküşe sürükleme durumumuzdur.

Küreselleşen ve rekabetin çok olduğu bu dünyadaki kendi yerimizi belirlemek ve ona göre gerekli önlemleri almak günümüzün kaçınılmaz gerçeği sayılmaktadır.

Hayat hiçbir zaman yerinde durmuyor, hayatta başarılı olmak için milletler ve ülkeler kendi programlarını akla uygun yapmalıdır. Bu çerçevede projelerini hayata geçirmek için stratejileri olmalıdır. En önemlisi de krizlerde ve büyük değişimlerde dünya ekonomisinin çıkış ve inişlerinde net bir priorite ve ilerleme yönü olmalıdır.

Bu bağlamda benim yukarıdaki istatistikleri vererek geçmişe dönmem aslında bundan sadece objektif değerlendirme yapmak ve reformlarla gerekli değişiklikleri yapmak değil, aynı zamanda bundan sonraki reformların yürütülmesinde ve modernleşen ülke kurma yolunda gerekli istek ve kararlılığı yaratabilmektir.

Bu alanda 1992 Aralık aynı zamanda kabul edilen temel kanun olan Anayasamızda açık demokratik ve medeni bir toplum kurma gibi temel ilkelerle belirtilmiştir.

Bu çalışma son on yıl içerisinde 2001–2010 yıllarında daha aktif ve geniş ölçüde yapılmıştır.

Sonuç olarak bugün bizim ülkedeki reformlar; geri alınmaz bir demokratikleşme süreci olarak, kesin bir mütevali şekil almıştır. İnsanların sürekli değişmesine uygun olarak, siyasete aktif katılım insanların siyasi düşüncelerine paralel olarak gelişmektedir. Böylece siyasete bu aktif katılım geleceğe dair güvenceleri de yükselmektedir.

İnsanların ve dolayısıyla toplumun düşüncelerinin değişmesiyle ülkenin gelişmesi ve refah yolunda ilerlemesi de mümkün olmaktadır. Değişim itekleyici bir güç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bağımsız olduğumuz süreçte kazandığımız tecrübe sayesinde yürüttüğümüz çalışmalar gösteriyor ki ülkemizi kalkındırma ve geliştirme modelimiz en uygun model olarak ortaya çıkmaktadır. Bizim de bu yolda kararlılıkla ilerlememiz gerekmektedir.

Yukarda saydıklarımızın neticesinde demokratikleşme sürecinin devam ettirilmesi için aşağıdaki alanlarda ve yönlerde hareket etmemiz akla uygun olacaktır diye düşünüyorum.

I. Devlet İktidarı Ve Yönetimini Demokratikleştirme

Geçen zaman sürecinde bu alandaki reformlar genel olarak anayasal ilke temel alınarak, devletin yönetim kanatlarındaki iktidar dengelenmesi üzerine yoğunlaşmıştı. Bu sayede yasama ve yürütme alanlarında karşılıklı denetlemenin yanı sıra karşılıklı onların kendi aralarındaki uzlaşı ve liberal yapının yanı sıra yargı sisteminin bağımsız olması gerçekleşiyordu.

Merkezi yönetim sisteminin fonksiyonlarının yanı sıra yönetim organlarındaki değişiklere büyük önem verilmiştir. Sosyal işlerde yerel yönetim yetkileri güçlendirilmiştir. Başka bir ifade ile anlatmak gerekirse devletin ekonomik gelişmedeki yetkisi azaltılarak bürokrasi azaltılmıştır.

En büyük önem de yönetimin daha çok merkezi olmaktan çıkarılmasına verilmiştir. Özbekistan’da bunun en bariz örneği hiç kuşkusuz mahalleler gibi yerel yönetimlerdir.

27 Ocak 2002 senesinde iki kanatlı meclisi oluşturmak için yapılan halk oylaması sonucu ve “Referandum sonuçları ve devlet iktidarının oluşturulmasının temel prensipleri“ hakkındaki yasanın kabul edilmesi yasama organının derin reformunun temel taşının oluşturmuştur.

Tüm bunların arkasında takip edilecek adımlar ve hedefler; parlamenter kanatların kendi aralarında denklenmesi, yasal işlemlerin kalitelerinin yükselmesi, genel ülke ve bölgesel çıkarların örtüşmesidir. En yüksek meclis olan Senato, yerel yönetimler, Kengaşler, bölgeleri temsil eder, alt yasama meclisi ise kendi görevini profesyonel olarak yerine getirir.

Ulusal parlamentonun geliştirilmesinde 2003 senesinde kabul edilen “Özbekistan Cumhuriyeti Yüksek Yasama Meclisi“ ve “Özbekistan Cumhuriyeti Yükse Senatosu“ hakkındaki yasalar önemli rol oynamış, devlet iktidarı ve mekanizmasında kesin yetkileri belirlemiştir.

Bu süre zarfında politik ve hukuksal alanda gerçekleşen önemli değişme Özbekistan Cumhuriyetinin 2007 Anayasasında belirtilen Cumhurbaşkanının aynı zamanda yürütme organının başkanı olduğu normunun çıkartılmasıdır. Anayasanın 89. Maddesinde belirtildiği gibi “Özbekistan Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı devletin başkanı sayılır ve görevi devlet iktidarlarının kendi aralarındaki fonksiyonlarının mutabakatını sağlamaktır“.

Liberalleşme sürecindeki bir başka önemli adım ise önceden Özbekistan Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanının görevi olduğu Bakanlıklar Odası Başkanı görevinin kaldırılmasıdır. Kabul edilen yasaya göre Başbakan şimdi sadece Bakanlıklar Odasını oluşturmakla kalmayıp aynı zamanda onu yönetecek, çalışmalarını kendi yetkisi alanında kontrol edecek, imzalarını ve dokümanlarını hazırlayacaktır.

Politik kültür ile ülke vatandaşlarının siyasi eğitimlerinin yükselmesi ve demokratikleşme sürecinin dinamik gelişmesi, toplumun liberalleşmesi çerçevesinde çok partili sistemin kurulması, devletin üç organı olan Devlet Başkanı Cumhurbaşkanı, yasama, yürütme organları birlikte eşit ve denkli yetkiyi sağlayacaktır.

<<>>

Özbekistan Cumhuriyetinin Anayasasının 98. Maddesinde böyle bir şekil alması teklif edildi:

“Yürütme yetkisini Özbekistan Cumhuriyetinin Bakanlıklar Odası meydana getirir. Özbekistan Cumhuriyeti Bakanlıklar Odası Özbekistan Cumhuriyeti Başbakanı, onun yardımcıları, Bakanlar, devlet komiteleri temsilcilerinden oluşur. Bakanlıklar Odası kadrosuna Karakalpakistan Cumhuriyeti Başkanı girer“.

Bakanlar Kurulu sosyal ve manevi alanda ekonominin verimli olarak çalışmasını, Özbekistan Cumhuriyeti kanunlarını, Alî Meclis kararlarını, Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının kararname, yönerge ve kararlarının uygulanmasını temin eder.

Bakanlar Kurulu da uygulamadaki kanunlara uygun olarak, Özbekistan Cumhuriyeti sınırları içerisindeki tüm organlarca, işletmelere, müesseselere, teşkilatlara, makamlara ve vatandaşlara yapılması zorunlu olan kararname ve yönergeler yayınlar.

Özbekistan Cumhuriyeti Başbakan Bakanlar Kurulunu oluşturur ve faaliyetlerini yönetir, Kurulunun efektif çalışmasından şahsen sorumludur, banaklar Kurulu toplantılarından başkanlık yapar, onun kararlarını imzalar, Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının talimatıyla Bakanlar Kurulunu uluslararası ilişkilerde temsil eder, Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının kararnamesi, emri ve yönergesi, Özbekistan Cumhuriyeti kanunlarının gereği doğan diğer fonksiyonları yerine getirir.

Bakanlar Kurulu kendi faaliyetleri için Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Özbekistan Cumhuriyeti Alî Meclisine karşı sorumludur.

Bakanlar Kurulunun faaliyet ve yetki organizasyon düzeni kanunla belirlenir. Başbakan adayı Özbekistan Ali Meclisi seçimlerinde en fazla milletvekili sandalyesine sahip olan siyasi parti tarafından veya aynı sayıda milletvekili sayısına sahip birkaç siyasi parti tarafından önerilir.

Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başbakanlık görevine önerilen adayı on gün içerisinde değerlendirerek görüşmek ve onaylamak için Alii Meclisin onayına sunar.

Başbakan adayı eğer Ali Meclis senato üyeleri ve Yasama senatosu üyelerinin toplam sayısının yarısından fazlasını üyeni alırsa onaylanmış olur.

Bakanlar Kurulu üyeleri Başbakanın önerisiyle Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanınca onaylanır.

Eğer Özbekistan Cumhuriyeti Başbakanı ile Özbekistan Cumhuriyeti Ali Meclis Yasama katmanı arasında devamlı olarak anlaşmazlık durumu ortaya çıkarsa ve Özbekistan Cumhuriyeti Ali Meclis Yasama katmanının toplam üyelerinin üçte birinin Cumhurbaşkanı adına resmi başvurması durumunda Başbakana güvensizlik oyu teklifi Ali meclisin ortak toplantısına görüşüme açılacaktır.

Başbakana verilen güvensizlik oyu eğer Ali Meclisin Yasama ve senato üyelerinin toplamının üçte ikisinin oyları ile onaylanırsa güvensizlik oyu kabul edilmiş olur. Bu durumda Bakanlar Kurulu Başbakanla beraber istifa eder.

<<>>

Yeni Başbakan adayı Ali Meclisin katmanlarında değerlendirilmek ve onaylanmak için Cumhurbaşkanının Ali Meclisin Yasama konseyinde yer alan tüm siyası partilerle yapacağı görüşmeler olur, görüşmeler sonrasında önerilir.

Önerilen Başbakan adayının güvenoyu iki defa reddedilirse, Özbekistan Cumhurbaşkanı geçici olarak Başbakan atar ve Özbekistan Ali meclisini fesheder.

Özbekistan Cumhuriyeti Anayasasının 98. maddesindeki bu düzeltmelerin özü ve içeriği Başbakanın seçiminde demokratik ilkelere uygun ve Ali meclise güvensizlik oyu verme hakkını tanıyan yeni düzeni sağlamaktır. Bununla beraber bu durum Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanınca Bakanlar Kurulu yetkisi dahilindeki konularda engelleyici karar alınmasını ortadan kaldırmaktadır.

Bir sonraki düzeltme Özbekistan Cumhuriyeti Anayasanın 96. maddesiyle ilgilidir.

Bu maddede her hangi bir sebeple Cumhurbaşkanının görevini yerine getirememesi ile ilgili durumlarda mevcut olan belirsizlik ve çeşitli yorumlamaların ortadan kaldırılması amacıyla aşağıdaki yeni düzeltme yapılması önerilmektedir.

’’Görevde olan Cumhurbaşkanının görevini yerine getirememesi durumunda, onun vazifesi ve yetkilerini yerine getirmek ve ’’Özbekistan Cumhurbaşkanı seçimleri’’ kanununa uygun olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerini üç ay içerisinde yapılması üzere Özbekistan Ali Meclisi senatosunun başkanı görevlendirilecektir.’’

Özbekistan Cumhuriyeti Anayasasının 98. maddesindeki teklif edilen düzeltmelere bağlı olarak Anayasanın 78. ve 93. maddelerinde de uygun düzeltmelerin yapılması gerekmektedir.

78. maddenin 15. paragrafına ’’ayrıca Başbakanın ülkenin sosyal ekonomik gelişimi açısından güncel konularda raporunun dinlenmesi ve görüşülmesi’’ ifadesinin eklenmesi,

93. maddenin 15. paragrafına ’’atar ve görevden alır’’ kelimesinden sonra ’’Özbekistan Cumhuriyeti Başbakanının önerisiyle’’ kelimelerinin eklenmesi ve sonrası mevcut metne uygun olarak,

93. maddenin 8. paragrafından ’’icra yönetimini oluşturur ve onu yönetir’’ cümlesinin çıkarılması,

93. maddenin 16. paragrafına ’’Bakanlar Kurulu toplantılarına başkanlık yapmaya yetkili’’ cümlesinin eklenmesi,

12. paragrafta ’’Özbekistan Cumhuriyeti Başsavcısını atar ve görevden alır...’’ kelimesinden sonra ’’yardımcılarını’’ kelimesinin silinmesine ve ’’ve Sayıştay Başkanını’’ kelimesinin eklenmesine, devamı metne uygun olup ’’Özbekistan Cumhuriyeti Ali Meclis senatosunda onaylatmak kaydıyla’’

Şeklinde olmuştur…

<<>>

Değerli katılımcılar,

Seçimlerde kazanan siyasi partinin önerdiği Başbakan adayının parlamento görüşüne ve onayanına sunulması, hükümete güvensizlik oyu verilmesi ve buna bağlı olarak ortaya çıkacak tedbirler, işin özünde, anayasal düzenin kurulması ve siyasi sistemin yenilenmesi için gerçekleştirmemiz lazım olan reform ve ülkenin demokratlaşması yeni dönem olduğunu hepimiz açıkça anlamamız gereklidir.

Bunun yanı sıra, bu reformun başarısı çoğunlukla demokratikleşme ve liberalleşme yolunda hareket etmekte olduğumuz dinamiklere, vatandaşlarımızın toplumsal-siyasi aktivesinin yükselmesine, onların siyasi ve hukuksal kültürüne, daha önemlisi ilk sırada olmak üzere, siyasi partilerin olgunluk seviyesine, onların Özbekistan’ın geleceği ve kaderi için böyle önemli, büyük sorumluluğu üzerlerine almaya hazır olmalarına bağlıdır.

II. Yargı Sistemi Reformu

Ülkenin demokratik yenilenmesindeki anahtar önceliklerden biri sürekli demokratikleşme, hukukun üstünlüğüne yönlendirilmiş yargı sisteminin liberalleşmesi, kanunlara uyum, şahsın çıkar ve hukukunu güvenirli korunması, kısaca söylersek, hukuk devleti ve insanların hukuksal anlayışını olgunlaştırmak ve oluşturmaktır.

Aynen bu nedenle bağımsızlığın elde edilmesinin ilk senelerinden itibaren reformların bu yönüne özel ilgi gösterilmiştir.

Mahkemelerin Özgürlüğünün (iktidarının) güçlendirilmesine, bağımsızlığını teminine, özerkliğine, onun eskisi gibi baskı ve cezalandırma organı enstrümanı olmaktan çıkarılıp, devletin gerçek bağımsız bir enstitüsüne çevirerek vatandaşların ve insanların bağımsızlığını ve hukuklarını güvenceyle muhafaza etmeye yönlendirilen komple organize-hukuksal tedbirler gerçekleşmiştir.

Anayasal ilkelerin gereği iktidarın paylaşımı açısından, kabul edilen ’’Mahkemeler hakkında’’ kanununun yeni metnine uygun olarak ceza hukukuna, vatandaşlık hukukuna yapılan değişiklerle hukuk sistemi yönetim organlarının etki ve kontrolünden çıkarılmıştır.

Özbekistan Adalet Bakanlığının yetkisinde olan hakim atama, hakimlerin görev süresini erken sonlandırma ve onlara karşı açılan görevi kötüye kullanma sorgulaması gibi fonksiyonlarına son verilmiştir.

Mahkemelerin organize olarak çalışmasının temini konusunda, özellikle hakim kadroları konusu, Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı nezdinde oluşturulan hakimlerin seçimi ve tavsiyesi konularıyla özel olarak uğraşan Yüksek Nitelikli Komisyon yürütmektedir.

Özbekistan Adalet bakanlığında özel murahhas organın - mahkemeleri maddi- teknik faaliyetlerini yapmalarını sağlamak için destek ve mahkemelerin faaliyetlerini normal olarak sürdürebilmelerini sağlamak için departman kuruldu. Departmanının çalışması hakimlerin kendilerine özgü olmayan işlerle uğraşmaktan kurtararak temel görevleri olan adaleti gerçekleştirmeye yönlenmelerini sağladı.

Genel hukuksal alanda mahkemelerin ihtisaslaşması yapıldı, cinayet ve sivil konuları görüşen mahkemeler kurularak, insanları özgürlüğü ve hukukunun güvenilir savunulması için bu girişim cinayet (ceza hukuku) ve sivil (sivil hukuk) işlerin değerlendirilmesinde kalite ve efektinin yükselmesine yardımcı oldu.

Önemli ölçüde vatandaşların mahkemelerce savunulması garantisi güçlendirildi ve mahkemelere erişebilir olmasını temin etmek için tedbirler gerçekleştirildi.

Bu dönemde temyiz mahkemesi mercisi yeniden yapılandırılarak, davanın istinaf mahkemelerinde görüşülmesi düzeni getirildi. Bu değişikliklere uygun olarak yüksek istinaf mercileri davayı yeniden görüşmeye yönlendirmeden değerlendirebilecektir. Vatandaşlar mahkemenin verdiği karara itiraz hakkına sahip olup, hukuk ve kanuni çıkarlarını avukatların katılımıyla ilk mahkeme mercisini kararını üst mercide temyiz ederek direkt olarak savunabilirler. Böylece vatandaşların mahkemelerin birinci mercileri kararlarına yaptıkları itirazın dar ve kapalı karar verme mercisi tamamen lağvedilmiştir. Pratiğin analizi gösteriyor ki, bu değişiklikler hukuki davalarda mahkemelerin birinci mercilerince yapılan hataların zamanında düzeltilmesi ve gereksiz uzamaları önlemek için önemli bir işlevdir. 2000 yılında mahkeme hatalarının yarısından fazlası gözetim ve kontrol neticesinde düzeltilmiş, böylece 2009 yılında hatalı mahkeme kararlarının yüzde 85’i istinaf ve temyiz düzeniyle düzeltilmiştir.

Adaletin hızlı ve kaliteli olarak yerini bulması için ceza ve sivil hukuk davalar sürecinin tüm aşamalarında savcı ve avukatların eşitliğini temin etmeye yönelik komple tedbirler tutarlı bir şekilde gerçekleştirilmiştir.

<<>>

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2000 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2000

Gerçekleşen her göç hareketi nedenleri ve sonuçlarıyla sadece göç eden toplumu değil, göç edilen toplumu da etkilemektedir. Suriye İç Savaşı sonucunda Türkiye’ye sığınan ve “Geçici Koruma Altına” alınan Suriyelilerin sayısı resmi rakamlara göre bugün 3,5 milyondur. ;

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.