Orta Vadeli Program Eski Ağıza “Yeni” Taam mı?

Yorum

Farkında mısınız hala uzun vadeli hesap yapamıyoruz? İktisadi öngörü, plan ve perspektifler olsun olsun bir kaç aylık “orta vade” ile ilgili olarak açıklanıyor. ...

Farkında mısınız hala uzun vadeli hesap yapamıyoruz? İktisadi öngörü, plan ve perspektifler olsun olsun bir kaç aylık “orta vade“ ile ilgili olarak açıklanıyor. Ama artık herşeyin “yeni“ diye sıfatlandırılmaya başlandığı (yeni) Türkiye’de, yorumları da açıklanan “Yeni“ Orta Vade için yapmak gerek.

Eskisini Mumla, Şamdanla Ararız

Her ülkenin, her yapının ve her insanın akıp geçen zamana karşı yenilenme ihtiyacı var. Buna ister reform, ister teceddüt denilsin, “yeni“lenme olmazsa, aşınma, bozulma ve yok olma kaçınılmaz oluyor. Yeni ve yenileşme, genellikle iyileşmeyi çağrıştırsa da, her zaman için, “yeninin , eskiyi aratması“ riski var. Bu bağlamda “yeni“ açıklanan “yeni“ Orta Vadeli Program, son derece gerçekçi olan sorumlu Bakan’ın ağzından, “eskisini mum ve şamdanla aratır“ nitelikte. Yani Yeni Türkiye, yeni bir döneme, eski ve alışılmış zorluklarla giriyor.

Son Çeyrek’ten 2015 e Devrolunan Zorluklar

2014 yılının son çeyreği, Türkiye’yi dışardan ve içerden fitilli siyasi, iktisadi ve sosyal zorluklar ile 2015 e döndürmeye hazırlanıyor. Yükselen Dolar kuruna rağmen nasılsa hala 10.500 diye açıklanan kişi başına milli gelir, elbette bir büyümenin varlığına işaret ediyor. Ama bu Türkiye için yeterli olmayan, şişirilmiş ve enflasyonist olma riski yüksek bir büyüme. Nitekim, bu defa yanlış hesap, “Bağdat“ yolu kapalı olduğu için, Ankara’dan döndü ve büyüme revize edildi. İkinci çeyrekte %2 olan büyüme tahminini, 2014 için %3 e bağladık. Yine sorumlu Bakan, “Yeni“ Orta Vade için, iktisadi tehlike sıralamasını “yeni“ ledi. Artık birinci sırada %9 ile enflasyon var. %5.8 oranındaki, bence hala yüksek olan cari açık/GSYİH oranı ise mecburen Türkiye ekonomisinin iki numaralı “vatan haini“ ilan edildi. Yani Türkiye’nin geleceğine son çeyrekten ihanet eden en önemli değişken enflasyon.

Enflasyon “Yeni“ Değil

Ama “yeni“den ciddi bir tehdid. Nasıl böyle oldu? Çünkü bu güne kadar iç talep ve inşaat sektörü ile büyüyen Türkiye’de sınai büyüme hanidir bir küçülmeye dönmüş durumda. Eksi %4.6,sanayiye verilen tüm(selektif) teşvik vaadlerine rağmen, son çeyreğe devredilen umutsuz bir miras. Tarım zaten kuraklığın pençesinde. İhracat artışının sınırları da belli oldu. Çünkü Orta Doğu şahtı, şimdi şahbaz. AB ise yeni bir uçurumun eşiğinde. Rusya yaptırımları nedeni ile onlar mallarına ihraç pazarı aramakta.

ABD ticaret sekreteri, halen Türkiye aleyhine büyük bir açık veren Türkiye-ABD ticaretine ivme vermek için ayağımıza kadar geldi. Ama Bayan Penny Pritzker’in amacı, Türkiye’ye daha fazla mal ve hizmet satarak ticareti büyütmek. Yani ABD nin Türkiye’ye ihracatını arttırıp, Türkiye’den alınacak siyasi sözlere zemin hazırlamak. Türkiye bugüne kadar ABD piyasasına yeterince nüfus edemediyse bu Pritzker’in derdi mi? Türkiye ABD ye yapabildiği kadar ihracat yapar. Cürmü kadar piyasa kapar.

Buralarda İşsizlik te “Yeni“ Değil

Enflasyon iki haneye sadece bir basamak mesafede iken, resmi işsizlik rakamı onunla hem ahenk, yani %9. Evet kamu kesimi öğretmen atamalarını ve kamu istihdamını arttıracak. Ne olacak! özel sektöre de göz dağı verilir ve her şirket 3-5 işçi alır. Emir komuta zincirinin sivilleşmesi tek züğürt tesellisi olarak tezahür ve tecessüm eder. Ama bunca mesleki eğitimi kifayetsiz gizli işsizle, iktisadi verimlilik ne olur? Kalite ne hale gelir?

“Yeni“ Bütçe Hedefleri

Hızlı özelleştirme ile “etkinlik“ artacak, bütçe gelirleri de. Ne kaldıysa satalım ve yola devam edelim. Vergi artışları kaçınılmaz. Dolaylı ve dolaysız vergilerin enflasyon etkisi de hesaplanmalıydı bence. Savunma harcamaları artmayacakmış. Müttefiklerle veya müttefiklersiz yapılacak, kara harekatının bedelini “maya“ ile mi ödeyeceğiz? Ya artan veya 15 Ekim de yeterince taviz verilmezse artacak olan terör için alınacak polisiye önlemlerin karşılığını örtülü ödenekten mi karşılayacağız?

Aslan Payları Nerelere?

Bütçeden en büyük pay, “Yeni“ Orta Vadeli Program’da Ulaştırma ve Milli Eğitim için öngörülüyor. Ulaştırma yine inşaat, yine alt yapı, yine rant çarklarını yağlayacak fırsatlar demek. Teşvik sıralamalarını açıklamak iyi olur ki “Yeni“ Türkiye, demokrasinin olmazsa olmazı “şeffaflık“ ve “fırsat sıralamasını“ toplumsal adalet açısından gösterebilsin.

Milli Eğitim harcamaları hangi alanlara yapılacak? Bu harcamalara Başbakanın öğretim kadrolarına verdiği %35 lik zam sözü dahilse, büyük bir kısmı cari harcamalara gidecek demektir. Teknik ve mesleki eğitimde fırsat en fazla hangi alanlara kaydırılacak? Kamu yatırımlarında ihaleleri almak için kıstaslar eskisi gibi mi olacak? Yoksa 2015 seçimleri öncesinde bunlar da yenilenecek mi?

Kısa Vadede Temkin Çok, Orta Vadede Umut Az

Açıkçası “yeni“ Orta Vade, bana “Yeni Omo“dan daha az yeni ve bilindik, verdiği umut ve heyecan da eskisinden kifayetsiz gözüktü. İç ve dış jeopolitik risklerin gölgsindeki Türkiye’yi kolay günler beklemiyor. Lütfen daha fazla germeyelim bu ülkeyi.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi olan meşhur Lübnanlı yazar Amin Maalouf, 07 Mayıs 2021 Cuma saat 21.00’de Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...