Küçük bir Zirveden Büyük Sonuç Beklenir mi?

Makale

Ulusal ve uluslararası siparişlerin telefonla verildiği, ödemelerin akreditifler ve banka havaleleri yolu ile yürütüldüğü bire bir ticarî işlemler belki, uzaktan siyasî pazarlıklar ve hatta uzlaşmalar için emsal olabilir....

Ulusal ve uluslararası siparişlerin telefonla verildiği, ödemelerin akreditifler ve banka havaleleri yolu ile yürütüldüğü bire bir ticarî işlemler belki, uzaktan siyasî pazarlıklar ve hatta uzlaşmalar için emsal olabilir. Ama genellikle kaygan zemin ve al gülüm-ver gülüm süreçleri ile yürüyen siyasî ilişkilerde bunun başarısı su götürür. Bu nedenle yapılan e-zirvelerin, bordrolu bürokratların iş yapıyor gözükmek veya siyasilerin seçmenlerine (halklarına) iyi niyetle aldıkları parayı hak etiklerini ispatlamaya çalışmak için başvurduğu bir yöntem olduğunu da söylemek mümkün. Yine de video zirvelerle, alayişten, debdebeden ve kasılmalardan uzak, yuvarlak değil ama köşeli masalarda bir iki soruna çözüm arayışı psikolojisi yaratılabilir. Bu bağlamda, gelecek hafta Çin ile AB arasında yapılacağı duyurulan mini zirvenin hangi konuları içereceğinin ve sonuçlarının ne olabileceğinin değerlendirilmesi gerek diye düşünüyorum. Bu uzaktan uzağa yapılan toplantıların devlet bütçelerine yaptığı katkıyı takdir ediyorum. Ama insan ilişkileri arasına giren mesafeden dolayı sorunların sallantıda kalabileceğinden endişe duyuyorum.


Almanya’nın Yaklaşımı

Uzak bir diyardaki Çin ile uzak uzak masalardan yapılacak görüşmeden ancak sınırlı bir sonuç alınabileceğini fark eden Almanya, mini zirveyi, mini tutmakta ısrarcı oldu. Bu nedenle sadece 27 AB ülkesi liderleri Leipzig’de olmak üzere, AB komisyonu ve Konseyi Başkanları, Xi Jinping, kurmayları ve çevirmenleri ile ayrı ülkelerde belli konuları tartışacak. Hangi konular bunlar? Başta COVID 19 salgının ikinci ve muhtemel üçüncü dalgası ile Hong Kong toplu protestoları ile AB ve ABD’deki gösterilerin salgına ve siyasete etkisi değerlendirilecek.

Tüm siyasilerden daha tepkisiz yüz ifadesiyle Jinping, söylenenlerin ne kadarını dinleyecek? Çekince, itiraz, öneri ve/veya tehditleri hangi kapsamda değerlendirecek? Ne kadarını makul bulup hayata geçirecek ve en önemlisi karşılığında ne isteyecek belli değil. Eğer konu sadece salgın ve Hong Kong olsaydı belki iş görece olarak biraz daha kolay olabilirdi. Oysa şimdi artık tamamen ipini koparmış Kuzey Kore ile ilgili bazı tedirginlikler var. Ama bundan da daha önemli bir başka sıcak gelişme var. Bence asıl soru Keşmir sorununun bir mini zirveye ne kadar sığacağı.


Dünyanın Zirvesinde Çıkan Yangının Dumanı Mini Zirveden Nasıl Görülür?

Chenab nehrinden, Nun kun tepesine gitmek için insanların 247 metre irtifadan 7135 metreye tırmandığı Jammu Keşmir, Himalayaların 11 dağı arasına sıkışmış acımasız bir coğrafya. Dünyanın zirvesi işte orada. Yalçın dağlar arasında kar suyu ile beslenen iki nehrin suladığı vadi, bölgenin altın tacı olarak verimli ve eşi menendi bulunmayan güzellikte. Tümü 101,387 km karelik, 3 bölgeli, 22 parçalı ve 2011 tahminine göre hepi topu 13.000 nüfuslu Jammu Keşmir şimdi yine yangın yerine dönmek üzere. Dün Çin askerlerinin 20 Hint askerini öldürdüğü haberi gündeme düştü. İşte bu 1948’den beri süren bölgesel sorun, Leipzig zirvesi için elbette çok büyük. Ama ABD’nin meydanı boş bıraktığı uluslararası düzende, AB’nin mini Leipzig zirvesinde, Jinping’e Keşmir ile ilgili bir iki soru sorması gerekir. Çin bu konuda ne cevap verir? Ne cevap alır? Ne söz verir? Verdiği söze ne kadar sadık kalır? Orası ayrı bir konu. Şu var ki Çin uzak coğrafyalardaki ticari ve siyasi emellerini yakın coğrafyasındaki stratejik çıkarlarına tercih ederse birkaç geri adım atabilir. Bunun kalıcı olup olmamasının insan insana, ru-be-ru zirvelerde bile garantisi olamaz. Nerede kaldı uzaktan uzağa zirvenin, dünyanın zirvesindeki yangına su yetiştirmesi imkânını tartmaya. Yine de eğer bir siyasi boşlukta liderlik denemese bile sorumlu paydaş rolünü üstlenmek zorunda kalan AB 27 nin bu konuda bazı gerçekleri yine hatırlaması gerek.


“Fiili Denetim Hattı (Line of Actual Control)“ Yine Pazarlık Konusu Olur mu?

Çin ve Hindistan’ın sürekli bir altyapı inşaatı ve askeri yığınak ile Keşmir’e daha fazla nüfuz etme yarışı var. Bu yarış 1962 Savaşı’ndan sonra biraz daha makul sınırlar içine çekilmiş ve Çin’in kuklası Pakistan’a verilen arada bir Hindistan ile çıngar çıkarma yetkisi ile sınırlanmıştı. Zaten Çin’in o tarihteki soğuk savaş anlayışında belki Sincan bölgesi ile Tibet üzerindeki denetimini güvence altına almak için daha sınırlı bir fiili denetim hattına ihtiyacı vardı.

Oysa şimdi artık dünyanın her yerinde, hatta kuzey kutbunda bile, OBOR projesi ile dörtnala koşan yeni Çin’in, yeni bir stratejik ve taktik pozisyon benimseyerek geleneksel “fiili denetim“ hattını değiştirmesi için daha fazla gücü ve ihtirası var. Üstelik bu güç COVID 19’a rağmen azalmış gibi gözükmüyor. Bu nedenle Çin şimdi Keşmir’de daha saldırgan ve Hindistan’ın bölgedeki etkinliklerini askeri müdahale ile sınırlandırma kararlılığında. Ama AB 27’nin de elinde bazı pazarlık güçleri var. Bu nedenle şimdi Trump’ın konu ile ilgili çıkışını da arkasına alarak, 27’lerin Keşmir konusunu Çin’in önüne koyması gerekmekte. Daha usturuplu ve akılcı bir yaklaşımla. Böylece, mini Leipzig zirvesinde AB 27, Çin ile uzaktan uzağa, dünyanın zirvesini gündeme taşımalı. Buna karşılık Çin de AB 27’den, Sincan ve Tibet konusundaki müdahaleler yanı sıra hakkında açılan COVID 19’un sonlandırılmasını isteyebilir. Bu koşullarla “Aksay Çin“ ile ilgili stratejik konumunu yeniden değerlendirmeyi taahhüt edebilir.


Karşılıklı Güvensizlik Dünyanın Zirvesindeki en Derin Uçurum

Elbette küçük bir zirveden büyük bir sonuç beklemiyorum. Ama tabii “ummadığınız taş baş yarabilir“. Yine de Leipzig video zirvesinde zaten taşların ve güllerin uçuşması mümkün değil. Dolayısı ile uzaktan uzağa olunca ne taş, ne gül yarasına yer var. Sadece verilip alınacak bazı somut niyet sözleri şimdilik yangına körükle gitmeyi engellerse ne ala! Yoksa geçen haftalarda önce el sıkışıp anlaştıklarını ilan eden Narendra Modi ve Shi Jinping, ne konuda anlaştıklarında anlaşamadıkları için, önce bir, sonra yirmi bir canın telef olmasını engelleyemediler. Her iki taraf da bu durumdan hala ne stratejik veya taktik çıkar umuyorsa, bugün itibari ile ulaşıldığı açıklanan yeni anlaşmanın dünyanın zirvesine yazılan metnini, ne Leipzig video konferansı görebilir, ne de bir daha ki, zirveye kadar, yağan karın silip süpüreceği sözler, yeni çatışma ve kayıpları engelleyebilir.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2053 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2053

Stratejik konumu ve doğal kaynakları nedeniyle önemli bir rekabet alanı olan Afrika, 21. yüzyılda çok sayıda aktörün, kapsamlı politikalar geliştirdiği ve zirveler organize ettiği kıta olarak dikkat çekmektedir.;

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu senedi olan Lozan Antlaşmasının imzalanmasından sonra Montrö Boğazlar Sözleşmesine kadar olan süreçte Türk Deniz Kuvvetlerinin yeniden yapılanması bizzat Atatürk tarafından ön plana çıkarılmıştır. Öncelikle çekirdek bir donanma sonrasında kendi gemilerimizi yapmak ve b...;

Ulusal ve uluslararası alanda ülkelerin güveliği sadece siyasi ve askeri meseleler ile ilgili olmamıştır. Özellikle soğuk savaş sonrasında oluşan yeni dünya düzeninde küreselleşmenin yükselişiyle beraber, ekonomik konuların önemi daha artmıştır. ;

İsrail'in devletinin kurulduğu 1948 yılından günümüze uzanan Siyonist ideolojinin militarist bir devlete dönüşmesi, orta doğu coğrafyasında katliama varan insan hakları ihlallerinin sona ermeyeceğinin göstergesidir. İsrail devletinin 7 aydır süren bombardımanlarının Gazze'de yarattığı yıkım ve sonuc...;

Ertuğrul’un 1889 Japonya ziyareti, sıradan bir nezaket ve diplomatik ziyaret değildir. Bu ziyaret, kıta Avrupası, Orta Asya, Uzakdoğu, Pasifik ve Ortadoğu’daki güç mücadelesinin zorunlu kıldığı bir ziyarettir. Ertuğrul gemisi, geri dönemese de bu seyahat, günümüze kadar devam eden, son derece kalıcı...;

Küresel hegemonya mücadelesi giderek sertleşirken jeopolitik saiklerin daha akışkan olduğu yeni bir döneme giriliyor. Bu yeni dönemde jeopolitik dinamikleri yeniden şekillendirmeyi planlayan iddialı projeler, stratejik pozisyon almak için uygun bir konjonktür yaratmayı hedefliyor. Bu projeler arasın...;

Çin ve Rusya’ya uygulanan Batı merkezli yaptırımlar küresel jeopolitikte köklü değişimlerin önünü açarken söz konusu iki ülkeyi de ilan edilmemiş stratejik bir ittifaka doğru sürüklüyor. Rusya ekonomisi üzerinde oluşan baskı ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Çin rekabetinin derinleşmesi, Çin ve R...;

Dünya hemen her konuda sınırın “ölçüsüzce“ zorlandığı “kritik“ bir dönemden geçmektedir. Başta zihin ve beden itibarıyla bizzat insan olmak üzere aile, toplum ve devlet gibi hemen her toplumsal ve siyasal yapı bu durumun bir yansıması olarak derin bir “güvenlik krizi“yle karşı karşıyadır. Uluslarara...;

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...