Küreselleşmenin Güvenliğe Etkileri: Rusya’nın Güvenlik Stratejisi Üzerine Bir Değerlendirme

Makale

Küreselleşme süreciyle beraber siyasal, ekonomik değişmeler güvenlik kavramının yeniden şekillenmesine neden olmuştur. Küreselleşmeyle değişen koşullarda devletlerin uygulamış oldukları stratejiler değişim, dönüşüm ve yenilik kavramlarıyla beraber farklılaşmaya başlamıştır....

İrem Ece AKPINAR
Namık Kemal Üniversitesi

Dr. Emre BAYSOY
Namık Kemal Üniversitesi

1. Giriş

Küreselleşme süreciyle beraber siyasal, ekonomik değişmeler güvenlik kavramının yeniden şekillenmesine neden olmuştur. Küreselleşmeyle değişen koşullarda devletlerin uygulamış oldukları stratejiler değişim, dönüşüm ve yenilik kavramlarıyla beraber farklılaşmaya başlamıştır. Küreselleşme süreciyle önceleri güvenliği askeri alanda bir tehdit oluşturduğunu düşünen devletler; ekonomik bir büyüme ekseninde güvenliği yeniden değerlendirmişlerdir. Güvenlik kavramı zaman devletler de kamuoyu, çevre, iklim gibi konularda da değerlendirilmeye başlanmış ve uluslararası ekonomik politikalarda tartışılmaya başlanmıştır. Küreselleşme kavramı uluslararası ilişkiler disiplininde dünyasının değişen dinamikleriyle yeniden bir oluşum içerisine girmekte ve siyasi ve ekonomik açıdan jeopolitiğin yeniden şekillenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Böylece yaşadığımız dünyayı anlamak için küreselleşme kavramının meydana getirdiği kavram, teori, yaklaşım, analiz çerçevesini anlamamız gerekmektedir.

Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle küreselleşme kavramının uluslararası ilişkiler disiplininde ortaya çıkmasıyla beraber uluslararası güvenlik dağılmasından sonra bölgede ki siyasi, ekonomik, kültürel değişimler, küreselleşme süreciyle devletler de ekonomik krizlerin yaşanmasına, devletlerin çözümlenme sürecine girmelerine yeni güvenlik arayışlarıyla beraber medeniyetler çatışmasının yaşanmasına ve devletler de yeni tehditler ortaya çıkmıştır. Küreselleşme süreciyle beraber devletlerde, birey güvenliği, toplumsal güvenlik, çevre güvenliği gibi konuların gündeme gelmesine neden olmuştur. Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle beraber meydana gelen değişim ve dönüşümler zaman içeresinde devletler de olduğu gibi; Rusya’da da ulusal güvenlik stratejisinin döneme uygun nitelikte yeniden şekillenmesine neden olmuştur. Özellikle Kırım bölgesinin Rusya tarafından işgal edilmesi, jeopolitik alanında meydana gelen hızlı değişim ve dönüşümler Batı-Rus rekabeti ulusal güvenlik stratejisin değişmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Çalışmanın amacı değişen konjonktür içerisinde Rusya›nın Güvenlik Stratejisi belgelerinde ortaya çıkan güvenlik kavramı ve tehdit algısındaki değişimlerin ortaya koymaktır. Küreselleşme süreciyle beraber uluslarasın konjonktür de yaşanan değişimlerle günümüze kadar süreç analiz edilmeye çalışılarak Rusya’nın Kurulma tarihine değilmiş olup; Birinci Dünya Savaşının Rusya Devletine etkileri ve SSCB yıkılmasından sonra yaşanılan politikalar anlatılmaya çalışacaktır. Temel sorun alanımızı oluşturan Rusya’nın Güvenlik algısındaki değişmeler dönem içinde uygulanan doktrininle beraber yeni güvenlik algısının oluşum süreci anlatılmaya çalışılacaktır.


2. Kavramsal Açıdan Küreselleşme

Küreselleşme; son 20 yılda uluslararası ilişkiler başta olmak üzere, akademik çalışmalar da araştırılan konuların başında gelmektedir. Literatür taraması yapıldığında küreselleşme terimi, kimilerine göre “uluslararası ilişkiler bütünü “, kimilerine göre “evrenselleşme“, kimilerine göre ise “karşılıklı bağımlılık“ olarak tanımlanmaktadır.

Dünya haritasına baktığımızda yerküreyi bir bütün olarak değerlendirmekteyiz. Küreselleşme süreciyle beraber yerküre kavramı zamanla insanoğlu tarafından parçalandı. Küreselleşmeyle birlikte, içinde yaşadığımız yerküre parçalanarak, farklı bölgelerde yaşan insanlar arasında etkileşimin daha hızlı şekilde sağlanmasına neden oldu. Böylece yaşadığımız yerküre de “karşılıklı bağımlılık“ giderek artmaya başladı. Bugün içinde yaşadığımız dünyayı an lamak ve tanımlamak için karşımıza çıkan en önemli değişkenlerin başında küreselleşme olgusu karşımıza çıkmaktadır.

Küreselleşme kavramın ortaya çıkısı hakkında net bir bilgi olmamakla birlikte, sürecin günümüzde kullanılmaya başlanması, 4 Nisan 1959 tarihinde The Economist dergisinin de kelimenin kullanılmasıyla başlanmıştır1. Mcluhan küreselleşme sürecini 1962 yılında “global köy“ terini kullanarak küreselleşmeyi ekonomik bir sürecin başlangıcı olarak tanınmıştır2. Thatcher ve Reogan Küreselleşme kavramı, devletlerin ideolojik ayrımlara varan kutuplaşmaların çözümlenmesi ve ulusallaşmanın ve uluslararası unsurların dünyanın farklı bölgelerine yayılması olarak tanımlamışlardır. Böylece ilk kez küreselleşme kavramı siyasi olarak karşımıza çıkmaktadır. Theodore Levitt, küreselleşme sürecini ekonomik bir dönüşüm olarak tanımlarken, uluslararası kuruluşların etkinliğinin artması ve çok uluslu şirketlerin egemen güç oluşu gibi unsurları ön plana çıkarmıştır3.

Türkçe’ye “küreselleşme“ olarak çevrilen “globalizasyon“ kavramı “global“ kelimesiyle “toptan“, “toplam“, ve “küresel“ anlamına gelmektedir. TDK ‘ya göre: “Küresel“ kelimesi de dünya milletleri, ekonomi, siyaset ve iletişim bakımlarından birbirine yaklaşma ve bir bütün olma4 şeklinde açıklanmaktadır.

TASAM Yayınlarının "Yeni Güvenlik Ekosistemi Ve Çok Taraflı Bedeli" isimli kitabından alınmıştır.
“Yeni Güvenlik Ekosistemi Ve Çok Taraflı Bedeli“ e-kitabı için Tıklayınız
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1990 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1990

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası” hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2021 Faaliyet Raporu’nu güncelleyerek yayımladı.;

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi olan meşhur Lübnanlı yazar Amin Maalouf, 07 Mayıs 2021 Cuma saat 21.00’de Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.