Ülkemizde Denizcilik Sektörü Neden Destek Bulmakta Zorlanıyor?

Makale

Bilindiği üzere, denizcilik sadece taşımacılık alanında % 90’lara yaklaşan payına ve dünyada oluşturulan milli gelirin % 50’sinden fazlasının denizyoluyla taşınan mal ve hizmetlerden elde edilmesine rağmen, bizim ülkemizde stratejik ve öncelikli sektörler arasına bir türlü girememiştir....

Bilindiği üzere, denizcilik sadece taşımacılık alanında % 90’lara yaklaşan payına ve dünyada oluşturulan milli gelirin % 50’sinden fazlasının denizyoluyla taşınan mal ve hizmetlerden elde edilmesine rağmen, bizim ülkemizde stratejik ve öncelikli sektörler arasına bir türlü girememiştir.

Bunun sebepleri araştırıldığında;

1 - Denizcilik ile ilgili ekonomik etki değerlendirmesinin yapılmaması. Genellikle askeri ve savunma ile ilgili değerlendirmeler ön planda olup, bu alanda bir ihtiyaç duyulması durumunda sivil denizcilik de ele alınmaktadır. Oysaki denizciliğin ekonomik büyüklüğü göz ardı edilmektedir.

a) Dünya ölçülebilen milli geliri yaklaşık 79-80 trilyon USD olup, bunun % 50’den fazlası deniz yoluyla taşınan mal ve hizmetlerden oluşmaktadır.

b) Dünya nüfusunun 8 milyarı geçtiğini farz edersek, bu milli gelir sayısı 70.000 civarında uluslararası sefer yapan gemilerce sağlanır. Bu gemilerin 25.000 civarındaki bölümü bölgesel ticaret yaptığı düşünülürse, kalan 45.000 gemi ile bu yapılır. 2019 yılı dünya zabitan talebi 900.000 olduğu düşünülürse gemi adamı talebi de bunun üç katını geçmez yani 2.700.000 gemi adamı bu değeri oluşturur. Ülkemizdeki toplam aktif gemi adamı sayısı 110.000 dolayındadır. Bu rakamlara gemide, tersane ve limanlarda çalışanları da eklesek bile bu sayı 50 milyona ulaşmaz. Bu bize olayın derinliğini ve önemini açık şekilde anlatmaktadır.

c) Bir gemi, üzerindeki ortalama 36.000 kalem ekipmanla oluşur. O hâlde bu ekipmanların üretilmesi ekonomik etkisi inanılmaz yüksek olmasına rağmen hâlâ ülkemizde bu etki hesaplanıp devleti yönetenleri yönlendirmek için kullanılmamaktadır. Oysa bir otel yapılacağı zaman inanılmaz dosyalar bu konuda hazırlanır.

d) Hepimizin çok iyi bildiği, gurur duyduğumuz ve çok konuşulan MİLGEM (Milli Gemi) Projesi sayısız konuda ele alınarak değerlendirilmişti. Ama MİLGEM projesi ülkemizde yapıldığında gemi başına yaklaşık 300 milyon USD tasarruf yapıldığı yazılmaktadır. Fakat eğer biz bu gemileri dışarıda yaptığımızda örneğin Almanya’nın denizcilik endüstrisine etkisi konuşulmamaktadır. 29 gemi ortalama 200 milyon Avroluk tasarruf demektir. Bu da yaklaşık 5,9 milyar Avro eder. Sorun tam da bu noktada önemlidir. Bu tasarruf, yıllara bölündüğünde gözümüze büyük gözükmemektedir. Ama bunun dolaşım hızı ele alınırsa -yaklaşık 7 kere dolaştığını dikkate aldığımızda ki bu yıllıktır- yaklaşık 42 milyar Avro eder. Çarpan etkisi ve hızlandıran etkisini ele aldığımızda karşımıza inanılmaz rakamlar çıkmaktadır. En önemlisi sayılar bize şöyle bir sonuç vermekte; Almanya’nın denizcilik Ar-Ge giderleri
tarafımızca karşılanmaktadır. Çünkü bu 5,9 milyar avronun yarısına yakın kısmı aynı alanlarda Ar-Ge olarak kullanılmaktadır. Benim hesabım 170 milyar Avrodur ama tam rakamlar elimde olmadığı için böyle iddialı bir rakamı vermek istemedim.

2 - Devlet yapılanmasında denizcilikle ilgili düzenlemelerin bir türlü tek elden yapılmamasının etkisiyle kamu sistemi parametrelerinde denizciliğin yeterince yer bulamaması. Maalesef hâlâ denizciliğin, devlet nezdinde genel müdürlük düzeyinde yönetilebilecek bir kurum olarak görünmesi acı bir gerçektir.

İnsanların dünyanın cazibe merkezlerinde toplanmaya başladığını herkes biliyor, işte bu cazibe merkezlerinde Hub diye tanımlanan ekonomik aktiviteler de ona göre gelişmektedir. Herkes ekonomiden pay almaya çalışırken, tam da 16.yy da başlayan devlet destekli korsanlıklarla elde edilen Avrupa zenginliği şimdi limandan limana taşıma şeklinde devam edecek. 2056 yılında sona erecek olan Antarktika antlaşması bizi açık denizlerde “gücün kadar varsın“a getirecek. O zaman her türlü denizcilik bilgisi birlikte yürütülmeye ihtiyaç duyulacak.

“Devlet içerisinde denizciliğin değerinin anlaşılmaması“ hususu yıllardır sektörde konuşulur durur. Peki, bunun sebepleri derinlemesine neden araştırılmaz.

a) İlk düşünce ülkemizde gizli bir elin bu duruma engel olduğu fikridir. Danışmanlık alınan şirketlerden başlanılarak nerelerde engel olunduğu süreçler içinde maalesef karşımıza çıkmaktadır. Benim kişisel görüş ve öngörüm, Montrö Türk Boğazları Sözleşmesi’ni kontrol eden irade ülkemizdeki denizciliğin kontrolünü de elinde tutmaktadır.

b) Denizcilik deyince anlaşılması gereken temel unsur gemilerdir. Ticari ya da askeri olsun gemi ile işe başlanır. Ama ülkemizde her şeye kredi verilirken gemi kredileri riskli olduğundan kredi verilmez. Çünkü bizdeki bankacılık sistemi ipotek üzerine kurulmuş. Yani servet üzerine kurulmuş, sermaye ile servet aynı sanılmakta oysa ikisi farklı şeylerdir. Bankalarımızın şu anda geri dönmeyen kredi oranları % 4’ün üstündedir. Ve yaklaşık 70 milyar TL. Diğer bir deyişle 13 miyar dolar. Varlık yönetim şirketlerine veya alınamayacağı için değerinin çok altında devir edilen krediler bu listede var mı BDDK verilerinden anlayamadım. Ama bu miktarın ne kadarı denizciliğe verilmiş diye baktığımızda, bir şey göremedik. Ne olurdu bankalar risk sermayelerine yatırım yapsalar.

c) Bir de ar-ge problemimiz var. Herkesin iyi bildiği TÜBİTAK hikâyesini sizinle tekrar paylaşmam gerek.

3 - Eğitim sisteminin denizciliğin temel amaçları göz ardı ederek düzenlenmesi, çözülebilecek sorunların çözümlerinin bir türlü uygulanmaması, denizciliğin başka disiplinlerden farklı olduğunun bir türlü kabul edilmemesi ve her şeye para bulunurken bir staj gemisi yapılamaması ne acı bir gerçektir. Eğitim sistemindeki en önemli aksaklıklardan ikisi de okullardaki hazırlık sınıfı ve ders geçmede kullanılan bağıl değerlendirme sisteminin denizciliğe uygulanmamasıdır.

a) Hazırlık sınıflarının, öğrencileri derslerden ve meslekten soğutma aracı hâline getirilmesi.

b) Bağıl değerlendirme sistemi ile eğitim kalitesinin düşürülmesi, çünkü daha düşük not alındığında herkes düşük not alırsa iş çözülmüş oluyor, bu durum bazı bölümlerde nerdeyse yüz üzerinden 20 alındığında bile sınıf geçiliyor.

4 - Sermaye yoğun bir sektör olan denizcilikte çalışanların sayısının az olması, sayı üzerinden değerlendirilen ülkemizde etkilerinin az olması diye tanımlanırken akla gelen en önemli şüphe acaba ülkemizde denizciliğin belli bir çizgiyi geçmesi kimleri rahatsız ediyor. Söylendiği gibi Doğu Akdeniz’deki enerji yatakları mı? Yoksa Türk boğazlarını kullanan ülkeleri mi? Bu konuda yeterine derinlemesine değerlendirme yapılmıyor ama bundan 25 yıl önce Türkiye’ deki denizcilik eğitiminin uluslararası düzeyde olmadığı iddia edilerek, Türk Boğazları’nı Türkiye tarafından kontrol edilmesine karşı çıkan ülkeler bu olayın neresinde olduğu hâlâ cevaplanmamış önemli bir soru olarak kalmıştır. Aynı dönemde ülkemizdeki tek sivil denizcilik okulu olan Denizcilik Yüksek Okulu’nun kapatılması için yapılan kulis çalışmaları günümüzde gözden kaçırılmamalıdır.

TASAM Yayınlarının "Yeni Deniz Güvenliği Ekosistemi ve Doğu Akdeniz" isimli kitabından alınmıştır.
“Yeni Deniz Güvenliği Ekosistemi ve Doğu Akdeniz“ e-kitabı için Tıklayınız
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2053 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2053

Chang lae'nin Yenilebilir Ekonomi (2022) adlı kitabı, yıllar boyunca popüler kitapları aracılığıyla geliştirdiği anlatıyı netleştiriyor. Kendisi bu kitapta anlatımını güçlendirmek için yemek imgelerini kullanırken, ben de ECON 101 öğrencilerim ile paylaşabileceğim dersleri ortaya çıkarmak amacıyla ö...;

Dijital teknolojilerdeki yenilikler, hayatımızın her alanını dönüştürmekte ve değiştirmektedir. Bireyler, işletmeler ve cihazlar arasında büyük miktarda veri ve bilginin hızlı ve ucuz şekilde sağlanması, dijital ekonominin ve dijital platformların yükselişinin temellerini atmıştır. Dijital platforml...;

Ertuğrul’un 1889 Japonya ziyareti, sıradan bir nezaket ve diplomatik ziyaret değildir. Bu ziyaret, kıta Avrupası, Orta Asya, Uzakdoğu, Pasifik ve Ortadoğu’daki güç mücadelesinin zorunlu kıldığı bir ziyarettir. Ertuğrul gemisi, geri dönemese de bu seyahat, günümüze kadar devam eden, son derece kalıcı...;

Küresel hegemonya mücadelesi giderek sertleşirken jeopolitik saiklerin daha akışkan olduğu yeni bir döneme giriliyor. Bu yeni dönemde jeopolitik dinamikleri yeniden şekillendirmeyi planlayan iddialı projeler, stratejik pozisyon almak için uygun bir konjonktür yaratmayı hedefliyor. Bu projeler arasın...;

Çin ve Rusya’ya uygulanan Batı merkezli yaptırımlar küresel jeopolitikte köklü değişimlerin önünü açarken söz konusu iki ülkeyi de ilan edilmemiş stratejik bir ittifaka doğru sürüklüyor. Rusya ekonomisi üzerinde oluşan baskı ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Çin rekabetinin derinleşmesi, Çin ve R...;

Avrupa konvansiyonel güvenlik mimarisinin köşe taşı olarak görülen; Avrupa’da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Antlaşması (CFE-AKKA), NATO ve Varşova Paktı ülkeleri arasında 1990 yılında imzalanmış ve 1992 yılı Temmuz ayında yürürlüğe girmiştir.;

Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından başlatılan Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı ““Geleceğin Güvenliği & Savunması, Yapay Zeka ve Stratejik Dönüşüm““ başlıklı 2024 ikinci dönemi 20 Nisan 2024 ve 11 Mayıs 2024 tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilec...;

Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından başlatılan Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı ““Geleceğin Güvenliği & Savunması, Yapay Zeka ve Stratejik Dönüşüm““ başlıklı 2024 ikinci dönemi 20 Nisan 2024 ve 11 Mayıs 2024 tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilec...;

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 2

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Nis 2024 - 11 May 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...