Polar Kod Uygulamasının Dünya Ticareti Üzerine Etkileri

Makale

Asya’dan Avrupa’ya gemi yolculukları için yeni bir alternatif ortaya çıkaran küresel ısınma, Polar Code veya Kuzey Denizi Rotası adı verilen bir rotanın da belirlenmesine ve bu sayede Çin’den Avrupa’ya gemilerin çok daha kısa bir sürede ulaşmalarına yol açmıştır. Kuzey Denizi Rotası sayesinde yolculuk geleneksel Süveyş Kanalı rotasına göre 16 gün daha erken tamamlanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Kuzey Denizi Rotası, Küresel Isınma, Ticaret, Yakut Tasarrufu, Gemi Taşımacılığı. ...

Özet
 
Asya’dan Avrupa’ya gemi yolculukları için yeni bir alternatif ortaya çıkaran küresel ısınma, Polar Code veya Kuzey Denizi Rotası adı verilen bir rotanın da belirlenmesine ve bu sayede Çin’den Avrupa’ya gemilerin çok daha kısa bir sürede ulaşmalarına yol açmıştır. Kuzey Denizi Rotası sayesinde yolculuk geleneksel Süveyş Kanalı rotasına göre 16 gün daha erken tamamlanabilmektedir. Yolun kısalmasının sadece taşımacılık şirketlerini değil, ticareti de olumlu etkilemesinin beklendiği bildirilmekte; daha iyi planlama yapılmasını ve bu durumun ticaretin canlanmasını sağlayabileceği ifade edilmektedir. Doğası gereği deniz ve okyanusların sunduğu zorlu koşulları, kutup bölgeleri coğrafi konumları sebebi ile çok daha ilerilere götürmektedir. Malların güvenli bir şekilde geçişi ve çevreye verilen zararın asgariye düşürülmesi için doğru çerçeve koşullarının oluşturulmasının sağlanması amacı ile Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), tarafından ‘Polar Code’ adında bir düzenleme üzerinde çalışılmış, bu yasal düzenleme, Kuzey Buz Denizi’nden geçmek isteyen gemilerin daha iyi bir altyapı ile donatılması gerektiğine dikkat çekmiştir.
 

Anahtar Kelimeler: Kuzey Denizi Rotası, Küresel Isınma, Ticaret, Yakut Tasarrufu, Gemi Taşımacılığı.
 

Giriş

21. yüzyılda küresel ortalama sıcaklığın artışına bağlı olarak ortaya çıkan iklim değişiklikleri ve bu değişikliklerin ortaya koyabileceği sosyo-ekonomik ve siyasal sonuçların projeksiyon hesaplamaları ile öngörülüp bu doğrultuda gerekli tedbirleri alabilmek adına dünya devletleri ve ilgili uluslararası kuruluşlar yoğun bir çalışma temposu içerisine girmişlerdir (Uzmen, 2007: 90).
 
Küresel iklim değişikliği nedeniyle oluşan ısınma, özellikle 1970’li yıllardan başlayarak Kuzey Kutup Bölgesi (Arktik)’ndeki buzullarda erime ve çözülmeye yol açmıştır. Bu durum sadece çevre duyarlılığı olan insanların değil tüm uluslararası politikanın ilgi alanlarından biri şekline dönüşmüştür. Yapılan bilimsel çalışmalar baz alındığında söz konusu tarihten bugüne değin Kuzey buz örtüsü hacminde üçte bir oranında küçülme meydana geldiğini bildirmektedir (Ateş, 2017:61).
 
International Panel of Climate Change (IPCC) bünyesinde 1996 yılında kurulan bir çalışma grubu, 21. yüzyılın tümünü kapsayacak özellikle insan kaynaklı sera gazları ve aerosollerin salımı hakkında olası olumsuzlukları öngörümlemek adına senaryolar hazırlamaktadır. Böylece 2100 yılına kadar ortaya çıkması ihtimal sera gazları salınımına bağlı atmosferdeki sera gazı oranının belirlenerek, bu değerlerin çeşitli iklim modellerinde kullanılması yanı sıra atmosferdeki sera gazları artışının doğuracağı küresel ısınma ve buna bağlı yağış rejiminde görülebilecek değişikliklerin coğrafî bölgeler arasındaki penetrasyonunun ortaya konulması ile yüzyılın sonunda iklim değişikliğinin muhtemel bütün sonuçlarının belirlenmesi amaçlanmaktadır (Tütüncü, 2008: 11)
 
21. yüzyıl boyunca olabilecek toplumsal-ekonomik gelişme seviyeleri, teknolojik gelişmeler ve nüfus artış değerleri dikkate alınarak oluşturulan senaryolar, IPCC tarafından 2001 yılında yayımlanmıştır. Salım Senaryolar Özel Raporu/Special Report on Emissions Scenarios (SRES) adı verilen rapor bünyesinde Al, A2, Bl ve B2 şeklinde dört ana senaryo grubu yer almaktadır. Rapor yayım tarihinde 6,5 milyar olan dünya nüfusunun 2050 ve 2100 yıllarında ulaşabileceği değerler ile ekonomik kalkınma süreçleri de göz önüne alınarak hazırlanan senaryoların bir kısmı dünya nüfusunda 2050 yılına kadar az veya çok bir artışı öngörümlerken bazı senaryolarda ise 2100 yılında azalma, bazılarında az bir yükselme tahmin edilmektedir. Senaryo grupları içinde öngörülen nüfus artışı ve ülkelerin ekonomik gelişme tarzına göre kullanılacak yakıt türleri ile teknoloji seviyeleri bakımından alt senaryolara bölündüğü, iyimserden kötümsere doğru sıralanan toplamda büyük senaryo ailelerinin altında 40 senaryo içerdiği bildirilmektedir. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun 2050 için öngördüğü tahminlere en yakın senaryo olan Senaryo A1B’ye göre; 1,7- 4,4 derece arasında yoğunlaşan ve ortalama 2,8 derecede meydana geleceği öngörülen hava sıcaklık artışları, nüfus artışının çok hızlı olduğu, fosil, nükleer ve yenilenebilir enerji kaynaklarının dengeli olarak kullanımına dayanan bir ekonomi sisteminin kurulduğu, yeni teknolojilerin daha etkin bir şekilde yaşama angaje olduğu bir senaryodur. Bu senaryo yanı sıra raporda yer alan 6 senaryonun değerlendirilmesinden 2100 yılında 1,8-4 derecelik sıcaklık artışı “en iyi tahmin” olarak dikkat çekmektedir.
 
Amerikan Oregon Eyalet Üniversitesi’nden Andreas Schmittner ile İngiliz bilim adamlarının vardığı bulguları da dikkate alarak Peter Schwartz ve Doug Randall tarafından 2003 yılında hazırlanan rapora göre, Küresel iklim değişikliğinin öngörüldüğü ve felaket senaryoları olarak adlandırılan projeksiyonlar
da bulunmaktadır. ABD Savunma Bakanlığı’nın talebi üzerine hazırlanmış olan raporda, ani iklim değişikliğinin meydana gelmesi ile ABD milli güvenliği açısından tehdit oluşturabilecek unsurların belirlenmesi incelenmek istenmiştir. Gulf Stream Sıcak Su Akıntısının Durmasının ani iklim değişikliğine yol açabileceği ve olası sonuçların değerlendirildiği raporda; 11 derece düzeyinde meydana gelecek bir sıcaklık değişiminin sonucunda Kuzey Kutbu’ndaki buzulların eriyeceği ve bu erimenin Kuzey Avrupa’nın daha ılıman bir iklime sahip olmasını sağlayan Gulf Stream Sıcak Su Akıntısının (Kuzey Atlantik Akıntısı) durmasına yol açabileceği bildirilmektedir. Küresel ısınma, günümüzde en önemli küresel sorun haline gelmiş, etkileri giderek artan ve hızla geri dönülemez noktalara gelmekte olan bir olaydır. 2100 yılına kadar Kuzey Kutbunda buzulların oranının yüzde 22 ila 33 oranında azalacağı ve Grönland’daki buz tabakalarının erimesinin deniz seviyesini 4 ila 6 metre kadar yükselteceği tahmin edilmektedir. Küresel iklim değişikliğine en çok katkı yapan ve en çok etkilenen sektörleri incelediğimizde; lojistik ve ticaretin en çok etkilenen sektörlerin başında geldiği görülmektedir.

TASAM Yayınlarının  "Yeni Deniz Güvenliği Ekosistemi ve Doğu Akdeniz" isimli kitabından alınmıştır.
“Yeni Deniz Güvenliği Ekosistemi ve Doğu Akdeniz” e-kitabı için Tıklayınız
 
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2539 ) Etkinlik ( 172 )
Alanlar
Afrika 65 605
Asya 75 983
Avrupa 13 609
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 278
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1321 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 18 581
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1276 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 505
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1897 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1897

Son Eklenenler