Yeniden Üretilen Tarih ve Vekâlet Cihatçıları

Yorum

Hasan Sabbah, İslam Dünyası’nın orta yerinde Selçukluların Şii Dünya ile karşılaşmalarının bir yan üretimi olarak ortaya çıkmıştı. Selçukluların Büveyhiler ve Fatımilere karşı verdiği mücadelede Fatımi Mısır’dan da beslenmiş İran’da yeşermiş bir hareketti Haşhaşilik. ...

Hasan Sabbah, İslam Dünyası’nın orta yerinde Selçukluların Şii Dünya ile karşılaşmalarının bir yan üretimi olarak ortaya çıkmıştı. Selçukluların Büveyhiler ve Fatımilere karşı verdiği mücadelede Fatımi Mısır’dan da beslenmiş İran’da yeşermiş bir hareketti Haşhaşilik. Hasan Sabbah cennet vaad eden bir terör ustasıydı. Bu bakımdan günümüzde IŞİD’i düşünürken Hariciliğin Vahhabilik çehresine bürünen Selefi yaklaşımı yine başka bahçelerde varyant taşeronlar ürettiği fikrini getiriyor akla.

Selçuklu dünyasının ortasında ideolojik bir kaleye sığınmış olan Şii-Rafızi yapısı ve bugün kendi ideolojik surlarında beslenen Selefi rengine bürünmüş IŞİD yapısı. Bu bakımdan İslam tarihinin bu yeniden üretilebilen şiddet ve terör odaklı alt yapısı el-Kaide’nin dönüşen metamorfoz görüntüsü olan IŞİD ile dün Haşhaşilerin yürüttüğü tarz;istikrarsızlaştırarak vekalet savaşlarına zemin hazırlayan yapısı bugün başka görüntülerle devam etmekte.IŞİD bu bakımdan ortaya çıkaran sebepler noktasında Haşhaşilerin zemininde ortaya çıkan bir özellik gösteriyor.

Din Ortadoğu’nun tarihi vazgeçilmezi. Dine bağlı gelişen medeniyet kadar ona bağlı gelişen anomaliler de bu bölgenin tarihi kaderinin bir parçasıdır. Şia’nın Selçuklularla Fatımi çehresi ile yaşadığı gerilim Osmanlı-Safevi gerilimi olarak sürmüştür. Hariciler bölgenin diğer bir tarihi damarıdır. Bu damarda kendi kültürel sürecinde hep yeni sürgüler verme potansiyeli taşır. İşte Haşhaşiler Şia Nizariİsmaili varyantı olarak ortaya çıkarken bugün Hariciliğin varyantları bölgede yine silaha dayalı vekalet mücadelesini cihat kavramının yapı sökümü ile oluşmuş bir çerçevede sürdürmektedir. Bu bakımdan IŞİD düşünülürken bu tarihi tevafuklar gözden kaçırılmamalıdır.

Melikşah dönemi sonrası oluşan kaosun var ettiği bir zeminde gelişen Haşhaşiler toplumsal desteklerini İran’ın kadim yapılarından beslenen ve Şia ile kendini ifade eden insan unsuruna dayanarak yaptılar. HaşhaşilerininkişafındaMelikşah’ın ölümünden sonra Selçuklularda yaşanan taht kavgaları ve halifeliğin çaresizliği etkili olmuştur. Haşhaşiler Selçukluların taht mücadelelerinden yararlanmaya çalışıyor ve bu yolla genişlemek istiyorlardı. Muhammed Tapar’laBekyaruk arasındaki mücadeledeBerkyaruk’unkuvvetleri arasında 5000 Haşhaşi vardı. Suriye’deki Haşhaşilerin en büyük destekçisi ise Selçuklu Halep hâkimi Rıdvan’dı. Onları kendi vekalet savaşlarında kullanıyordu.Kurdukları hücre yapılı kale odaklı bölge hâkimiyetikurarak şehirlerin etrafında bir hâkimiyet stratejisi yürüten Haşhaşilerin yayılma politikası bugün bölgemizde şehirler ele geçirerek yayılan IŞİD’i yapılanmasından çok farklı değildi. Dini görünümlü siyasi taşeron vekâlet savaşçıları. Bu bakımdan IŞİD el-Kaide’nin mevzi saldırılar yerine bölgesel hareketler ile kendisini yerleştirme stratejisi içinde hareket eden bir hareket olarak dikkat çekiyor. Haşhaşiler ve IŞİDkaos içinde kalan bir coğrafyada ortaya çıkmış varyantalardır.

Din odaklı cennet vaad eden bir ideoloji, siyasi amaçlara yönelmiş bir saha hâkimiyeti stratejisi ve vekâlet savaşları için uygun zeminde gelişen yapıları ile Haşhaşiler ve IŞİD coğrafyamızın siyasi ve kültürel yapısında dikkat çeken yapılardır. İran ve Suriye’de ciddi manada Haçlı Savaşları’nın da oluşturduğu zeminden yararlanan Haşhaşiler siyasi ve askeri mekân elde etme şansı bulurken ABD’nin Irak işgali sonrasındaki zeminde el-Kaide’nin dönüşen bir varyantı olarak Suriye’de Arap Baharı! Olaylarının geliştirici zemininde yükselen IŞİD bugün var olan Maliki politikalarından yararlanarak gelişmektedir.

Haşhaşiler kaleler çevresinde ve suikastler yoluyla korku ve tedhiş ile sağlamaya çalıştığı üstünlüğünü IŞİD bombalı arabalar ve şehir hâkimiyeti görüntüsü altında yürütmektedir. Hasan Sabbah sonrası dönemlerde kendi içinde dönüşümler yaşayan Haşhaşilik yani Nizariİsmaililiği gibi IŞİD de Üsame b. Ladin sonrasında el-Kaidenin geçirdiği dönüşümler benzeri strateji ve hareket değişimleriyle dikkat çeker. Burada dikkat çeken diğer bir husus ise insanların gönüllü olarak bu şiddet ve suikast eylemlerine dini bir vecd ile katılmalarının sağlanıyor olmasıdır.

Toprak Ortaçağların en büyük güç ve zenginlik kaynağı idi. Din ise hayatın temel kurucu unsuru. Zaman ilerledikçe bunların yerini modern zamanın unsurları almaya başladı. Petrol bunun en başta gelenlerinden birisi oldu. Bugün IŞİD’inhakimiyet peşinde olduğu bölgelere bakılırsa Sünni halk kitlelerinin bulunduğu ve lakin petrolün mebzul olduğu yerler Suriye ve Irak’taki ana alanlarıdır. Haşhaşiler de kaleleri vasıtasıyla önemli ve müstahkem bölgelerde yerleşip buradan mücadelelerini sürdürmek yolunda çalışmışlar idi. Zaman içerisinde zenginlik ve gücün parametreleri değişse de bölgemizde din odaklı güç mücadeleleri hiç bitmedi.

Ortadoğu’nun yeni dönem işgal ve vekâlet savaşları Osmanlı’nın yıkılışından sonra bölgenin 1916 Sykes-Picot antlaşmasındaki ayrıştırma ve kalemle çizilen sınırların içerisinde bölge kaostan kaosa koşmaya devam etti. SykesPicot paylaşım planın haritası bugün Şii Hilali olarak adlandırılan ve IŞİD’in hareket alanı olarak görülen bölgeyle kabaca karşılaştırıldığında dikkat çekici örtüşmeler görülmektedir. Haşhaşilerin İran ve Suriye üzerinde Haçlı saldırıları ile sarsılan bölgede yürüttüğü savaş bugün başka görünümlü oluşumlarla devam etmektedir. Manzarada eksik olan tek şey Selçuklu ve Osmanlı çizgisinde dengelere müdahale gücü olan bir yapının yokluğudur. Haşhaşiler, 1113’de Mevdud b. Altuntegin’işehid ettiklerinde bir rivayete göre Kudüs kralı Tuğtekin’e yolladığı mektupta şu tarihi sözleri eder. “İslam’ın direği (yani Mevdud) bir bayram günü, hem de Allah’ın evinde öldüren bir millet, elbette Allah tarafından imha edilmeye layıktır.“ der.

Yazının tamamını pdf formatında okumak için lütfen aşağıdaki linki kullanınız.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2634 ) Etkinlik ( 212 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 14 66
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1346 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 282
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Arjantin ise 45 milyonluk nüfusu, 2 milyon 791 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 518 milyar doları aşan GSYİH’sı ile Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik bir aktör olup üyesi olduğu bölgesel ve küresel uluslararası örgütler içindeki aktivitesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Arjantin, ...;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Dürzi kelimesi, Şeyh Muhammed bin İsmail Neştekin Derezî’ye istinaden ortaya atılmış bir kelimedir. Dürzilik, Davetü’t-Tevhid, Benû Marûf, Âl-i Marûf, el Muvahhidûn, el-Muvahhidûn ed-Durûz ve el-Hâkimiyye olarak da isimlendirilmiştir.