2. Türkiye - Çin Yuvarlak Masa Toplantısı | SONUÇ RAPORU (TASLAK)

Haber

Türkiye - Çin Yuvarlak Masa Toplantılarının ikincisi Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ve CICIR (China Institutes of Contemporary International Relations) delegasyonunun katılımıyla 05 Kasım 2019 Salı günü, İstanbul’da CVK Bosphorus Oteli’nde gerçekleştirilmiştir....

Türkiye - Çin Yuvarlak Masa Toplantılarının ikincisi Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ve CICIR (China Institutes of Contemporary International Relations) delegasyonunun katılımıyla 05 Kasım 2019 Salı günü, İstanbul’da CVK Bosphorus Oteli’nde gerçekleştirilmiştir.

Toplantıya Türkiye heyetinden; TASAM Başkan Yardımcısı Büyükelçi (E) Murat Bilhan, TASAM Başkan Danışmanı Prof. Dr. Sedat Aybar, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden Prof. Dr. Zeynep Özden Oktav, TASAM Stajyerleri Caner Güler ve Mabud Sattarli katılmıştır.

Çin Heyetinden ise; CICIR Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Li Yanan ve kurum temsilcileri Dong Bing, Gong Zheng, Xi Chun ve Zhang Li katılım sağlamıştır.

Toplantı’da TASAM heyetince belirtilen görüşlerin özeti:

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Türkiye’nin dış politika inşa sürecine dikkat çeken bir konuşma ile söze giriş yapılmış, Soğuk Savaş sürecinde Türkiye’nin Batı yanlısı bir tutum sergilediği belirtilmiştir. Bu tutumun, Doğu Bloğu ile olan ilişkilerin alt seviyede ilerlemesine neden olduğu; bugün ise ilişkilerin Orta Doğu ekseninde geliştirildiği ancak bunun da çok sağlıklı olmadığı, çok boyutlu ilişkilerin kurulmasına ihtiyaç duyulduğu vurgulanmıştır. Cumhuriyet Dönemi dış politikasında Atatürk’ün, Orta Doğu ve Balkanlarda çeşitli paktlara imza attığı bu adımların çok yönlü ilişkilerin kurulmasında öncü olduğu örnek gösterilmiştir.

Türkiye ekonomisi üzerinden çeşitli senaryolara yer verildiği; enflasyonun yükseleceği, yatırımlarda küçülmelerin yaşanacağı, işsizliğin artacağı, bunun sonucunda Türkiye ekonomisinin çökmesi ve IMF’den yardım alması beklendiği gibi iddiaların basında sıklıkla tekrar edildiği ifade edilmiştir. Donald Trump’ın; “Sözüme karşı gelinirse ekonomilerini cezalandıracağım. Para birimi kullanarak onlara bir ders vereceğim“ şeklinde açıklamalar yaptığına değinilmiştir. Türkiye’nin, açık piyasa ekonomisi kullandığı ve bu durumun Türkiye’yi çok fazla etkilediği, neticesinde ise insanların bu senaryoları düşündüğü belirtilmiştir. Ancak Türkiye’de ekonomik parametrelerde kalıcı veya hasara yol açan bir dengesizlik söz konusu olmamıştır.

Hükümetin kısa süre önce yayınlamış olduğu paketin 2020’de başlayacağı ve gelir dağılımına göre bir vergilendirme sistemi sağlanacağı, bunun da iç taleplere dayalı ekonomik büyümenin hızlanmasını sağlayacağı dile getirilmiştir. Elbette belli kırılganlıkların söz konusu olduğu, ancak ekonomik krize sürüklenecek kadar ciddi olmadığı belirtilmiştir. Türkiye’nin jeopolitik risklerinin de ekonomik kırılmalara neden olduğu ancak bağımsız olan Türkiye’nin diplomasisini ve yumuşak gücünü kullanarak bu sorunu bir avantaja çevirebileceği vurgulanmıştır.

TASAM heyeti paylaştığı görüşlerde şu hususlara da değinmiştir: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye siyasetinde Avrupa Birliği’nin aktif tutum sergilememesinden dolayı eleştirilerde bulunmaktadır. Çin, Orta Doğu’da barıştan yana olduğunu defalarca kez ifade etmiştir. Türkiye de aynı şekilde düşünmektedir. Türkiye ekonomisi Orta Doğu siyasetinden dolayı oldukça zarar görmüştür. Türkiye asla Suriye’nin bir savaşa maruz kalmasını istememiştir. Türkiye’nin amacı daha bağımsız bir dış politika kurmak ve ekonomik faaliyetler yürütmektir. İran ve Irak ile olan iyi ilişkiler buna örnek olarak gösterilebilir. Aynı şekilde Saddam Hüseyin demokrat bir lider olmadığı hâlde Türkiye, Irak’ın istikrarı için iç sorunlarına müdahil olmamıştır. İran ve Türkiye’nin ortak özelliği ise Batı’ya bağlı olmak istememesidir. Para ve gelişim Doğu’ya akmaya başlamış durumdadır.

Türkiye’nin orijinal ve alışılagelmiş dış politikasına dönüş yapması gerekmektedir. Türkiye gelecek dış politika inşasında çok yönlü bir politika inşa etmelidir. Türkiye uluslararası toplum ile iyi ilişkiler geliştirmeyi sürdürmeli ve çok taraflı anlaşmalara taraf olmalıdır. Bu çerçevede Türkiye için Çin önemli bir ülke konumundadır. Çin Halk Cumhuriyeti’nden öğrenecek çok şeyi vardır. Ancak öğretecek de çok şeyi olduğunu da belirtmek gerekir.

Toplantı’da Çin heyetince belirtilen görüşlerin özeti:

Heyet sözcüsü Çin yönetiminin ABD tarafından bir baskıya maruz kaldığını belirterek söze başlamıştır. Bu sürecin, özellikle Obama’nın başkanlık döneminden beri süregeldiğini, ABD yönetiminin, Çin’in dünyanın ikinci büyük gücü olmayacağı yönünde söylemlerde bulunduğunu, ancak Çin’in ikinci büyük güç olmayı değil dünyanın bir numarası olmayı hedeflediğini dile getirmiştir.

Devamında paylaşılan görüşlerde şu hususlara da değinilmiştir: ABD ve Çin arasındaki ilişkilere dikkat çekmek gerekmektedir. Çin Halk Cumhuriyeti, GDP (Gross Domestic Product - Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) çerçevesinde ABD’yi yakalamış durumdadır. Ancak Çin yönetimi için yeterli olmamakla birlikte daha çok yol alınması gerekmektedir. ABD yönetimi ile Çin yönetiminin, ikili ilişkileri daha da geliştirmesi gerektiği gibi dostane ilişkilerin inşa edilmesi de gerekmektedir.

Çin ve ABD arasında ciddi tartışma konularından birisi Huawei markası ile ilgilidir. Özellikle markanın CEO’sunun Kanada’da tutuklanmış olması ciddi bir gerginliğe neden olmuştur. Bu sorun CEO ya da markanın kendisi ile direkt ilgili bir konu değildir. Olay Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’in yüksek teknoloji yarışındaki çekişmelerinden kaynaklanmaktadır. Huawei markasının kime ait olduğunun bir önemi yoktur. Bu marka uluslararası, çok uluslu ve özel bir şirkettir. Bu marka üzerinde yapılan çeşitli teknoloji testlerinde başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Uluslararası piyasalarda kendini kabul ettirmiştir. İşte tüm bu nedenler doğrultusunda ABD, İngiltere ve Fransa başta olmak üzere özellikle Batılı ülkeler bu durumdan rahatsızlık duymaktadır.

Uygur Türkleri ile ilgili konu Çin’in bir iç meselesidir. Uygur Türklerinin yaşamakta olduğu Sincan Özerk Bölgesi’nde terör faaliyetleri yürütülmektedir. Özellikle dinî kökenli terör örgütlerinin bu bölgedeki faaliyetleri bölge halkını provoke etmektedir. Çin hükümeti bu konuda bölge halkının olumsuz yaşam koşullarını geliştirmek adına çalışmalar yürütmektedir. Bu bölgede dil ve kültür problemi yaşanmaktadır. Çince öğrenme sorununun olması özellikle Bölge halkının iş bulamamasına neden olmakta ve Çin halkı ile iletişimi de alt seviyede tutmaktadır.

Sincan Özerk Bölgesi hakkındaki dezenformasyonlardan biri de burada doğum kontrol yöntemlerinin uygulandığı yönündedir. Çin Halk Cumhuriyeti içinde çok sayıda dinî ve etnik farklılığa sahip topluluklar yaşamaktadır. Çin yönetimi tüm bu halklara saygı duymaktadır. Uygur Türklerinin kültür ve dillerine karşı da aynı saygı duyulmaktadır.

Özellikle son zamanlarda tüm dünyada ciddi sorun hâline gelen DEAŞ terör örgütü, bu bölgede ciddi provokasyon yapmakta ve Bölge halkının sempatisini kazanmaya çalışmaktadır. Bu sorun Sincan bölgesine atılan adımları baltalamaktadır.

Hong Kong bölgesi Çin’in son zamanlarda sorun yaşadığı bir bölgedir. Ekonomik sorunlar nedeniyle sürekli olarak kışkırtmalar söz konusudur. Halk arasında ciddi bir ekonomik eşitsizlik yaşanmaktadır. Bölge’de yaşayan genç nüfus üzerinden kışkırtmalar ve yumuşak güç olguları kullanılmaktadır. Bu gençlerin geleceği açısından kaygı duyulmaktadır. Özellikle Amerika ve İngiltere Hong Kong halkına yönelik kışkırtıcı söylemlere yer vermektedir.

Çin’in tüm bu iç sorunları, yumuşak güç olgusunu doğru yönetememesinden kaynaklanmaktadır. Çin heyetinin Türkiye’ye geldiği andan itibaren CNN, BBC gibi kanalları izlemeleri bunun bir örneği olarak gösterilebilir. Çin’in, yumuşak güç olgusunu da geliştirmesi gerekir.

Çin’in Suriye politikaları ilk zamandan bu yana politik çerçevede sürdürülmüştür. Rusya, Suriye politikasını daha çok askerî açıdan kamçılarken, Çin’in politikası insani yardımlar çerçevesinde gelişmiştir. Çin’in gözünden Türkiye, Orta Doğu coğrafyası için başat güç olabilir. Bunun için çok önemli argümanları bulunmaktadır. Türkiye’nin yönetim ve coğrafya dışında millî bütünlüğe sahip bir ülke olması, Bölge’deki işlevi için önem arz etmektedir. Çin’in bir millî bütünlük sorunu vardır. Tayvan’da yaşanan sorun bunun bir örneğidir.

Çin son zamanlar da yapay zekâ teknolojilerinde de ilerleme kaydetmiştir. Bu konuda Çin, rakipleri arasında ciddi bir sıyrılma yaşamıştır. Amerika, İngiltere ve İsrail başta olmak üzere bazı ülkeler yapay zekâ konusunda kendi içerisinde farklı avantajlara sahiptir. Son zamanlarda Çin bu teknolojisini millî güvenliğe hizmet etmesi için kullanmaktadır. Çin özellikle artan yaşlı nüfusun problemlerinin çözümünde ve düşük yetenek gerektirecek işlerde yapay zekâ teknolojisi kullanmayı hedeflemektedir.

Çin, İsrail Devleti ile iyi ilişkilere sahiptir ve ekonomik manada ikili ilişkilerini ilerletmektedir. Ancak Filistin Davasını da desteklemiştir.

Son zamanlarda Asya bölgesinde Hindistan ve Pakistan sorunu ciddi bir hâl almaya başlamıştır. ABD hükümetinin Pakistan üzerinde bir baskı oluşturması, Bölge’de yalnızlığa itilmesine neden olmaktadır. Pakistan da bu süreçte Çin ile yakın ilişkiler kurmak istemektedir. Pakistan’ın ekonomik sorunları çok ciddi seviyelerdedir. Bunun yanı sıra terör gibi bir güvenlik sorunu ile de karşı karşıya kalmıştır. Pakistan ve Çin’in stratejik birer müttefik olduğunu söylemekte fayda vardır. Hindistan hükümeti bu süreçten rahatsızlık duyuyor olabilir. Ancak Hindistan ve Pakistan sorununun çözüme ulaşması için Çin aracı olabilir ki bu iki ülkenin elinde nükleer silahların bulunduğu dikkate alınacak olursa kısa sürede ilişkilerin düzeltilmesi için adımlar atılması yönünde önem arz etmektedir.

05 Kasım 2019 Salı
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2053 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2053

Dört gün önce, Çin silahlı kuvvetlerinin yıllık tatbikatı olan "Exercise Joint Sword" sona erdi. Bu yıl, Çin bu tatbikatı, Tayvan'ın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Lai'nin göreve başlamasına "güçlü bir ceza" olarak nitelendirdi - Pekin'in kazanmasını istemediği aday. 46 Halk Kurtuluş Ordusu Donanması (P...;

Bugünkü konu Türkçe. Hakikaten bizim için en önemli meseledir Türkçe. Çünkü Türk milleti dediğin topluluk bir dil etrafında oluşmuştur. Bunu Batı’da Jean-Paul Roux diye Türklerin tarihini yazan Fransız tarihçi kitabının başlarına koymuştur: “Türkler dil etrafında oluşmuş bir millettir.“ Bugün birbir...;

Doğu Afrika’nın jeopolitik konumuyla ilişkili olarak Ortadoğu, Körfez ve Hint- Pasifik stratejik alanlarıyla entegrasyonu bölgede yabancı aktörlerin askerî varlıklarının önemli bir nedenini meydana getirmektedir. Yabancı askerî varlıklar; çoğunlukla terörle mücadele, barış operasyonlarına destek, il...;

Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler paralelinde başta Karadeniz olmak üzere deniz güvenliği konuları daha sık gündeme gelmeye başlamıştır. Ayrıca teknolojideki gelişmelerle birlikte, başta gemilerin navigasyon sistemleri olmak üzere denizcilik endüstrisine yönelik siber saldırılar da artış eği...;

Stratejik konumu ve doğal kaynakları nedeniyle önemli bir rekabet alanı olan Afrika, 21. yüzyılda çok sayıda aktörün, kapsamlı politikalar geliştirdiği ve zirveler organize ettiği kıta olarak dikkat çekmektedir.;

Gıda güvenliği ile biyoenerji üretimi arasındaki ilişki, hem potansiyel faydaları hem de zorlukları kapsayan karmaşık ve çok yönlüdür. Biyoenerji üretimi, enerji güvenliğine katkıda bulunma ve iklim değişikliği endişelerini giderme konusunda katkı sağlamaktadır. Ancak bu aynı zamanda gıda güvenliği ...;

Çin Komünist Partisi (ÇKP), propaganda sistemini bilgilendirme kampanyalarını etkinleştirecek bir araç seti oluşturmak için kullanıyor. Amacı, iletişimi kontrol etmek ve Çin hakkında belirli bir gerçeklik ve doğruluk versiyonu sunmak için anlatıları ve algıları şekillendirmektir; bu hem yurt içinde ...;

Uluslararası düzenin Ukrayna ve Filistin'de cereyan eden çatışmalarla küresel bir karmaşa dönemine girmesiyle mevcut sorunlara çözüm üretme yeteneği de zayıflıyor. Bu durum, küresel ticaret ve tedarik zincirlerinde artan bir dengesizliğe yol açıyor. Kızıldeniz’de yaşanan tıkanma ve Rusya-Ukrayna sav...;

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 2

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Nis 2024 - 11 May 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.