Yeni Konvansiyonel, Yeni Ekonomi ve Güvenlik

Açılış Konuşması

Çok saygıdeğer Bakanlar, çok değerli Büyükelçiler, başta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin değişik bölümlerinden olmak üzere, MGK Genel Sekreterliğimizden, Emniyet Genel Müdürlüğü’müzden, İçişleri Bakanlığı’mızdan, güvenlikle ilgili ulusal kurumlardan, dost ve kardeş ülkelerden katılan delegasyonları saygı ile selamlıyorum. Özbekistan ve Vietnam’dan çok güçlü bir heyet geldiğini biliyorum. Yine 37 Ülkeden Devlet Başkanları adına, Bakanlar adına, Başbakanlar adına, Genelkurmay Başkanları...

Çok saygıdeğer Bakanlar, çok değerli Büyükelçiler, başta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin değişik bölümlerinden olmak üzere, MGK Genel Sekreterliğimizden, Emniyet Genel Müdürlüğü’müzden, İçişleri Bakanlığı’mızdan, güvenlikle ilgili ulusal kurumlardan, dost ve kardeş ülkelerden katılan delegasyonları saygı ile selamlıyorum. Özbekistan ve Vietnam’dan çok güçlü bir heyet geldiğini biliyorum. Yine 37 Ülkeden Devlet Başkanları adına, Bakanlar adına, Başbakanlar adına, Genelkurmay Başkanları adına temsilciler olduğunu da biliyorum. Bizzat teşrif eden Bakan konuklarımıza bu onur için minnettarız. Umarım hep birlikte hem ülkelerimiz için hem de dünya için iki gün boyunca faydalı bir çalışma gerçekleştiririz. Dr. Savaş Biçer hocamızın teşekkür ve minnettarlıklarını aynen tekrarlıyor ve vakit almamak açısından teyit ediyorum. Bütün ulusal kurumlarımıza, işbirliği sağladığımız kurumlara, Katar Silahlı Kuvvetleri’ne içtenlikle müteşekkiriz. Dünyadaki gelişmeler gösteriyor ki bu işbirliklerini çok daha fazla artırıp ikili ve çok taraflı çok daha fazla çalışma yapmamız gerekiyor.

“Yeni Dünya Güvenlik ve Ekonomi Mimarisi“ ana fikri geçen yılki Konferans’ın son gününde Savunma Sanayii Kurucu Müsteşarı Sayın Vahit Erdem Bey tarafından dile getirilmişti. Zaman içerisinde biraz değişikliğe uğradı ama ana fikir kendisine aitti. Kendisi de burada, aynı zamanda TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü’nün Yüksek İstişare Kurulu Üyesi. Kendilerine de sizler ve kurumum adına minnettarlığımızı ifade ediyorum.

Burada, genelde bütün toplantı açılışlarında yaptığım gibi daha çok, zihin açıcı yani kesin bir yargıya varmayan bazı soruların birlikte altını çizmek istiyorum. Mümkün olduğunca da zamanı iyi kullanmaya çalışacağım. Şimdi içerisinde bulunduğumuz dönem açısından ekosistem vizyonunu anlamaya çalışırsak şu konularla karşılaşıyoruz; Birincisi yeni jeopolitik model ve rekabetin nasıl şekilleneceği konusu. Dün gece Çin’den geldim. Çin Devlet Başkanı ile görüşme onuruna da eriştik. Birtakım önemli gelişmeler de yaşandı. Orada da benzer şeyler konuşuldu. Onun için bunun altını çizmek istiyorum. Güneyde Kuzey Afrika’yı içine alan bir çizgide, Kuzey’de Kanada’ya kadar olan bir alanın yeni jeopolitik merkez olarak şekillendiği görünüyor. Ama kesin bir yargıya varmak için henüz erken. Hem bu yeni jeopolitik alanın içerisinde yeni ve eski güçler arasında çok yoğun bir rekabet var, hem de bu jeopolitik alanın dışında kalan bölgelerde büyük bir paylaşım rekabeti var. Özellikle jeopolitik merkezin dışında kalan alanların olası istikrarsızlıkları konusunda çok fazla kafa yormamız ve uluslararası bir regülasyona katkıda bulunmamız gerekiyor. Dünyadaki kaynak krizi hepimizin malumu; “borç para borç“ ilişkisi içerisinde üretebileceğimiz kaynakları sonuna kadar zorladık ve 2008 yılından beri özellikle Batı dünyasından başlayarak yaşadığımız bir küresel finansal kriz var.

Çin’in yükselişiyle birlikte “kara gücü - deniz gücü“ rekabetinin başladığını görüyoruz. Özellikle geçen yılın Mart ayında Rusya’nın açıklamış olduğu yeni silahlar deklarasyonu ile konvansiyonel dengenin değiştiğini ve Rusya’nın geliştirdiği silahlar iddia ettiği gibi ise Amerikan Deniz Kuvvetleri’nin bütün açık denizlerde hedef hâline geldiğini görüyoruz.

Bu “kara gücü - deniz gücü“ savaşının da, rekabetinin de önümüzdeki dönemi şekillendireceği ortada. “Ulusal ve küresel perspektif açısından rekabet neye karşılık geliyor?“ sorusu da çok önemli çünkü hiçbir ülke için standart tek tip bir strateji uygulanması mümkün değil. Hatta güvenlik ittifakları içinde bile çok ciddi farklılıklar var. Her ülkenin, kendi zayıflıklarını ve güçlü yönlerini doğru okuyarak bir rekabet perspektifi geliştirmesi gerekiyor. Fakat burada rekabet deyince arz etmek istediğim bir konu da; dünyanın geldiği nokta itibarı ile - bu romantik ve ütopik bir görüş değil - bu yıkıcı rekabeti ve kaynak sorununu çözmemizin çok zor olduğunu düşünüyorum. Özellikle ülkelerin ve insanların tabiatında ve genetiğinde olan rekabetin daha değişik alanlara yönlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunların en önemli alternatiflerinden biri de uzay alanıdır. Uzay için rekabet başladı ama dünya içindeki rekabeti regüle edecek, dengeleyecek konumda değil şu anda. Konferans esnasında yapılacak uzay çalıştayının da, bu perspektife hem ulusal hem uluslararası ölçekte katkı yapmasını diliyorum.

Bu çerçeve içerisinde her ülkenin kendi stratejik envanterini - biz burada Türkiye olarak belirttik ama - iyi tanımlanması ve ona göre harekete geçmesi gerekiyor. Yani biriktirdiği konvansiyonel güç, yumuşak güç, sert güç, bunların toplamında akıllı güç ne ise ve neye sahipse, stratejik envanterini tekrar bir tanımlaması, belki haritalandırması gerekiyor.

Son zamanlarda değişik heyetlerle farklı ülke ziyaretlerinde yaptığım görüşmelerde en çok üzerinde durduğum konu şudur; bugün için içeride ve dışarıda düşman aramaya çok gerek olmadığını düşünüyorum. Eğer düşman ya da dost arıyorsak kendi kurumsal altyapımıza bakmamız gerektiğinin, kurumsal altyapının gücünün her şeyi belirleyeceğinin altını çizmek istiyorum. Bir de bu kurumsal alt yapının regülasyon değişikliği üretme hızı becerisi var.

Zaman çok farklı akıyor ve kurumsal altyapımız buna uyum sağlayacak dönüşümü gerçekleştirmekte çok geç kalıyor. Bu en gelişmiş ülkeler için bile mümkün. Şimdi, belki tekrar olacak ama toprağın en kıymetli olduğu dönem İmparatorluklar Çağı idi. Sanayi Devrimi ile birlikte makine daha değerli hale geldi. Neticede ulus devletler doğdu. Bugün içerisinde bulunduğumuz Bilgi Çağı ise mikro milliyetçilikleri teşvik eden bir uluslararası sistem. Çok büyük çatırdamalar olmadığı için belki bu size uzak bir ihtimal olarak gelebilir ama önümüzdeki on yıl içerisinde çok ciddi teyitler alabiliriz bu konuda. Bu çağın da, 21. yüzyılın da “Mikro-milliyetçilik Çağı“ olduğunun, bunun etnik kökenden ibaret olmadığının yani kripto paralar etrafında birleşen insanların bile bir mikro-milliyetçilik çerçevesi içerisine alınabileceğinin, örgütlenebilir her türlü farklılığın mikro-milliyetçilik olarak algılanabileceğinin altını çizmek istiyorum.

Bilgiye dayalı bir ekonomi modelinde Konferans’ın ana temasında da belirttiğimiz gibi güvenliğin ekonomi merkezli yönetilmesi ve ekonomikleştirilmesi gerekiyor. Bu yine ülkelerimizin önündeki önemli zihinsel eşiklerden biri. Bunu başarmak için siyasi hedefler, ekonomi politikası ve sektörel hedefler arasında doğru bir korelasyon olması lâzım. Ne yazık ki bu çok kolay başarılabilen bir şey değil. Her ülkede milyonlarca tekrara yol açan bir süreç. Bu arenada başarılı olabilmek için temel formülün bu olduğunu da tekrarlamak istiyorum.

Yeni dönemin rekabetinde başarılı olmak açısından temel regülasyonu sağlayan, eleştirel düşünce ve liyakattir. Bu, dünya tarihi var oldukça düşünülen bir şey. Ama bugünün şartları içerisinde bunun yeniden yorumlanması ile kurumsal altyapının gücünün ortaya çıkmasını sağlamak gerekiyor. Bir diğeri, yine dünyanın medeniyet çıkmazı hususunda geldiği noktada, tekrar - yani İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki bugüne göre oldukça idealist şartlarda - kurgulanan uluslararası sistemin güç ve adalet temelinde yeniden yorumlanması gerekiyor. Yoksa hiç kimse için yönetilebilir bir dünya ya da yönetilebilir bir ülke profilinden bahsetmek kolay değil. Yine bu kurumsal altyapımızı desteklemek açısından, ülkeler açısından öngörülemezlik ve zıtlıkları yönetmek konusunda bir uzmanlık alanı belki pratik olarak krizlerle uğraşarak gelişiyor ama daha bilinçli ve daha kurgulu bir uzmanlık alanı geliştirmemiz gerekiyor. Kamu yönetiminin etkin alanlarında çalışan yetkililerin ve uzmanların bu alanlarda bazı yetkinlikler kazanması gerektiğini düşünüyorum. Yine ekonomi merkezli bütün sektörlerin dönüşümünün geleceğin güvenliğini sağlamak açısından en temel konu olduğunu tekrarlamak istiyorum.

Şimdi önümüzdeki şekillenen uluslararası sistemi anlamak açısından bazı sorulara birlikte cevap arayalım. Güç ve gücün mülkiyeti kavramı değişiyor. Yani konvansiyonel olan her şeyin; büyük ordular, büyük kalabalıklar, büyük memur ve uzman kitleleri başta olmak üzere, savunma sanayii kapasitelerinin ya da onlara destek veren kurumların, üretim yapan kurumlar da işin içerisinde olmak üzere konvansiyonel olanın hızla değiştiği bir dönemdeyiz. Bilginin tek başına değer ifade ettiği hatta geçerli para birimlerinin önüne geçtiği bir dönemde yeni konvansiyonelin ne olduğu hakkında bir arayış içerisinde olmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü mevcut altyapıya güvenerek geleceği karşılarsak korkarım ki çok acı şeylerle yüzleşeceğiz. Güç ve gücün mülkiyeti kavramının hem kişiler bazında, hem aileler, hem toplum, hem devlet bazında tekrar sorgulanması gerekiyor.

Konvansiyonel biriktirdiklerimizin piyasa değerinin hızla eridiği bir döneme giriyoruz. Bu, kişiler açısından gayrimenkul zenginliği olabilir, araçları olabilir, devletler açısından orduları olabilir. Yeni konvansiyonelin karşılığının, ekonomik olarak karşılığının ne olduğunun ve nasıl dönüşmesi gerektiğinin üzerinde durmamız gerektiğini düşünüyorum.

Küresel yeni ekonomik model büyük ölçüde bilgiyi merkeze alan ve bilgiyi ekonomikleştiren bir modeldir. Çok sıklıkla verdiğimiz bir örnek var; meselâ dünyada bir trilyon değerini aşan birkaç tane şirket var ve bunların hepsi veri şirketleridir. Hiçbir madencilik veya petrol şirketinin böyle bir piyasa değeri yok. Dolayısıyla ekonominin nasıl dönüştüğü konusunda bazı ipuçları var. Meselâ bir taksi uygulamasının 92 milyar dolar piyasa değeri var. Bir başka örnek, otel rezervasyonu uygulamasının 32 milyar dolar piyasa değeri var. Ama onlarca fabrikası olan, on binlerce insanı çalıştıran holdinglere baktığınızda da 5-6 milyar dolar gibi değerlere sahip olduklarını görüyoruz.

Ekonomide konvansiyonel olan çok hızlı değişiyor. Endüstri 4,0, Toplum 5,0, Yapay Zekâ… Bunlar çok popüler oldu ama popüler oldukça da içeriği boşalıyor. Özellikle Yapay Zekâ güvenlik ve ekonominin merkezini değiştiriyor. Bu konuda da bu Konferans’ın ciddi katkılar sunmasını diliyorum.

Yeni ekonomi-güvenlik ekosisteminin ne olması ve ne olacağı noktasındaki arayışlara yine bu Konferans’ın katkı sağlayacağını düşünüyorum. Çünkü özellikle gelişmekte olan ülkelere, az gelişmiş ülkelere ve en az gelişmiş ülkelere çok eski formüllerin dayatıldığını gördüğümüzde bu yeni ekonomi-güvenlik modelinin de anlaşılmadığını teyit etmiş oluyoruz. Bütün dünyada yeni ekonomi ve güvenlik modeli nasıl şekillenecek? Bu konuyu hep birlikte tartışmaya ve olgunlaştırmaya ihtiyacımız var.

Hibrit güç özellikle askerî alanlarda çok fazla tartışılan ve üzerinde sempozyum yapılan konulardan bir tanesi. Yumuşak güç, sert güç, bunların toplamında akıllı güç ve belki bunların üzerine rakibin gücünü ilave etmek ki Batı dünyasının en iyi yaptığı şey biliyorsunuz. Bu anlamda hibrit gücün bileşenlerini de yeniden yorumlamak gerekiyor.

Bir diğer konu, “başarıda başarısızlık“ riski. Mesela Avrupa Birliği’nin geldiği nokta bazı öngörüsüzlükler nedeniyle çok fazla yükselttiği standartları sürdürememe krizidir. Dolayısıyla başarının ne boyutta olacağını da çok iyi ayarlamak gerekiyor. Çok başarılı olmak da çok hata getirebilir. Bu da çok sofistike bir husus. Dolayısı ile “başarıda başarısızlık“ riski üzerinde de sistem üretirken, altyapı üretirken, hedefleri belirlerken bunun üzerinde de çok fazla çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.

Biz yaklaşık beş yıl önce şunu söylemiştik; önümüzdeki on yıl ne yapacağımız, yüzyılın kalanında nerede olacağımızı belirleyecek. Bunun geçerli olduğunu düşünüyorum. Hem içinde bulunduğumuz dönem hem önümüzdeki yıllar dünya ve ülkelerimiz açısından çok önemli değişikliklere gebe. Özellikle teknolojideki değişiklikler ve bunların insan hayatına yansıması ile ilgili gelişmeler hem ümit verici bazı verileri destekliyor hem de uluslararası düzenin devam edebilirliği ile ilgili çok ciddi kaos işaretleri veriyor. Bu anlamda çevremizdeki birçok ülkede de çok ciddi anlamda istikrarsızlıklar söz konusu. İşte dost ve kardeş ülke Irak’ta yaşananlar, bir an önce selamete kavuşmasını diliyoruz. Yine birçok ülkede potansiyeller var. Bu risklerden hiç kimse müstesna değil; Türkiye de Amerika Birleşik Devletleri de. Bu durumun nasıl yönetileceği, geleceğimiz açısından belirleyici olacak.

Topyekûn bir kurumsal altyapı dönüşümü ile ülkelerin bu yüzyıl için başarılı bir perspektif geliştirebileceğini söyleyebiliriz. Bizim de amacımız hem Türkiye’ye ve ulusal kurumlarımıza hem dost ve kardeş ülkelere ve hem de dünya kamuoyuna açık bir bilgi olarak sizlerin eşliğinde stratejik katkı sunmaya çalışmak. Ben on iki saatlik bir uçuştan geldim. Mazeret değil ama herhangi bir hatam olduysa lütfen hoş görün. Tekrar sizlere, bütün paydaşlarımıza ve dostlarımıza, bizi destekleyenlere çok içten teşekkürlerimi sunuyorum. Önümüzde yeni bir dünya var, bunu olgunlaştırmamız ve çokça konuşmamız gerekiyor.

Saygılar sunuyorum.
( TASAM Başkanı Süleyman ŞENSOY | 5. İstanbul Güvenlik Konferansı Açılış Konuşması | 07 Kasım 2019, İstanbul )
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2049 ) Etkinlik ( 82 )
Alanlar
TASAM Türkiye 82 2049

Çin ve Rusya’ya uygulanan Batı merkezli yaptırımlar küresel jeopolitikte köklü değişimlerin önünü açarken söz konusu iki ülkeyi de ilan edilmemiş stratejik bir ittifaka doğru sürüklüyor. Rusya ekonomisi üzerinde oluşan baskı ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Çin rekabetinin derinleşmesi, Çin ve R...;

Dünyanın varoluşundan günümüze milyarlarca yıl geçti. İnsanlık bu tarihsel sürecin sadece son 15 bin yılında var oldu. Her ne kadar 15 binlik bir geçmişten bahsetsek de belki de henüz bilmediğimiz veya keşfedemediğimiz binlerce yıl öncesi de olabilir diye düşünmek lazım. İlkel yaşamlardan başlayarak...;

Bilindiği gibi BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’yı bir araya getiren bir grupken 2023 bitmeden Arjantin, Mısır, Etiyopya, İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ın katılımı ile dönemsel toplantılarda buluşmaktan öte ortak iktisadi veya siyasi amaçlar etrafında buluş...;

Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından başlatılan Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı “Geleceğin Savunması ve Değişim Yönetimi“ başlıklı 2024 ikinci dönemi 24 Şubat 2024 ve 16 Mart 2024 tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek. Kontenjan esasına göre s...;

Artan jeopolitik gerilimler ve yükselen ekonomik belirsizlik ortamında, her ne kadar hükümetler artık küresel işbirliğinin mutlak faydalarına odaklanmıyor olsa da birbirlerine göre daha az “kazandıkları“ endişesine kapılmaktan geri kalmıyorlar. Göreceli kazançları önceliklendirmek, kaybeden-kaybeden...;

Avustralya'nın karşılaştığı zorluklar hızla artıyor. Jeopolitik ortam, birçok onyıldır en zorlu dönemini yaşıyor. Avustralya, konvansiyonel çatışma için 10 yıl uyarı süresine sahip olacağı uzun vadeli savunma planlaması varsayımını kaybetmiştir. Dijital ekonomimizde ve siber uzayda yeni zayıflıklar ...;

7 Ekim 2023’te başlayan süreçten bu yana İsrail, binlerce Gazzeliyi yerinden etti ve öldürdü. İsrail’in insanlık dışı saldırılarına karşı ABD ve İngiltere tam destek verirken, uluslararası kamuoyu devam eden açlık, susuzluk ve insani kayıplara karşı elle tutulur bir adım atmış değil. Gazze'de devam ...;

Afrika kıtası, 1998 yılında somutlaştırılan Afrika Açılım Eylem Planı’ndan bugüne Türkiye’nin dış politikasında her geçen gün daha çok önem kazanmaya devam etmektedir. Afrika Açılım Eylem Planı’nın hemen ardından 2005 Afrika Yılı’nın ilanı ve 2008 Birinci Türkiye-Afrika Ortaklığı Zirvesiyle Türkiye ...;

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 2

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 24 Şub 2024 - 16 Mar 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...