Bandwagoning Kavramı Işığında Güney Kore’nin Güvenlik Politikaları

Makale

Bandwagoning kavramı bir devletin kendisinden daha güçlü bir devlet ile birlikte hareket etmesi, onun safına katılması veya peşine takılması anlamına gelmektedir. Bandwagoning kavramının en önemli özelliği aralarında güç eşitsizliği olan iki devlet arasında gerçekleşmesidir. - 2. Soğuk Savaş Öncesi Kore Dış Politikasına Güvenlik Eksenli Bakış - 3. Soğuk Savaş Döneminde Güney Kore’nin Güvenlik Politikaları ...

Prof. Dr. Ragıp Kutay KARACA
Nişantaşı Üniversitesi

Caner KUR
İstanbul Üniversitesi

1. Giriş
Bandwagoning kavramı bir devletin kendisinden daha güçlü bir devlet ile birlikte hareket etmesi, onun safına katılması veya peşine takılması anlamına gelmektedir. Bandwagoning kavramının en önemli özelliği aralarında güç eşitsizliği olan iki devlet arasında gerçekleşmesidir. Dolayısıyla bandwagoning politikası güçsüz devletlerin ya da küçük güçlerin güçlü devletlere karşı durmasının getireceği maliyetin faydayı aşması durumunda ortaya çıkar ve sadece güçsüz aktörlerce uygulanır. Kenneth Waltz’un bandwagoning yorumunda devletlerin büyük güçlerin peşine takılmalarının altında kendi güvenliklerini maksimize ederek bekalarını koruma dürtüsü yatar.1 Mearsheimer’a göreyse bandwagoning politikasında devletlerin esas amacı olan güvenliğin maksimize edilmesi için daha fazla çıkar yani güç elde edilmesi gerekliliği ortaya konur.2

Waltz ve Mearsheimer’dan hareketle Randall Schweller bandwagoning politikasının küçük güçlerin tercih ettiğini kabul ederken anarşik sistem içerisindeki devletlerinrol ve konumlarının açıklanması gerektiğini belirtir ve devletleri hayvanların özellikleri üzerinden sınıflandırır. Schweller sınıflandırmasında revizyonist hedeflere sahip küçük ve risk almaya eğilimli devletler “Çakal“ olarak nitelendirilmiştir. Çakal tipi devlet mevcut statükoyu değiştirmek için büyük gücün yardımına ihtiyaç duyar çünkü çakal aslında gerçek bir avcı olmadığı için bunu tek başına yapacak güçte değildir. Çakalın ihtiyaç duyduğu revizyonist büyük güç ise mevcut düzenden memnun olmayan, dolayısıyla da statükoyu değiştirmekten kaçınmayan “Kurt“ olarak kendisine yer bulur. Kurt tipi devlet bandwagoning yapan devlet değil, kendisine bandwagoning yöneltilen devlettir.3

Kurdun karşısında ise statükoyu temsil eden ve mevcut düzenin devamından çıkarı olan, dolayısıyla bunu korumak için büyük riskler alan “Aslan“ tipi devlet vardır. Aslan da büyük gücü temsilen bandwagoning politikasının yöneltildiği devlettir. Son devlet tipi ise küçük güçleri temsil eden “Kuzu“ tipi devlettir. Bu tip devletler yayılmacı değil statükocudur. Riskten kaçınır, çıkarlarını arttırmak için fırsat kollamaz. Kendisine tehdit oluşturan devletin safına katılarak daha az zarara uğrayabileceği gibi kendisi gibi mevcut statükodan memnun büyük gücün peşine takılıp, güvenliğini sağlamayı tercih edebilir.4

Schweller sınıflandırması içerisinde Bandwagoning kavramını örneklendirebilecek bölgelerden biri Kore Yarımadasıdır. Soğuk Savaş’ın ilk sıcak temasının yaşandığı yarımada Kuzey-Güney şeklinde ikiye bölünmüş, bu bölünme sorunu bölgesel olmaktan çıkarıp küresel bir boyuta taşımıştır. Kuzey Kore kendini güvende hissedebilmek için nükleer silahlanmaya hız verirken, Güney Kore ABD’nin güvenlik şemsiyesi altına girmeyi tercih etmiştir.


2. Soğuk Savaş Öncesi Kore Dış Politikasına Güvenlik Eksenli Bakış

Kore Yarımadası tarihsel olarak jeopolitik konumunun da etkisiyle bölgesel ve bölge dışı aktörlerin çıkar çatışmalarının hedefi ve sahası olmuş, çeşitli aktörler arası mücadeleler bölgenin kaderini çizmiştir. Kore Yarımadasında tarih boyunca yer alan devletler 19. yüzyılın sonlarına kadar Çin’in merkez olarak görüldüğü bir sistemde yer almışlardır. Çin ile “süzeren-vasal“ ilişkisi içerisinde olan bu devletler iç işlerinde bağımsız ancak dış işlerinde merkeze bağımlılığı bulunan bir yapıda bulunmuşlardır.5

13. yüzyılda yaşanan Moğol istilası ve 16. yüzyılın sonunda yaşanan Japon saldırıları, mevcut otonom yapının kaybolması riskini ortaya çıkarsa da Çin’in otoritesini bölgede tekrar kurması ile geleneksel süzeren-vasal devlet ilişki sistemine geri dönülmüştür.6 Kore uzun yıllar geleneksel büyük güç Çin’i takip etme politikasını sürdürmeye devam etmişse de Batılı devletlerin bölgeye gelerek yürüttükleri sömürge faaliyetleri, kendi aralarındaki rekabetleri ve Japonya’nın yükselişi bu politikanın devam etme ihtimalini ortadan kaldırmıştır. Kore, bölgedeki bu rekabet ve çıkar çatışmalarından Çin’in korumasını sağlama ve onun hamiliği altındaki otonomisini sürdürme politikasıyla kaçınmaya çalışmış ancak 1894-1895 Çin-Japon Savaşında Çin’in yenilgisi, Kore’yi bölgesel rekabet sistemi içerisinde yalnız bırakmıştır.7

Çin’in uğradığı yenilgi sonrasında büyük gücü takip etme politikasındaki esas aktörün ortadan kalkması ve bu ülkenin sağladığı korumanın artık geçerli olmaması Koreli yöneticileri yeni politika arayışlarına itmiştir. Bu çerçevede bir süzeren-vassal ilişkisi olmasa da Kore, Japonya’nın kendi bekasına yönelen niyetlerine karşı, Rusya’nın koruyuculuğunu elde etmeye çabalamıştır.8 Kore Kralı’nın bizzat Rus Çarına gönderdiği Kore’nin Rus himayesine girme teklifiyle bandwagoning politikası özü değişmeyen ancak bölgesel güç geçişine bağlı olarak aktörün yani aslanın değiştiği bir politika olarak Kore’nin güvenliğini sağlamada ve bekasını korumada esas politika olmayı sürdürmüştür.9


3. Soğuk Savaş Döneminde Güney Kore’nin Güvenlik Politikaları

“Balinalar Kavga Ederken Karidesin Beli Kırılır“, Kore atasözü Koreliler arasında sıkça kullanılan bir atasözü olarak eski zamanlardan beri Kore Yarımadasının kaderinin başka güçlerin kararlarıyla şekillenmesiyle doğrudan ilgilidir. Nitekim Kore Yarımadasında II. Dünya Savaşı’nın bitişi ile iki ayrı devlet kurulmuştur. Yine 1945 - 1950 yılları arasında dünya iki kutuplu bir yapıya evrilirken bloklar arası gerginliğin ilk silahlı çatışmaya döndüğü bölge Kore Yarımadası olmuştur.

Soğuk Savaşın başlangıcından itibaren ABD, Güney Kore’nin en büyük koruyucusu ve destekçisi olurken dış politika açısından bakıldığında bandwagoning politikasının eksiksiz bir şekilde devam ettiği görülmüştür. Güney Kore’nin ilk devlet başkanı Syngman Rhee’den Soğuk Savaşın bitişine denk gelen Roh Tae Woo’nun başkanlığına kadar taraflar arasında belirli inişli çıkışlı dönemlere rağmen ABD, Güney Kore’nin bandwagoning politikasını yönlendirdiği ülke olmuştur.10

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1990 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1990

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası” hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2021 Faaliyet Raporu’nu güncelleyerek yayımladı.;

Fransa’da yaşayan ve Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü sahibi olan meşhur Lübnanlı yazar Amin Maalouf, 07 Mayıs 2021 Cuma saat 21.00’de Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi Kulübü ve King’s College Turkish Society tarafından gerçekleştirilen çevrim-içi söyleşinin konuğu oldu.;

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.