Aksiyon Dergisi / Ufuk Şanlı - Sayı: 636 - 12.02.2007
Rusya’nın, doğalgaz üreticisi ülkeleri tek çatı altında toplayacak bir gaz OPEC’i kurma çabasına İran’dan destek geldi. Türkiye de dahil tüm ithalatçı ülkeler endişeli.
‘Gelin doğalgaz alanında gücümüzü birleştirip, petroldeki OPEC benzeri bir örgüt kuralım. Dünya doğalgaz piyasasını kontrolümüze alalım.’ İran dinî lideri Ali Hamaney’in Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri İvanov’a yaptığı bu öneri, dünyada büyük yankı uyandırdı. Her ne kadar teklif, İran’ın nükleer programı nedeniyle ABD ve Avrupa ile yaşadığı krizde Rusya’nın desteğini alma çabası olarak değerlendirilse de Vladimir Putin’in “Son derece ilginç ve üzerinde düşünülmesi gereken bir öneri“ sözleriyle teklife açık kapı bırakması, tartışmaları da beraberinde getirdi. Doğalgaz üretiminde birinci ve ikinci sırayı alan Rusya ile İran’ın enerji fiyatları üzerinde belirleyici olmayı hedefleyen bu girişim uzun zamandır kulaktan kulağa fısıldanıyordu aslında. İranlı bir üst düzey yetkili tarafından ilk kez yüksek sesle dile getirilmesi ise en fazla doğalgaz ithalatçısı ülkeleri endişeye sevk etti.
Nitekim bu durum NATO tarafından Kasım 2006’da hazırlanan ve üye ülkelerin dışişleri bakanlarına gönderilen gizli bir raporla ilk kez dile getirilmişti. Rusya’nın Cezayir, Katar, Libya, Orta Asya cumhuriyetleri ve İran’ı da yanına alarak doğalgaz karteli olma yolunda hızla ilerlediği ileri sürülen raporun Financial Times gazetesinde yayımlanması üzerine Kremlin sözcü yardımcısı Dmitry Peskov bir açıklama yapmış ve Rusya’nın böyle bir amacı olmadığını söylemişti. İddiaları “deli saçması“ olarak niteleyen Peskov’un açıklamaları kamuoyunu tatmin etse de uzmanları inandırmaya yetmemişti.
Onlardan biri de Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Enerji Direktörü Necdet Pamir. Putin’in, Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO) toplantısında bir enerji kulübü kurulmasını teklif ettiğini hatırlatan Pamir, “Rusya, Gazprom eliyle bir gaz karteli kurmayı amaçlıyor. Gazprom’un tüm hamleleri bu doğrultuda atılmış adımlar.“ diyor. Ona göre Moskova bir yandan yeni boru hatları vasıtasıyla stratejik derinliğini artırmaya çalışıyor, diğer yandan da alternatif kaynak olabilecek ülkeleri kontrol altına almaya çalışıyor. Gazprom’un Kazak, Türkmen ve Özbek gaz şirketleriyle imzaladığı kontratlara dikkat çeken Pamir, dünya doğalgaz rezervlerinin yüzde 5’ini kontrol eden Türk cumhuriyetlerinin Putin yönetimi tarafından yakın gözetime alındığını savunuyor.
GAZ OPEC’İ DÜNYAYI NASIL ETKİLER?
Rusya’nın, son dönemde Şahdeniz Projesi’yle öne çıkan Azerbaycan’ı da kontrol etmeye çalıştığını söyleyen Pamir, Moskova’nın beş Türk cumhuriyetinin dış dünyayla ilişkisini sınırlandırmaya çalıştığı ve bu anlamda önemli mesafe kat ettiği görüşünde: “Rusya, Mavi Akım Projesi’yle Orta Asya ve Kafkasya kaynaklı enerjinin Batı pazarına ulaşmasının önüne geçti ve hamle üstünlüğünü ele geçirdi.“ Enerji Bakanlığı’nda danışman olarak da görev yapan Pamir’e göre, Rusya ve İran enerjiyi bir silah olarak kullandıkları için kaynak kontrolünün önemli olduğunu biliyorlar. Kendi kaynakları dışındakileri de bir şekilde etkileyebilmek için de tüm yolları deniyorlar. Gaz OPEC’i de bunun bir parçası…
Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliği (OPEC) 12 ülkeden oluşan ve petrol fiyatları ve üretim miktarları üzerinde belirleyici olan uluslararası bir kartel. 1973 Petrol Bunalımı’nda oynadığı rolle gücünü herkese kabul ettiren OPEC dünya petrol rezervlerinin yüzde 70’ini elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan önderliğindeki organizasyon zaman zaman üretimi azaltarak veya artırarak fiyatlar üzerinde belirleyici oluyor. Kurum o kadar etkili ki sanayileşmiş ve sanayileşme çabası içindeki ülkelerin tümü adım atacakları zaman buradan gelecek sinyalleri de düşünmek zorunda kalıyor.
Rusya ve İran’ın gaz OPEC’i önerisi ithalatçı ülkeler açısından yeni maliyet anlamına geliyor. Bu da doğal olarak başta Avrupa Birliği (AB) olmak üzere tüm ithalatçıları endişelendiriyor. Toplam doğalgaz ihtiyacının yüzde 40’ını karşıladığı için Rusya’yı kızdırmamak adına büyük çaba harcayan AB ülkeleri, Cezayir’in de bu rüzgâra kapılmasından endişe ediyor. Cezayir devlet şirketi Sonatarch’ın Gazprom ile sıvılaştırılmış doğalgaz üretiminde işbirliğine gitmesinden ciddi anlamda rahatsız olan Avrupalılar, Rusya’nın doğalgaz yatırımlarında yabancı payını sınırlama konusunda Cezayir’i cesaretlendirerek bu ülkenin de aklını çelmeye çalıştığını ileri sürüyor. Şüphesiz gelişmelerden rahatsızlık duyan ülkelerden biri de Türkiye. Beş sene içinde doğalgaz talebi yüzde 115 artarak 17,5 milyar metreküpten 37 milyar metreküpe ulaşan ve bunun yüzde 97’sini ithal eden Ankara gelişmeleri asık bir suratla izliyor. Her yıl ortalama yüzde 15 artan doğalgaz talebini karşılamak için değişik arayışlara giren ve ümitlerini Hazar bölgesinden gelecek gaza bağlayan başkent bürokratları Rusya’nın bu süreci baltalamaya yönelik çabalarından da ciddi manada rahatsız. Yaşanan bu gelişmelerle doğalgaz arz güvenliğinin artık hayatî hale geldiğini kaydeden Türkiye Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) Başkanı Sinan Ogan, muhtemel bir kartelin Türkiye’nin enerji güvenliğini daha da tehlikeye sokacağı uyarısında bulunuyor. Tüketimin yüzde 62’sini karşılayan Rusya ile yüzde 20’sini karşılayan İran’ın kendi aralarında oluşturacakları kartelin bile Türkiye’nin arz güvenliği için tehdit oluşturacağını hatırlatan Ogan, bu iki ülkeye Cezayir ve Nijerya’nın da katılması halinde tehlikenin boyutlarının daha da büyüyeceğinin altını çiziyor.
BP tarafından hazırlanan dünya enerji raporuna göre 180 trilyon metreküplük dünya doğalgaz rezervinin yüzde 40’ı Ortadoğu’da, yüzde 35,6’sı Avrupa-Asya bölgesinde bulunuyor. İran sahip olduğu 27 trilyon metreküplük rezervle Ortadoğu’nun lider ülkesi. Bu ülkeyi Katar, Suudi Arabistan, BAE ve Irak izliyor. Cezayir ve Nijerya da iştah kabartan kaynaklarıyla dikkat çekiyor. Asya-Avrupa bölgesinin lider ülkesi ise Rusya Federasyonu. Bu ülkeyi Norveç ve Türkmenistan izliyor. ABD ve Venezüella da Amerika kıtasının sivrilen ülkeleri olarak karşımıza çıkıyor. Tıpkı petrol piyasaları gibi oldukça parçalı bir görünüm arz eden doğalgaz üreticilerinin bir çatı altından birleşip fiyat belirlemeleri mümkün olabilir mi?
Türkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) enerji uzmanı Arzu Yorkan’a göre bu sorunun cevabı şimdilik hayır. Üretici ülkelerin politik gündemlerinin birbirlerinden çok farklı olmasını en önemli neden olarak gösteren Yorkan, “Bazı ülkeler için doğalgaz sadece ekonomik bir meta iken, Rusya ve İran açısından doğalgaz aynı zamanda jeopolitik üstünlük anlamı taşıyor.“ tespitinde bulunuyor. Rusya’nın her ülkeye farklı fiyattan doğalgaz satışı yapmasını bu durumun en somut örneği olarak gören Yorkan, “Rusya herkesle farklı fiyat üzerinden alım anlaşması imzalıyor. Bu anlaşmaların sadece ekonomik beklentilerle yapılmadığını Ukrayna ve Gürcistan krizleri sırasında herkes anladı.“ diyor.
Rusya’nın başını çekeceği bir kartelin başta AB ve ABD olmak üzere çok sayıda ülkeyi de rahatsız edeceğini söyleyen Yorkan’a göre, enerji boru hatlarının güzergâhlarına bakıldığında Kremlin, bir Neo-SSCB kurmaya çalışıyor. Başta ABD olmak üzere Batı, böylesi bir gücün kurulmasına izin vermez. İran, Cezayir, Nijerya, Irak gibi ülkelerin hem iç hem de dış sorunlarla boğuştuğunu hatırlatan TASAM uzmanı, “Azerbaycan’ın bu dönemde stratejik konumunun daha da güçlendiği ve ülkenin yeni bir mücadele alanı haline geldiğini görüyoruz. Türkmenbaşı sonrası Türkmenistan’ın durumu da dünya enerji piyasaları tarafından yakından izleniyor ve büyük güçler burada da belirleyici olmanın kavgasını veriyor. Yani Ortadoğu dışında artık Orta Asya da büyük oyunun bir parçası haline geldi ve kavga giderek kızışıyor.“ diyor. Çin ve Hindistan’ın artan enerji talebinin bu bölgeye olan yoğunlaşmayı artıracağını dile getiren Yorkan, tüm bu faktörlerden ötürü kısa dönemde bir OGEC’in (Organisation of Gas Exporting Countries) kurulmasının mümkün olmadığını belirtiyor.
Rusya’nın, doğalgaz üreticisi ülkeleri tek çatı altında toplayacak bir gaz OPEC’i kurma çabasına İran’dan destek geldi. Türkiye de dahil tüm ithalatçı ülkeler endişeli.
‘Gelin doğalgaz alanında gücümüzü birleştirip, petroldeki OPEC benzeri bir örgüt kuralım. Dünya doğalgaz piyasasını kontrolümüze alalım.’ İran dinî lideri Ali Hamaney’in Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri İvanov’a yaptığı bu öneri, dünyada büyük yankı uyandırdı. Her ne kadar teklif, İran’ın nükleer programı nedeniyle ABD ve Avrupa ile yaşadığı krizde Rusya’nın desteğini alma çabası olarak değerlendirilse de Vladimir Putin’in “Son derece ilginç ve üzerinde düşünülmesi gereken bir öneri“ sözleriyle teklife açık kapı bırakması, tartışmaları da beraberinde getirdi. Doğalgaz üretiminde birinci ve ikinci sırayı alan Rusya ile İran’ın enerji fiyatları üzerinde belirleyici olmayı hedefleyen bu girişim uzun zamandır kulaktan kulağa fısıldanıyordu aslında. İranlı bir üst düzey yetkili tarafından ilk kez yüksek sesle dile getirilmesi ise en fazla doğalgaz ithalatçısı ülkeleri endişeye sevk etti.
![]() |
Onlardan biri de Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Enerji Direktörü Necdet Pamir. Putin’in, Şanghay İşbirliği Örgütü (SCO) toplantısında bir enerji kulübü kurulmasını teklif ettiğini hatırlatan Pamir, “Rusya, Gazprom eliyle bir gaz karteli kurmayı amaçlıyor. Gazprom’un tüm hamleleri bu doğrultuda atılmış adımlar.“ diyor. Ona göre Moskova bir yandan yeni boru hatları vasıtasıyla stratejik derinliğini artırmaya çalışıyor, diğer yandan da alternatif kaynak olabilecek ülkeleri kontrol altına almaya çalışıyor. Gazprom’un Kazak, Türkmen ve Özbek gaz şirketleriyle imzaladığı kontratlara dikkat çeken Pamir, dünya doğalgaz rezervlerinin yüzde 5’ini kontrol eden Türk cumhuriyetlerinin Putin yönetimi tarafından yakın gözetime alındığını savunuyor.
GAZ OPEC’İ DÜNYAYI NASIL ETKİLER?
Rusya’nın, son dönemde Şahdeniz Projesi’yle öne çıkan Azerbaycan’ı da kontrol etmeye çalıştığını söyleyen Pamir, Moskova’nın beş Türk cumhuriyetinin dış dünyayla ilişkisini sınırlandırmaya çalıştığı ve bu anlamda önemli mesafe kat ettiği görüşünde: “Rusya, Mavi Akım Projesi’yle Orta Asya ve Kafkasya kaynaklı enerjinin Batı pazarına ulaşmasının önüne geçti ve hamle üstünlüğünü ele geçirdi.“ Enerji Bakanlığı’nda danışman olarak da görev yapan Pamir’e göre, Rusya ve İran enerjiyi bir silah olarak kullandıkları için kaynak kontrolünün önemli olduğunu biliyorlar. Kendi kaynakları dışındakileri de bir şekilde etkileyebilmek için de tüm yolları deniyorlar. Gaz OPEC’i de bunun bir parçası…
Petrol İhraç Eden Ülkeler Birliği (OPEC) 12 ülkeden oluşan ve petrol fiyatları ve üretim miktarları üzerinde belirleyici olan uluslararası bir kartel. 1973 Petrol Bunalımı’nda oynadığı rolle gücünü herkese kabul ettiren OPEC dünya petrol rezervlerinin yüzde 70’ini elinde bulunduruyor. Suudi Arabistan önderliğindeki organizasyon zaman zaman üretimi azaltarak veya artırarak fiyatlar üzerinde belirleyici oluyor. Kurum o kadar etkili ki sanayileşmiş ve sanayileşme çabası içindeki ülkelerin tümü adım atacakları zaman buradan gelecek sinyalleri de düşünmek zorunda kalıyor.
Rusya ve İran’ın gaz OPEC’i önerisi ithalatçı ülkeler açısından yeni maliyet anlamına geliyor. Bu da doğal olarak başta Avrupa Birliği (AB) olmak üzere tüm ithalatçıları endişelendiriyor. Toplam doğalgaz ihtiyacının yüzde 40’ını karşıladığı için Rusya’yı kızdırmamak adına büyük çaba harcayan AB ülkeleri, Cezayir’in de bu rüzgâra kapılmasından endişe ediyor. Cezayir devlet şirketi Sonatarch’ın Gazprom ile sıvılaştırılmış doğalgaz üretiminde işbirliğine gitmesinden ciddi anlamda rahatsız olan Avrupalılar, Rusya’nın doğalgaz yatırımlarında yabancı payını sınırlama konusunda Cezayir’i cesaretlendirerek bu ülkenin de aklını çelmeye çalıştığını ileri sürüyor. Şüphesiz gelişmelerden rahatsızlık duyan ülkelerden biri de Türkiye. Beş sene içinde doğalgaz talebi yüzde 115 artarak 17,5 milyar metreküpten 37 milyar metreküpe ulaşan ve bunun yüzde 97’sini ithal eden Ankara gelişmeleri asık bir suratla izliyor. Her yıl ortalama yüzde 15 artan doğalgaz talebini karşılamak için değişik arayışlara giren ve ümitlerini Hazar bölgesinden gelecek gaza bağlayan başkent bürokratları Rusya’nın bu süreci baltalamaya yönelik çabalarından da ciddi manada rahatsız. Yaşanan bu gelişmelerle doğalgaz arz güvenliğinin artık hayatî hale geldiğini kaydeden Türkiye Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) Başkanı Sinan Ogan, muhtemel bir kartelin Türkiye’nin enerji güvenliğini daha da tehlikeye sokacağı uyarısında bulunuyor. Tüketimin yüzde 62’sini karşılayan Rusya ile yüzde 20’sini karşılayan İran’ın kendi aralarında oluşturacakları kartelin bile Türkiye’nin arz güvenliği için tehdit oluşturacağını hatırlatan Ogan, bu iki ülkeye Cezayir ve Nijerya’nın da katılması halinde tehlikenin boyutlarının daha da büyüyeceğinin altını çiziyor.
BP tarafından hazırlanan dünya enerji raporuna göre 180 trilyon metreküplük dünya doğalgaz rezervinin yüzde 40’ı Ortadoğu’da, yüzde 35,6’sı Avrupa-Asya bölgesinde bulunuyor. İran sahip olduğu 27 trilyon metreküplük rezervle Ortadoğu’nun lider ülkesi. Bu ülkeyi Katar, Suudi Arabistan, BAE ve Irak izliyor. Cezayir ve Nijerya da iştah kabartan kaynaklarıyla dikkat çekiyor. Asya-Avrupa bölgesinin lider ülkesi ise Rusya Federasyonu. Bu ülkeyi Norveç ve Türkmenistan izliyor. ABD ve Venezüella da Amerika kıtasının sivrilen ülkeleri olarak karşımıza çıkıyor. Tıpkı petrol piyasaları gibi oldukça parçalı bir görünüm arz eden doğalgaz üreticilerinin bir çatı altından birleşip fiyat belirlemeleri mümkün olabilir mi?
![]() |
| Arzu Yorkan |
Rusya’nın başını çekeceği bir kartelin başta AB ve ABD olmak üzere çok sayıda ülkeyi de rahatsız edeceğini söyleyen Yorkan’a göre, enerji boru hatlarının güzergâhlarına bakıldığında Kremlin, bir Neo-SSCB kurmaya çalışıyor. Başta ABD olmak üzere Batı, böylesi bir gücün kurulmasına izin vermez. İran, Cezayir, Nijerya, Irak gibi ülkelerin hem iç hem de dış sorunlarla boğuştuğunu hatırlatan TASAM uzmanı, “Azerbaycan’ın bu dönemde stratejik konumunun daha da güçlendiği ve ülkenin yeni bir mücadele alanı haline geldiğini görüyoruz. Türkmenbaşı sonrası Türkmenistan’ın durumu da dünya enerji piyasaları tarafından yakından izleniyor ve büyük güçler burada da belirleyici olmanın kavgasını veriyor. Yani Ortadoğu dışında artık Orta Asya da büyük oyunun bir parçası haline geldi ve kavga giderek kızışıyor.“ diyor. Çin ve Hindistan’ın artan enerji talebinin bu bölgeye olan yoğunlaşmayı artıracağını dile getiren Yorkan, tüm bu faktörlerden ötürü kısa dönemde bir OGEC’in (Organisation of Gas Exporting Countries) kurulmasının mümkün olmadığını belirtiyor.

