Fezlekelerin Okunması Bir Zorunluluktur.

Yorum

Louis Favoreu, “geri kalmış ülkelerde ‘hukuk’, tıpkı bir süper market gibidir. Burada herkes istediği şeyi istediği gibi alır” demişti. Kanatimizce son birkaç yıldır hukukumuz süper, mega hatta hiper bir markete dönüştü. ...

Louis Favoreu, “geri kalmış ülkelerde ‘hukuk’, tıpkı bir süper market gibidir. Burada herkes istediği şeyi istediği gibi alır“ demişti. Kanaatimizce son birkaç yıldır hukukumuz süper, mega hatta hiper bir markete dönüştü.

19 Mart Çarşamba günü toplantı yeter sayısına ulaşılması kaydıyla TBMM’nin açılması ve bir grup milletvekilinin dört eski bakan hakkında meclis soruşturması açılması için önerge vermesi söz konusu. Pek çok yorumcu ve bu arada Sayın Meclis Başkanı, önerge ile birlikte fezlekelerin aleniyet kazanmasının soruşturmanın gizliliği ilkesini ihlal edeceği düşüncesinde.

Oysa fezlekelerin önerge öncesi okunması hukuki bir zorunluluktur. Zira verilecek önergede;

  • görev suçu teşkil eden fiilin ne olduğunun belirtilmesi,
  • bu fiilin görev sırasında ve bizzat görevle ilgili olduğu hususunun ortaya konması,
  • fail ile fiil arasında illiyet bağının kurulması
  • fiilin gerekçeli olarak nitelenmesi
  • ve ilgili ceza maddesinin gösterilmesi gerekir.

Peki önerge sahibi milletvekilleri tarafından fezlekeler okunmadan bu hususlar nasıl ortaya konulabilir? Çünkü aksi durumdan TBMM Başkanlığının kanunilik ilkesini ihlal ettiğinden bahisle önergeyi işleme koymaması gerekir.

Kanaatimizce bu noktada yapılan yorumların hatalı olması iki nedenden kaynaklanır:

  1. Pek çok yorumcu “soruşturmanın gizliliği“ kavramını yorumlarken konuyu salt ceza muhakemesi hukuku açısından ele almaktadır. Oysa burada olan şey, “Yüce Divan“ yargılamasının soruşturma aşamasını oluşturan “meclis soruşturması“dır. Meclis soruşturması ise aşağıda açıklanmaya çalışılacağı gibi olağan ceza soruşturmasında farklılaşan nev’i şahsına münhasır bir kurumdur ve bu da aslında bir anayasa hukuku konusudur.
  2. Gene pek çok yorumcu dört (eski) bakanın durumunu “yasama dokunulmazlığının kaldırılması“ kurumu içerisinde mütalaa etmektedir. Evet bu kişiler şu an milletvekilidir ve bir milletvekili yasama dokunulmazlığı kaldırılmadıkça yargılanamaz. Ancak burada söz konusu olan, ilgili kişilerin milletvekili değil ama eski bakan sıfatıyla işledikleri iddia edilen görev suçlarıdır. Ve eski ya da yeni bakanların Yüce Divan’a sevki için ayrıca yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ihtiyaç yoktur. Milletvekilleri örneğinde, olayı bütünüyle soruşturan savcıdır. TBMM’nin dokunulmazlığı kaldırma kararı sadece yargılama yapılıp yapılmayacağına ilişkindir. Dokunulmazlık kaldırılır ise savcı iddianameyi hazırlar, davaya bakacak olan ise genel mahkemelerdir. Oysa bakanlar örneğinde teknik bir kavram olarak soruşturmayı yapan (yani savcılık görevini üstlenen) TBMM; yargılamayı yapan ise Yüce Divan sıfatı ile Anayasa Mahkemesi’dir.

Konuyu biraz daha geriden almak gerekir ise… Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre “olağan ceza yargılaması“ soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki evreden oluşur. Soruşturma evresi, yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden, iddianamenin kabulüne kadar geçen süreci; kovuşturma evresi ise, iddianamenin kabulü ile başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi ifade eder. Delillerin toplanıp kamu davasının açılmasına kadar süren soruşturma evresini yürütme yetkisi savcılara aittir. Kovuşturma evresinde ise iddianameyi kabul etme ve yargılama yapma yetkisi genel mahkemelere aittir.

Tıpkı “olağan ceza yargılaması“ gibi Yüce Divan yargılaması da “soruşturma“ ve “kovuşturma“ olmak üzere iki evreye ayrılır. Ancak, Yüce Divan yargılamasında soruşturma evresi birçok yönü ile ceza yargılamasından ayrılır. Ceza muhakemesi hukukuna göre, münhasıran savcıların tekeline verilen kamu davası açma yetkisine, Anayasa tarafından Yüce divan yargılamasında bazı istisnalar getirilmiştir. Buna göre Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu üyelerinin soruşturması TBMM tarafından yapılırken, diğer kamu görevlilerinin soruşturması kendi kurumlarınca, özel kanunlardaki usullere göre yapılmaktadır. Şu halde konumuzu oluşturan dört bakan açısından Yüce Divan yargılamasında suçlama yetki ve görevi savcılara değil TBMM’ye aittir. Yüce Divan soruşturmalarında savcının herhangi bir soruşturma yetkisi yoktur. Bu yüzden kural olarak kamu davası savcı tarafından hazırlanan bir iddianame ile açıldığı halde, Yüce Divan yargılamasında iddianame yerine geçen ve Meclis soruşturması sürecinin sonunda hazırlanan“dava açan belge“ ile dava açılmaktadır.

Bu açıdan Meclis soruşturması isteminin TBMM’ye iletilmesinden (ki 19 Mart tarihinde TBMM’de yapılacak olan budur) soruşturma açılmasına karar verilinceye kadar geçen aşama “hazırlık soruşturması“ safhası; TBMM tarafından kurulan meclis soruşturma komisyonunun çalışmaları “ilk soruşturma“ safhası; TBMM tarafından verilecek Yüce Divan’a sevk kararı ise “kovuşturmanın açılması“ olarak nitelenebilir.

Kısaca söylemek gerekirse TBMM üyelerinin yaptığı iş, bir iddia faaliyetidir ve bu yönüyle bir savcının yaptığı iddia faaliyetinden hiçbir farkı yoktur. Şu halde savcıların dört bakan hakkında düzenleyip TBMM’ye gönderdikleri fezlekeler olsa olsa bir “ihbar“ kabul edilebilir.

Bir suç şüphesini araştıran polisin bir takım bilgileri savcıdan gizlemesi nasıl olmayacak bir şey ise hazırlanan fezlekelerin olayı soruşturma yetkisine sahip olan TBMM’den gizlenmesi de olmayacak bir şeydir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1999 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1999

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Çin Halk Cumhuriyeti; Japonya ve Güney Kore’yi geçerek Asya-Pasifik Ülkeleri arasında Türkiye'nin en büyük ticari partneri hâline gelmiştir. Ticaret hacminin artmasına paralel olarak, iki ülke arasındaki ilişkiler ivme kazanmıştır. ;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

Türkiye'nin iç ve dış değişim dinamiklerinin son yıllarda sergilediği ivme, ekonomiden dış politikaya, bilim ve teknolojiden sanata kadar geniş bir alanda cereyan etmekte ve yeni risk ve fırsat alanlarının doğmasına imkân tanımaktadır. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) bünyesinde yaptığımız bilimsel çalışmalar ile Dünya ve Türkiye’deki gelişmeleri kavrama ve analiz etmeye yönelik çabalarımızın ortaya koyduğu açık bir gerçek var: Aktörleri, kuralları, vizyonu eskisinden çok farklı olan yeni bir uluslararası sistem il...

Devleti hiçbir zaman, hiçbir yerde gören olmamış. Ancak devlet her zaman var… Devlet, fizik bir mekâna, yapılara indirgenemez. Devlet, hukuk kurallarının hayatının maddi pratiğinde uygulayıcısı olan idari teşkilata ve dolayısıyla insan unsuruna da indirgenemez.

Başta ülkemizde bulunan on Afrika büyükelçiliğinin değerli temsilcileri, yine Başbakanlığımız başta olmak üzere, Dışişleri Bakanlığımızın ve periyodik olarak bu toplantılara katılan bütün kamu kurumları ve diğer kurumların kıymetli temsilcileri teşrifinizden ötürü hepinize teşekkür ediyor ve hoş gel...

Dünyadaki ve kültür coğrafyamızdaki ( Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Ortadoğu ve Afrika ) iktisadi, siyasi ve sosyo-kültürel gelişmeler ve değişimler baş döndürücü bir hızla yaşanmaktadır.

21. yüzyılın kuşkusuz en önemli paradigma değişimlerinden birini küreselleşme süreci oluşturuyor. Bu süreçle beraber siyasal, sosyal, ekonomik pek çok alanda köklü değişimler yaşandı, yeni yol ve yöntemler keşfedildi, eski yöntemler yeniden inşa edildi; sonuçta yepyeni bir anlayışla karşı karşıya ka...