Karadeniz'de Savaş Tehlikesi ve Türkiye

Yorum

Giriş Ukrayna’nın başkenti Kiev’de başlayan olaylar Kırım’a da sıçradı. Yani Karadeniz’e. Türkiye Ukrayna ile Karadeniz üzerinden komşudur. İşin ilginç yanı 1992’den beri Rusya ile de kara komşuluğumuz bitti. Deniz komşusu olduk. ...

Giriş

Ukrayna’nın başkenti Kiev’de başlayan olaylar Kırım’a da sıçradı. Yani Karadeniz’e. Türkiye Ukrayna ile Karadeniz üzerinden komşudur. İşin ilginç yanı 1992’den beri Rusya ile de kara komşuluğumuz bitti. Deniz komşusu olduk. Deniz komşulukları kara komşuluklarına benzemez.Uzak komşuluk kategorisine girer. Ama kriz anında sonuçları daha etkileyici olur. Karadeniz’in kuzey ve batı kıyıları boyunca beş devlet var. Güneyde ise sadece 1700 kilometre kıyı uzunluğuna sahip Türkiye var. O nedenle Karadeniz’deki gelişmeler güvenlik boyutuyla ülkemizi yakından ilgilendirmektedir. Ukrayna’daki olaylar neden Şubat 2014’de başladı?

Ukrayna Olayları Rusya’yı Hedef Alıyor

Rusya’nın doğu Akdeniz’deki güçlenme ve tutunma çabalarına ABD’nin Karadeniz üzerinden reaksiyon gösterdiği görülüyor. Ukrayna’daki gelişmeler kesinlikle basite alınmamalıdır. Hem kıta Avrupa’sı hem de Karadeniz bölgesi için çok tehlikeli gelişmelere yol açabilir. ABD, Sovyetlerin dağılmasından sonra genişleyen NATO vasıtasıyla Rusya’yı kendi ulusal sınırları boyunca kuşatmaya devam etti. Tampon bölge durumundaki ülkelerin hemen hemen hepsi NATO üyesi oldu. Letonya, Estonya, Litvanya, Polonya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan başta gelen örnekler. Ancak ABD’nin Rusya’yı sıkıştırması hız kesmedi. Gürcistan ve Ukrayna sıradaki en önemli iki ülke idi. Rusya’nın savaşı göze alacağını hissettiren kesin kararlılığı, NATO’nun Ukrayna’nın üyeliğini askıya almasını sağlarken, Rusya 2008’de güney Osetya ve Abhazya’yı işgal ederek, ABD’nin Kafkasya’nın Karadeniz kapısında bir gedik açmasına izin vermedi. NATO, şimdilik yeni Gürcistan hükümetinin gündeminde yok. Ukrayna’ya gelince Ukrayna’nın jeostratejik durumu çok farklı ve çok kırılgan. Bu ülkenin tarafsızlıktan Batı yanlısı bir duruma geçmesi halinde, Rusya’nın, 1969’da Sovyet yönetimi tarafından Ukrayna yönetimine verilen Kırım’ı geri alması muhakkaktır. İster savaşla veya anlaşmalı bir barışla. Bunun nasıl olacağına, Ukrayna’yı destekleyenler ve bu duruma sebebiyet verenler karar vereceklerdir. Rusya’nın Kırım konusunda savaşı bile göze alabilme nedenleri son derece açıktır. Ama yine de sıralayalım.

  • Kırım, Batı kontrolüne geçerse 1944 yılına kadar Rus donanmasının faydalanacağı Sivastopol üssünden çıkması gerekecektir
  • Halen nüfusunun % 60’ının Rus olduğu Kırım özerk bölgesinin kaybedilmesi, Rusya’nın doğu Karadeniz’de çok dar bir kıyı alanına sıkışmasına neden olacaktır. Bu denizdeki stratejik üstünlüğünü kaybedecektir. Aynı zamanda, Akmescit, Odesa, Yalta, Sivastopol, Azak Denizi gibi tarihi, ekonomik ve ticari değerleri yüksek bir coğrafyayı da kaybedecektir. Özetle Rusya Karadeniz’de izole edilmiş olacaktır. Böyle bir sonuç, aynı zamanda Rusya’nın Akdeniz’deki gücünü de zayıflatacak bölgede deniz gücü varlığını idame ettirmekte zorlanacaktır.

Olası Senaryolar

  • Birinci Senaryo: Ukrayna doğu ve batı olarak ikiye bölünecektir. Kırım özerk bölgesi ise, 30 Mart 2014 olarak ilan edilen referandum sonrası Rusya ile bütünleşmiş olacaktır.
  • İkinci Senaryo: ABD ve AB desteği ile Ukrayna Kırım’daki referandumu kabul etmeyecektir. Rusya- Ukrayna savaşa girecektir. Bu senaryoda NATO’nun Ukrayna’ya desteği açıklanarak askeri tedbirler söz konusu olacaktır. NATO donanması Karadeniz’e çıkacak ve 1853’tekine benzer şekilde ikinci bir Kırım Savaşı yaşanacaktır. Bu savaşta Türkiye de kaçınılmaz olarak savaşa katılacağından Montrö Sözleşmesi gereğince NATO gemileri limitsizce Karadeniz’e çıkabileceklerdir. Bu senaryo kısa zamanda kıta Avrupa’sında dakaçınılmaz bir savaşı başlatacaktır.
  • Üçüncü Senaryo: Ukrayna hükümeti Rusya ile bir anlaşma yaparak Kırım’ı Rusya’ya terk etme karşılığında kalan bölümün toprak bütünlüğünü koruyacaktır

Krizin Olası Ekonomik - Siyasi Yansımaları ve Türkiye

  • Krizin savaşa dönüşmesi haline en zararlı çıkacak ülkelerden biri Türkiye olacaktır
  • Ukrayna üzerinden Avrupa’ya giden Rus gazına kısa vadede yeni bir güzergâh belirlenmesi gerekecektir
  • Rusya’nın Ukrayna’ya keseceği ekonomik ve ticari desteğin AB ve ABD tarafından sağlanması gerekecektir. Bunun oldukça yüksek bir maliyeti olacaktır ve ne kadar sürdürülebilecektir?
  • Ukrayna krizi Rusya ve Batı arasında son derece ciddi bir güven bunalımı yaratmıştır. Bu durum nasıl düzeltilecektir? ABD ve AB arı kovanına çomak sokmuşlardır. Yeni bir Soğuk Savaş döneminin başlaması kaçınılmaz olacaktır.
  • Rusya- Türkiye ilişkileri gerginleşecektir. Bu durum ticari ve enerji alanında çok ciddi sonuçlar doğurabilir

Türkiye’nin En Uygun Dış Politika Seçenekleri

  • Türkiye, bu krizde kesinlikle tarafsız kalmalıdır. Bu aşamada ister tatbikat, isterse lojistik destek kapsamında olsun Karadeniz’deki NATO veya müstakil ABD operasyonlarına iştirak etmemelidir.
  • Olası bir NATO veya BM harekâtını veto etmeli veya katılmamalıdır. Böylece Montrö Sözleşmesi gereğince Boğazlar üzerindeki kontrol yetkisini kullanabilmelidir.
  • Kırım’daki Tatarlara Ukrayna ve Rusya arasında bir tercih yapmamaları ve kesinlikle taraf olmamaları tavsiye edilmelidir. Bu bağlamda Kırım Tatar cemaatinin mevcut mevcut durum ve haklarının korunması hedef alınmalıdır. Kırımın Rusya’ya bağlanması halinde de Tatarların haklarının korunması ve geliştirilmesinin garanti edilmesi için çalışılmalıdır.

Mart 2014

Dr. Nejat Tarakçı

Jeopolitikçi ve Stratejist

ntarakci@gmail.com

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2634 ) Etkinlik ( 212 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 14 66
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1346 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 282
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Türkiye’de yaşayan ve özellikle de 1950’li yıllarda ana vatana göç eden eski Yugoslavya muhacirlerinin uzunca yıllardır kulaktan kulağa yaydığı bir mesele Makedonya vatandaşlığı hakkına sahip olmak. ;

Arjantin ise 45 milyonluk nüfusu, 2 milyon 791 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 518 milyar doları aşan GSYİH’sı ile Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik bir aktör olup üyesi olduğu bölgesel ve küresel uluslararası örgütler içindeki aktivitesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Arjantin, ...;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.