Afrika’daki Özel Ekonomik Bölgeler (ÖEB)

Makale

Ekonomik kalkınmayı desteklemek, ticareti teşvik etmek, Doğrudan Yabancı Yatırım çekmek ve istihdam oluşturmak gibi amaçlar doğrultusunda tesis edile...

Ekonomik kalkınmayı desteklemek, ticareti teşvik etmek, Doğrudan Yabancı Yatırım çekmek ve istihdam oluşturmak gibi amaçlar doğrultusunda tesis edilen ve dünya genelinde sayısının her geçen yıl arttığı gözlemlenen Özel Ekonomik Bölgeler (ÖEB), ticareti kolaylaştırma noktasındaki girişimlerin önemli bir parçasını oluşturmaktadırlar. Ekonomik bölge programının, ülkelerin uzun vadeli ticaret, sınaî kalkınma ve sürdürülebilir ekonomik büyüme stratejileri ile bütünleşmesinin önemine dikkat çekilmektedir.[1] Dünya Bankası’nın verilerine göre, bilhassa gelişmekte olan dünyada kurulan bu gibi bölgelerin yarısından fazlası yanlış uygulama, yetersiz vergilendirme, siyasi ve ekonomik istikrarsızlık gibi gerekçelere bağlı olarak başarısızlıkla sonuçlanmaktadır.

Afrika’daki ilk girişimler arasında 1970 yılında Liberya’da, 1971’de Mauritius’da ve 1974’de Senegal’de oluşturulan ÖEB tesis edilmiştir. Günümüzde otuzu aşkın kıta ülkesindeki yüzden fazla ÖEB, büyük oranda son yirmi yılda hizmete girmiş bulunmaktadır. 1990’lı yıllarda ardı ardına Afrika’da oluşturulmaya başlayan bu türden bölgeler konusundaki genel kanaat, dünya standartlarının gerisinde kaldığı yönündedir. Söz konusu başarısızlıkta yukarıda sıralanan gerekçelere ek olarak kıtadaki ulaşım ağının ve altyapının yetersiz kalması da belirleyici olmaktadır. Bugüne kadar serbest bölgelerde kötü başlangıçlara ve ağır gelişimlere atıfta bulunan bazı gözlemciler, Asya’daki örneklerin iyi incelenmesi, söz konusu modellerden yararlanılması, altyapı eksikliğinin ve kabiliyet noktasındaki eksiklerin giderilmesi gerektiğine dikkat çekmektedirler. Serbest bölgeler, bu yönden bir gecelik başarı hikâyesi olmamakla birlikte uzun vadeli kararlılıklara ihtiyaç duyulmamaktadır.

Sanayileşmeye yönelik genel bir hedef saptayan Afrika ülkeleri, Asyalı ortaklarının da kendilerine sağlamakta olduğu desteklerle birlikte gelişme kaydına muvaffak olabilmektedirler. Nitekim Asya’nın sanayileşme deneyimi, gelişmekte olan dünyada en başarılı örneklerin başında gelmektedir. Bu deneyimi referans alan Afrikalı liderler, Asyalı ülkelerle yakın ortaklıklar tesis etmektedirler. Çin ile Hindistan’ın yanı sıra Malezya ve Singapur, listenin en üst sıralarında gelmektedirler.

Çin Ticaret Bakanlığı, çalışmaları kapsamında Cezayir, Mısır, Etiyopya, Nijerya ve Zambiya gibi çok sayıda kıta ülkesinde Özel Ekonomik Bölgelerin kurulmasını desteklemektedir. Ayrıca bazı Çinli şirketler de bağımsız olarak, Afrikalı hükümetlerin kendilerine sunmuş oldukları elverişli koşullar altında sanayi bölgeleri tesis etmektedirler. Bu bölgelerde bulunan büyük yatırımcılar, söz konusu ülkelerdeki eğitimli işgücünü Çin’de eğitmekte ve daha sonra bu işgücünden istifade etmektedir.

Afrika Kalkınma Bankası, Çin’in Afrika’da tesis etmekte olduğu ÖEB aracılığıyla ihracatın çeşitlendirilmesine destek sağladığı görüşünü paylaşmaktadır.[2] Çin’in “açılım politikası“ kapsamında yurtdışındaki ÖEB kurulmasına aktif destek sağlamak suretiyle kendi ürünlerine geniş bir piyasa oluşturmakta, yatırım yaptığı ülkelerde iç piyasayı canlandırmakta ve karşılıklı ticaret hacmini arttırmaktadır.

Mauritius, Gana, Kenya ve Madagaskar’daki projelere, kıta genelindeki en başarılı uygulamalar arasında yer verilmektedir. Sözgelimi kakao, altın ve petrol üretimiyle öne çıkan ve ekonomisini çeşitlendirmekte olan Gana’da ekonomik kalkınmanın teşvik edilmesi maksadıyla oluşturulan Serbest Bölgeler Kurulu, şirketlere sunmuş olduğu vergi muafiyetleri ile başarısını arttırmaktadır. Başkent Akra’ya bir saat mesafedeki Tema Serbest Bölgesi, ülkedeki en iyi uygulamadır. Nestlé, L’Oréal, Blue Skies and West Africa Mills gibi firmaların aralarında bulunduğu ve 299 ticari kurumun kayıtlı olduğu Tema Serbest Bölgesi’ndeki üyeler, vergiden muaf tutulmakta ve yalnızca devlete kira ödemek suretiyle pratik düzenlemeler sayesinde çalışmalarını sürdürmektedirler. Ülkenin en hızlı gelişmekte olan şehirlerinden birisi olan Tema’nın altyapısına yönelik yatırımlar da gelişmelere paralel olarak artmaktadır. Ülkedeki en büyük limanın burada inşa edilmiş olması ve Akra Uluslararası Havalimanına olan yakınlığı gibi faktörler de yatırımları teşvik etmektedir.[3] Gelişmelere paralel olarak, 480 hektarlık bir alana sahip olan bölgeyi genişletme çalışmaları devam etmektedir. Tema, 2011 yılında 28.899 kişiye istihdam fırsatı sunmuştur.[4]

Eğitimli bir işgücüne sahip olan Kenya, ülke genelindeki serbest bölgelerde yabancı yatırımcılara on yıl süreli bir vergi muafiyeti sunmaktadır. Ülkedeki en geniş bölge, başkent Nairobi’ye 30 km mesafede konumlanan Ati River Serbest Bölgesi olarak bilinmektedir. Bu bölgenin konumu itibariyle başkente yakın olması, lojistik açıdan kolaylıklar teşkil etmektedir. Öte yandan, liman bölgesi Mombasa’daki serbest bölge için de benzer bir durum söz konusudur.

Kıtanın lider ekonomisi Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Endüstriyel Kalkınma Bölgeleri de gelişmiş altyapıları ile birlikte uluslararası havalimanı ve limana doğrudan bağlantı fırsatı sunmaktadır. Bunun yanı sıra üretimle ilgili hammaddelerin ve girdilerin ithalatında vergi muafiyeti kolaylığı sağlamakta olan ülke, kıtadaki en gelişmiş bilişim ve iletişim teknolojisine sahip olması bakımından tercihlerde üst sıralarda bulunmaktadır.

Bahsi geçen ülkelerin yanı sıra Nijerya, Senegal, Fildişi Sahili, Tanzanya, Uganda, Zambiya, Mozambik, Namibya, Kamerun, Mısır, Fas ve Tunus gibi kıta ülkeleri de yatırımcılara benzer türden teşvik paketleri sunmaktadırlar. Söz konusu çalışmaların Türk yatırımcılar tarafından da yakından takip edilmesi, Ticaret ve Sanayi Odaları’nın öncülüğündeki girişimlerimizin sonuçlandırılması, firmalarımızın buralarda yatırım kararları alabilmelerinde önemli bir teşvik unsuru olacaktır.


[1] Thomas Farole, Special Economic Zones in Africa, Washington D.C.: The World Bank, 2011, s.256

[2] Richard Schiere, “China and Africa: An Emerging Partnership for Development?“ African Development Bank Group, Working Paper Series, No: 125, May 2011

[3] Ufuk Tepebaş, Dönüşüm Sürecindeki Sahra altı Afrika: Kalkınma, Güvenlik ve Ortaklık, İstanbul: TASAM Yayınları, Ekim 2013, s.133

[4] Eleanor Whitehead & Adam Robert Green, “WEF Africa 2012: Africa’s Special Economic Zones“, This is Africa, 1 May 2012, http://www.thisisafricaonline.com/Reports/WEF-Africa-2012-Africa-s-special-economic-zones

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1996 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1996

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Afganistan, dünyadaki hemen her sorunun önüne geçti. Gazze’ye artık sadece göz ucu ile bakıyoruz. Yemen’i unuttuk gibi. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Libya ve deniz yetki alanları ile ilgili belirsizlikler sanki bir kenara itildi. ;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Muhammed Nadir Şah, Afgan kraliyet ailesi üyelerinden birisidir. Amanullah Han ile aynı soydan gelmektedir. Nadir Şah, Amanullah Han’ın kuzenidir. Eski Afgan Emiri Dost Muhammed’in yeğeni Mehmet Yusuf Han’ın oğludur. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.