Rusya Ortadoğu’da Kapıları Zorluyor

Kategori Seçilmedi

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı V.V. Putin, 31 Ocak 2006 tarihinde Kremlin’deki basın toplantısında Hamas’ı terörist örgüt olarak kabul etmediklerini ilan ettiğinde buna en çok şaşıran ABD ve Avrupa olmuştu. Putin, 9 Şubat 2006 tarihinde İspanya’ya gerçekleştirdiği ziyarette Hamas liderlerini Moskova’ya davet edeceklerini açıklayınca Batı dünyasındaki şaşkınlık ve hayal kırıklığının dozu iyice artmıştı. ...

 
Rusya Federasyonu Devlet Başkanı V.V. Putin, 31 Ocak 2006 tarihinde Kremlin’deki basın toplantısında Hamas’ı terörist örgüt olarak kabul etmediklerini ilan ettiğinde buna en çok şaşıran ABD ve Avrupa olmuştu. Putin, 9 Şubat 2006 tarihinde İspanya’ya gerçekleştirdiği ziyarette Hamas liderlerini Moskova’ya davet edeceklerini açıklayınca Batı dünyasındaki şaşkınlık ve hayal kırıklığının dozu iyice artmıştı. Soğuk Savaş döneminde SSCB’nin Ortadoğu’daki nüfuzu oldukça fazlaydı ve genelde Arap ülkeleri, özelde de Filistin ile her zaman yakın ilişkisi vardı. Ancak, SSCB sonrasında Rusya Ortadoğu’da barışı koruma ve çatışmaları önleme sürecinden adeta dışlandı. Bu durum son Irak savaşında daha da fazla ortaya çıktı. Hamas’ı görüşmeler için Moskova’ya davet etmekle Rusya Ortadoğu’da çok güçlü bir dış politika atağı yapmıştı. Putin’in Hamas konusundaki diplomatik atağı ile birlikte Rusya açısından Ortadoğu’da yeniden nüfuz kazanma kapısı aralanmıştı. Tam bir yıl sonra, Putin’in 11-13 Şubat 2007’de Suudi Arabistan, Katar ve Ürdün’ü kapsayan üç günlük gezisi Rusya’nın araladığı bu kapıyı açmak için zorladığının işaretlerini içermesinden dolayı çok önemli.
ABD’nin dünya jandarmalığına soyunması Rusya’yı oldukça rahatsız ediyor. Yeltsin döneminde, parçalanmanın ve ABD karşısında yenilmişlik psikolojisinin etkisiyle içine kapanan, ekonomik istirarsızlığın da baskısıyla uluslararası arenada sesini fazla duyuramayan Rusya şimdilerde Putin’in başarılı yönetiminde enerji hammaddeleri ve silah satışı ile bir yandan ekonomisini düze çıkarırken, diğer taraftan uluslararası sorunlarda kendisinin de söz sahibi olduğunu her fırsatta dile getirmeye başladı. Hamas’ın seçim zaferinden sonra bir basın toplantısında Putin’in “Eğer dünyadaki problemlere çözüm bulmak istiyorsak bunu sadece birbirimizle istişare ederek yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Kimileri şu veya bu sürece sadece kestaneleri ateşten alsın diye çağrılmamalılar. Beraberce oturulup, birbiririnin görüşlerini dinleyerek, duyarak üzerinde mutabakata varılmış kararlar alınmalı” sözleri bunun bir neticesiydi.
Rusya Devlet Başkanı, bir hafta önce Münih’te ABD’yi sınırlarını aşmak, dünyanın istikrarını bozmak ve bir sorunu bitirmeden diğer bir soruna el atmakla suçlayarak açıkça tek kutuplu dünya düzenine izin vermeyeceklerini belirtti. Putin, bölgeye ziyaretinden önce El-Cezire televizyonuna verdiği demeçte, özellikle Irak ve Filistin’i kastederek, halkların kendi kaderlerini kendilerrinin seçmelerinin gerekliliğinden bahsetti. Putin’e göre, Irak’ta devlet güçlendirilmeli, yabancı askeri güçler Irak’ı terketmeli ve Irak halkına kendi kaderini seçmesi imkânı verilmeliydi. Filistin’deki yeni yönetim de İsrail’in varlığını tanıyarak Filistin halkını temsil etmeliydi. Putin’in Hamas-El Fetih arasındaki çatışmaları kastederek sarfettiği “Demokrasi nedir? Halkın idaresidir. Bize devamlı halkın seçimine saygı göstermek lazım diyorlar. Saygı gösterin o zaman. Filistin halkını ve kurumlarını birbirine düşürmemek lazım”[1]sözleri özellikle dikkat çekiciydi. Rusya Dışişleri Bakanı S. Lavrov da bir Arap gazetesine verdiği demeçte Rusya’nın güçlü ve kendine güvenen büyük bir ülke ularak uluslararası arenaya döndüğünü ifade etti.[2] Bu açıklamaların hemen arkasından gerçekleşen Putin’in Ortadoğu turu bu yüzden bütün dünya tarafından ilgiyle izlendi.
            Putin’in beraberindeki heyette bulunan kişiler bile gezinin önemi ve içeriği konusunda ipuçları veriyordu. Geziye Rusya Dışişleri Bakanı S. Lavrov ile Ulaştırma Bakanı İgor Levitin’in yanısıra, Tataristan Cumhurbaşkanı Mintimer Şaymiyev, Rusya’nın petrol devi “Lukoil”, aleminyum devi “Rusal”, “AFK Sistema”, doğal gaz boru hatları inşa şirketi “Stroytransgaz”, silah devi “Rosoboroneksport”, “Oboronprom”, otomobil devi “AvtoVAZ”, doğal gaz devi “Gazprom”, demiryolları şirketi “RAO RJD” gibi şirketlerin başkanları, Federal Kültür ve Sinematografi Bürosu müdürü Mihail Şvıdkoy, Federal Askeri-Teknik İşbirliği Bürosu müdürü Mihail Dimirtiyev de katıldılar.
            S. Arabistan, Katar ve Ürdün’ü kapsayan gezisinde Putin, genel olarak Ortadoğu’daki durumu, İran ve Irak konusu ile birlikte ülkesinin petrol ve gaz şirketlerinin çıkarlarını konuştu. Putin, ziyaretinin ilk gününde Suudi Arabistan’ı ziyaret etti. Putin, Riyad Havaalanı’nda bizzat S. Arabistan Kralı Abdullah ve iki oğlu tarafından karşılandı. Putin S. Arabistan Kralı tarafından ülkenin en yüksek madalyası olan Kral Abdülaziz madalyası ile taltif edildi. 81 yıllık Rusya-S. Arabistan ilişkilerinde ilk kez bir Rus lider S. Arabistan’ı ziyaret ediyor. 1926’da S. Arabistan bağımsızlığını kazandığında ilk tanıyan ülke SSCB idi. İlk yıllarda ilişkiler normal seyrinde devam etti. Hatta Kral Abdülaziz 1930’ların başında 17 yaşındaki oğlu Faysal’ı Moskova’dan silah alma misyonuyla Moskova’ya bile göndermişti. Daha sonraki yıllarda ilişkilerde soğuma başladı. 1938-1991 yılları arasında iki ülke arasında diplomatik ilişkiler kesildi. Eylül 2003’te S. Arabistan Kralı Abdullah’ın Moskova’yı ziyareti ilişkilerde ısınmanın başladığının işaretiydi.
            S. Arabistan’ın başkentinde yayınlanan “Ar-Riyad” gazetesinin 11 Şubat 2007 tarili sayısındaki “Dostluk ve İşbirliği Yolunda Moskova ve Riyad” adlı yorumda “Biz Rusya’ya sahip olduğu askeri gücünden dolayı Amerika veya diğer devletlere karşı denge sağlamaya çalıştığı için ihtiyaç duymuyoruz. Çağdaş ve ekonomik olarak gelişmiş dünyamızın parçası olmasından dolayı Rusya’ya ihtiyaç duyuyoruz. Eğer konu petrol ise biz rakip değil, ortağız. Tek tarafın çıkarlarını gözeten anlaşmalar yaparak birbirimizi pazardan dışlamak istemiyoruz. Teknik ve ticari işbirliğine muhtacız. Bunun delili Rus şirrketlerinin Kraliyet topraklarında petrol ve gaz araması yapıyor olmasıdır. Önümüzde sanayi, tarım, demiryolu ulaşımı gibi alanları kapsayan daha geniş işbirliği imkanları var”[3] denilmekteydi.
            Rusya ile S. Arabistan arasındaki ticaret hacmi 250 milyon dolar civarında. Putin, gezi programı çerçevesinde Suudi işadamları ile de bir araya geldi. Ziyaretin amaçlarından birisi iki ülke arasındaki ticari-ekonomik ilişkilere yeni bir ivme kazandırmaktı. Bu amaçla öncelikli alanlar enerji ve silah ticareti alanındaki ikili ilişkilerdi. Rusya ekonomisi halâ büyük oranda petrol ve gaz satışına endeksli. Enerji konusunu başarılı bir şekilde dış politika aracı olarak kullanan Rusya, dünya petrol piyasasına etkisinden dolayı S. Arabistan ile yakın işbirliği içerisinde olmak istiyor. S. Arabistan’ın petrol rezervleri 263 milyar varil, başka bir deyişle 36 milyar ton civarında. Lukoil petrol şirketi S. Arabistan’ın Gavar bölgesinde petrol ve doğalgaz arama çalışmaları yapıyor. Rusya, geleneksel olarak ABD silah sanayinin pazarı olan S. Arabistan’a girmeyi de çok istiyor. S. Arabistan’a başta toplam 1 milyar dolarlık 150 adet T-90C tankları olmak üzere askeri malzeme ve silah satmayı istiyor. Ancak, ziyaret sırasında iki ülke arasında beklenildiği gibi büyük çaplı anlaşmalar yapılmadı.
           
<<>>

Gezinin ikinci durağı olan Katar ziyareti, 13 Şubat 2004 tarihinde bu ülkenin başkenti Doha’da Çeçen lider Selimhan Yandarbiyev’in suikast sonucu öldürülmesinden sonra gerilen iki ülke ilişkilerinin iyileşmeye başladığının göstergesiydi. Bilindiği gibi, Katar suikastle ilgili oldukları gerekçesiyle iki Rus ajanı tutuklamış ve yargılamıştı. Daha sonra Rusya’nın baskılarıyla iki Rus ajan cezalarını Rusya’da çekmek üzere ülkelerine iade edilmişti. Ancak, ziyaret süresince Katar’da kimse Yandarbiyev’i hatırlamadı. Putin’i havaalanında karşıladı. Putin’in Katar’ı ziyareti bir anlamda Katar Emiri Şeyh Hamad bin Halifa el Tani’nin 2001 yılında Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyarete bir cevaptı.
 
 
 
Rusya-Katar ticaret hacmi sadece 1,3 milyon dolar civarında. Rusya Katar’a antiterör operasyonlarında kullanılmak üzerre geliştirilmiş silah ve teknoloji satmak istiyor. Katar’ın Rusya açısından asıl önemi sahip olduğu enerji kaynaklarına dayanıyor. Katar 27 milyar varillik petrol rezervine sahip bir ülke. Doğalgaz rezervleri ise yaklaşık 7 trilyon metreküp. Rusya ve İran’dan sonra dünyanın üçüncü büyük doğalgaz üreticisi. Ziyaret, doğalgaz alanında OPEC benzeri bir yapının oluşturulması tartışmaları arasında gerçekleşti. Putin, daha önce bunu ilginç bir düşünce olarak nitelendirmişti. Bu arada, doğalgaz karteli oluşturma konusunun Nisan 2007’de Katar’da ilgili çevrelerce etraflıca ele alınacağını da belirtelim. Katar’da Gazprom ve Lukoil Katar’daki bazı projelere katılmak istiyor. Bu şirketler özellikle İran Körfezi’ndeki 10 milyar dolarlık “Delfin” gaz boru hattı inşası ile ilgileniyor. Putin’in ziyareti sırasında “Lukoil” ve “Qatar Petrolium” işbirliğine dair memorandum imzaladılar.
 
Gezinin üçüncü durağı olan Ürdün’de de Kral 2. Abdullah tarafından sıcak bir şekilde karşılandı. Rusya arasındaki ticaret hacmi 58,4 milyon dolar. Ürdün’ün sipariş ettiği bazı silahlar Rusya’da üretiliyor. İki lider birkaç anlaşmaya imza attılar. Bunlardan birisi “Oboronprom” şirketinin toplam 25 milyon dolarlık 6 adet KA-226 tip helikopterin Ürdün’e satışına ilişkindi. Ayrıca iki ülke %51 hissesi Rusya’ya ait olacak olan helikopter parçaları üretecek bir tesisin kurulması için de anlaşmaya vardılar. Yine AvtoVAZ, Ürdün’de yılda 30 bin otomobil üretme kapasitesine sahip ortak bir tesisin kurulması için ön anlaşma yapı. Ürdün ziyareti ekonomik olmaktan çok politik bir ziyaretti. Putin, Ürdün kralı ile birlikte daha çok bölgenin siyasi konularını ve sorunlarını ele aldı. İki devlet başkanı, ziyaret sırasında imzalanan ve iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da derinleştirilmesini ele aldıkları belgede “Ortadoğu’yu kitle imha silahlarından arınmış bir bölge haline getirme”[4] konusunda güç birliği yapma kararlarını açıkladılar. Kral Abdullah ile görüşmesinde Putin, Ortadoğu sorunlarının ele alınacağı geniş katılımlı uluslararası bir konferansın organize edilmesi gerektiğinden de bahsetti.
 

Ürdün ziyaretinin en önemli yönü Putin ile Filistinli lider Mahmud Abbas arasında Amman Havaalanı’nda yapılan görüşme oldu. Kremlin tarafından daha önceden planlanan görüşmenin amacı Mahmud Abbas’tan “Filistinliler arasında birlik ve beraberliğe odaklanamasını” istemekti. Nitekim Putin, Filistinli lider ile yaptığı yaklaşık 50 dakika süren görüşmesinde Abbas’tan Ortadoğu’da etkili bir hükümet kurmasını istedi. Putin, ziyaretinin sonunda Hz. İsa’nın Ürdün nehrinde vaftiz edildiği yeri de ziyaret etti. 

 

Putin’in Ortadoğu turunun Rusya’nın petrol, gaz ve silah şirketlerinin Arap ülkelerindeki çıkarlarını tesis ve koruma yanısıra müslüman dünyası ile Rusya arasındaki ilişkileri yeni bir seviyeye getirmek misyonu olduğu da söylenebilir. Gezinin Hamas ve El-Fetih’in Mekke’de kardeş kavgasına son verme kararı aldıkları toplantıdan sonraya rastlaması da ilgi çekiyor. Bilindiği gibi S. Arabistan bu konuda önemli bir rol oynadı. Suudi Arabistan’da da kalabalık Kuzey Kafkasya diasporası var. Rusya’nın Çeçenistan’da gönüllü olarak Çeçenler safında savaşmaya giden S.Arabistan uyruklu kişilerden dolayı bu ülke ile ilişkilerinde sorunlar çıkmaktaydı. Putin gezi heyetine Tataristan Cumhurbaşkanı Mintimer Şaymiyev’i alarak iyi bir politik hamle de yaptı. Şaymiyev’e Tataristan’daki kültür ve İslami değerlerin canlanmasındaki katkılarından dolayı Uluslararası Kral Faysal ödülü verildi. Rusya ile S. Arabistan arasında hac dönemlerinde Mekke’ye yapılan uçuşlar haricinde tarifesiz uçuşlar yoktu. Bu gezide S. Arabistan’ın üç şehrine daha tarifesiz uçak seferleri yapılması kararı alındı.

 

147 milyonluk Rusya nüfusunun 20-25 milyonunu müslümanlar oluşturmakta. Bu ise neredeyse nüfusun %20’sine tekabül etmekte. Rusya’daki müslümanlar ile Batı dünyasındaki müslümanlar bir konuda temelden ayrılıyorlar. Batı’daki müslümanlar çoğunlukla oralara sonradan gelip yerleşmiş olmalarına karşılık, Rusya’daki müslümanlar yüzlerce yıldır Rusya coğrafyasında yaşıyorlar. Rusya’da Batıya nazaran “birlikte yaşama” tecrübesi yüzlerce yıldır uygulanan bir şey. Rusya, geçtiğimiz yıllarda İKÖ’ye katılmak için başvurdu ve gözlemci ülke statüsü aldı. Danimarka’nın başlattığı “Karikatür Krizi”nde Rusya birçok Hıristiyan ve Batılı devlete göre daha basiretli ve sağduyulu yaklaştı. Rusya’nın müslümanlara ve müslüman dünyasına karşı yaklaşımı Batılı ülkelerden ayrılıyor. Nitekim, “Ar-Riyad” gazetesindeki yorumda “Başkan Putin ülkesinde İslam’ın varlığından dolayı herhangi bir kompleks duymuyor. Bu durum ülkelerimizi ve yöneticilerimizi birbirine daha çok yakınlaştırıyor”
[5] Putin, S. Arabistan ziyaretinde “İlk kez İslam’ın doğduğu ülkede bulunmam vesilesiyşe bütün S. Arabistan vatandaşlarına ve tüm Müslümanlara sağlık, barış ve esenlikler diliyorum” dedikten sonra, Rusya’nın “dinsel bağına bakılmaksızın bütün insanların eşit haklarına dayalı adaletli bir dünya düzeni kurulması için” İKÖ’deki gözlemci ülke statüsünü aktif bir şekilde değerlendireceklerini belirtti. denilmekteydi.[6]

 
Gerçekte Putin’in şahsında Rusya’nın Ortadoğu’daki sorunlarının çözümü konusunda hatırı sayılır bir başarı elde etmesi şimdilik zor. Rusya Arap-İsrail çatışması, Irak sorunu gibi konularda istediği etkiyi sağlamaktan henüz uzak. Rusya’nın Filistinlilere yaptığı yardım diğer uluslararası yardımların %1’i gibi düşük bir seviyede. Ancak, Putin enerji ilişkileri, silah ticareti ve ticari-ekonomik ilişkiler yoluyla Ortadoğu’ya yeniden yerleşmeye ve nüfuzunu yaymaya çalışıyor. Bu amaçla Rusya’nın başvurduğu bir başka araç ise müslüman dünyasının mağduriyeti. SSCB’nin soğuk savaş döneminde emperyalist ülkeler tarafından sömürülen ya da sömürülmek istenen üçüncü dünya ülkelerine karşı duyduğu sempati ve politik yakınlığı şimdilerde Rusya müslüman dünyasına karşı duymakta. İslam dünyasında özelde ABD’ye, genelde Batı’ya karşı artan tepkiler Rusya’nın İslam dünyasına ilgisini canlandırıyor. Bir anlamda Rusya, SSCB döneminde zirveyi bulan ama parçalanma sonrasında kaybettiği prestijini, ABD’nin bölgede ve İslam dünyasında azalan prestijinin üzerine kurmaya çalışıyor. Bu politikasını tek kutuplu dünya karşıtlığı ile besleyen Rusya bunun ticari-ekonomik ve politik getirilerini de sonuna kadar kullanmak istiyor. Bu yüzden, eski prestijli günlerini arayan Rusya, bunun yollarını açacak olan, Ortadoğu’da daha önce araladığı kapıları zorluyor diyebiliriz.
 

 

 

* TASAM Rusya (Moskova) temsilcisi.   

 

[1] Vladimir Kuzmin. Preyemstvennost, a ne preyemnik. Rossisyskaya Gazeta, http://www.rg.ru/2007/02/12/putin-aldjazira.html, 12.02.2007.
[2] Nezavisimaya Gazeta, 09.02.2007.
[3] G.G. Kosaç. Vizit Rossiyskogo Prezidenta: Pervıe kommentarii saudovskoy pressı. http://www.iimes.ru, 12.02.2007.
[4] Dimitry Vladimirov. Korolevskoe Obsulujivanie. Rossiyskaya Gazeta, http://www.rg.ru/2007/02/14/putin.html, 14.02.2007.
[5] Kosaç, aynı yer.
[6] Dmitriy Vladimirov. Hod k korolyam. Rossiyskaya Gazeta, http://www.rg.ru/2007/02/13/putin-vostok.html, 13.02.2007.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2564 ) Etkinlik ( 173 )
Alanlar
Afrika 65 606
Asya 76 998
Avrupa 13 615
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 281
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1322 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 275
Orta Doğu 18 581
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1278 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 772
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1932 ) Etkinlik ( 71 )
Alanlar
Türkiye 71 1932

Son Eklenenler