4. Türkiye - Avrupa Forumu | Sonuç Deklarasyonu

Haber

1 - 4. Türkiye - Avrupa Forumu, 21 - 22 Kasım 2013 tarihleri arasında İstanbul’da dostane ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir. ...

4. TÜRKİYE - AVRUPA FORUMU
“Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler“
SONUÇ DEKLARASYONU ( GEÇİCİ )
( 21 - 22 Kasım 2013, İstanbul )
1 - 4. Türkiye - Avrupa Forumu, 21 - 22 Kasım 2013 tarihleri arasında İstanbul’da dostane ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir.
TASAM Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi ev sahipliğinde gerçekleştiriklen Forum’da “Yeni Dönem Türkiye - AB Perspektifi | Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı: Fırsatlar ve Riskler“ ana teması üzerine odaklanılmıştır. Toplantı’ya; Avrupa ülkeleri, ABD ve Türkiye’den, siyaset adamları, diplomatik misyon temsilcileri, düşünce ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile akademisyenler ve medya temsilcileri katılmışlardır. Forum çalışmalarında Türkiye ve Avrupa bakış açısından AB’nin mevcut durumu ve Türkiye ile ilişkileri incelenmiş, AB’nin ABD ile devam eden “Transatlantik Ortaklık“ sürecinin amaçları ve kapsamı sorgulanmış, kısa ve uzun vadeli sonuçları tüm bileşenleri ile çok boyutlu şekilde irdelenmiştir.
2 - Forum’da; “AB’nin Geleceği: Ekonomik ve Siyasi Birliğin Aşamaları“, “AB - Türkiye İlişkilerinde Mevcut Durum ve Ekonomi Politikaları“, “Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTYO): Amaçlar Ve Güçlükler“, “TTYO ve AB Politikalarına Etkileri“, “TTYO ile Türkiye’nin Beklenti ve Öngörüleri“, “TTYO ve Uluslararası Ekonomik Güvenlik ve Çok Boyutlu İlişkilere Etkisi“ başlıklı oturumlarda ilgili konular ele alınmış, farklı bakış açılarını temsilen çeşitli ülkelerden gelen konuşmacı ve dinleyicilerin yorum ve sorularıyla konuların daha net anlaşılması ve yorumlanması sağlanmıştır.
3 - Avrupalı Kimliği üç temel üzerine inşa edilmiştir; Antik Yunan Felsefesi geleneği, Roma Hukuku geleneği ve Hıristiyan gelenek… Kimlik oluşumu, Avrupa’da İslamofobi gerçeğinin ortaya çıkmasına da yol açmıştır. Bu bağlamda AB’nin Türkiye politikasını özetleyen görüşler, Türkiye’nin AB politikalarıyla uyum içinde hareket ederek AB’nin bir parçası olarak kalması ama AB’nin içinde yer almaması üzerine yoğunlaşmaktadır. Avrupa’dan gelen görüşler ise bu ikili ilişkileri çok karmaşık bulmakta ve iki tarafın da bazı konularda diretmesiyle sürecin zora girdiğini değerlendirmektedir.
4 - Türkiye aynı anda ( Şanghay İşbirliği Örgütü, Gümrük Birliği, vb. ) birçok küresel ortaklığa üye olamayacağı için yolunu belirlemek zorundadır. Gümrük Birliği içinde kalması hâlinde TTYO’nun gelecekteki şartlarına göre politikalarını yeniden şekillendirmesi gerekecektir. Zira AB üyesi olmadan Gümrük Birliği üyesi olan Türkiye TTYO’nun dışında bir Ülke olarak kalırsa büyük kayıplarla yüzleşebilir. Bu da uygulama olarak Türk dış politikasının etkileneceği anlamına gelmektedir.
5 - TTYO’nun oluşturulmasındaki muhtemel ana etkenler; Asya’da oluşan ( Çin ve Hindistan gibi ) yeni marketlere karşı Batı’daki rakiplerin ittifak kurma zorunluluğu, Dünya Ticaret Örgütü bünyesindeki ilişkilerin çok taraflı ve karmaşık olması ve AB’nin ekonomik krizden kesin çıkışı için küresel ölçekte kapsamlı bir reform ihtiyacı gibi küresel ekonomik düzenin getirdiği aksaklıklar üzerine kurulmuştur. Bu çerçevede düşünüldüğünde söz konusu anlaşmanın “korumacı“ yaklaşımlarla tasarlandığı görülebilir. Çin’e karşı alınmakta olan önlemler net olmasa da özellikle Çinli akademisyenler TTYO’yu Çin dış politikasına doğrudan müdahale için bir adım olarak görmektedir.
6 - TTYO, Dünya nüfusunun sadece yaklaşık %12’sini içine alacak fakat Dünya’nın en büyük pazarını oluşturacaktır. Ayrıca küresel ekonominin en büyük açmazlarından biri haline gelen işsizlik sorununa da olumlu etkisi olacağı düşünülmektedir. Bu getirilere karşın Türkiye gibi Meksika ve Kanada içinde de olumsuz ekonomik etkilerinin olacağı öngörülebilir sonuçlar arasındadır. Bu ortaklık görüşmelerinin sonucu olarak ABD’den AB’ye ihracatın %33 artırılması ve gümrük vergilerinin kaldırılması düşünülmektedir.
7 - En temel istatistiklere göre AB ile ABD arasındaki endüstriyel alan çok yüksek meblağdaki sermayeyi ve genel olarak parayı içermektedir. Bu büyük çaptaki ekonomik varlığın varacağı ortaklık anlaşmasının bir taraftan tüketiciler için fiyatların düşmesi gibi ciddi faydaları olurken diğer taraftan AB - ABD Ortak Pazarı, dünyada küresel rekabet içinde dünyanın en güçlü ekonomik yapısının oluşmasını sağlayacaktır. Bazı kanun ve kurallar bu çerçevede güç kazanırken bazıları da düzeltme geçirecek veya kaldırılacaktır. Tüketiciyi koruma kanunları da bu çerçevede inovatif olarak önceden değerlendirilmelidir..
8 - AB’nin geleceği ele alındığında, karşımızda güvenlik temelli bir birlikteliğin getirdiği sorunlar çıkmaktadır. AB küresel dünyanın parçası haline gelme yolunda hareket etmektedir. Fakat bu süreç AB’yi yeni dünya düzeni içinde yer almak ile kendi bölgesel sistemi içinde devam etmek arasındaki tercihe itmektedir.
9 - Genel görüş olarak Türkiye’nin AB üyelik hedefinde sabit kalması değerlendirilmekte, ancak ortak para birimi ( avro ) konusunda çekinceler öne çıkmaktadır. Bunun nedeni olarak avronun istikrarsızlığı ve Türkiye ekonomisi ile muhtemel uyumsuzluğu gösterilebilir. Avronun para birimi olarak dezavantajlarının avantajlarından fazla olduğu görüşü de hâkimdir. Avro bölgesi, özellikle ithalat - ihracat temelli endüstri firmaları ve iş hayatı mekanizmaları ile ilgilidir. Bu sebepten ötürü Yunanistan’daki kriz avro için hayati olmamakla birlikte İspanya veya İtalya’da benzeri bir durumla karşılaşılması avro bölgesi için acil durumu tetikleyecektir.
10 - Ekonomik kalkınmadaki en önemli noktalardan biri altyapı inşasıdır. Ancak bu şekilde hareketlilik ve esnekliğin temeli sağlanmış olabilir. Mevcut politikalar çerçevesindeki klasik güvenlik önlemleri değerlendirildiğinde bu ekonomik yaklaşımın benimsenmesi gerekir. TTYO’nun, küresel ekonomi sistemine etki edeceği açıktır. Bu yeni ekonomik sistem ile güvenlik politikalarının karşılıklı etkilendiği bir alan olarak Transatlantik bölgesi için oluşan yeni anlaşmaya “Ekonomik NATO“ tabiri artık rahatça kullanılabilmektedir.
11 - Siyaseten ve ekonomik olarak anlaşmanın her iki tarafıyla da yakın ilişkileri bulunan Türkiye her halükarda etki altına girecektir. Bu sebeple AB ve ABD, TTYO anlaşma sürecine girerken, Türkiye hem AB hem de ABD nezdinde çok taraflı görüşme trafiğine başlamalıdır. Hâlihazırda birçok ülke ile aynı anda yürütülen “Serbest Ticaret Anlaşmaları“ süreçlerinde ABD’nin öncelik kazanacağı da açıktır.
12 - İlk on bir maddede özetlenen stratejik konsepte paralel olarak; Türkiye ile AB üyesi ülkeler ve kurumsal olarak AB arasında gerçekleşen - özellikle ekonomik anlamdaki - olumsuzluklar netleştirilmiş ve bunların kaynağı sorgulanmıştır. Çözüm yolları aranırken yapılması gerekenlerden çok, gerçekçi olarak yapılabilecekler incelenmiştir. TTYO ile AB ve ABD arasındaki anlaşmanın dünyayı nasıl etkileyeceği somut bir şekilde ifade edilmiştir. Bu anlaşma ile etki alanına girebilecek konular, ekonomik sistemlerdeki değişimler ve son olarak yeni ortaklar - yeni karşıtlar belirlenmiştir. Türkiye için çok yüksek ticaret hacmi olan taraflar ile gelecek vizyonu belirlenmeye çalışılmış, hem ticari olarak hem de doğrudan imzamız bulunan angajmanlar vesilesiyle söz konusu anlaşmanın Türkiye’ye etkileri ortaya konmuştur.
22 Kasım 2013, İstanbul
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2634 ) Etkinlik ( 212 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 14 66
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1346 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 282
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Küreselleşme olgusuna ilişkin yapılan tanım ve açıklamalar, konunun daha çok politik, ekonomik ve askeri boyutunu öne çıkarsa da, küreselleşme en fazla kültürel yaşam üzerinde dönüştürücü bir etki yarattığı, toplumların günlük yaşam pratiklerini biçimlendiren temel değerleri, kolektif imgeleri ve se...;

Türkiye’de yaşayan ve özellikle de 1950’li yıllarda ana vatana göç eden eski Yugoslavya muhacirlerinin uzunca yıllardır kulaktan kulağa yaydığı bir mesele Makedonya vatandaşlığı hakkına sahip olmak. ;

Arjantin ise 45 milyonluk nüfusu, 2 milyon 791 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 518 milyar doları aşan GSYİH’sı ile Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik bir aktör olup üyesi olduğu bölgesel ve küresel uluslararası örgütler içindeki aktivitesi ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Arjantin, ...;

Üstüne inceleme yapılan devletin, “modern devlet” yani “burjuva devleti” olduğunu hatırlatmak gerekir. Ancak burada, Pierre Clastres’nin1 ilkel (ilksel) toplulukların, siyasal yapılanmalarıyla “devlete karşı” topluluklar oldukları ve ilksel halkların tarihinin devlete karşı mücadeleler tarihi olduğu...;

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...