Angola’nın İslam Dinine Yaklaşımı ve Tartışmalar

Makale

Siyasi anlamda hareketli günler geçiren Angola Hükümeti’nin ülkede İslam dinini yasakladığı yönünde ortaya atılan iddialar, tartışmaları beraberinde getirdi....

Siyasi anlamda hareketli günler geçiren Angola Hükümeti’nin ülkede İslam dinini yasakladığı yönünde ortaya atılan iddialar, tartışmaları beraberinde getirdi. İslam dininin yasakladığına dair resmi bir açıklama yapılmamakla birlikte iddiaların ortaya çıkış nedeni, ülkenin Humbao adı verilen bölgesindeki bir caminin yerel otoriteler tarafından kapatılması ve Saurimo’daki bir minarenin yıkılması yönünde alınan kararlara dayanıyor. Bu yöndeki girişimler, Uluslararası Af Örgütü tarafından dinsel özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik adımlar şeklinde yorumlamıştır. Peki, Angola Hükümeti’ni bu yönde adımlar atmaya sevk eden nedenler nelerdir ya da hedefte iddia edildiği üzere İslam dininin ülkede yasaklanması mı bulunmaktadır?

Angola Kültür Bakanı Rosa Cruz e Silva’nın daha geçtiğimiz hafta yaptığı bir açıklamada “hükümet, ülkedeki mezheplerin sayısını azaltmak istiyor“ şeklinde genel bir ifade kullanmıştır. Açıklamanın ardında muhtemelen sayısı her geçen gün artmakta olan tarikatlarla etkin mücadele ve yasadışı göçlerin engellenmesi gibi hususlar bulunmaktadır.

Afrika Kalkınma Bankası’nın verilerine göre nüfusu 20 milyonu aşan ülkede, insanların %60’ından fazlası kentlerde yaşamakta ve özellikle başkent Luanda, tüm kıta genelinde nüfusu en hızlı artmakta olan şehirlerden birisi olarak gösterilmektedir. Angola’nın dini profiline bakıldığında ise nüfusun yarısına yakını yerel inançlara tâbi iken, Katoliklerin oranı %30’u, Protestanların oranı ise 15’i aşmaktadır. Bununla birlikte Müslümanların oranı, diğerleriyle mukayese edilemeyecek kadar azdır.

Son yıllarda daha çok Brezilya merkezli evanjelik gruplar, ülkede güçlenmekte ve artan etkinlikleri, ciddi bir tehdit olarak kabul edilmektedir. Adalet ve İnsan Hakları Bakanlığı tarafından yayınlanan bir listede çeşitli inançlara tâbi olan 170 dolayında istenmeyen grubun ismine yer verilmiş ve söz konusu listenin, hükümet tarafından da dikkate alınması talep edilmiştir. Bu sayının önemli bir bölümünü yine evanjelik kiliseler oluştururken, listede Angola İslam Topluluğu’nun da ismine yer verilmiştir.

Luanda Yönetimi tarafından atılan bu türden adımlar, 34 yıldır bir şekilde iktidarda kalmayı başaran Devlet Başkanı Dos Santos’un akıbetini tartışma konusu haline getirmektedir.[1] Angola Güvenlik Güçleri’nin 23 Kasım’da başkent Luanda’daki genel protestolara müdahalesi ağır olmuş ve olaylarda bir kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce protestocu gözaltına alınmıştır.

Ülke ekonomisinin büyük oranda petrol ve doğalgaz üretimine bağımlı olması, artmakta olan dış borçların kontrolden çıktığı yönündeki ikazlar, artan nüfusa bağlı olarak enerji açığının büyümesi ve genç nüfusun istihdam talebi, mevcut yönetimi zorlayan asıl meselelerdir. Afrika’nın en büyük petrol üreticilerinden Angola’nın tıpkı Nijerya gibi geçen süreçte ekonomisini çeşitlendirememesi, bugünkü tablonun temelinde yatan nedenler arasındadır. Ayrıca Rusya Federasyonu ile son birkaç yıldır askeri ilişkilerin hareketlenmeye başladığına tanıklık edilmektedir. Bununla birlikte ticari ortakların sayısının arttırılması ve ticari ilişkilerin derinleştirilmesi yönünde bugün atılmakta olan adımları da göz ardı etmek haksızlık olacaktır. Bu kapsamda Türkiye, Endonezya ve Körfez ülkeleriyle ticari ilişkiler gelişme kaydetmektedir.[2]

Sonuç olarak, Luanda Hükümeti’nin atmakta olduğu adımları daha iyi analiz edebilmesi gerekmekte, aksi takdirde baskı yoluyla bazı grupları kontrol altında tutma isteğinin yalnızca daha fazla radikalleşmeye hizmet etmesi ve Angola’yı hedef ülkelerden birisi haline getirmesi, kaçınılmaz bir risk olarak görünmektedir. Dolayısıyla, bu noktada mevcut yönetimin gelişmeler hakkında sağlıklı bir açıklama yapmak suretiyle belirsizlikleri ortadan kaldırması gerekmektedir.

[1] Angola’daki son üç seçimler, muhalefetin itirazlarına karşın demokratik seçimler şeklinde tanımlanmıştır. Afrika Birliği, 2012 yılındaki son seçimler hakkında serbest ve adil ifadelerini kullanmıştır.

[2] Angola ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi geçtiğimiz yıl 236 milyon dolara ulaşmıştır.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1999 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1999

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...