Stratejik İstihbarat Alanında Rus Kültürü

Makale

Psikolog A. Maslow’un 1943’de yayınladığı İhtiyaçlar Hiyerarşisinde yer aldığı gibi güvenlik; yemek, içmek ve uyumak gibi en önemli temel insani ihtiyaçlardandır. Stratejik istihbarat inşası ise ülke güvenliğinin ana sütunlarından birini oluşturmaktadır. Stratejik istihbarat, inşası adına çalışan ülkelere uzun dönemli yol haritaları sunar. - Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) - Rusya Federasyonu ...

Psikolog A. Maslow’un 1943’de yayınladığı İhtiyaçlar Hiyerarşisinde yer aldığı gibi güvenlik; yemek, içmek ve uyumak gibi en önemli temel insani ihtiyaçlardandır. Stratejik istihbarat inşası ise ülke güvenliğinin ana sütunlarından birini oluşturmaktadır. Stratejik istihbarat, inşası adına çalışan ülkelere uzun dönemli yol haritaları sunar. Güvenlik adına bu elzem çalışma sadece istihbarat servisi bünyesinde gerçekleşmez. Sivil toplum kuruluşları (STK), bilim insanları, üniversiteler gibi çeşitli kurum ve kuruluşların yardımı aracılığıyla yürütülür.


Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)

Rus istihbarat stratejilerini anlamak için ilk olarak Sovyet dönemi istihbarat yapılanmasını anlamak gerekir. SSCB, 1917 Ekim Devrimi’nin ardından dünyadan kendini izole ettiği için Batılı ülkelerle diplomatik ilişkileri gelişememiştir. Bu sebeple, ülke dışı haber alma kaynakları illegal bir şekilde faaliyetlerini yürütmüşlerdir. Ayrıca bu izole durum, Sovyet elçiliklerine yabancılar tarafından sızılmasının da önüne geçmiştir. Bu şartlar Sovyet istihbaratının temelini oluşturmuş ve kısa bir sürede Sovyet ajanlarının dünyaya yayılmasını sağlamıştır. KGB (Komitet Gosudarstvennoy Bezopasnosti-ulusal Güvenlik Komitesi), yaklaşık 90 bin ajanı bünyesinde bulundurmuştur. Bu rakam dönemin CIA (Central Intelligence Agency - Merkezî İstihbarat Teşkilatı) ve diğer istihbarat servisleri ile karşılaştırıldığında oldukça yüksek bir rakamdır.

O dönemki istihbarat servisleriyle karşılaştırıldığında KGB çok farklı istihbarat stratejileri oluşturmuştur. İnsan istihbaratı, yalan haber yayma, enformasyon operasyonları, algı yönetimi, dezenformasyon, sızma, nüfûz casusluğu, propaganda, sabotaj, bal tuzağı ve suikast bu stratejilerden bilinenleridir. SSCB döneminde insan istihbaratı etkili bir şekilde kullanılmıştır. İnsan istihbaratı; insanı kullanarak hedefe sızma şeklinde gerçekleştirilir ve bu yöntem kullanılarak karşı tarafın güçlü ve zayıf yönleri, amaç ve niyetleri öğrenilmeye çalışılır. Bilgi akışı bakımından yavaş olsa da önemli bir istihbarat çeşididir. Ünü dünyaca bilinen Klaus Fuchs isimli Sovyet casusu ABD’den atom bombasının sırlarını birkaç yılda gizlice elde etmiş ve SSCB’nin kendi atom bombasını yapmasını sağlamıştır. Bunun sonucunda ise bilindiği üzere 45 yıl süren Soğuk Savaş dönemi başlamıştır. Bir diğer Sovyet ajanı Kim Philby ise 1940 yılında İngiliz istihbarat biriminden güvenilir raporu alarak kısa süre içinde İngiliz Dış İstihbarat Servisi’nin Sovyet Masası Şefi olmuştur. Yine 90’lı yıllarda CIA’nin Sovyet Karşı İstihbarat Masası Şefi Aldrich Ames’in Sovyetler adına çalıştığının ortaya çıkması Sovyet istihbaratının, Amerikan istihbarat servislerinin en tepe noktalarına ulaştığını göstermektedir.

Örtülü operasyonlar kapsamında yer alan bir diğer insan istihbaratı faaliyeti de “Bal Tuzağı“ olarak bilinmektedir. Bu yöntem manken ajansları yoluyla uygulanmıştır. Genç/güzel/çekici kızlar bal tuzağı olarak ilgili kişilerle temasa geçerek gerekli bilgileri istihbarat servisine aktarmıştır. Bu operasyonlardan en bilineni zamanın Norveç Başbakanı Pavel Grachev’in eşine gerçekleştirilmiş olandır. Başbakan Grachev’in SSCB ziyaretinde başbakan ve eşine ayrı programlar hazırlanmıştır. Eşi daha özel ağırlanmış, görev için ayarlanan üsteğmen ile baş başa kalacakları ortam kurulmuştur. Bu operasyon sayesinde KGB; ekonomik, askeri ve siyasi alanda çok önemli bilgiler elde etmiştir. Ayrıca Başbakan NATO toplantısında gerçekleştireceği konuşmasını tehditler neticesinde değiştirmek zorunda kalmış, NATO füzelerinin kendi topraklarında konuşlandırılmasını reddettiğini ve umumiyetle silahsızlanmadan yana olduğunu ilan etmiştir.

KGB amaçlarına ulaşabilmek adına aktif tedbir stratejileri üzerine de yoğunlaşmıştır. 1923 yılında Polonya’da kaos yaratmak için Sovyet istihbaratı hem sol hem de sağ olmak üzere Polonya siyasi örgütlerine ve yayınlarına karşı bir dizi terör eylemi gerçekleştirmiştir. Yüzlerce insanın ölümü ile sonuçlanan Varşova’daki Kraliyet Kalesi’nin bombalanması, 1925'te Bulgar hükümdarı ve kabinesinin hizmet için bulunduğu St. Nedelya Katedrali'nde suikast gerçekleştirilmesi KGB’nin diğer eylemlerinden olduğu biliniyor. Sovyet istihbarat servisi, aktif tedbirlerde daha da ileriye giderek kendi gizli ajanlarından sahte terörist gruplar yaratmışlardır. Sahte terörist gruplar, gerçek terörist gruplar ile temasa geçmiş; şartlar olgunlaştığında grup üyelerini yakalamışlar, direnen olursa öldürmüşlerdir.

KGB yaygın olan istihbarat stratejileriyle birlikte ileri düzey stratejiler üzerinde de çalışılmıştır. Bunlardan birisi de mikrodalga ışınlarını kullanarak insan davranışlarını etkilemeye çalışmalarıdır. Para-normal istihbarat kategorisine giren bu çalışmanın örneği 1962’de Amerika büyükelçiliğinde üç görevlinin aynı anda kansere yakalanması olayında görülmektedir. CIA tarafından yapılan araştırma neticesinde KGB tarafından hazırlanan bir düzenekten ışınların gönderildiği anlaşılmıştır. KGB’nin, ölümsüz askerler üretmek amacıyla ölü organizmaları canlandırma deneyi gerçekleştirdiğine de SSCB kaynaklarında rastlanmıştır; SSCB dağıldıktan sonra ortaya çıkan KGB arşivlerinde bu deney için laboratuvarda köpek kafası üzerinde çalışan bilim insanları görülmektedir. Fakat bu deneyin insanlar üzerinde uygulanıp uygulanamadığı konusunda bir bilgi bulunmuyor. KGB, en son psikotronik silah çalışmalarına başlamıştır. Bu silahın pozitif ve negatif kutupları sayesinde hasta olmaya ayarlandığında kişinin kendini kırık hissetmesi sağlanmaktaydı. Sadece bir kişiyi değil, kitleleri etkilemek için geliştirilmiştir.

SSCB’nin istihbarat stratejilerinin sonucunda SSCB sınır güvenliği sağlanmıştır. Yabancı istihbarat teşkilatlarının ülke içinde faaliyet gerçekleştirmesi engellenmiş, Sovyet halkı dâhil olmak üzere dünyada geniş çaplı bir korku oluşturulmuştur. Bu korku ülke içinde siyasi terör sorununun hiçbir zaman yaşanmamasını sağlamıştır. Savaş sonrasındaki yıllar boyunca, ulusal liderlerin yaşamları ve sağlıkları seçim yoluyla ciddi şekilde tehdit edilmemiş, SSCB, Rusya Federasyonu’na böyle bir istihbarat kültürü miras bırakmıştır.


Rusya Federasyonu

KGB, 26 Kasım 1991’de Boris Nikolayeviç Yeltsin’in kararnamesiyle RSFSC Federal Güvenlik Ajansı adını almıştır. 3 Nisan 1995’te Yeltsin’in imzaladığı Rusya Federasyonu Federal Güvenlik Servisi Organları Hakkında Kanun ile birlikte Federal Güvenlik Servisi (FSB) tesis edilmiştir. Federal servis için uzman hazırlığı RF Federal Güvenlik Servisi Akademisi’nde yapılmaktadır. Beş yıl olan eğitim süresi boyunca kriptografi, bilişim ve analiz sistemleri güvenliği, telekomünikasyon sistemlerinde bilgi güvenliği, bilgisayar güvenliği, otomatlaştırılmış sistemlerin bilgi güvenliği ve teknik istihbarat ile karşı faaliyetler olmak üzere altı dalda uzmanlar yetiştirilmektedir. Öğrenciler teknik eğitimin yanı sıra yüksek seviyeli sosyal bilgiler ve askeri eğitim de almaktadırlar. FSB’nin kurumsal yapısı Karşı İstihbarat Servisi, Anayasal Düzenin Korunması ve Teröre Karşı Mücadele Servisi, Bilim ve Teknik Servisi, Ekonomik Güvenlik Servisi, Hızlı Bilgi ve Uluslararası İletişim Servisi, Kurumsal ve Kadro Çalışmaları Servisi, Faaliyet Destek Servisi, Kontrol Servisi, Sınır Muhafazası Servisi ve FSB Sosyal İaşe İbate Servisi olmak üzere on servisten oluşmaktadır.

FSB, SSCB deneyiminden aldıkları mirasın da etkisiyle hedef odaklı istihbarat çalışmaları yürütmüş; etik değerler, hukuk gibi bir ülkenin siyasetinin temellerini oluşturması gereken yapıtaşları önemsenmemiştir. Bu kapsamda organize suç çeteleri, mafyalar ve politikacılar dahi legal aktörlermişçesine istihbarat stratejisinin bir parçasını oluşturabilmiştir. Yakın geçmişte gerçekleşen Soğuk Savaş’ın da etkisiyle istihbarat çalışmaları Amerika Birleşik Devletleri merkezli ilerlese de Batılı devletleri güçsüzleştirmek ve özellikle NATO’yu etkisiz hale getirmek gibi amaçlara odaklanılmıştır.

FSB, KGB döneminde uygulanan yöntemlerin yanı sıra siber uzay kullanımı konusundaki istihbarat faaliyetlerine ağırlık vermiştir. Hedef ülke ve kurumlara siber saldırılar düzenlenmesi sayesinde çok sayıda gizli veriye ulaşabilmiş, bu ülkeler aleyhine kullanabilmiştir. Sadece veri ulaşımına dayanmayan bu strateji; önemli konumdaki tesislerin işleyişinin durdurulması, hatta sistemlerin işlemez duruma getirilmesi için de kullanılmaktadır. Psikolojik operasyonlar Rusya’nın en etkili olduğu istihbarat stratejilerinden biridir. ABD’de ABD vatandaşı gibi, terör örgütlerinde terör örgütü mensubu gibi davranabilen Rus ajanlarının, birçok kargaşanın çıkmasında rolleri bulunmaktadır. Bulundukları ülkede toplumu ikiye bazen daha fazla sayıda gruba ayrıştırarak, bu grupları birbirine düşman etmeyi başarabilmektedir. İç savaş ile neticelenebilecek bu ayrıştırmalar ülkeler için büyük tehdit oluşturmaktadır.

İstihbarat örgütleri doğası gereği faaliyetlerini gizli yürütür fakat en az CIA kadar önemli bir istihbarat örgütü olan FSB/KGB’nin CIA kadar ünlü olmaması, hatta bilinmemesi, yürütülen başka bir istihbarat stratejisidir. FSB/KGB’nin sadece faaliyetleri değil örgüt olarak kendisi de gizlilik sıfatına haizdir. Bilinmemek üzerine kurulu olan bu strateji sayesinde örgüt, görünmezlik pelerini giymişçesine hareket edebilmekte ve çoğu hedefi gafil avlayabilmektedir. Hem Sovyet öncesi hem de Sovyet Rusya’sı dönemi istihbarat faaliyetleri göz önünde bulundurulduğunda birçok mühim stratejinin yürütüldüğünü söylemek mümkündür. Gerektiğinde sosyal harcamalardan kesilerek, gerektiğinde Rusya’nın illegal kaynaklarından finansal destek sağlanarak gerçekleştirilen bu faaliyetlerin bugünkü Rusya’nın ortaya çıkmasında payı büyüktür.


Kaynaklar
  • Soviet Studies, Vol. 20, No. 2 (Oct., 1968), pp. 242-248; By J. F. N. BRADLEY; The Russian Secret Service in The First World War
  • Economic and Political Weekly, Vol. 28, No. 51 (Dec. 18, 1993), pp. 2829+2831-2832; Leonid Shebarshin; Reflections on the KGB in Russia
  • World Policy Journal, Vol. 28, No. 1 (Spring 2011), pp. 83-91; Andrei Soldatov and Irina Borogan; Russia's Very Secret Services
  • The Brown Journal of World Affairs, Vol. 11, No. 1 (SUMMER / FALL 2004), pp.183-188; -Oleg Kalugin; Terrorism and Human Intelligence: The Soviet Experience
  • Amy Knight (2000) The Enduring Legacy of the KGB in Russian Politics, Problems of Post-Communism, 47:4, 3-15, DOI: 10.1080/10758216.2000.11655889
  • Slavic Review, Vol. 52, No. 3 (Autumn, 1993), pp. 582-586; Amy Knight; The Fate of the KGB Archives
  • M5 ulusal Güvenlik, Savunma ve Strateji; Hasan Ateş; Sovyet İstihbarat Ekolünden Rus İstihbarat Stratejisine
  • Geçmişten Geleceğe İstihbarat - Gizli Servisler, Örtülü Operasyonlar ve Savaş Stratejileri; Yunus Karaağaç
  • İstihbarat örgütleri; Ümit Özdağ (ed.)
  • https://www.youtube.com/watch?v=CCESiZoLbUU

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

Çin’le geliştirmekte olduğu yakın ilişki, Batının yaptırımlarla köşeye kıstırdığı İran için şimdi önemli bir fırsat. Xi Jinping’in 2016 yılında İran’a önerdiği stratejik anlaşma geçen ayın son günlerinde imzalandığında, kapsamı hakkında tahminden öte bir şey bilinmiyordu. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...