Hong Kong; Yasa Karşıtlığı mı, Meşruiyetin Sorgulanması mı?

Makale

Ağaçlar sessiz kalmak ister ama rüzgâr izin vermez. Çin atasözü - Hong Kong; coğrafi konumunun bölgeye sağladığı avantajlara karşın, bu avantajdan yararlanmak amacıyla birbiriyle yarışan devletlerin arasında istikrarlı bir siyasete sahip olamamış Çin Halk Cumhuriyeti'ne bağlı özel bir yönetim bölgesidir....

Ağaçlar sessiz kalmak ister ama rüzgâr izin vermez. Çin atasözü

Hong Kong; coğrafi konumunun bölgeye sağladığı avantajlara karşın, bu avantajdan yararlanmak amacıyla birbiriyle yarışan devletlerin arasında istikrarlı bir siyasete sahip olamamış Çin Halk Cumhuriyeti'ne bağlı özel bir yönetim bölgesidir.

Uluslararası ticaretin başlıca odak noktalarından ve kısmen bağlı olduğu Çin’in neredeyse altı katı büyüklüğünde kişi başına düşen millî gelirinin olmasının yanında serbest piyasa ekonomisine, kendi para birimine, pasaportuna, bayrağına hatta kendi Anglosakson temelli hukuk sistemine sahip Hong Kong, uluslararası ilişkilerinde ve yerel seçimlerinde anakara Çin’e bağlı durumdadır.

Son aylarda Hong Kong’da, ‘’Suçluların İadesi Yasası’’ karşıtlığıyla başlayan, zamanla hız kazanarak daha çok kitleye ulaşan protestoların sebebi ve olası sonuçları tartışılıyor. Peki, Hong Kong’da yaşanan otoritenin reddedilmesi içerikli halk hareketlerini ‘’yeni nesil sivil itaatsizlik’’ mi yoksa sistemi ele geçirmeye yönelik ‘’yeni nesil tedhiş’’ ya da ‘’renk devrimi’’ olarak mı tanımlamalıyız?

1997 yılında Çin Halk Cumhuriyeti, Hong Kong’u İngiltere’den devralırken yapılan “Bir Devlet İki Sistem“ anlaşması, İngiltere açısından fazlaca hesaplanmış bir meseledir. Anlaşmaya göre elli yıl süre sonrasında bölgenin tamamen Çin’e devredilecek olması, bu süre boyunca dış ilişkilerinde kendisine bağlı kalacağı o zamanki şartlar dikkate alındığında Çin açısından kabul edilebilir hatta hızlı bir şekilde lehine çevrilebilir bir durum gibi gözükmekte. Ancak gözlerden kaçan nokta, en az iki kuşağın kültürel ve milli açıdan kaybedilmesi, kimlik karmaşası oluşması ve kaybedilen kuşakların Çin’in aleyhine kullanılması ihtimaliydi.

Dolayısıyla bazı analistlere göre son zamanlarda, hatta 2012-2014 arasındaki süreci de eklersek, yaşanan bu protestolar sadece haklarını aramaya çalışan insan topluluğundan çok daha fazlası olarak görülmüştür. Çin bürokrasisinin, Batı devletlerine karşı, iç işlerine karışılmaması konusundaki sert tepkisi ve açıklamaları, Batının kolonyal dönemin sonunda Hong Kong’da “demokrasi“ görünümlü fitili ateşleyip, günümüzde ise “renk devrimi“ne dönüştürülen ve kısa sürede sonu belli olmayan bir kaosa sürüklendiğini düşündürüyor.

Yaşanan olaylar yeni bir “renkli devrim“ mi?
Renkli devrimler çoğunlukla Sovyet parçalanmasından sonra ortaya çıkan ülkelerin mevcut sisteme karşı çıkmasıyla başlamıştı. Temel olarak sembolik kavram ya da nesneler oluşturuluyordu. Çoğunlukla “demokrasi“, “ulusal seçim“, “insan hakları“ ve buna benzer kavramlar sembolleştirilir, bunun yanında devrim bir renk ya da bir çiçek ile sembolleştirilerek bağdaştırılırdı.

Sovyetlerin dağılmasıyla, arkasında bıraktığı devletler bir geçiş dönemi yaşadı ve çoğunlukla bir desteğe ihtiyaçları oldu. Bu desteği Rusya’dan bulamadılar; çünkü Rusya’nın hem sert hem de yumuşak gücü oldukça azalmıştı ve o dönemde süper güç sayılmaktan uzaklaşmıştı. Tam olarak bu dönemde, bütün avantaj Batıya döndüğünde, yumuşak gücün önemini görüyoruz. Kültürü ve ekonomisiyle dünyaya hükmeden Batının, “kendi yolundan gitmek isteyen“ devletlerde renkli devrim yaşanmasına geçmişte bizzat yardımcı olduğu herkes tarafından biliniyor. Bu yardım sadece ideolojik değil finansal hatta insan desteği olarak da gerçekleşmişti. Bunca yardımın sebebi “Bu devletlerin ekonomik olarak gelişmesini ya da ulusal gücünü artırmak mı?“ yoksa “Bölgede söz sahibi olup kendi yapısal gücünü artırmak mı?“ sorularıyla hafızalarda yer edinmiştir. Sonuç olarak ortaya çıkan ise sözde demokrasi ve çoğunlukla kaostan başka bir şey değildi.

Peki, Hong Kong’da yaşananlarda renkli devrim karakterini görüyor muyuz?

Çin’in bu soruya olumlu cevabına karşın Amerikan medyası şu açıklamayı yaptı: “Ukrayna, Gürcistan ve Kazakistan gibi ülkeler daha önce tecrübe etmedikleri soyut idealler için savaştılar. Ama Hong Kong’da insanlar, içinde büyüdükleri değerleri (özgürlük, otonomi) savunuyorlar.“

Bu açıklamanın bazı gerçekleri çarpıtmaması açısından İngiltere’nin 150 yıllık kolonyal yönetimi boyunca Hong Kong’da bir kere bile seçim yapılmadığının altını çizmek gerekir. Dolayısıyla sokaktaki insanın bu değerlere yakinen tanık olduğu ya da bunların “içinde büyüdüğü“ gibi bir açıklamanın gerçekleri yansıttığı tartışmalıdır. Üstelik Hong Kong sokaklarındaki insanlar neyin ve kimin peşinden gittiklerinden de emin değiller. Zira analistlere göre eğer hukukun üstünlüğünü savunmayı bilselerdi en başta içinde bulundukları, uymaları gereken yasalara karşı bu derece yıkıcı olmazlardı.

Hâlâ Birleşik Krallık’ın kolonisiyken, Hong Kong’un savunma sistemi Birleşik Krallık tarafından sağlanıyordu. Fakat 1997 yılından sonra anakara Çin, Hong Kong’da Halkların Kurtuluş Ordusu Hong Kong Garnizonu’nu kurdu ve Hong Kong’un savunmasını yapmak üzere görevlendirdi.

Hong Kong’un mini anayasasının 18. Maddesine göre, eğer Hong Kong özel yönetim bölgesi var olan durumun kalıcı olduğu hakkında endişe duyarsa, merkezi hükümetten yardım isteyebilir. Bu durumda merkezi hükümetin uygulayabileceği birkaç olasılık var. ulusal Halk Kongresi Daimî Komitesi kararıyla anakara Çin’in kanunlarının bir kısmını ya da tamamını Hong Kong üzerinde uygulayabilir. Ya da Halkların Kurtuluş Ordusu Hong Kong Garnizonu’nu kullanarak devletin egemenliğini ayakta tutabilir. Bir Devlet İki Sistem aslında bu demektir.

İnsanların var olan sistemi görmezden gelmeleri, Hong Kong mini anayasasını çiğnemeleri demek oluyor, bu da Bir Devlet İki Sistem yapısına bir tehdittir.

Bu kadar yıkıcı olmayı başarmalarının bir sebebi var. Öncelikle protestoların öne çıkan kesimini en başta öğrenciler oluşturuyor. Dolayısıyla hükûmet çözüme ulaşmak adına bir lider aradığında kimseyi bulamıyor. Elbette bu kadar profesyonel bir protesto biçimini insanlar kendi başına yönetmiyor ama “liderlik“ yapan kesimin çoğu Birleşik Krallık pasaportlu kişiler ve herhangi bir sorumluluk almadan istedikleri zaman bölgeden ayrılabiliyorlar. Sokaktaki insanlara birileri nasıl protesto edileceğini bir şekilde öğretiyor. Bu insanlara polisle ya da biber gazıyla nasıl başa çıkacaklarının uygulamalı eğitimi “çekik gözlü“ olmayanlar tarafından veriliyor.



Geçtiğimiz haftalarda Çin’in Birleşik Krallık büyükelçisi olan Liu Xiaoming BBC’nin televizyon kanalında konu üzerine değerlendirmelerde bulundu. Sunucunun (Birleşik Krallık için) Hong Kong vatandaşlarının “hakları“ üzerinde görevi olduğunu ısrarla savunmasına karşılık Liu Xiaoming “Birleşik Krallık’ın yalnızca kendi vatandaşlarının hakları üzerinde görevi olduğunu“ hatırlattı. Geçmişte Çin ve Birleşik Krallık arasında Hong Kong üzerine imzalanan anlaşmanın (Sino-British Joint Agreement/1984), Çin’in iç işlerine karışması için Birleşik Krallık’a herhangi bir hak tanımadığını söyledi.


Değerlendirme

Eski bir Çin deyişinde ağaçların sessiz kalmak istediği ama rüzgârın izin vermediği söylenir. Eğer jeopolitik anlamda büyük öneme sahip bir ülkede yaşıyorsanız, isteğiniz dışında gerçekleşen dış müdahalelerin varlığı ve derin etkileri yadsınamaz.

Bu olayda aslında şahit olduğumuz; yıllar önce Birleşik Krallık tarafından yapılan yatırımların, taraflarına sağladığı olumlu geri dönüşlerdir. Biliyoruz ki Birleşik Krallık’ın uyguladığı en iyi politikalardan birisi de “böl ve yönet“ politikasıdır. Farklı bir kültürde yetiştirilen son nesiller, aslında ait oldukları geçmişlerine yabancılaştılar. Birçoğu kendini “Çinli“ olarak tanımlamamaya başladı. Bu şekilde yetişmiş bir nesle ve bu neslin yetiştirdiklerine müdahale etmek daha kolay oldu. Esasında “Suçluların İadesi Yasası“ karşıtlığıyla başlayan eylemler hızlıca hükûmetin ve rejimin meşruiyetinin sorgulanmasına çevrildi.

‘‘Liberate Hong Kong, the revolution of our times’’- ‘‘Hong Kong’u Kurtar, çağımızın devrimi’’, mottosu 2016’da bağımsızlık yanlısı aktivist Edward Leung Tin-kei tarafından seçim sloganı olarak kullanıldı. Bugün ise Hong Kong sokaklarında en çok görülen sloganlardan birisidir. Hong Kong’un baş yöneticisi Carrie Lam’e göre bu özdeyiş başlı başına protestoların karakterinin değiştiğinin ve devam ederse ulusal egemenliğe zarar vereceğinin bir kanıtı.

Protestoların çoktandır barışçıl olmaktan çıktığını düşünen analistlere göre Batı devletleri, başta ABD ve Birleşik Krallık olmak üzere, demokrasi adı altında Çin’in iç işlerine müdahale etmekten; Hong Kong’u, Çin’e zarar vermek adına üs olarak kullanmaktan vazgeçmelidir.

Bütün bunlar bize gösteriyor ki Hong Kong’daki protestolar gün geçtikçe daha çok “renkli devrim“ özelliklerine bürünüyor. Batı’dan gelen inkâr edilemez destekler, eylemlerde şemsiyelerin sembolleştirilmesi, hatta İngiliz medyasında “umut“ ile bağdaştırılması ve her şeyden önemlisi demokrasi, özgürlük ve insan hakları gibi değerlerin anlamlarından uzaklaştırılıp ne insan haklarına, ne özgürlüğe ve ne de demokrasiye hizmet eden bir zihniyetin yarattığı kaosun ortasında kalan “Hong Kong’da yeni bir renkli devrim yaşanıyor“ demek yanlış olmayacaktır.


Referanslar

http://www.cankaoxiaoxi.com/china/20190817/2388498.shtml
http://news.cyol.com/content/2019-08/20/content_18119739.htm
http://news.cyol.com/content/2019-08/17/content_18115786.htm
https://www.nytimes.com/video/world/asia/100000006668227/hong-kong-protests.html
http://www.cankaoxiaoxi.com/china/20190817/2388498_2.shtml
https://www.kommersant.ru/doc/3998492?query=%D0%B3%D0%BE%D0%BD%D0%BA%D0%BE%D0%BD%D0%B3
https://www.kommersant.ru/doc/4060913?query=%D0%B3%D0%BE%D0%BD%D0%BA%D0%BE%D0%BD%D0%B3#id1781225
https://tr.euronews.com/2019/07/04/video-analiz-hong-kong-daki-protestolarin-ardindaki-gercek-nedir-ingiltere-cin-gosteri
https://www.rt.com/op-ed/466854-omar-trump-regime-change/
https://www.hongkongfp.com/2019/08/08/beijing-deems-hong-kong-protests-colour-revolution-will-not-rule-intervention/
https://www.globalresearch.ca/civil-disobedience-hong-kong-us-color-revolution-attempt/5686298
https://baike.baidu.com/item/%E9%A2%9C%E8%89%B2%E9%9D%A9%E5%91%BD#6
https://www.hk01.com/tag/11660
https://www.scmp.com/news/hong-kong/politics/article/3021518/liberate-hong-kong-revolution-our-times-who-came-protest
https://www.basiclaw.gov.hk/en/basiclawtext/images/basiclaw_full_text_en.pdf

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2608 ) Etkinlik ( 195 )
Alanlar
Afrika 70 618
Asya 87 1012
Avrupa 18 628
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 7 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1341 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 592
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1286 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 508
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1989 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1989

Türkiye - Güneydoğu Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Mısır ile kopan ilişkilerimiz yeniden düzelme sürecine girerken geçmişten güne bakarak geleceği düşünmek faydalı olabilir. Mısır ile müzakerelerde hangi kalemler üzerinden konuşacağımız devletlerin kendi maslahat algıları çerçevesinde gelişecektir. ;

Çok boyutlu şekillenen dünya güç sistematiği içerisinde Türkiye - Hollanda ilişkilerinin ideal bir noktaya taşınabilmesi için, yalnızca siyasi ve stratejik temelli değil, her parametrede daha fazla karşılıklı derinlik oluşturacak bir yapıya doğru yönelinmesi gerekir. Bu bağlamda sektör temsilcilerin...;

1990’ların başlarında Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi devletlerin dağılmasıyla birlikte, toprak kazanımı, güç mücadelesi ya da etnik hâkimiyet kaygılarının tetiklediği iç savaşlar yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu süreçte BM bu duruma bigâne kalmayarak, Irak, Somali, H...;

Türkiye - Güney Asya Stratejik Diyaloğu; karşılıklı potansiyellerin ve mevcut işbirliklerinin nasıl stratejik bir işbirliğine dönüştürülebileceğini ortaya çıkarmayı hedeflemekte ve stratejik zeminin kapasite inşasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.;

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık (BK) arasında 30 Aralık 2020 tarihinde imzalanan “Ticaret ve İşbirliği (TCA) Anlaşması” 30 Nisan 2021 itibarı ile yürürlüğe girdi. ;

Hindistan ve Pakistan, yaklaşık iki asır boyunca Güney Asya coğrafyasına hükmeden İngiltere’nin 1947 yılında Hint Yarımadası’ndan çekilmek zorunda kalması üzerine, din temelli ayrışma esasında kurulan devletlerdir. ;

Dönemin ABD Başkanı G. Bush himayesinde ve Irak Büyükelçisi J. D. Negroponte başkanlığında 2005’te faaliyetlerine başlayan Ulusal İstihbarat Konseyi’nin “Küresel Trendler 2040“ raporunda; uluslararası sistem, siyaset, ekonomi, teknoloji, toplumsal gelişim, demografik dinamikler ve çevre gibi başlıca...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.