Çin Balkanlarda Köprü Kurarsa!

Makale

Bendini aşıp taşan Çin, her yerde. Afrika’da, Asya’da, Orta Doğu’da, Doğu Akdeniz’de, Batı Avrupa’da ve Balkanlar’da. Üstelik bu son coğrafyada, onun geçmişte en büyük müttefiklerinden olan Arnavutluk var. - Acıların Olgunlaştıramadığı Balkanlar - Çin’in Marco Polo Sevdası, Hırvatistan’ın Toprak Bütünlüğü ...

Bendini aşıp taşan Çin, her yerde. Afrika’da, Asya’da, Orta Doğu’da, Doğu Akdeniz’de, Batı Avrupa’da ve Balkanlar’da. Üstelik bu son coğrafyada, onun geçmişte en büyük müttefiklerinden olan Arnavutluk var. Arnavutluk, ülkeyi bir açık hapishane gibi yöneten Enver hoca döneminde, Sovyetler Birliği’nden sonra en yakın ilişkisini Çin ile kurmuş bir ülkeydi. Ama o zamanki Çin, bugünkü Çin değildi. Hedefleri, ihtirasları sadece kendisine bir başka uygun ve yönetilebilir bir komünist ortak bulmaktan ibaretti. Zaman başka bir zaman, Arnavutluk da büyük ölçüde çevresindeki diğer batı ve doğu balkan ülkeleri gibi tecrid edilmiş bir kıtlık diyarıydı.


Acıların Olgunlaştıramadığı Balkanlar

Aradan geçen yıllar boyunca Balkanlar nice savaş gördü. Her tarafında kan gövdeyi götürdü. Aynı dili konuşan insanlar, aynı suyu içemedi. Bir sabah uyanan Hırvatistan, Raguza’daki sokaklarda, Karadağ ve Sırp askerlerini gördü ve varlık-yokluk savaşı yaşadı. Bosna-Hersek, kana susamış Sırp-Hırvat ordularının ve sivillerin katliamına uğradı. Hala şehide doymuyor. Tarihin izlerini silmek istercesine güzelim eski köprüler yıkıldı. Zümrüt gibi akarsular, yıkılan köprülerin altında kan akıttı. 1995 Dayton anlaşması ile bu netameli bölgeye bir tür barış geldi. Dayton’dan sonra, barışçıl yöntemlerle sorun çözme gereği de anlaşıldı. Galiba kendi kanlarında boğulmuş veya artık kana doymuşlardı. Kosovo, 2008 yılında 102 ülkenin tanıması ile Sırbistan’dan ayrıldı Makedonya, ancak geçen yıl ufak bir isim tavizi ile, Yunanistan tarafından tanındı. Açıkçası, şimdilerde huzursuz Balkanlar, bir tür barış sath-ı mailinde. Bazıları hemen AB üyeliğine baş vurdu. Ama şu anda sadece Yugoslavya’nın artığı 6 ülkeden ikisi, Hırvatistan ve Slovenya AB üyesi. Diğerlerinin başvuruları var. Kimi için müzakere süreci başlamış durumda. Kimi ise uzun bir süre AB yi sadece dürbünün tersinden görecek gibi. Ama hepsi Çin’i yakından tanımaya başladı.


Obur Çin’in OBOR’u

Çin tabiri caizse, bir tür ekonomik fütuhate doymuyor. Ama Balkanların da tarafsız bir yaklaşıma ihiyacı var. OBOR(One Belt-One Road) kendine yeni kapılar ve uğrak limanları açarken, bölgenin ihtiyaçlarına cevap verecek yatırımlar yapıyor. Elini Balkanlar’a fazla değdirmek hevesinde olmayan AB ise, Katılım öncesi uyum fonlarından(Cohesion Funds) para aktarıyor. Bu nedenle Balkanlarda Çin eli değen bir çok yeni yatırım var. Çinli görmek ise artık olağan bir şey. Hele Dalmaçya kıyıları Sarı Deniz’den daha albenili olunca, Çin girebildiği her kapıdan, hem de iddialı projelerle Balkanlara giriyor. Aslında nekes AB, diğer Batı Balkan ülkeleri gibi Bosna-Hersek’e de üyelik umudu verseydi, yakın bir geçmişte, hepsi Schengen alanı olabileceği için Hırvatistan’ın iki yakasını birleştirme gereği ortaya çıkmazdı. Ama işte Hırvatlar üye, Bosna-Hersek üvey evlat olunca, üstelik Balkanların her an bir çatışma alanına dönme ihtimali bulununca, Çin, Avrupa’nın ikinci büyük köprüsünü inşaa etmek için kolları, denizi görünce de, OBOR’un bir bacağı daha düşüncesi ile paçaları sıvadı ve Peljesac köprüsünün ihalesini kaptı..

Peljesac köprüsünün yüksek bir katma değeri de var. “Savaşmaktansa köprü inşaa edelim“, şu sıralar Hırvat halkının ağzına pelesenk olmuş bir söz. Neden mi? Çünkü Hırvatistan’ın bir ucundan diğer ucuna gitmek için, hem yerel halk, hem de turistler, Bosna-Hersek içinde dört ayrı sınır kapısından geçmek zorunda. Bu da utanç verici bir denetim noktaları gerçeği olmakta. Hani köprü olmazsa, Hırvatistan bir fırsatla Bosna- Hersek’e yine saldırabilir. Adı sonunda ne olacak bilmem ama, belki barış, belki de Marco Polo Köprüsü olur.


Çin’in Marco Polo Sevdası, Hırvatistan’ın Toprak Bütünlüğü

Balkanlar’da Tuna ve kolları üzerindeki bir çok köprünün banisi Osmanlı. Her biri biblo gibi, zümrüt yeşili ırmakların üzerinde uzanıyor. Bunların kimi Mostar köprüsü gibi savaş gazisi, kimi ise “Drina Köprüsü“ gibi içli bir roman. Şu sıralar, büyük bir misyon ile inşa edilen Peljesac köprüsü ise Adria denizinin iki yakasını birleştirecek olup, Avrupa’nın ikinci büyük köprüsü olma iddiasında. Her ne kadar Bosna’lılar bu köprüden biraz huzursuz olmuş olsalar bile, başta Arnavutluk, Bosna-Hersek, Makedonya, Karadağ ve Sırbistan olmak üzere tüm Balkan’lara 2016 dan bu yana 5 milyar dolar yatıran Çin, nalıncının keseri gibi, köprünün gururunu ve nimetini kendine yontma hevesinde. Evet, Peljesac Köprüsü, Portekiz’deki Lizbon nehrinin üzerinden geçen Avrupa’nın en büyük köprüsü Vasco da Gama’dan sonraki en büyük köprü olacak. Birinci olan Vascoda Gama’nın heybetli bir asma köprü olduğu reddedilemez bir gerçek. Bir baştan bir başa, 12.4 km uzunluğunda olup, 11.5 kilometrelik kısmı, yol olarak kullanılmakta.

Peljesac Köprüsünün yapımına 2007 yılında karar verilmiş. AB maliyetin %85 inini karşılayan 357 milyon Avro’yu trink vermiş. Geri kalan Çin işi, Çin parası. Köprünün halen sadece 2.4 kilometrelik kısmı tamamlanmış olsa bile Hırvatistan 2021 de biteceğine umut bağlamış durumda. Uzunluğu 2.4 kilometre, yüksekliği, Bosna- Hersek’in bastırması ile 55 metre, genişliği ise 21 metre olarak tasarlanan Peljesac köprüsü ve mücavir yollarının, Hırvatistan’ın toprak bütünlüğünü sağlamakla kalmayıp, ülkeye gelecek ve ülkeden gidecek turist sayısını arttıracağı tahmin ediliyor. Bu turistlerin Çin’li olması ihtimali ise, köprünün Marco Polo’nun doğduğu Karcula adasına erişimini, onlar için kolay hale getireceğinden kaynaklanıyor. Bu bağlamda, Peljesac Köprüsü Çin için OBOR yanısıra, Marco Polo’nun peşine düşmek gibi misyon taşıyor. Açıkçası, bu da yatırım ve yayılma iştihası yüksek Çin’in romantik ve nostaljik yönü. Belki de sevimli yüzü.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2071

İktisadi düşünce tarihi çalışmaları, genellikle Anglo-Amerikan merkezli ana akım kuramların ya da Batı Avrupa menşeili büyük ekollerin gölgesinde şekillenme eğilimindedir. ;

The Lancet'te yayımlanan bir analize göre, dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar insan şu anda bir ruhsal bozuklukla yaşıyor ve bu yük son otuz yılda çarpıcı bir şekilde arttı. Ruhsal hastalıklar, dünyanın en çok engelliliğe yol açan sağlık sorunları arasına girdi; anksiyete ve depresyon ise bu yüksel...;

İktisat “bilimi”, çoğunlukla evrensel formüllerin, grafiklerin ve rasyonel aktör varsayımlarının soğuk laboratuvarı olarak kabul edilir. Ancak tarihin ve coğrafyanın süzgecinden geçirilmemiş bir iktisat teorisi, ruhu ve hafızası olmayan bir iskeletten ibarettir.;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

İktisadi düşünce tarihi yazımı, coğrafi ve siyasi sınırların çizgisel takibine indirgendiğinde, ekollerin arkasındaki entelektüel geçişkenlikleri ve can alıcı dip akıntılarını gözden kaçırma riskiyle maluldür. Bu durumun en somut tezahürlerinden biri, Orta Avrupa iktisadi mirasının neredeyse tamamen...;

Modern sosyal bilimlerin ve yükseköğretim yapılarının kurumsal mimarisi incelendiğinde, hiçbir akademik merkezin 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın ilk çeyreği arasında Berlin Üniversitesi kadar derin, dönüştürücü ve küresel bir iz bıraktığı görülmez.;

Modern makroekonomik sistemlerin ve ulusal kalkınma modellerinin karşı karşıya kaldığı en akut yapısal hastalıklardan (patolojilerden) biri, reel sektör bünyesinde üretilen katma değerin ve artı değerin (surplus), spekülatif finansal enstrümanlar (türev piyasalar, gölge bankacılık ve rantiye mekaniz...;

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.