Merkez Bankalarının Elini Serbest Bırakmanın Önemi

Makale

İster tek, ister çift haneli olsun, enflasyon ve enflasyon ile atbaşı yürüyen işsizlik, Türkiye’nin yeni karşılaştığı bir sorun değil. 2002 ile 2011 arasında geçen yaklaşık 8 - 9 altın altın yıl boyunca neredeyse unutmuştuk. - “Turfanda”dan Ötesine Dikkat - Kritik Eşik Aşılınca Kur ve Fiyat Değişmelerini İzlemek - Tehlikeli Sularda, “İstikrar” Gemisinin Kaptanı Kim Olmalı? ...

İster tek, ister çift haneli olsun, enflasyon ve enflasyon ile atbaşı yürüyen işsizlik, Türkiye’nin yeni karşılaştığı bir sorun değil. 2002 ile 2011 arasında geçen yaklaşık 8 - 9 altın altın yıl boyunca neredeyse unutmuştuk. Ama o hep bir tehdid ve tehlike olarak kapının arkasında bir hata yapılmasını bekliyordu ki arz-ı endam etsin. Sonunda önce yükselen değerleri ile tek, sonra ayarlanan çift haneleri ile yeniden gündemimize girdi. Ancak sorun o ki, duyduğumuza mı, rakamlarda gördüğümüze mi, yoksa gün be gün yaşadığımıza inanalım şaşırmış durumdayız.


“Turfanda“dan Ötesine Dikkat

Unutmayalım, büyük-küçük, zengin-fakir hiç bir ülke ekonomik krizlerden masun değildir. İç veya dış kaynaklı, salt ekonomik veya ekonomi dışı etkenlerden kaynaklanan krizler, her ülkenin kapısını çalabilir. Üstelik bugüne kadar, gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere, piyasa ekonomisi olarak tanımlanan hiç bir ülkede, bunca yazılıp çizilene rağmen, büyük piyasa çöküşleri tahmin edilememiş, dolayısı ile önlem de alınamamıştır. Ancak makul şüpheye bile yer vermeyecek kadar makul fiyat artışları, üç aşağı, beş yukarı tanımlanmıştır. Tanımlanan değerin altı durgunluk, üzeri enflasyondur. Durgunluk zaten işsizlik ve ekonomik daralma demektir. Ama enflasyon da ekonomik canlanma, yüksek istihdam ve şaha kalkan bir büyüme demek değildir. Enflasyonist büyüme, gerçek(reel) bir büyüme olmadığı gibi, işsizlik ve iflaslarla gelen daralmalar, hele siyasi müdahalelerle kronikleşirse, alışılıp, kanıksanan enflasyon haline gelir. Bu da aynen hep 37-37.5 derecede seyreden vücut ateşi gibi, ne öldürür, ne umdurur. Ama nedeni bilindiği halde, çözümü ehil ellere bırakılmayan sorunlar, ülke ekonomisini yıllarca ipotek altına alabilir. Bu anlamda, kronik enflasyon, 3 veya 4 hane ile ifade edilen hiper enflasyon kadar olmasa bile ona yakın tehlikelidir. Ne ahlak(etik) bırakır, ne umut; Ne para değeri kalır, ne de ülke itibarı ve güven. Para pul olur, borçlanma ihiyacı ise, güven aşınması nedeni ile zorlukla ve pahalı bir biçimde karşılanabilir.


Doğal mevsim akışı ile değişen sebze ve meyve fiyatlarının yaratacağı olumlu etki elbette önemlidir. Ancak sık sık enflasyon hesaplama yöntemlerinin değiştirilmesi ile düşük çıkan enflasyon oranları, olumlu etkiyi güvensizlik tuzağına düşürür. Bu nedenle, özellikle “çekirdek enflasyon“ içeriğini değiştirmek, hak sahibinden bilgi gizlemek kadar önemli bir adalet sorununa yol açar, geçmiş veriler arasında karşılaştırma yapma olanağını da yok eder. Eğer genel olarak piyasa, özel olarak bilinçli-bilgili (tüketici-üretici)bireyler, değişmelerde spekülatif hamle veya manipülasyon kokusu alırlarsa, sisteme güven daha da yıpranır. Örneğin, yabancı paralar karşısında, açıklanabilir bir döviz girişine dayanmayan, dolayısı ile nedeni çok anlaşılmayan ulusal para değeri artışları kadar, siyasi nedenlerle baskı altında tutulan ve ertelenen temel girdi fiyatları da, geleceğe yönelik beklentilerde olumsuzluk ve zam beklentisi yaratır. Mevsimlik değişmelerin yarattığı fiyat hareketleri ile, girdi maliyeti olarak, bir kısmı uluslararası piyasa hareketleri ve uzlaşmalı kararlarla değişen emtia fiyatlarını (örneğin OPEC kararı ile değişen petrol ve doğal gaz fiyatları gibi) yansıtmayan enflasyon oranları, inandırıcı olmayacaktır. İlaç gibi tüketim malları ile, mazot ve kimyevi gübre gibi girdi fiyatlarına uygulanan sübvansiyon ve desteklerin bütçe etkisi, vergi adaleti gözetilerek mükelleflere yansıtılmadıkça, sisteme olan güven tazelenmez, aşınmaya devam eder.


Kritik Eşik Aşılınca Kur ve Fiyat Değişmelerini İzlemek

Üzerinde kesin bir uzlaşma olmamakla birlikte, bir ekonomide yıllık olarak, yüzde 3 veya yüzde 4 ün altında seyreden genel fiyat artışları, durgunluk tehlikesi işareti olduğu için arzu edilmez. Böyle durumlarda, istihdam verileri olumlu bile olsa(yüzde 4 –yüzde 5 in altında işsizlik), başta para otoriteleri olmak üzere, ekonomi politikası kordinasyon’undan sorumlu tüm kamu kurumları, ekonomiye can suyu vermek için çaba sarfeder. Faiz ve vergi indirimleri, ilave kredi olanakları, ihtiyaç sahibi ve tüketim iştihası olan gruplara gelir transferleri, çarçkların yağlanması için seferber edilir. Durungunluk tehdidi baş gösterince, kurumsallaşmış kuralları olan, kurumları yerleşik, özerk ve siyasetin populist safsatasına kapılmayan ülkelerde, özellikle Merkez Bankaları, ekonomilerin sektörel dengelerini de gözetecek şekilde nabız tutarak, makul fiyat artışlarını yakalamaya ve “enflasyonsuz“ sürdürülebilir büyümeyi güvence altına almaya çalışır.

Enflasyon gelir adaletini en kötü ve keyfi olarak bozan etkenlerden biridir. Enflasyon hızı gerçekten kesilirse, insanlar gördüğüne inanır. Aile bütçesine yansırsa hissedilir. İnsanlar inanırsa güvenir de. Görülen ve hissedilen arasındaki uçurumun ise mutsuzluk ve umutsuzluk yanısıra, otoriteye güvensizlik yaratması kaçınılmazdır.


Tehlikeli Sularda, “İstikrar“ Gemisinin Kaptanı Kim Olmalı?

Şimdi tek haneli bir skalanın ortasında, enflasyon uyarı zillerinin çalmaya başladığını düşünmek gerekir. Yıllık ortalama genel fiyat artışları, yüzde 5 eşiğini aştıysa, ya üretim azalmıştır( üretim azalmış, aynı kalmış veya yeterince artmamış da olabilir) veya genel olarak(iç ve dış) talep artmıştır. Ya her şey yolunda giderken savaş veya iç kargaşa çıkmıştır. Böyle veya başka siyasi nedenlerle, israf veya yolsuzlukla ya kamu bütçe harcamaları makul ve ekonomik rasyonalite ölçülerinin dışında artmış, yurt içi tasarruf ve vergiler bunları karşılamaya yetmemiştir. İç ve dış borçlanma takatleri aşılmış, borçlanmanın munzam yükü kambur gibi ülkenin sırtına binmiştir. Ayrıca, bir çok nedenle içeriden ve/veya dışarıdan temin edilen girdi maliyetleri yükselmiş de olabilir. Böyle durumlarda, maliyet, talep veya her ikisinin melezi olan bir enflasyon sath-ı mail’ine mutlaka girilir.

İşte bu ahval ve şerait altında, yetkili ve sorumlu kurumlar gerekli önlemleri ivedilikle almaz, seçimden seçime oy peşinde koşan siyasilerin iki dudaklarının ucuna takılır kalırlarsa, gecikmiş önlemler, önlem olmaz. Başta Merkez Bankaları olmak üzere, tüm ekonomi bürokrasisi, bendini aşıp, taşma eğilimi gösteren fiyatları dizginlemede zorlanır. Enflasyon ile mücadele, hem teknik, hem psikolojik, hem de bilgi ve iknaya dayanan bir iştir. Kişisel kaprisle, ideolojik tercihle, rakamlarla oynamakla veya güven vermeyen açıklamalarla yapılamaz. Liyakatı tartışılmayacak bir ekiple mücehhez olması gereken Merkez Bankalarının elini serbest bırakmak, özerkliğine müdahale etmemek, makroekonomik istikrarı koruma ve kollamanın en önemli koşuludur.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2708 ) Etkinlik ( 221 )
Alanlar
Afrika 76 639
Asya 98 1077
Avrupa 22 637
Latin Amerika ve Karayipler 16 67
Kuzey Amerika 9 288
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1379 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 293
Orta Doğu 22 606
Karadeniz Kafkas 3 296
Akdeniz 3 184
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1292 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
İslam Dünyası 58 781
Türk Dünyası 19 511
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2046 ) Etkinlik ( 82 )
Alanlar
Türkiye 82 2046

Ekonomik, siyasi, askeri ve kültürel güçlerin oluşturduğu bir Dünya Düzeni vardır. Bu düzen ufak değişimler gösterse de kolay kolay değişmez. Büyük güçler siyasi, ekonomik güçlerini koruyabilmek ve hatta geliştirmek amacıyla zaman zaman bazı girişimlerde bulunurlar. ;

ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in Mısır’la başlayan Orta Doğu gezisinde, Mısır ve İsrail arasındaki barışın ve özellikle Abraham konjonktürünün, bölgedeki gelişmelerden olumsuz etkilenmesi endişesi hissedildi. Orta Doğu uzlaşmadan çok çatışmanın olduğu bir bölge. ;

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası“ hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2023 Faaliyet Raporu’nu yayımladı.;

Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bugüne ABD’nin büyük stratejisinin ne olması gerektiği konusunda yoğun bir tartışma yaşanmaktadır. Özellikle 11 Eylül olayları, Irak Savaşı ve 2008 küresel finansal krizinin etkileriyle ABD dış politikasının tarihsel motiflerinden biri olan izolasyonist eğilimin yeni b...;

Komşu kıyılara sahip devletlerin Deniz Yetki Alanı (DYA) yan sınırının belirlenmesi her zaman sorunlu olmuştur. Genelde sınırın denizle birleştiği noktayı merkeze alan bir açı genişliği başlangıçta olmasa bile ilerleyen zaman içinde denizde veya karada meydana gelen topografik değişiklikler nedeniyl...;

Büyük güçlerin siber uzay ve siber güvenlik stratejileri 21. yüzyılın başlarında somut olarak şekillenmeye başlamıştır. Ancak bu stratejilerin temeli ABD ve SSCB'nin Soğuk Savaş dönemi boyunca tecrübe ettikleri uzay ve silahlanma yarışının bir sonucu olarak atılmıştır.;

ABD'nin Trump döneminden itibaren Afrika ile daha az ilgilendiği, Fransa’nın ise her geçen gün güç kaybettiği bir ortamda, uluslararası alanda yalnızlığa itilen Rusya, Afrika’da etkinliğini artırmaya yöneldi.;

İlk kez 2015 yılında düzenlenen ve bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilecek İstanbul Güvenlik Konferansı 2023, TASAM Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından “Ekosistemde Stratejik Dönüşüm: İklim, Gıda, Demografi, Meritokrasi, Ekonomi, Sağlık, Eğitim, İstihdam, Aile-Gençlik ve Şehir Güvenl...;

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

Bilgi teknolojilerinin hızlı gelişimi, aynı büyüklükteki güvenlik sorunlarını beraberinde getirmiştir. İnternetin ilk yıllarında bilgi güvenliğinin üç önemli bileşeni olan “erişilebilirlik, gizlilik, bütünlük” kavramlarından “erişilebilirlik” öne çıkmış; önce internetin gelişmesi ve işletilmesi düşünülmüş, “gizlilik ve bütünlük” geri planda kalmıştır.

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

6. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.