Suriye’de Konsensüs, Şam ile Türkiye’nin İletişimini Zorunlu Kılacaktır

Yorum

Suriye konulu üçlü zirvenin önümüzdeki ay Türkiye’de yapılması beklenirken TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’a göre Suriye’de çözüm için Şam ile Ankara’nın karşılıklı konuşabilir bir noktaya gelmesi gerekiyor. Şensoy, anayasa bağlamında bir konsensüse doğru gidilmesinin de zaten iki ülkenin iletişimini zorunlu kılacağı görüşünde....

Suriye konulu üçlü zirvenin önümüzdeki ay Türkiye’de yapılması beklenirken TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’a göre Suriye’de çözüm için Şam ile Ankara’nın karşılıklı konuşabilir bir noktaya gelmesi gerekiyor. Şensoy, anayasa bağlamında bir konsensüse doğru gidilmesinin de zaten iki ülkenin iletişimini zorunlu kılacağı görüşünde.

Astana sürecinin garantör ülkeleri Türkiye, Rusya ve İran’ın bir araya geleceği Suriye konulu zirvenin önümüzdeki ay Türkiye’de yapılması bekleniyor. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, üçlü zirvenin Ağustos ayı içinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde gerçekleşeceğini belirtirken, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da “Görüşme için hazırlıklar yapılıyor. Net tarihler teyit edilecek“ açıklamasında bulundu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise “Yeni üçlü zirve konusu değerlendiriliyor“diyerek, Suriye Anayasa Komitesi’nin de çalışmalarına yakın gelecekte başlayabileceğine dikkat çekti.

Son toplantısının Soçi’de yapıldığı zirveler Suriye’de çözüm için önem taşıyor. Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Başkanı Süleyman Şensoy da Sputnik’e yaptığı değerlendirmede, zirvenin bu kez Türkiye’de toplanacak olmasının konuya en yakın taraf olan ve en olumsuz etkilenen ülkede olacağı anlamına geldiğini ifade ederek, “Toplantı bölge merkezine taşınmış oluyor. Bu da yeni bir aşamaya geçildiğini gösteriyor“ dedi.


“Şu Ana Kadar En İyi Sonuç Alınmış Süreç Astana“

Suriye konusunun bir çok ülke için “kontrollü bir bunalıma“ dönüştüğünü söyleyen Şensoy, İran ve ABD arasında son dönemde artan gerginliğin bu meseleyi etkilediğini belirtti. Bu noktada, çatışmanın geniş alana yayılmasının engellenmesi bakımından Astana sürecinin çözüm umudunu beslediğini ifade eden Şensoy, “Suriye krizinin çok karmaşık ve bunalımlı bir sorun olduğu ortada. Şu ana kadar en iyi sonuç alınmış süreç Astana süreci çünkü bizzat konunun tarafları var; İran ve Türkiye bundan yakinen etkileniyorlar. Rusya Suriye’deki konumu itibariyle sürecin merkezinde fakat batılı aktörlerin ne diyecekleri de önemli“ diye konuştu.

Şensoy’a göre, son günlerde Suriye rejim güçleri tarafından Türk gözlem noktalarına yapılan saldırılar ise açıklanabilir değil ve Türkiye tarafında da zirvede bu konu masaya getirilecek. Şensoy, “Bu konu bir uluslararası soruna dönüştü; ne bölge ülkelerinden ibaret ne de Suriye’den ibaret. Bu nedenle kontrollü bunalım bir süre daha devam edebilir“ dedi.


“Türkiye’nin de Suriye’nin de Karşılıklı Konuşabilir Bir Noktaya Gelmesi Gerekiyor“

Bu noktada ortaya çıkacak olan konsensüsün önemli olduğunun altını çizen Şensoy, Suriye Anayasa Komitesi’ne de işaret etti. “Bu konsensüste hem iç hem dış tarafların mutabakatı önemli“ diyen Şensoy, “Bir de bizim hep ısrarla tavsiye ettiğimiz; hangi yöntemle olduğuna Ankara karar verecek ama Şam yönetimi ile belli yakınlaşma sağlanması, belki önce ikinci kanallar üzerinden. Biz komşu ülkeleriz dolayısıyla aracılar üzerinden konuşmak değil, karşılıklı belirlenecek yöntemle, hangi seviyede olacaksa sorunları konuşmanın daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Türkiye’nin de Suriye’nin de karşılıklı konuşabilir bir noktaya gelmesi gerekiyor“ diye konuştu.

Konsensüse doğru gidilmesinin Şam ve Ankara’nın iletişimini de zaten zorunlu kılacağını söyleyen Şensoy, “Burada önemli olan hataların telafi edilmesi ve yeni yönetim şekline maksimum katılım sağlanması çünkü Suriye’nin istikrarı birinci derecede Türkiye’yi etkiliyor, bunu en çok isteyen ülke Türkiye; mülteciler başta olmak üzere, bütün güvenlik ve ekonomik sorunları biz üstlenmiş durumdayız“ dedi.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2647 ) Etkinlik ( 218 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 98 1038
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2000 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 2000

Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti ise, Güney Asya'nın güneyinde Hint Okyanusu'nda bulunan (1972 öncesi Seylan olarak bilinen) bir ada ülkesi olarak 65.610 km2 yüzölçümüne, 22 milyonu aşan nüfusa, 88,9 milyar dolar (2018) GSYİH değerine ve ASEAN, CICA, SAARC, WTO vb. uluslararası kuruluşlard...;

Gerçekleşen her göç hareketi nedenleri ve sonuçlarıyla sadece göç eden toplumu değil, göç edilen toplumu da etkilemektedir. Suriye İç Savaşı sonucunda Türkiye’ye sığınan ve “Geçici Koruma Altına” alınan Suriyelilerin sayısı resmi rakamlara göre bugün 3,5 milyondur. ;

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...