Manama Zirvesi ve “Yüzyılın En Büyük Barış Projesi (!)”

Makale

Hatırlanacağı gibi 1. Dünya Savaşı’nın resmen sona ermesinden tam bir yıl önce, yani Kasım 1917’de Balfour Deklarasyonu yayınlanmıştı. Bu Deklarasyon ile bölgeyi, yenik düşen Osmanlı ordusundan bilfiil devir alan Birleşik Krallık, yönetim yetkisini kullanarak Filistin topraklarında bir İsrail devletinin kurulmasını kolaylaştıracağını açıklamıştı. - ...

Hatırlanacağı gibi 1. Dünya Savaşı’nın resmen sona ermesinden tam bir yıl önce, yani Kasım 1917’de Balfour Deklarasyonu yayınlanmıştı. Bu Deklarasyon ile bölgeyi, yenik düşen Osmanlı ordusundan bilfiil devir alan Birleşik Krallık, yönetim yetkisini kullanarak Filistin topraklarında bir İsrail devletinin kurulmasını kolaylaştıracağını açıklamıştı. Tabii önce, 1917 yılından sonra, kendi topraklarını kendi rızaları ile dışarıdan gelen Yahudi yerleşimcilere satan Filistinli Araplar olduğunu unutmayalım. Bunlar muhtemelen, savaş yorgunu ve başka diyarları tavattun etmek isteyen insanlardı. Ama 29 Kasım 1947 yılında Birleşmiş Milletler’in Filistin topraklarının bölünmesini (partition) onaylamasından sonra İsrail devleti 1948’de kurulmuş, süreç içerisinde binlerce Filistinli ya evini barkını kendiliğinden terk etmiş veya bölge dışına 48 saat içerisinde zorla çıkarılmıştı. Dolayısı ile modern zamanların Filistin-İsrail uzlaşmazlığı resmen işte bu tarihten sonra başlamıştır demek doğru bir saptama olur.


Kushner’in Kucağındaki Kadim Kâbus

Şimdi din kitaplarındaki anlatılara dayanan geçmişinden öte, 72 yıldır resmen bölgeyi kasıp kavuran bir sorun, “tüyü bitmemiş damad-ı şehriyari Jared“in kucağında. Hem o, hem de kayınbaba Trump, Jared’in planı ile İsrail-Filistin sorununu, güyâ yüzyılın en büyük barış anlaşması ile çözecek. Ama ayrıntıları çok da bilinmeyen “büyük barış projesi“ için seçilen zirve yeri bile hatalı. Bahreyn, Manama’da toplanan barış gündemine katılmadığını, sadece ev sahibi olarak toplantıya mekân sağladığını açıklayıverdi. Tabii Filistin (El Fetih ve Hamas olarak) 25-26 Haziran Manama zirvesine katılmıyor. İsrail de zahiri olarak orada yok. Filistin tarafı zaten Jared’in tarafsızlığına güvenmek konusunda başından beri sıkıntılı.


“Dostlar Kushner’i Alışverişte Görsün“

Kayınbaba Trump, işsiz damada, zaten çözülmesi mümkün gözükmeyen bir sorunu, oyalansın diye verdi diye düşünen ve bu laubali tutuma içerleyen Filistinlilerin sayısı az değil. İsrail-Filistin sorununu bu güne kadar kim çözebildi ki Jared çözsün! “Yüzyılın en büyük barış projesi“ymiş. Kuzey Kore ve İran olmadı. Bir de Filistin’i mi deneyelim diye düşündü acaba Trump?

Amerikalılar günlük yaşamlarında bireysel başarıyı kutlayıp marifete iltifat eden, ama başarısızlığı cezalandırmayan insanlardır. Bu nedenle, bir iş için bir çaba gösterir ama başarılı olamazsanız size hemen teselli mükâfatı olarak “en önemlisi sen yapabileceğinin en iyisini yapmaya çabaladın“ (“The Most Important is that You’ve Tried Your Best“) derler. İşte şimdi ben yolun sonunda damadın böyle bir teselli ile mükâfatlandırılacağına gözüm kadar eminim.

Bu arada mevcut ve çözülemeyecek kadar karmaşık sorunlar yokmuş gibi kabul edilerek Manama’da bir Filistin Fonu oluşturuluyor. Manama toplantısının baş katılımcılarından Suudi Arabistan’ın pamuk elini cebine götürmesi bekleniyor. Mısır’ın ise ne yapacağı hiç belli değil. Gözetmen mi yoksa denetçi mi olacak? Gazze Şeridi’nde yaşayan 2 milyona yakın insana, eski arka bahçesinin sakinleri olarak o mu “dur - geç“ diyecek veya göz kulak olacak? Bunlar hep belirsizlik alanları.


Mülkün Temeli Adalet Değil, Paranın Gücü Mü Olacak?

Ama Jared Kushner, daha dün, yani 25 Haziran 2019’da ABD vergi mükellefi hesabından, Filistin için 50 milyar dolarlık bir söz verdi. Paranın yönetiminde yed-i emin veya kayyum kim olacak? Para ne zaman, hangi işler için ve kimlere verilecek? Mutemet kabul edilen Filistinli ve İsrailliler var mı? Bir sektör önceliği saptandı mı? Arazi bölüşümü ve mülkiyet konularında belirsizlik varken yoksa gayrimenkul ve arazi parsellemeden mi işe başlanacak?

Eğer yoksulluğun ortadan kaldırılmasına öncelik verilecekse işe Gazze Şeridinden mi başlanacak? Gazze elektrifikasyon, yol, havaalanı, Nitelikli Sanayi bölgeleri hep eski projelerdi. Bunları yeni proje olarak Jared nasıl takdim edecek? Yoksa Golan’lardaki Trump city’e karşılık, bir de Gazze’de Kushner City mi kurulacak? Tabii en önemli soru yoksulun hâlinden Jared ne anlar? O sadece paranın gücü ile mülkün temeline girmeyi bilir; Adaleti gözetebilir mi? Bu konu şüphe götürür.


Manama Zirvesi Eski Köye Yeni Ne Getirebilir?

Kudüs, Gazze deniz kuşatması, Gazze ve Batı Şeria’dan İsrail’e açılan kapılardaki sınır (Border crossings) güvenlik denetimleri gibi günbegün insan hayatını etkileyen konuları veri kabul edip önümüzdeki on yıl içinde kan ve gözyaşının egemen olduğu topraklara, Jared Kushner barış planı olarak yeni sayılabilecek, daha önce 1994 Paris protokolünde ve Oslo süreçlerinde bile olmayan ne getirecek? Çok Uluslu Kalkınma Bankası da nedir? Bu IBRD veya Dünya Bankası değil miydi? “Bu yeni bankaya kim müdür olacak?“ diye sormuyorum. Ama “merkezi nerede olacak?“ diye sormak dilimin ucuna geliyor. Tüm bu süreci kuşku ile karşılayıp, “Filistin satılık değildir“ diye tepki veren Hamas ve “deniz ablukasını ivedilikle kaldırın; Bize serbest insan ve mal dolaşım hakkını geri verin“ diyen El Fetih sözcüsü Hanan Eşrafi de aynı soruları soruyor olmalı. Olaya zaten tiyatro gibi bakan Çin, Manama zirvesini boykot ederken, Japonya ancak “iki devletli çözüme yatkın“ bir barış sürecini desteklemeye hazır olduğunu açıkladı bile.

Manama Zirvesi ile dünyanın hala bir numaralı ülkesi ABD, eski köye yeni hiçbir şey getiremeyecek.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2655 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 624
Asya 98 1043
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1354 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 286
Orta Doğu 22 597
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 177
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 75 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2019 ) Etkinlik ( 79 )
Alanlar
Türkiye 79 2019

İki ülkenin kuruluşu II. Dünya Savaşı sonrasına ve küresel kartların yeniden dağıtılmaya başladığı bir döneme denk gelmiştir. ;

Afrika ülkelerinin, benzerlikleri yanında farklılıklarının oluşturduğu jeopolitik panorama, hem entegrasyon hem de çatışma potansiyelleri açısından son derece önemli veriler barındırmaktadır. Gerek kıta-içi gerekse uluslararası savunma ve güvenlik stratejilerinin; Afrika’nın bu niteliklerini istisma...;

1789 yılından bu yana kıta ile ilişkileri bulunan ABD’nin dış politikasında Afrika’nın hiçbir zaman bu politikaların merkezinde bulunmadığı ve uzun bir dönem Afrika ülkelerine üst düzey ziyaretlerin gerçekleştirilmediği görülürken, buna karşın 1840’lı yıllarda bağımsız Liberya’nın oluşumuna önemli k...;

Sanayi Devriminin ardından üretimin, ticaretin, lojistiğin ve pazarların gelişmesiyle, 19. yüzyılda İngiltere’nin, daha sonra 20. yüzyılda da Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya ticaretinde kontrol sahibi olabilmelerini donanmalarına borçlu oldukları görülmektedir.;

Risk toplumları veya belirsizlikler çağı olarak da adlandırılan içinde bulunduğumuz dönemde, geleneksel risklerden oldukça farklı özelliklere sahip, iklim değişikliği, salgın hastalıklar, düzensiz göç, uyuşturucu ticareti, siber saldırılar ve ekonomik krizler gibi sıra dışı riskler nedeniyle, “İnsan...;

Ülkelerin, ülke olabilme kavramlarında üç tane önemli tanımlama yapılmaktadır. Bunlar, Kara, Deniz ve Hava ülkesi tanımı ve olabilme niteliklerini oluşturmaktadır. Denizlere kıyısı olan denizci ülkeler için karadaki menfaatlerinin hukuki niteliğinin sınırları, ülkenin kara sınırları içerisindedir.;

Küresel ısınmanın yarattığı iklim değişikliği; karbon monoksit gibi, ısıyı tutan gazların atmosferde artmasıyla oluştuğu düşünülen sera etkisinin, dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıkların artmasıyla oluşan iklimin değişikliğini ifade etmekte. ;

Türkiye’de Balkanların çoğunlukla manevi kodlar üzerinden kamuoyunda ve literatürde tarif edildiği görülmektedir. Yaklaşık 550 yıl süren Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki hâkimiyeti, ister istemez günümüze bazı miraslar bırakmıştır. ;

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

DTF Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

DTF Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 25 May 2022 - 25 May 2022
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.