Sınır Kentlerindeki Suriyelilerin ve Yerleşik Halkın Güvenlik Algıları: Gaziantep, İzmir ve Szeged Örnekleri

Makale

Bu çalışmada, Gaziantep, İzmir ve Szeged’deki Suriyelilerin ve bu kentlerde yaşayan yerel halkın güvenlik algıları tartışılmıştır. Gaziantep ve İzmir Suriye’de yaşanan krizin değişik dönemlerinde Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yapmış sınır kentleri olduğu için seçilmiştir. ...

Bezen Balamir COŞKUN
İzmir Policy Centre

Tuğçe KILIÇ
Szeged Üniversitesi

1. Giriş
Bu çalışmada, Gaziantep, İzmir ve Szeged’deki Suriyelilerin ve bu kentlerde yaşayan yerel halkın güvenlik algıları tartışılmıştır. Gaziantep ve İzmir Suriye’de yaşanan krizin değişik dönemlerinde Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yapmış sınır kentleri olduğu için seçilmiştir. Suriyelilerin her iki kente
gelmeleriyle beraber bu iki kentin sosyolojik ve ekonomik yapısında önemli değişiklikler olmuş ve bu değişimler yerleşik kent halkının Suriyelilerden kaynaklı tehdit algılarının oluşmasına yol açmıştır. Çalışmada tartışılan bir diğer vaka ise Macaristan - Sırbistan sınırında yer alan Szeged kentindeki Suriyeli sığınmacıların ve yerleşik halkın güvenlik algılarıdır. 2015 yılında Sırbistan - Macaristan sınırı mültecilerin Avrupa’ya yaptıkları yolculuğun başlıca rotalarından biri haline gelmiş ve 2015 yılında 160.000 Suriyeli Macaristan sınırlarından giriş yapmıştır.1

Suriyeli mültecilerin durumlarına insan güvenliği çerçevesinden bakıldığında, mülteci olarak yerleştikleri kentlerde karşılaştıkları ve sebep oldukları güvenlik sorunlarının pek çoğunun haklar kaynaklı yani insani güvenlik tehditleri olduğu karşımıza çıkmaktadır. İnsan güvenliği bireylerin korkudan bağımsız olma (fiziki özgürlük), ihtiyaçlardan bağımsız olma ve onurlu bir yaşam sürme haklarını içeren bir güvenlik perspektifi olarak ele alındığında Suriyeli mültecilerin belli başlı insan haklarından yoksun bırakıldığı veya bu hakları kullanamadıkları gözlemlenmektedir.

Mültecilerin yerleştikleri kentlerde karşı karşı karşıya kaldıkları insan güvenliği durumlarının yanısıra, mültecilerin kentteki varlığı da çoğu zaman kentin yerleşik halkı tarafından risk unsuru ve/veya güvenlik tehditi olarak algılanmaktadır. Bu çalışmada ele alınan İzmir ve Gaziantep kenti örneklerinde yerel halkın Suriyelilere yönelik tehdit algıları olduğu görülmektedir. Yerel halk arasında Suriyelilerin kentlere gelişiyle suç oranlarının yükseldiği, Suriyelilerin suç makinesi gibi olduğuna ve kent sokaklarında dilenciliği yaygınlaştırdıklarına dair yaygın bir inanış vardır ve bu inanış halkın Suriyelilerin güvenlik tehditi oluşturduğuna dair algılarını güçlendirmektedir. Yerel halkın Suriyeli mültecilere yönelik tutumları söz konusu olduğunda Macaristan’da da durum farklı değildir. Pew’in Eylül 2016’da yaptığı Avrupalıların mülteci krizi ile ilgili algılarını anlamaya yönelik olarak yaptığı kamuoyu araştırmasının sonuçlarına göre Macar’ların yüzde 76’sı mültecilerin ülkelerinde terörizm riskini artıracağını, yüzde 69’u ise Suriye ve Irak’tan gelen mültecilerin kendileri için güvenlik tehditi oluşturduğunu ifade etmiştir.2


2. Gaziantep
Gaziantep kenti, yerel yönetimler ve Gaziantep halkı, 2011 yılında başlayan ve bu çalışmanın yazıldığı güne kadar devam eden Suriyeli mültecilerin kente yerleşme sürecinde çeşitli zorluklar ve güvenlik sorunlarıyla karşılaşmıştır. Her ne kadar kent Suriyelilere, Suriyeliler de kente aşina olsa da uzayan ‘misafirlik’ sürecinde hem Gaziantep halkı hem de Suriyeli mülteciler fiziksel ve insan güvenliği tehditleri ile karşı karşıya kalmıştır. Çok kısa bir zamanda kent nüfusuna eklenen 300 bin civarında Suriyeli, hali hazırda hızlı büyümeden kaynaklı altyapı sorunları yaşayan kent ve kent halkı için zorluklara yol açmıştır.

2014 yılında ‘Gaziantep’te Suriyeli istemiyoruz’ kampanyaları sosyal medyada örgütlenerek protesto gösterilerine başlamış, 2014 yazında bir Suriyelinin ev sahibini bıçaklaması ile Gaziantepliler Suriyelilerle karşı karşıya gelmiştir. Parklarda ve metruk yerlerde yaşayan Suriyelilerin toplanarak kamplara gönderilmesi ile çatışma daha da büyümeden sona erdirilmiştir.3

Gaziantep kent merkezinde Suriyelilerin ve yerel halkın bir araya geldiği parklar ve toplu taşıma araçları gibi kamusal alanlarda Suriyelilerin sayısının artması yerel halkın tepkisini çekmeye başlamıştır. Suriyeli ailelerin, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında zamanının hemen hemen tamamını ev dışında, parklarda geçirmesi yerel halkın Suriyeliler ile ilgili şikayetlerini artırmıştır. Yerel halk Suriyelilerin vakit geçirdiği kamusal alanlara çok zorunlu bir durum yoksa gitmemeye başlamıştır. Suriyelilerin kamusal alandaki görünürlüğünün artması, parklarda ve alışveriş merkezlerinde vakit geçirmesi, Antep halkı arasında ‘ülkelerinde savaş varken bunlar burada geziyorlar’ tepkilerine yol açmış, Suriyelilerle ilgili önyargılar yaygınlık kazanmıştır. Birkaç ay kalıp ülkelerindeki sorunlar çözümlenince geri döneceklerini düşünerek Suriyelileri ‘misafir’ eden Gaziantepliler, Suriyelilerin kalış süresi uzadıkça Suriyelilerle ilgili önyargılarını korku ve güvenliksizlik algılarına dönüştürmüştür.

Gaziantep’te yaşayan Suriyelilerin çoğunluğu kayıt dışı çalışmaktadır. Dolayısıyla, ihtiyaçlardan bağımsız olmaları söz konusu değildir. Çok kötü durumdaki evlere bile istenen yüksek ev kiraları, gündelik hayatı sürdürebilmenin pahalı oluşu, dil bariyeri, ekonomik sıkıntılar gibi durumlarla baş etmeye çalışmaktadırlar.4 Böylesine temel ihtiyaçların bile karşılanamadığı bir ortamda Suriyeli mülteciler kendilerini tehdit altında hissetmektedirler.

3. İzmir
İzmir’deki Suriyelilerin sosyo-ekonomik seviyeleri ile ilgili detaylı bir dokümantasyon çalışması olmamasına rağmen medyada çıkan haberler İzmir’de yerleşik Suriyelilerin çoğunun mevsimlik tarım işçisi olarak çalıştığı, bir kısmının da İzmir kentindeki deri üretimi yapan atölye ve fabrikalarda çalıştığını işaret etmektedir.

Suriyeliler İzmir’i AB topraklarına geçiş için bir çıkış noktası olarak görmekte ve İzmir’e yerleşme amaçları yoktur. Ağustos 2017 Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) istatistiklerine göre İzmir’deki kayıtlı Suriyeli sayısı 115.356 iken bu sayı Gaziantep’te 339.697’dir. Türkiye ile AB arasında Mart 2016’da imzalan anlaşmadan önce günde yaklaşık 2 bin 500 Suriyeli deniz yoluyla Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçerken bu sayı anlaşmadan sonra günde 100 kişinin altına kadar düşmüştür.5

Basmane semti ve çevresi 2015 yazından 2016 yılında imzalanan anlaşma yürürlüğe girene kadar Suriyelilerin Avrupa’ya geçmek için bekledikleri bir durak işlevi görmüştür. Bu dönemde bavullarıyla, parklar, sokaklar gibi kamusal alanlarda kalan, kendilerini Yunanistan’a götürecek aracıları bekleyen Suriyelilerden dolayı kent halkı Basmane semtine küçük Suriye ismini vermiştir. 2015 yazında Basmane’de özellikle Kültürpark ve çevresindeki kamusal alanlarda yaşayarak Ege denizini geçerek Yunan adalarına ulaşmalarına aracılık edecek insan kaçakçılarını bekleyen Suriyeliler İzmir Enternasyonel Fuarı’nın açılışının yaklaşmasıyla, fuar ziyaretçilerinin hoşuna gitmeyecek görüntüler oluşturdukları gerekçesiyle Basmane’den toplanılarak daha az görünür olacakları Atatürk Stadyumu gibi noktalara taşınmışlar, sonrasında ise kamplara gönderilmişlerdir.

AFAD yetkililerinin hem Suriyeliler hem de kent halkı için altını çizdiği güvenlik tehditleri fiziki güvenlik tehditleridir. İnsan güvenliği çerçevesinden bakıldığında ise fiziksel güvenliklerinin sağlanması adına Suriyeli mültecilerin en temel haklarından olan serbest dolaşım hakları ellerinden alınarak, kentteki kamusal alanlardan çekilmeye zorlanarak ‘çadır/konteynır kentlere’ yerleşmeye ikna edilmeye çalışılmıştır. Bu da fiziki özgürlüklerinin kısıtlanması anlamına gelmektedir ki, bu da insan güvenliği çerçevesinden bakıldığında kesinlikle bir güvensizlik durumudur.

Bezen Balamir COŞKUN, Tuğçe KILIÇ, “Yeni Güvenlik Ekosistemi ve Çok Taraflı Bedeli“ isimli kitabından alınmıştır.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2053 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2053

Bölgemizdeki savaş ve çalkantıların ortasında İran'ın siyasi sistemi, bazı ülkelerde "İran uzmanları" tarafından ortaya atılan iddiaları boşa çıkaracak şekilde seçimleri rekabetçi, barışçıl ve düzenli bir şekilde gerçekleştirerek kayda değer bir istikrar sergilemiştir.;

İnsanların vatandaşı oldukları, ikamet ettikleri veya yerleşik bulundukları topluluklardan ayrılarak farklı coğrafyalarda devam eden savaşlara gönüllü olarak katılmaları, devrimler çağından başlayarak modern devletler sisteminin oluşum sürecini takip eden bir olgudur. Bu süreci tanımlamak amacıyla a...;

Ruanda ve Uganda, Afrika Büyük Göller Bölgesi'nde konumlanmış, tarihsel bağlamda derin etkiler bırakmış iki komşu ülke olarak "3. Dünya" ülkeleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bölgedeki siyasi ve etnik çatışmalar, uzun vadeli kalkınmayı olumsuz etkileyerek ekonomik istikrarsızlığa sebep olmuş...;

Asya’dan sonra dünyanın en kalabalık insan nüfusunu barındıran Afrika, nice kadim kültüre ev sahipliği yapmış, insanlığın ve medeniyetin beşiği olmuş bir kıtadır. Dünyanın yedi harikasından biri olan Mısır piramitlerinin inşa sisteminin henüz çözülmemiş olması gibi tarihin çeşitli zaman aralıklarınd...;

Bu metin, meritokrasinin Türkiye'nin genel güvenliğine ve istikrarına olan etkilerini detaylı olarak inceler. Meritokrasinin potansiyel zorlukları ve fırsatları, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu güvenlik kaygıları bağlamında tartışılmaktadır.;

Altın; fiziksel özellikleri, kültürel önemi, ekonomik rolleri ve tarihsel faktörlerin bir kombinasyonu nedeniyle yüzyıllardır talep görmekte. Altının tarih boyunca çok değerli olmasının başlıca nedenlerinden biri fiziksel özelliği. Altın her şeyden önce oldukça dayanıklı bir maden. Kararmaz, aşınmaz...;

Dört gün önce, Çin silahlı kuvvetlerinin yıllık tatbikatı olan "Exercise Joint Sword" sona erdi. Bu yıl, Çin bu tatbikatı, Tayvan'ın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Lai'nin göreve başlamasına "güçlü bir ceza" olarak nitelendirdi - Pekin'in kazanmasını istemediği aday. 46 Halk Kurtuluş Ordusu Donanması (P...;

Bugünkü konu Türkçe. Hakikaten bizim için en önemli meseledir Türkçe. Çünkü Türk milleti dediğin topluluk bir dil etrafında oluşmuştur. Bunu Batı’da Jean-Paul Roux diye Türklerin tarihini yazan Fransız tarihçi kitabının başlarına koymuştur: “Türkler dil etrafında oluşmuş bir millettir.“ Bugün birbir...;

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 2

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Nis 2024 - 11 May 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.