Petrol Gelirlerinin Ekonomi ve Siyaset Üzerindeki Etkileri

Makale

Körfez ülkeleri petrol gelirlerine sahip olana dek, Arap yarımadasındaki ekonomik faaliyetler hac gelirleri, tarım, hayvancılık, yarımada içerisinde kervan ticareti ve sahilde inci avcılığı ile sınırlıydı. 1930’lu yıllardaki ekonomik bunalım nedeniyle hac ve inci gelirlerinde büyük düşüş görülmüştür. Japonya’da başlayan suni inci üretimi, inci üretiminden ve ticaretinden elde edilen gelirlerin iyice düşmesine neden olmuştur. ...

Körfez ülkeleri petrol gelirlerine sahip olana dek, Arap yarımadasındaki ekonomik faaliyetler hac gelirleri, tarım, hayvancılık, yarımada içerisinde kervan ticareti ve sahilde inci avcılığı ile sınırlıydı. 1930’lu yıllardaki ekonomik bunalım nedeniyle hac ve inci gelirlerinde büyük düşüş görülmüştür. Japonya’da başlayan suni inci üretimi, inci üretiminden ve ticaretinden elde edilen gelirlerin iyice düşmesine neden olmuştur. Petrol gelirlerinin kayda değer bir düzeye erişmesinden önce Körfez ülkelerinin gelirleri Suudi Arabistan’da hac ziyaretlerinden alınan vergilerden, sahildeki emirliklerde ise inci ticaretinden ve son derece düşük düzeyde bulunan gümrük gelirlerinden oluşmaktaydı. Bölgenin ekonomik bakımdan bu denli zayıf olması, İngiltere’nin bölgeye nüfuzunu kolaylaştıran etkenlerden biri olmuştur. Dolayısıyla, Körfez ülkeleri petrol gelirlerine kavuşana dek, bölgede stratejik çıkarları bulunan İngiltere ve ABD’den gelecek olan dış yardımlara muhtaç durumda kalmışlardır.291* Bu durumun Körfez ülkelerinin uluslararası ilişkilerini daha sonraki dönemlerde derinden etkilediğini tahmin etmek güç değildir. Petrol gelirlerinin, özellikle 1973 petrol şokundan sonra katlanarak artması Körfez ülkelerinin ekonomik, sosyal ve siyasi yapılarında önemli değişiklikler meydana getirmiştir. Bu sav, Yusuf Ahmet’in de belirttiği gibi, 1973 öncesi dönemde petrol gelirlerinin Arap siyaseti üzerinde hiç etkili olmadığı anlamına gelmez. Nitekim Suudi Arabistan 1960’lı yıllarda Mısır rejiminden gelen Arap milliyetçiliği ideolojisine dayalı meydan okumaya petrol gelirleri sayesinde karşı durabilmiştir.292

Körfez ülkelerinin dış finansal yardım ihtiyacından kurtulmaları ancak petrol imtiyazlarından ve daha sonra petrol satışlarından elde edilen gelirler sayesinde mümkün olmuştur. 1950’li yıllara gelindiğinde, Körfez ülkelerinin ekonomilerindeki temel öğe petrol haline gelmiştir. 1970’li yıllarda ise petrol fiyatlarının dörde katlanmasıyla birlikte, petrol gelirleri daha önce benzeri görülmemiş bir sermaye birikimini birlikte getirmiştir. 1970’de 1,80 dolar olan petrol fiyatları 1971’de 2,18 dolara, 1973 ortalarında 2,90 dolara, 16 Ekim 1973’te 5,11 dolara 1974 Ocak ayında ise 15 doların üstüne çıkmıştır.

Petrol fiyatlarının artması ithal yolla petrol elde eden ülkelerden büyük miktarlarda petrol ihraç eden ülkelere nakit döviz akışını arttırmıştır. Ortadoğu üreticilerin petrol gelirleri 1972’de 15 milyar dolar civarında gerçekleşirken, bu miktar 1973’te 26 milyar dolara yükselmiştir. 1974 yılında ise, Ortadoğulu üreticiler 70 milyar doların (2004 değeriyle yaklaşık 350 milyar dolar) üstünde bir petrol geliri elde etmişlerdir. OPEC üyeleri bir bütün olarak 1974 yılında petrol satışından kaynaklanan yaklaşık 55 milyar dolarlık bir dış ticaret fazlası vermişlerdir.

Suudi Arabistan’ın 1959 yılında yıllık 655 milyon dolar olan petrol geliri 1959–1970 yılları arasında yıllık ortalama 1,2 milyar dolara, 1973 yılında 4,34 milyar dolara, 1974 yılında 22,5 milyar dolara, 1981 yılında ise 108 milyar dolara yükselmiştir.293 1982’de ise Suudi petrol gelirleri 76 milyar dolara dolar olarak gerçekleşmiştir.294

1973 petrol şokunun ardından Suudi Arabistan, Kuveyt, BAE, İran, Irak, Libya, Nijerya ve Venezüella gibi OPEC ülkelerinin ihracat gelirlerinin %90’ı petrole bağlı hale gelmiştir.295* 1973 petrol şokundan sonra petrol fiyatlarının dört kat artması ile birlikte, petrol Körfez ülkelerinde hayatın her alanını kontrol eden önemli bir faktör olmuştur. Bir örnek olarak, bu dönemde ABD’de hükümet harcamaları gayrisafi milli hâsılanın %20’si kadarken, aynı dönemde Körfez ülkelerinde hükümet harcamaları gayrisafi milli hâsılanın %70’ine kadar yükseldiği görülmüştür.296 Petrol işletmeciliğinden havacılık şirketlerine, hatta her türlü sanayi faaliyetine varıncaya dek pek çok alanda kurulmuş önemli şirketler ya %100, ya da çoğunluk hissesi olarak devletin elinde bulunmuştur.

Petrolün işletilmesi ve yaygın bir ürün olarak kullanımı 19. yüzyıla kadar geri gitse de, petrolden elde edilen gelirlerin üretici ülkelerin bütçe giderlerini aşmaya ve sermaye birikimi oluşturmaya başlaması oldukça yenidir. 1973 petrol şokunun ardından Körfez ülkelerinin petrol gelirlerinde görülen önemli artışla birlikte bu ülkeler hızla mevcut borçlarını ödemeye ve kalkınma planlarına kaynak aktarmaya başlamışlardır. Ne var ki, petrolden elde edilen gelirlerin ayrı bir birikime dönüşümü için 1979’da yaşanan ikinci petrol şokunu beklemek gerekmiştir.

Körfez ülkelerinin, ama özellikle Suudi Arabistan’ın, nüfuslarının görece kalabalık olması ve 1970’li yıllar itibariyle kalkınma programı uygulamakta olan az gelişmiş ülkeler konumunda bulunmaları gibi nedenlerden dolayı elde edilen petrol gelirleri ülke içindeki mali kalemler tarafından emilmiştir. 1979 şokundan sonra ise petrolden elde edilen gelirler artık bu ülkelerin kendi iç bütçelerine fazla gelmeye başladığından, bu yeni gelir kaynağının verimli araçlara yatırılması ve gelecek kuşaklara bu şekilde devredilmesi gündeme gelmiştir.

1979’daki ikinci petrol şokunun ardından Körfez ülkelerinin, ama özellikle Suudi Arabistan, Kuveyt ve BAE’nin sermaye akışını hazmetme kapasiteleriüst sınıra ulaşmıştır. Söz konusu ülkeler 1973’ten itibaren petrol sektöründe ve petrol dışı sektörlerde başlattıkları geniş çaplı yatırım programlarını bu dönemde tamamlamış durumdaydılar. Dolayısıyla, akmakta olan sermayeyi dışarıya yönlendirmeye başlamışlardır. Biriken petrol sermayesi Avrupa ve kimi Uzakdoğu ülkelerinin petrol alanındaki ve diğer alanlardaki yatırımlaraortaklık amacıyla, ama özellikle de finans sektörüne yatırım amacıyla Batı’ya dönmeye başlamıştır.

Devamı için Aşağıdaki Linki Tıklayınız

Dr. Muharrem Hilmi ÖZEV’in “Milliyetçilik, Din ve Petrol Üçgeninde Körfez Ülkeleri“ isimli kitabından alınmıştır.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2857 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1155
TASAM Avrupa 23 662
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 307
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 84 )
Alanlar
TASAM Türkiye 84 2071

Beyaz Saray Ekonomik Danışmanlar Konseyi tarafından "Yapay Zeka ve Büyük Ayrışma" başlıklı bir rapor yayınlandı. Rapora göre yapay zeka; 21. yüzyılın yeni Sanayi Devrimi ve “İkinci Büyük Ayrışma"nın tetikleyicisi olabilir. Bahse konu rapora yakından bakalım.;

2026’nın Şubat ayındayız ve 2022’den bu yana artık Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş başlayalı 4 yıl oldu. Avrupa’nın savaş gölgesinde geçirdiği bir dönemin sona ermek üzere olduğunu yazmak isterdim, lakin ortada kırılgan ve cılız müzakere süreci söz konusu. Henüz kamuoyuna açıklanmış hiçbir barış ...;

Trump, Hindistan’la ipleri önce iyice gerdi. Sonra bir şekilde şimdilik iş tatlıya bağlandı. Son zamanlarda ABD nin yaptığı bu sözde ikili anlaşmaların çoğu yazılı olmadığı için, ayrıntılarından çok azı anlaşılabilir durumda. Daha doğrusu hiçbirini yeterince anlamak mümkün değil. Diğerlerinde olduğu...;

Asya-Pasifik bölgesi, son on yılda su ve sanitasyon alanında kayda değer ilerleme kaydetti. Yüz milyonlarca insan artık temiz ve güvenilir suya ve sanitasyona erişebiliyor; bu da bölge genelinde kamu sağlığını, verimliliği ve insan onurunu iyileştiriyor.;

Yönetici Özeti Japonya, azalan doğum oranı ve yaşlanan nüfus nedeniyle ciddi işgücü ve beceri eksiklikleriyle karşı karşıya olup, bu nedenle her bir çalışanın verimliliğini ve çalışma ortamını iyileştirerek ekonomik büyüme ve sürdürülebilir ücret artışları sağlamayı hedeflemektedir. Yapay zekâ tek...;

Yönetici Özeti Küresel ortamın zorlu olmasına rağmen ekonomik büyüme güçlü seyrini sürdürüyor ve ivmesini koruyor. ·Küresel politika belirsizliğinin artmasına rağmen, Sahra Altı Afrika'daki ekonomik büyüme ivmesini korudu. 2023'teki dip noktasının ardından, bölgesel faaliyetin 2024'teki %3,5'lik o...;

“Fransız askeri lideri Ferdinand Foch, "Mevcut gidişata bakılırsa, bir sonraki dünya savaşının kaçınılmaz olduğu konusunda sizi ciddi bir şekilde uyarıyorum," diye ilan etti. Yıl 1921'di ve I. Dünya Savaşı sırasında Müttefik ordularının başkomutanı olan Foch, New York'tan yaptığı bir konuşmada alarm...;

Ortadoğu’da bu girişime karşı durabilecek tek ülke, Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye bir Ortadoğu devleti haline getirilmeden, bölgede emperyalizmin beklentisine uygun bir düzen kurulamaz. Irak, Suriye ve Lübnan’da yaşananlar, ABD-İsrail’in İran planları, Türkiye’nin yalnızlaştırılarak Batı emperyal...;

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

7. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

9. İstanbul Güvenlik Konferansı (2023)

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.