Sudan’da Olup Biteni Anlamak

Yorum

Tarih boyunca, yalnızca Sudan’da değil, Afrika genelinde iç savaşlara, katliamlara ve bölünmelere zemin hazırlayan bazı batılı güçlerin, günümüzde Sudan’da istikrarlı bir siyasi geçiş için güvenilir bir plan ve adalet çağrısı yapmaları, büyük bir çelişki oluşturmaktadır....

Yakın dönemde ekonomik şartların iyiden iyiye ağırlaşması, kontrol edilemeyen enflasyon, ulusal paradaki değer kaybı ve ülkedeki nakit kıtlığı, El Beşir karşıtı protestoları beraberinde getirirken, orantısız güç kullanımı ve olağanüstü hal kararı (OHAL), protesto ve şiddet dalgasını daha da tırmandırmıştır. El Beşir, topluma yönetimi yenileme sözü verirken, krizi sonlandırmak için daha geniş bir diyalog çağrısında bulunmuş, OHAL’in ekonomik krizi sonlandırmaya yönelik bir hamle olduğunu, protestocuların ekonomik taleplerinin yasallaşacağını ifade etmiş ve kabinede yedi bakanı değiştirmiştir. Muhalefet ise OHAL kararını, El Beşir’in kendi rejimini korumayı amaçlayan bir hamle olarak yorumlarken, verilen sözlerin bir karşılığının bulunmadığını ve bu kararla El Beşir’in devrimi bastırmayı planladığını ifade etmiştir. El Beşir, istifa çağrılarını kesin bir dille reddederken, genişleyen şiddet dalgası, can kayıplarını da beraberinde getirmiştir.

Sudan Savunma Bakanı General Awad Mohamed Ibn-Auf, 11 Nisan tarihinde yaptığı açıklamada, ordunun yönetime el koyduğunu ve 30 yıllık El Beşir iktidarının sona erdiğini duyurmuştur. El Beşir’in tutuklandığını ve güvenli bir yerde tutulduğunu ifade eden Ibn – Auf, iki yıllık bir geçiş sürecinin öngörüldüğünü ve bu süre zarfında Geçici Askeri Konsey’in ülkenin idaresinde tüm sorumluluğu üstleneceğini belirtmiştir.

Eski bir asker olan El Beşir’in bugüne dek iktidarını muhafaza edebilmesinde hayati bir rolü olan Sudan ordusunun yönetime el koyma ve OHAL kararı, şüphesiz uzun süre tartışılacaktır. Ancak söz konusu gelişme, Sudan’ın bir süredir içinde bulunduğu sorunları aşabilmesine ve istikrarsızlığın sona ermesine herhangi bir katkı sağlamayacağı gibi muhalefetin gelişmeler karşında takınacağı tavır, yeni bir şiddet dalgası riskini de içinde barındırmaktadır.

Öte yandan, Sudan’ın uzun yıllardır uluslararası ekonomik yaptırımlara maruz kalması, ulusal paranın sürekli değer kaybetmesi, yüksek enflasyon, dış borçlardaki artış, petrol zengini Güney Sudan’ın 2011’deki halk oylaması sonucu bağımsızlığı tercih etmesi, Sudan ekonomisi için büyük çaplı ekonomik krizleri beraberinde getirirken, Darfur, Güney Kordofan ve Mavi Nil eyaletlerindeki çatışmalar, ülkeyi istikrardan sürekli olarak uzak tutmuştur. El Beşir de bu süreçte Sudan halkının reform isteklerine olumlu yönde yanıt vermemiştir. Ülkede yerel elitler arasındaki çıkar çatışmaları da istikrarın önünde engel teşkil ederken, dış güçlerin Sudan üzerindeki rekabeti, bugün gelinen noktada göz ardı edilemeyecek unsurlardır. Geçmişte Birleşik Krallık, yakın dönemde ise ABD, bölgedeki dengeleri kendi ulusal menfaatleri doğrultularında değiştirmek amacıyla bir yandan Sudan’daki iç sorunları tetiklerken, diğer yandan bu ülkeyi çevrelemeye yönelik bir politika uygulamış, uluslararası alanda da yaptırım kartını oynamak suretiyle Sudan’ın bugünkü noktaya gelmesinde belirleyici birer rol oynamışlardır.

Tarih boyunca, yalnızca Sudan’da değil, Afrika genelinde savaşlara, katliamlara ve bölünmelere zemin hazırlayan bazı batılı güçlerin, günümüzde Sudan’da istikrarlı bir siyasi geçiş in güvenilir bir plan ve adalet çağrısı yapmaları, büyük bir çelişki oluşturmaktadır.

Bundan sonraki süreçte Sudan’da neler olabileceği konusunda genel bir fikir edinmek için Güney Sudan’da 2011 yılından bugüne yaşanan gelişmeleri kısaca gözden geçirmek yeterli olacaktır.
Ufuk Tepebaş
Basel Üniversitesi Afrika Çalışmaları Merkezi
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2580 ) Etkinlik ( 174 )
Alanlar
Afrika 66 611
Asya 76 1003
Avrupa 13 620
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 282
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1330 ) Etkinlik ( 45 )
Alanlar
Balkanlar 22 278
Orta Doğu 19 586
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1971 ) Etkinlik ( 76 )
Alanlar
Türkiye 76 1971

Son Eklenenler

Ağırlıklı olarak küçük ve orta ölçekli ekonomilerden oluşan Afrika ülkeleri, ekonomik dönüşümlerini sağlayabilmek adına kapsamlı bir ortaklık tesis etmeye çalışmaktadırlar. ;

Soğuk Savaş sonrası süreçte bilgi ve iletişim teknolojilerinin büyük gelişme kaydetmesiyle birlikte tüm dünyada büyük dönüşümler yaşanmıştır. Bu süreç, teknolojiyi geliştiren ülkeler kadar tüketen ülkelerde de aynı hızda gelişmiştir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişiminin etkilediği önemli b...;

Somali, Eritre, Cibuti ve Etiyopya’nın yer almış olduğu Afrika kıtasının kuzeydoğusunda yer alan ve Afrika Boynuzu olarak adlandırılan bölge; Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya’yı birbirine bağlayan küresel deniz ticaret yolu olan Kızıldeniz’i kontrol etmesi sebebiyle jeostratejik öneme sahiptir.;

Klasik iktisat teorilerinde emek, sermaye ve girişimcinin yanı sıra üretim faktörlerinden olan doğal kaynakların sonsuzluğu ve tükenmeyeceği benimsenmiştir. Keynesyen teorilerde doğal kaynakların kullanımı ve dağıtımının kamu hizmetlerine dâhil olduğu, aksinin tekel piyasaları oluşturacağı görüşü hâ...;

Türkiye’nin; iktisadi sorunlarını daha hızlı çözüp kendisine on yıllar kazandıracak yeni yaklaşımları nasıl geliştirebileceği, ilham kaynağı sosyal ahlak devrimini nasıl yapacağı, dünyadaki ekonomik dönüşüm sürecine ne gibi katkılar sağlayabileceği ve bir “finans merkezi“ olma yolunda neler yapabile...;

2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle daha önce göç veren bir ülke olan Türkiye yoğun bir şekilde göç almıştır. Bu nedenle son yıllarda ülkemizdeki mülteci sayısının artmasıyla Türkiye’nin uygulayacağı göç politikaları önem kazanmıştır.;

Dünyada var olan suyun kısıtlı, buna karşın suya olan talebin gittikçe artıyor olması; su sorununu insanlığın çözmekle zorunlu olduğu meseleler listesinin başına yerleştirmiş durumdadır.;

Küresel gelişmelerin bölgesel sonuçları olmaktadır. Örneğin Obama dönemi ABD’nin siyasi tercihleri Ortadoğu’daki güç dengelerini değiştirmiştir. Bu bağlamda ABD’nin pivot Asya politikasıyla birlikte dış politikada Çin’in yükselişine yönelik hamleleri Washington’ın Ortadoğu’dan göreceli uzak kalmasın...;

4. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul İktisat Kongresi

  • 27 May 2021 - 28 May 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

Pandemi Sonrası Türkiye’nin Ekonomi ve Teknoloji Vizyonu Toplantısı

  • 17 Ara 2020 - 17 Ara 2020
  • TSİ 14.00 - Çevrimiçi -
  • İstanbul - Türkiye

7. İstanbul Güvenlik Konferansı (2021)

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

13. Stratejik Vizyon Ödülleri Töreni | 2021

Stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları, bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş adamları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin “on üçüncüsü“ verilecektir.

  • 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - Çin Etki Analizli Karşılaştırmalı Araştırma Projesi ve Çalıştay | 1. Etap

  • 02 Tem 2020 - 02 Tem 2020
  • Online Zoom Webinarı - 14:30
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Orta Doğu coğrafyası, 2010 yılının aralık ayından bu yana Tunus ile başlayan, günümüzde de tüm şiddetiyle Suriye’de devam eden devrim süreçlerinin etkisiyle hızlı bir değişim ve dönüşüm iklimine girmiştir.

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...