Arap Birliği’nin Baharla Sınavı

Makale

Arap Birliği (League of Arab States), 1945 de kurulmuş bir örgüt. Yapı taşları, büyük ölçüde kendini Arap olarak tanımlayan ülkeler; yapı harcı ise Arap milliyetçiliği. Dil, din ve etnik paydaların dayanışma yaratabileceği düşüncesi ile kurulmuş. Mısır, Suriye, Irak ve Lübnan kurucu ortaklar. - Neşv ü Nema Bulamadan Atılan Genişleme Adımları - Dibine Işık Vermeyen Bir başka Mum - “Bahar”a Alışık Olmayan İklim Koşulları - Şeyh’in Körfezinden Tunus’a Yol Gider mi? ...

Arap Birliği (League of Arab States), 1945 de kurulmuş bir örgüt. Yapı taşları, büyük ölçüde kendini Arap olarak tanımlayan ülkeler; yapı harcı ise Arap milliyetçiliği. Dil, din ve etnik paydaların dayanışma yaratabileceği düşüncesi ile kurulmuş. Mısır, Suriye, Irak ve Lübnan kurucu ortaklar. Diğer 18 ortak, farklı tarihlerde Birlik’e katılmış. Kimi katılımdan sonra birbiri ile birleşmiş, kimi ise bölünerek Birlik’te kalmış. Bazı üyelerin resmi dili Arapça ama onlar aslında Arap bile değil. Onları Arap Birliği’ne eklemleyen nedenlerin başında önce ekonomik ve siyasi çıkar, sonra aynı coğrafi bölgeyi paylaşmanın ayrıcalığı olmuş.



Neşv ü Nema Bulamadan Atılan Genişleme Adımları

Başlangıçta merkezi Kahire’de olan Arap Birliği, önce, 1958’de birleşip, 1961’de ayrılan Suriye ve Mısır arasındaki siyasi sürtüşmeler (Birleşik Arap Cumhuriyeti), sonra İsrail, Ürdün, Mısır savaşları ile yıpranmış. Mısır-İsrail barış anlaşması, kurucu ortak Mısır’ın Birlik’ten iskatına neden olunca, bir de hem taşınma, hem de varoluş mücadelesi yaşamış. Lübnan savaşı ve Suriye’nin Lübnan’ı işgali, İran-Irak savaşında, Suriye’nin İran’dan yana tavır alması, Suudi Arabistan ve Katar arasındaki bitmek tükenmek bilmez sınır çekişmeleri, Yemen’in ikide bir etnik çatışmaların öksesine takılıp, kendi inde yaratamadığı birlik nedeni ile aşınmış. Irak’ın Kuveyt’i işgali sonucu patlayan Körfez savaşları, Cezayir ve Fas arasındaki Batı Sahra çekişmeleri, Mısır ve Libya arasındaki ebedi rekabet, nihayet İsrail ile aralarında esen tüm soğuk rüzgârlara rağmen Filistin’e yeterince vermedikleri destek, Arap Birliği’nin neşv ü nema bulmasını engellemiş. Ama genişlemesini durdurmamış. Her biri kendi çekişmelerine destek arayan Comoros, Cibuti, Çad, Somali ve Moritanya gibi Afrika ülkelerinin Arap Birliği’ne katılması, Birlik’e güç katmamış. Belki çok fakir ülkelere bölgesel destek kanalı açsa dahi, bu bile ses getirir bir etki yaratamamış. Açıkçası Arap Birliği, bu adı aldığından bu yana gerçek bir birlikten çok, aynen Tahrir meydanındaki göbekte olduğu gibi yol ayırımındaki kaotik kavşak yönetimi tablosu sergilemiş.


Dibine Işık Vermeyen Bir başka Mum

Bugüne kadar pek az başarıya imza atan Arap Birliği, eğer Avrupa Birliği’ne öykünseydi, belki ortak politikalar, ortak stratejiler, ortak kurum ve kuruluşlar geliştirebilirdi. Ama böyle bir tren katarı hiçbir zaman demiryolu hatlarına yerleştirilemedi. Bugüne kadar kimi Arap Birliği’nin bilgisi ve önerisi ile oluşturulan Arap Demiryolları veya Arap Hava Yolları Birliği gibi kuruluşlar da pek işlev görmedi. Arap Para Fonu (Arab Monetary Fund) kurulup, aynen IMF gibi bir program, hesap birimi (Arab Accounting Dinar-AAD veya Arab Currency Related Units-ARCRU) ve para-kredi mekanizması geliştirmiş olsa bile, bu önemli kuruluş bile, hem gölgede kaldı, hem de Arap Birliği ile ilişkilendirilemedi. Oysa 1970’li ve 1980’li yılların petro- dolar sağanakları ile beslenen bu kuruluş, Türkiye’nin Orta Doğu’ya ekonomik olarak yeniden açılmaya başladığı 1980’li yıllarda beni çok heyecanlandırmıştı.


“Bahar“a Alışık Olmayan İklim Koşulları

Arap Birliği, atalet içinde ve pek de verimli olmadan geçen uzun yıllardan sonra ilk defa Arap Baharı olarak ifade edilen halk ayaklanmalarını takiben koşullara uyum yapma endişesi içine girdi. Bu nedenle birliğin gösterişli dönem toplantılarından mada, en önemli çıkışlarının 2011 ve sonrasına isabet etmesi anlaşılabilir bir gelişme olarak kabul edilmeli. Belki biraz da Batı’nın teşviki ile Libya’da, muhalifleri, Kaddafi yönetimine karşı korumayı hedefleyen “uçuşa kapalı hava sahası ilanı“ndan tutun, Esat rejiminin masum insanlara yönelttiği kanlı hareketin durdurulmasını istemeye, hatta Suriye’nin üyeliğini askıya almaya kadar cesur adımlar attılar. Ama Arap Birliği’nin bir kaç sözlü kınama dışında ne Gazze için, ne de Yemen için önemli işlere imza attığını gördük. Hatta hatta üyelerinin birbirlerine karşı takındıkları hasmane tutumu ve uyguladıkları yaptırımları bile görmezden gelip, hâlâ eksik katılımlı toplantılarla bir birlik var gibi göstermeye çalışıp durdular. Hâlâ da “kalan sağlar bizimdir“ havasında, yapamayacakları işleri yapacakmış gibi tavır alıyorlar.


Şeyh’in Körfezinden Tunus’a Yol Gider mi?

Bilindiği gibi 24-25 Şubat tarihlerinde Arap Birliği (AB) ve Avrupa Birliği(AB), Sharm El Sheik’ de (Sharm bilindiği gibi Bedevi Arapçasında körfez anlamına gelmektedir) toplandı. AB ve AB ilk defa böyle bir ortak zirvede bir araya geldi. Yeniden bir dialog kanalı açıldı sayalım. Amaç gayet genel: AB ile AB arasındaki ortaklığı pekiştirmek. Barcelona Akdeniz Ortaklığı ve Euro-Magrib Diolog girişimlerinden bu yana bugüne kadar neredeydiler ki? Aslında hep oradaydılar da niye ortaklığı geliştiremediler diye sormazlar mı adama? Neyse ki bundan sonraki AB-AB zirvesi 2022’de olacakmış. O zamana kadar kim öle kim kala diyelim.

Ama bu ay Arap Birliği AB, bir kez daha toplanacak. Aslında aradan geçen bunca yıla rağmen, coğrafya müsait olsa bile, Arap Birliği üyeleri, Sharm El Sheik’ten Tunus’a uzanan bir otoyol inşa edemediler gitti yazık. Ama 31 Mart 2019’da, Arap Birliği AB, seçim telaşındaki Tunus’ta toplanacak. Bu 30. toplantıları olacak. 70 yılda, 70. değil 30. toplantıları olması konusunu sorgulamayı bir kenara bırakayım, 31 Mart’ta gündem ne olacak? Suriye bu toplantıya resmen katılacak mı? Katılsa da, katılmasa da gündemin asıl konusu Suriye olacak ama nasıl? Arap Birliği Suriye’nin yeniden inşası için hangi adımları atacak? Bu adımlar için kim ne kadar para koyacak? Avrupa Birliği AB, bunca yıl bir ordu kuramadıysa, Arap Birliği AB, uzun bir zamandan beri düşünülen “Arap Orduları“ konularını, gündemine alır mı? İşte önümüzdeki 31 Mart’ta ben şahsen bir de bu zirveyi izleyeceğim.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2765 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1107
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 295
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2054 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2054

Bölgemizdeki savaş ve çalkantıların ortasında İran'ın siyasi sistemi, bazı ülkelerde "İran uzmanları" tarafından ortaya atılan iddiaları boşa çıkaracak şekilde seçimleri rekabetçi, barışçıl ve düzenli bir şekilde gerçekleştirerek kayda değer bir istikrar sergilemiştir.;

İnsanların vatandaşı oldukları, ikamet ettikleri veya yerleşik bulundukları topluluklardan ayrılarak farklı coğrafyalarda devam eden savaşlara gönüllü olarak katılmaları, devrimler çağından başlayarak modern devletler sisteminin oluşum sürecini takip eden bir olgudur. Bu süreci tanımlamak amacıyla a...;

Ruanda ve Uganda, Afrika Büyük Göller Bölgesi'nde konumlanmış, tarihsel bağlamda derin etkiler bırakmış iki komşu ülke olarak "3. Dünya" ülkeleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bölgedeki siyasi ve etnik çatışmalar, uzun vadeli kalkınmayı olumsuz etkileyerek ekonomik istikrarsızlığa sebep olmuş...;

Asya’dan sonra dünyanın en kalabalık insan nüfusunu barındıran Afrika, nice kadim kültüre ev sahipliği yapmış, insanlığın ve medeniyetin beşiği olmuş bir kıtadır. Dünyanın yedi harikasından biri olan Mısır piramitlerinin inşa sisteminin henüz çözülmemiş olması gibi tarihin çeşitli zaman aralıklarınd...;

Bu metin, meritokrasinin Türkiye'nin genel güvenliğine ve istikrarına olan etkilerini detaylı olarak inceler. Meritokrasinin potansiyel zorlukları ve fırsatları, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu güvenlik kaygıları bağlamında tartışılmaktadır.;

Bugünkü konu Türkçe. Hakikaten bizim için en önemli meseledir Türkçe. Çünkü Türk milleti dediğin topluluk bir dil etrafında oluşmuştur. Bunu Batı’da Jean-Paul Roux diye Türklerin tarihini yazan Fransız tarihçi kitabının başlarına koymuştur: “Türkler dil etrafında oluşmuş bir millettir.“ Bugün birbir...;

Doğu Afrika’nın jeopolitik konumuyla ilişkili olarak Ortadoğu, Körfez ve Hint- Pasifik stratejik alanlarıyla entegrasyonu bölgede yabancı aktörlerin askerî varlıklarının önemli bir nedenini meydana getirmektedir. Yabancı askerî varlıklar; çoğunlukla terörle mücadele, barış operasyonlarına destek, il...;

Stratejik konumu ve doğal kaynakları nedeniyle önemli bir rekabet alanı olan Afrika, 21. yüzyılda çok sayıda aktörün, kapsamlı politikalar geliştirdiği ve zirveler organize ettiği kıta olarak dikkat çekmektedir.;

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.