2000’lı Yıllardaki Türk Dış Politikasının “Sivil” Rolü: Türkiye’nin Afrika’daki Kalkınma İşbirliği Politikası Örneği

Makale

Türk Dış Politikasının son on yıldır yeni bir “medeniyet” söylemini de içine alan “normatif” dönüşümü karar alıcıların dünya politikasını nasıl yorumladıklarını ve kavramsallaştırdıklarını da etkilemektedir. - 1. Sivil Güç Kavramı ve Dış Politika - Sivil güç kavramı özellikle AB çalışmaları alanında bir çok akademik tartışmanın konusu olmuş oldukça karmaşık ve çok yönlü bir kavramdır. - 2. Sivil Güç Kavramı ve Türk Dış Politikası ...

Giriş

Türk Dış Politikasının son on yıldır yeni bir “medeniyet“ söylemini de içine alan “normatif“ dönüşümü karar alıcıların dünya politikasını nasıl yorumladıklarını ve kavramsallaştırdıklarını da etkilemektedir. Uluslararası düzende meydana gelen sistemik ve aktör bazlı değişimlerin sonucu olarak Türk dış politikası da uluslararası ilişkilerde meydana çıkan yeni trend ve yaklaşımlara göre yeni bir dış politika çerçevesi çizme ihtiyacı görmüştür. Buna göre Türkiye, 2000’li yılların ilk on yılında yeni diplomasi araçları kullanarak bir dış politika doktrin değişikliğine tanık oldu. Bütün bunların bir sonucu olarak da Türk dış politikasıyla ilgili olarak “normatif güç1,“, “yumuşak güç“2, “bölgesel güç3“ ve yükselen güç4“ gibi yeni kavramsallaştırmalar ortaya çıkmaklaberaber, Türk dış politikasının “sivil güç“ boyutunun Türk dış politikasıyla ilgili akademik literatürde pek de yer bulmadığını görüyoruz. Ayrıca, AK Parti dönemi bölgesel dış politikasının, -özellikle de Ortadoğu politikasının,- ilk on yılını analiz eden çokça akademik çalışma olmasına rağmen aynı dönemde Türkiye’nin Afrika politikasını teorik çerçevede inceleyen çalışma sayısı oldukça azdır. Bu çalışma bu boşluğu da gidermeye çalışacaktır. 5

Bu çalışma, Türkiye’nin 2000’lerin ilk on yılında “sivil dış politika rolü“ benimseme çabasını François Duchêne ve Hans Maull tarafından geliştirilen “sivil güç“ ve “sivil dış politika rolü“ kavramlarını kullanarak açıklamayı hedeflemektedir. Ayrıca, çalışmada söz konusu kavramsallaştırma ve dış politika rolünün Türkiye’nin Afrika bölgesine yönelik kalkınma işbirliği stratejisi ile uyum olup olmadığı sorgulanacaktır. Literatürde sivil güç ve sivil dış politika rolü kavramları daha çok gelişmiş Avrupa demokrasileri için kullanıldığından, bu çalışma bu kavramsallaştırmayı Türkiye gibi demokratikleşme sürecini tam olarak tamamlayamamış gelişmekte olan demokrasiler için de kullanma girişiminde bulunduğundan dolayı da yenilikçidir. Alternatif bir kavram olarak kullandığımız sivil güç ve sivil dış politika rolü kavramları bu çalışmanın ampirik kısmında Türkiye’ye uygulanmaya çalışıldığından mevcut literatüre de çeşitlilik getirmeyi de hedeflemektedir. Türkiye gibi demokrasi tarihi çelişkilerle, iniş ve çıkışlarla dolu olan bir devletin sivil dış politika rolünü benimseme çabası dikkat çekici olmakla beraber aynı zamanda ampirik örneklerle test edilmesi gereken bir durumu işaret etmektedir.

Bu amaçla, bu çalışmada, ilk olarak Türkiye’nin geleneksel dış politikasının Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllardan itibaren nasıl bir değişime uğradığı değerlendirilecektir. İkinci olarak ise 2000’li yıllardan itibaren, sivil dış politika alanında, -limitasyonlara rağmen,- Türk dış politikasının nasıl görünürlüğünü arttırdığı incelenecektir. Üçüncü olarak ise Türkiye’nin Afrika bölgesinde artan aktivizm ve kalkınma işbirliği politikaları bu analitik düzlem üzerinden test edilmeye çalışılacaktır.


1. Sivil Güç Kavramı ve Dış Politika

Sivil güç kavramı özellikle AB çalışmaları alanında bir çok akademik tartışmanın konusu olmuş oldukça karmaşık ve çok yönlü bir kavramdır. Bu kavram ilk olarak François Duchêne tarafından 1970 lerin başında özellikle Soğuk Savaş döneminde Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun rolüne atıf ile kullanılmıştır.6 1999’da Foreign Affairs dergisinde yayınlanan ufuk açıcı makalesinde Hans Maull sivil güç kavramını Almanya ve Japonya’ya uygulayarak yeniden yorumlayan ilk kişi olmuştur.7 Maull sivil güçleri “inisiyatif almak ve olaylar üzerinde etki kurmak isteyen ve kendi amaçlarını gerçekleştirmek için özel strateji ve araçlar kullanan devletler (ya da diğer siyasal birimler)“ olarak tanımlamaktadır.8 Sivil gücü dış politika analizlerinde uygulamak üzere Maull, bir ideal tip “sivil dış politika rolü“ kavramı ileri sürmüştür.9

İdeal tip sivil dış politika rolü kavramının ilk önkoşulu iç ön şartlardır. Burada demokrasi sivil rol kavramının temel iç ön şartı olarak ortaya çıkmakta ve maddi refah ise iç demokratik düzenin istikrarı için temel bir etken olarak anılmaktadır. İkinci kategori olan normatif taahhütler ülkenin çok taraflılığa, uluslar üstü entegrasyona, diplomatik işbirliğine, güç kullanımının sınırlandırılmasına, hukukun egemenliğine, eşitlik, adalet, kalkınma ve demokrasinin uluslararası politikada yayılmasına olan bağlılığını kapsamaktadır.10 Üçüncü ön koşul olan güç enstrümanları ya da araçları ise çatışma çözümünde arabuluculuk, insani yardım, demokrasi teşviki ve kalkınma işbirliği gibi askeri olmayan özellikle ekonomik ve aynı zamanda diplomatik araçların kullanımını içermektedir.11

Bu çalışma, geçmişe oranla Türk dış politikasında 2000’lerde daha fazla sivil rolün kullanımına yönelik bir dönüşüm olduğu iddiasını destekleyen yeterli kanıtın olup olmadığını araştırmak için özellikle Türkiye’nin iç ön koşullarının, normatif taahhütlerinin ve güç enstrümanlarının ya da araçlarının Cumhuriyet döneminden itibaren tarihsel olarak evrimini incelemektedir. İdeal tip sivil dış politika rol modelinin yüksek oranda uyumlu bir dış politika gerektirdiğini12 kabul ederek bu çalışma, sınırlamaları ışığında Türk dış politikasındaki sivil referans ve başarıları eleştirel olarak değerlendirecektir. 1 Bu sivil araçlar içerisinde özellikle insani yardım ve kalınma işbirliği çalışmanın odak noktasını oluşturacaktır.


2. Sivil Güç Kavramı ve Türk Dış Politikası

Bütün ülkelerin dış politikalarında olduğu gibi Türk dış politikası da değişen şartlar ve tarihsel süreçlere bağlı olarak dönem dönem azalan ve artan sivilleşme sinyalleri göstermiştir. Türkiye’nin geçmişte ve günümüzde dış politika bağlamındaki sivilleşme yolundaki devamlılıkları ve kopukluklarını anlayabilmek ve 2000’li yıllarda geçmişe oranla daha başarılı bir sivil dış politika izleme yolunda Türkiye’nin ne derece farklı çizgi benimsediğini analiz edebilmek için Cumhuriyet döneminden beri dış politikada belirgin olan sivil referansların ve özelliklerin ilk olarak kısaca analiz edilmesi gerekmektedir. Sonrasında, çalışma 2000’li yıllara ve de özellikle AK PARTİ dönemine odaklanacak ve bu dönemde “sivil“ konseptinin söylemsel ve ampirik olarak nasıl alan kazanmaya başladığı anlatılacaktır.

Türkiye’nin politik ve sivil kurumlarıyla birlikte işleyen bir demokrasi yolunda ilerlemesi kolay gerçekleşmiş bir süreç olmayıp, çok sayıda engellere maruz kalmış bir süreçtir. Cumhuriyet döneminden beri modernleşme ve demokratikleşme adına sayısız adımlar atılmış olup bunların sonucunda daha açık bir topluma sahip olma yolunda ilerlemeler kaydedilmiştir. Türkiye’nin bu yoldaki kazanımlarının arkasındaki en önemli nedenlerden biri de modernleşmenin Batılılaşma ile aynı şekilde algılanması13 ve de demokrasinin Batılılaşmanın en önemli unsurlarından biri sayılmasıdır.14 Öte yandan, hatırlanmalıdır ki, Soğuk Savaş ve sonrasında Türkiye demokrasi yolunda birçok kez askeri müdahalelere maruz kalmıştır. Bütün bu müdahalelere ve demokrasi eksikliklerine rağmen yine de 50’lerden beri Türkiye tarihinin bir modernleşme ve demokratikleşme tarihi olduğunu söylemek yanlış olmaz. 15

Yine aynı şekilde Türk ekonomisi de bir çok kez kriz dönemlerinden geçmiş ve dış borç ve yüksek enflasyon gibi ekonominin kronik problemleri, yineTürk demokrasisinin kendi yapısal sorunlarıyla birlikte 20.yy’da Türk dış politikasının gerçek anlamda sivil bir dış politika izlemesinin önünde engel olmaya devam etmiştir.16 Erken Cumhuriyet döneminden günümüze kadar Türk Dış Politikasının normatif taahhütleri merkeze koyduğunu ve değişmeyen prensiplerden biri olan “Yurtta Sulh, Dünya’da Sulh“ gibi ideallere bağlı olduğunu görüyoruz. Türk Dış politikasının diğer değişmeyen prensipleri arasında üçüncü devletlerin iç işlerine karışmamak, uluslararası hukuka bağlılık, çok taraflılık prensibine bağlılık, uluslararası krizlerin barışçıl çözümü ve AB ile entegrasyon gibi idealler de bulunmaktadır. Esasen Türkiye’nin 1932’de Milletler Cemiyetine ve 1945’de Birleşmiş Milletlere girmesinden bu yana 1960 ve 70’lerde Kıbrıs özelinde yaşanan uluslararası problemler ve devamında 1974’te adaya askeri müdahale dışında genel anlamda büyük uluslararası örgütlerin normlarına ve kararlarına bağlı hareket eden barışçıl bir politika izlediğini görüyoruz. 17

Gonca Oğuz GÖK
Marmara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi

Doç. Dr. Emel Parlar DAL

Marmara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2863 ) Etkinlik ( 228 )
Alanlar
TASAM Afrika 80 666
TASAM Asya 100 1157
TASAM Avrupa 23 664
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 68
TASAM Kuzey Amerika 9 308
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1415 ) Etkinlik ( 56 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 25 630
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 191
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1308 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 522
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2071 ) Etkinlik ( 85 )
Alanlar
TASAM Türkiye 85 2071

İktisadi düşünce tarihi, uzun süre boyunca Batı Avrupa ve Kuzey Amerika merkezli bir epistemolojik hattın tekelinde şekillenmiş; Batı dışı toplumların entelektüel üretimleri ise genellikle "gecikmiş", "çeperde kalmış" ya da "taklitçi" formlar olarak marjinalleştirilmiştir. ;

19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlı Devleti, sadece askeri ve mali cephelerde değil, aynı zamanda entelektüel, idari ve kurumsal sahalarda da çok boyutlu bir beka mücadelesine girişmiştir. ;

İktisat biliminin tarihsel gelişimi, ekseriyetle soyut kuramların doğrusal bir çizgide birbirini takip ettiği saf bir düşünce silsilesi olarak tasvir edilir. Ancak iktisadi düşüncenin ve bu düşünceyi üreten akademik paradigmaların evrimi, göründüğünden çok daha ampirik, kurumsal ve coğrafi yer değiş...;

İktisadi düşünce tarihi çalışmaları, genellikle Anglo-Amerikan merkezli ana akım kuramların ya da Batı Avrupa menşeili büyük ekollerin gölgesinde şekillenme eğilimindedir. ;

The Lancet'te yayımlanan bir analize göre, dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyar insan şu anda bir ruhsal bozuklukla yaşıyor ve bu yük son otuz yılda çarpıcı bir şekilde arttı. Ruhsal hastalıklar, dünyanın en çok engelliliğe yol açan sağlık sorunları arasına girdi; anksiyete ve depresyon ise bu yüksel...;

İktisat “bilimi”, çoğunlukla evrensel formüllerin, grafiklerin ve rasyonel aktör varsayımlarının soğuk laboratuvarı olarak kabul edilir. Ancak tarihin ve coğrafyanın süzgecinden geçirilmemiş bir iktisat teorisi, ruhu ve hafızası olmayan bir iskeletten ibarettir.;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

Washington’ın ittifakları muazzam bir baskı altında. Birçok müttefik ve ortak, büyük güç niteliğindeki rakiplerden gelen artan tehditlere maruz kalıyor ve Birleşik Devletler’e güvenip güvenemeyecekleri konusunda şüpheye düşüyor. Bu baskılara verilen yanıt ise yeniden silahlanmak oluyor. ;

9. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

7. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

4. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

8. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

2. Yeniden Asya Güvenlik Forumu

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Afrika 2063 Ağı | İstişare Toplantısı 3

  • 18 Haz 2025 - 18 Haz 2025
  • Çevrimiçi - 13.00

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • İstanbul - Türkiye

11. İstanbul Güvenlik Konferansı (2025)

  • 27 Kas 2025 - 28 Kas 2025
  • Wish More Hotel Istanbul -
  • İstanbul -

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.