Bölgeselleşme Çerçevesinde Kafkasya'da İşbirliği İmkânları ve Engeller

Makale

Kafkasya, Bölgesel entegrasyon, Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ sorunu, enerji güvenliği, Abhazya sorunu, Güney Osetiya sorunu, Çeçenistan sorunu,...

Özet

Günümüzde bir taraftan küreselleşme süreci devam ederken diğer taraftan da bölgesel işbirliklerini kapsayan oluşum süreçleri hızlı biçimde dünya ülkeleri arasındaki ilişkileri belirleyen temel unsura çevrilmeye başlanmıştır. Tarihin akışı çerçevesinde de görülmüştür ki, bölgeselleşme sürecine destek veren bölge ülkeleri gelişmişliğe ve istikrara ulaşmıştır. Bölgeselleşme konseptinin Kafkasyada tatbik edilmesi bölge ülkelerinin gelişimine ve bölgesel sorunların çözümüne önemli şekilde katkı yapacaktır. Kafkasyada güvenliği tehdit eden devletlerarası çatışmalar ve qlobal sorunlar sebebiyle bölge istikrarsız bir görünüm kazanmıştır. Bu çerçevede ilk olarak Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ sorunu, Abhazya sorunu, Güney Osetiya sorunu, Çeçenistan sorunu, bölge ülkelerinin iç istikrarsızlıkları, demokrasi sorunları gibi faktörler Kafkasyada güvenliği tehdit edir. Özellikle de, Ermenistan devletinin bölgede birbaşa desteklediği terör eylemleri ve ayrımcılık politikaları bölgedeki işbirliği imkanlarının önünde engel teşkil etmektedir. Ermenistanın bölgeselleşme sürecine katılması bölgesel güvenlik sorunlarının da çözümüne katkı yapacaktır. Ermenistan halkının çıkarları bölgede işbirliğinin oluşturulmasından yanadır. Diğer taraftan da “enerji güvenliği“ kapsamında büyük güclerin bölgede çatışan çıkarları Kafkasyanın güvenliğini tehdit etmektedir. Bölgeselleşme sürecinin Kafkasyada oluştuturlması için bölge ülkelerinin sınınrdaş ülkelerinin de katılımı ve desteği esas şarttır. Özellikle Rusiya, İran ve Türkiyenin Kafkasyada çatışan çıkarlarının bölgeselleşme süreci ile uzlaştırılması en önemli adım olacaktır. Bu çerçevede Azerbaycan-Türkiye arasındaki ilişkiler ve gerçekleştirilen projelerin daha çok çeşitlendirilmesi gerekmektedir. Bölgeselleşme konseptinin Kafkasyada tatbik edilmesi bölge ülkelerinin gelişimine ve bölgesel sorunların çözümüne önemli şekilde katkı yapacaktır.

Anahtar Kelimeler: Kafkasya, Bölgesel entegrasyon, Ermenistan-Azerbaycan Dağlık Karabağ sorunu, enerji güvenliği.


Giriş

1991-yılında Sovyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasından sonra Soğuk Savaş dönemindeki etkileşimler tamamen değişmiş ve uluslararası sistemde kaygan zeminli bir durum ortaya çıkmıştır. Bunula da yeni dönem daha kompleks ve daha zor gelecek tahminlerinde bulunabilen bir sistemi de beraberinde getirmiştir.1

Avrasya bölgesinin bir alt bölgesi olarak Kafkasya bölgesi de sahip olduğu jeopolitik değerini daha da artırak uluslararası rekabete sahne olmuştur. Uluslararası sistemdeki değişiliklere paralel olarak küreselleşme sürecinin de etkisiyle teknolojinin gelişmesi akabinde ulaştırma ve iletişimin cografyada alan unsurunu küçültmesiyle, esasen ‘bölgesel güç’ olma mücadelesine odaklanan ‘jeopolitik’ kavramı önemini daha da artırmıştır. Tarihin akışının değiştiren olaylarla birlikte bilim adamları tarafından farklı kategorilerde jeopolitik konular ele alınarak teoriler öne sürülmüş ve emperyalist devletler jeopolitik teorilere dayanarak egemenliklerini devam etdirmişlerdir. Teorilerin ortak kesiştikleri noktalara baktığımızda, genelde süje olarak devletin tayin edilmesi, lokal olarak coğrafyanın önemini vurgulaması ve iki öğe arasındaki bağların politikaya dönüştürülmesi süreci karşımıza çıkmaktadır.2 Demek ki jeopolitiğe dayanan politikalarda ilk aşama, ülkenin cografi önemini, ikinci aşama ise insan unsuruna dayanan sosyal, ekonomik, politik ve askeri gücünü belirlemeyi amaçlar. Üçüncü aşama, her ikisini ve bunlarla beraber zamanı da dikkate alan genel değerlendirmedir. Bu süreçlerin her birisinde küresel çaptaki değerlendirmelere esaslanarak, bölge düzeyinde değerlendirmeler yapılır.3

Eskiden beri önemli olan jeopolitik anlayışı, SSCB dağılmasından sonra Avrasya bölgesinde büyük bir boşluğun ortaya çıkmasıyla Rusya ve ABD başta olmakla hegemonya mücadelesi veren büyük güçler tarafından da kullanılmaya başlanmış ve küresel politikalara yön vermiştir.4 Bu bakımdan savunulan bütün teoriler5 19. Yüzyılda olduğu gibi 21. Yüzyılda da uluslararası sistemin hakim güçlerinin şu sorularına cevap aramaktadır: “devletlere bu yarış içinde göreli üstünlük sağlayacak bölgeler nerelerdir?“, “bu bölgelerde hakimiyet en optimal bir biçimde nasıl kurulabilir?“ ve son olarak “kurulan bir egemenliğin devamı nasıl sağlanabilir?“6 sorularının cevabı jeopolitik kara, deniz ve hava hakimiyet teorilerini de için alacak şekilde genişleyerek 20. Yüzyıldaki devletlerin dış ve güvenlik politikalarını etkileyen önemli unsurlar oldu.7
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1995 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1995

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Afganistan, dünyadaki hemen her sorunun önüne geçti. Gazze’ye artık sadece göz ucu ile bakıyoruz. Yemen’i unuttuk gibi. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Libya ve deniz yetki alanları ile ilgili belirsizlikler sanki bir kenara itildi. ;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Muhammed Nadir Şah, Afgan kraliyet ailesi üyelerinden birisidir. Amanullah Han ile aynı soydan gelmektedir. Nadir Şah, Amanullah Han’ın kuzenidir. Eski Afgan Emiri Dost Muhammed’in yeğeni Mehmet Yusuf Han’ın oğludur. ;

Doğu; nüfuz ve müdahale etmeye çalışan Batı’ya karşı müdafaanın sınırları, özellikle sömürgecilik dönemi süresince ve Sanayi Devrimi sonrasında gerçekleştirilen etkiye karşı geliştirilen tepki olarak nitelenebildiği gibi, Batı’nın sınırlarını çizdiği (Edward Said’in ifade ettiği) “bağımlı ırkların” ...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...