Geleceğin Güvenliği, Güç ve Mülkiyet Ekosistemi

Açılış Konuşması

Çok değerli dost ve kardeş Kosova’nın Başbakan Yardımcısı, çok değerli Bakanlar, Tanzanya’dan Senegal’den ve Gana’dan teşrif eden Bakanlarımız. Büyükelçiler, farklı dost ve kardeş Ülkelerden teşrif eden Askerî ve Sivil Güvenlik Bürokrasisi, Ülkemizin Silahlı Kuvvetler başta olmak üzere bütün ilgili güvenlik kurumlarından;...

Çok değerli dost ve kardeş Kosova’nın Başbakan Yardımcısı, çok değerli Bakanlar, Tanzanya’dan Senegal’den ve Gana’dan teşrif eden Bakanlarımız. Büyükelçiler, farklı dost ve kardeş Ülkelerden teşrif eden Askerî ve Sivil Güvenlik Bürokrasisi, Ülkemizin Silahlı Kuvvetler başta olmak üzere bütün ilgili güvenlik kurumlarından; Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinden, İçişleri Bakanlığından, Emniyet Genel Müdürlüğünden ve bütün kurumlardan teşrif eden çok değerli katılımcılar, çok değerli akademisyenler, hanımefendiler, beyefendiler; Açılış oturumunda bir arada olmaktan duyduğum memnuniyetle ve teşekkürle sözlerime başlamak istiyorum.

Başkan sıfatıyla yapılan konuşmaların önemli bir bölümünün teşekküre ayrılması gerekiyor. Çünkü çok fazla emek var. Hem TASAM içerisinde Başkan Yardımcımız Emekli General Fahri Erenel Paşa, Enstitü Direktörümüz Dr. Savaş Biçer Bey, Deniz Güler Bey ve ekibi, lojistikteki bütün arkadaşlar… Özellikle iki yıldır çok güçlü ve başarılı bir şekilde işbirliği yaptığımız, hem İstanbul Güvenlik Konferansı içerisinde Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu’nu birlikte yaptığımız Katar Silahlı Kuvvetleri Stratejik Araştırmalar Merkezi’ne, Sayın Savunma Bakanı Khalid bin Mohammad AL-ATTIYAH’a, Sayın Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ghanem bin Shaheen AL-GHANEM’e ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin Komutanı Tümgeneral Dr. Hamad Mohammed H M AL-MARRI’ye ve bütün arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum, buraya kalabalık bir heyetle teşrif ettikleri için de şükranlarımı ifade ediyorum. Yine Katar tarafına Tuğgeneral Dr. Rashid Hamad R J AL-NAEMI yönetiminde sürece destek verdikleri için ve işbirliği için de ayrıca teşekkür ediyorum.

Elbette, ulusal ve uluslararası birçok kurumun da desteği oldu. Onlara da ayrıca teşekkür ediyorum. Türkiye’de bizim de çok güçlü bir şekilde desteklediğimiz “Deep Learning Türkiye“ adlı, yapay zekâ üzerinde çalışan bir platformla da işbirliği yapıyoruz. Onları da katkıları için kutluyorum. TÜRKSAT hem ulusal hem de uluslararası arena da programı tam zamanlı olarak canlı yayımlayacak.

Teşekkürde ve detaylarda unuttuğum kişi ve kurum varsa lütfen bağışlasınlar. Bir diğer önemli hatırlatma; bu tür toplantılar resmî katılım olsa da sivil konseptle yapılan toplantılar olduğundan daha içten kaynaşabilmemiz için protokol beklentilerinin minimumda tutulmasının yararlı olacağını düşünüyorum.

Şimdi geleceğin güvenliği ile ilgili zihinlerde sorular oluşturmasını düşündüğüm birkaç hususu arz ederek konuşmamı tamamlayacağım. Süre kullanımı açısından da kendimce örnek olmaya çalışacağım. Geleceğin güvenliğini anlayabilmemiz için her zaman bize lâzım olan bir formülü tekrarlamamız gerekiyor. O da bir ülkenin siyasi hedeflerinin çok iyi anlaşılmış olması ve tanımlanmış olması gerekir. İkincisi bu siyasi hedeflere uygun olarak ekonomi politikasının tanımlanmış olması gerekiyor. Üçüncüsü de sektör politikalarının tanımlanmış olması gerekiyor. Yani savunma ya da güvenlik politikası ilk ikisinden sonra geliyor. Bu üçü arasında eğer doğru bir korelasyon yoksa, yapılan bir çok çalışmanın heba olma riski var ki bu durumu, gelişmekte olan ve azgelişmiş birçok ülke sıklıkla yaşıyor.

Bu sektörel politika konusu diğer bütün alanlar için de geçerlidir. Siyasi hedefleri ve buna uygun ekonomi politikası tanımlanmamış ülkeler, eğitim başta olmak üzere hiçbir sektörel politikada bir türlü istikrar yakalayamıyorlar. Bu söylemesi kolay ancak birçok ülkenin yüz yılda bile başaramadığı bir konu. Böyle bir bütünlük içerisinde baktığımız zaman geleceğin vizyonunu nasıl şekillendirebileceğimiz konusunda bir fikrimiz olacaktır.

Biraz bugüne getirdiğimizde de şöyle bir özet yapabiliriz; Toprağın en kıymetli olduğu dönem, imparatorluklar çağı ki Osmanlı İmparatorluğu da bunlardan bir tanesi idi. Sonra makinenin en kıymetli olduğu bir döneme geçildi. Avrupa Sanayi Devrimi ile başladı, ulus devletler ve büyük devletler çağını getirdi. Biz de birinci Dünya Savaşı’nı takip eden Kurtuluş Savaşı gibi acı süreçlerden sonra ulus devleti kurmuş olduk. Birçok ülkenin de benzer hikâyeleri var. Yaklaşık yirmi yıldır şekillenen bilgi çağı dediğimiz bir döneme girdik ve artık çok hızlı bir süreç hâline geldi. Bilgi çağı da bize mikro-milliyetçilik veya mikro-devletler çağını getiriyor. Bu anlamda da güvenlik politikaları açısından hem güvenliği fiziksel olarak şekillendirme hem güvenliğin teknolojisini yönetme hem de sosyal ve demografik sonuçlarını anlamak açısından bu mikro-milliyetçilik üzerinde çok fazla durmak gerekiyor. Çünkü önümüzdeki on - yirmi yıl içerisinde, dört yüzden iki bine kadar ulaşan bir uluslararası devletler sistemi tartışmaları da bugün için çok ütopik değil.

Şimdi bazı temel sorularla hem kendi kafamı karıştırıyorum, ufuk açıcı olması bakımından, izninizle hem de katılımcılarınkini karıştırmak istiyorum. En temel sorulardan birisi şu; Yeni güç ve mülkiyet kavramı nedir? Yani biz, özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler büyük ölçüde fiziksel alt yapıya ya da fiziksel alt yapının konforuna kaynakları harcıyoruz. Bu, hane halkı harcamaları yani bireysel harcamalar için de geçerli. Dolayısı ile dünyada şekillenen gelecek vizyonu içerisinde güç ve mülkiyet kavramı neyi ifade ediyor. Yani güvenlik boyutuna indirgediğimiz zaman bize bir milyon kişilik ordular, binlerce tank, binlerce uçak, yüzlerce gemi mi gerekiyor?

Burada şunu örnek verebilirim: Günümüzde dünyada bir trilyon dolar değerini geçen şirket üç tane. Bunların isimlerini söylemeye gerek yok, zaten biliyorsunuz, hepsi de veri şirketi. Yani hiç birisi doğal kaynak, petrol, maden şirketi değil. Böyle bir değere ulaşan doğal kaynak, gaz, maden şirketi de yok zaten. Dolayısıyla güç ve gücün mülkiyeti kavramı değişiyor. Yani fiziksel olandan çok fiziksel olanı yönetecek teknoloji birikimi ve teknolojinin yönetim birikiminin daha kıymetli hâle geldiği bir döneme giriyoruz. Örneğin Japonya’da üç yüz yıl dayanabilen ve üç bin dolara mal edilebilen köpükten evler yapılmaya başladı. Bunlar henüz seri üretime geçmiş değil. İnsanların, biriktirdikleri fiziksel ağırlıkların ve varlıkların değerinde on yıl sonra dramatik düşüşlere muhatap olabileceğini de çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Bu aynı zamanda kalabalık ve ağır teknolojili ordular barındıran ülkeler açısından da geçerli. Kurumsal kimliklerini, alt yapılarındaki varlık anlayışlarını da sorgulamaları gerekiyor. Yani dünyadaki sıralama neye göre değişecek? Bu önümüzdeki birkaç yıl içerisinde daha görülebilir hâle gelecek diye düşünüyorum.

Diğerleri ise askerlerin daha iyi bileceği şeyler. Rakibin gücünü kendisine karşı, rakibin gücünü rakibe karşı, rakibin gücünü sosyoekonomik olarak kontrol ederek bir güç envanteri oluşturmak noktasında bu gücün katmanları nelerden oluşacak? Bunların hepsini yapabilmek açısından ne gerekiyor ona bakalım; Yeni güç ve mülkiyet ekosistemi nedir? Bunu anlamaya çalıştıktan sonra “yeni“ konvansiyonelin nelerden oluştuğu noktasında da çok fazla çalışmamız gerektiğini ve dünyanın da böyle bir arayış içerisinde olduğunu söylemek istiyorum.

Özellikle “hibrit güç“ dediğimiz çoklu güç sisteminin içerisindeki unsurların neler olduğu ve nasıl tanımlandığı noktasında; “sert güç“ ile “yumuşak güç“ ve ikisinin toplamından “akıllı güç“ gibi tanımlamaların totalinden elimize ne geldiğini iyi analiz etmemiz gerekiyor. Bunlar her ülke ve uluslararası camia için gerekli olan tanımlamalar. Bir de burada rakibin gücünü kontrol edebiliyorsanız kendi güç konseptinize dâhil edebiliyorsunuz.

Bu çerçevede, herkesin kendi “yeni güvenlik ve savunma ekosistemini“ tanımlaması ve bunun için de uluslararası okumaları, diğer ülkelerin deneyimlerini ve yaklaşımlarını da iyi takip etmesi ve anlaması gerekiyor. Bütün bu saydıklarımızı yapabilmek açısından ulusal kurumsal güç ekosisteminin haritalandırılması gerekiyor. Yani “Rakibin gücünü rakibe karşı kim kullanacak?“, “Hangi kurumsal enstrümanla bunu örgütleyeceksiniz?“ gibi. Bunun için de hem devlet hem düşünce dünyası, özel sektör, üniversiteler bu haritalandırmanın, bu envanterin ana organlarını kimlerin oluşturduğunu anlamak noktasında da bir ekosistem ve haritalandırmaya ihtiyaç olduğu gözüküyor.

Özellikle güvenlik mimarisinde iddiası olduğu düşünülen Türkiye gibi ülkeler başta olmak üzere her ülke de kendi ulusal ekosistemini oluşturma ve bunu ihraç etme eğilimi gösterecektir diye düşünüyorum. Şu anda zaten güvenlikte hangi ülkelerin etkin olduğuna ve literatürü belirlediğine baktığımızda onların da bu yarışta geri kalmamak için elinden geleni yapacağını görüyoruz.

Bu sorularla öncelikle kendi zihnimi açmaya çalıştım, cevapları çok kolay bulunabilir şeyler değil, birlikte çalışmamız gereken konular. Böyle bir çerçevede hem bu konferansın, hem Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu’nun, hem de bir deneme olarak üç oturumla gündeme alacağımız ve ilkini yapacağımız Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu’nun da gerek Türkiye için gerek dost ve kardeş ülkeler için, gerek uluslararası camia için, gerekse dünya için hayırlı olmasını diliyorum.

Saygılar sunuyorum.

( İstanbul Güvenlik Konferansı 2018 | TASAM Başkanı Süleyman Şensoy Açılış Konuşması | 08.11.2018 )
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2763 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1106
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 294
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2053 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2053

Küresel hegemonya mücadelesi giderek sertleşirken jeopolitik saiklerin daha akışkan olduğu yeni bir döneme giriliyor. Bu yeni dönemde jeopolitik dinamikleri yeniden şekillendirmeyi planlayan iddialı projeler, stratejik pozisyon almak için uygun bir konjonktür yaratmayı hedefliyor. Bu projeler arasın...;

Çin ve Rusya’ya uygulanan Batı merkezli yaptırımlar küresel jeopolitikte köklü değişimlerin önünü açarken söz konusu iki ülkeyi de ilan edilmemiş stratejik bir ittifaka doğru sürüklüyor. Rusya ekonomisi üzerinde oluşan baskı ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Çin rekabetinin derinleşmesi, Çin ve R...;

Avrupa konvansiyonel güvenlik mimarisinin köşe taşı olarak görülen; Avrupa’da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Antlaşması (CFE-AKKA), NATO ve Varşova Paktı ülkeleri arasında 1990 yılında imzalanmış ve 1992 yılı Temmuz ayında yürürlüğe girmiştir.;

Güçlü tarihsel ve kültürel arka plana rağmen stratejik nitelikli diyaloğun henüz gelişmekte olduğu Türkiye - Orta Doğu veya daha dar kapsamda Türkiye - Körfez Ülkeleri ilişkilerinin kırılgan eksenden yeni dengeler, yeni roller ve yeni ittifaklara uyum sağlayacak bir işbirliği eksenine dönüşmesi seçe...;

Afrika kapsamlı uluslararası askerî stratejilerin Kıta’daki bölgesel güvenlik krizlerini beslediğine dair kaygılar dikkate alınmalıdır. Afrika‘nın gerek genel olarak endüstrideki gerekse dar kapsamda savunma sanayiindeki mevcut sorunlar nedeniyle askerî kapasitesini gereği gibi güçlendirememesinin; ...;

Yeni ve gelişmekte olan teknolojilerin, siber ortam üzerinde beklenen etkilerinin; geleceğin çok boyutlu güvenlik ortamını şekillendireceği, yapay zekâ ve makine öğrenimi, otonom cihazlar ve sistemler, telekomünikasyon ve bilgi işlem teknolojileri, uydular ve uzay varlıkları, insan-makine ara yüzler...;

İnsanlık yeryüzünün %72’sini oluşturan su kürenin ortasında çeşitli yeryüzü dinamikleriyle yükselen veya alçalan kara parçaları (litosfer) üzerinde yaşamaktadır. İnsanlığın doğal yaşam alanını vücuda getiren kara parçaları ise dünya yüzeyinin oldukça küçük bir parçasını oluşturmaktadır. Tüm bu kara ...;

Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü (MSGE) tarafından başlatılan Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı ““Geleceğin Güvenliği & Savunması, Yapay Zeka ve Stratejik Dönüşüm““ başlıklı 2024 ikinci dönemi 20 Nisan 2024 ve 11 Mayıs 2024 tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilec...;

10. İstanbul Güvenlik Konferansı (2024)

  • 21 Kas 2024 - 22 Kas 2024
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 2

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Nis 2024 - 11 May 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2024 Dönem 1

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programları ile katılımcılara stratejik yönetim ve liderlik alanlarındaki yeniliklerin aktarılması, Türkiye ve dünyadaki gelişmeler ışığında ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri konularında çok yönlü analiz, sentez ve değerlendirmeler yapabilmelerine, çözüm önerileri, farkındalık ve gelecek öngörüleri geliştirmelerine destek sağlanması amaçlanıyor.

  • 20 Oca 2024 - 10 Şub 2024
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Millî Savunma ve Güvenlik Akademisi Sertifika Programı | 2023 Dönem 1

21. yüzyıl güvenlik sorunlarının dönüşümünü takip edebildiğimiz bir dönem olarak dikkat çekmektedir.

  • 11 Kas 2023 - 02 Ara 2023
  • Cumartesileri 10.00-13.30 (Çevrimiçi) -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - AB İlişkilerinin 60. Yılı ve Geleceği Konferansı

  • 24 Eki 2023 - 24 Eki 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

5. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...