“Öteki” Avrupa’da Kazan Kaynıyor!

Makale

Aslında bu yazının odağında, yakın bir vakte kadar Almanya’nın Kosova’daki birliklerini çekişi sonrasında Kosova’ya gösterdiği alicenaplık (!) ve hibe ettiği 44 askeri araç vardı....

Aslında bu yazının odağında, yakın bir vakte kadar Almanya’nın Kosova’daki birliklerini çekişi sonrasında Kosova’ya gösterdiği alicenaplık (!) ve hibe ettiği 44 askeri araç vardı. “Bayram değil seyran değil nedir bu cömertliğin kaynağı?“ diye düşünürken Makedonya’da referandum süreci tamamlandı ve ABD’nin Rusya odaklı kaygıları haklı çıktı. Bu durumda iki gelişmenin birbiri ile bağını göz önüne bulundurup bu minval üzerine bir analizin yapılması da kaçınılmaz oldu.

Konunun ilgilileri hatırlayacaktır muhakkak ama yine de hatırlatmakta fayda var; 1998 yılında Miloseviç’in Sırp birlikleri ile Kosova polisi arasındaki çatışmaların büyümesi sonucu NATO’nun Kosova’ya gerçekleşen ve 78 gün süren müdahalesiyle Kosova, UNMİK’in (Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Yönetimi) idaresine geçmişti. Ve böylece Sırbistan Kosova’dan çekilmek zorunda kalmış, lakin Kosova’ya yerleşen NATO birlikleri bugüne dek buradan ayrılmayarak görevlerine devam etmişlerdi. Ta ki 2017 yılı mayısına dek. Zira bahsi geçen tarihte Almanya; Kosova ve Sırbistan arasındaki barış ve istikrarın büyük oranda sağlandığı fikrine bağlı olarak burada bulunan birliklerini küçültme kararı alır. Ve 1350 Alman askerinin sayısını da 800’e çekme planını uygulamaya koyar.

Tarihler Eylül 2018’i yani geçtiğimiz günleri gösterirken, Alman KFOR’u Prizren’deki birlikleri boşaltarak sadece 70 askerle 2019 yılında Priştine’de konuşlanma kararı alınca burada kullanılan 44 askeri araç Kosova Güvenlik Gücü’ne hibe edildi. Ancak zannedildiğinin aksine Almanya’nın Kosova’ya ilgisi bu gelişme ile sınırlı değil. Çünkü bu yılın, şubat ayında, Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel bir Kosova ziyareti gerçekleştirmişti. Bu ziyaret sırasında Kosova-Karadağ sınırı sorunu başta olmak üzere birçok konuda Almanya’nın Kosova’ya büyük destek verdiğini ve özellikle Sırbistan’a karşı Kosova’nın neredeyse bir ortak olarak görüldüğünü öğrendik. Bunun yanında Almanya’nın Kosova’yı tanımayan beş AB ülkesini ikna için de çaba sarf edeceği ifade edilmişti. Ancak bu toplantı sonunda bölge ülkelerinin AB'ye doğru ilerlemesini memnuniyetle karşıladıklarını kaydeden Başbakan Ramush Haradinaj, "AB'nin Batı Balkanlar stratejisi Kosova için de Avrupa perspektifi öngörüyor. Biz Kosova ile Sırbistan arasında nihai bir çözümün gerekli olduğuna karar verdik ve ne zaman olacağından bahsetmeden böyle bir çözümü memnuniyetle karşılıyoruz. Kosova olarak Avrupa perspektifinde kararlıyız" diye konuşunca bu “Avrupa perspektifi“ söylemi kulağa Avrupalılaşma gibi bir iz bıraktı. Elbette bu durum NATO açısından ve dolayısıyla da ABD ve Rusya için çok da kabul edilebilir bir durum değil. Ayrıca bunun ABD-Rusya ve AB arasında kalmış bir Kosova manasına geleceğini düşünmek de fazla spekülatif ve paranoyakça bir düşünce olmayacaktır. Tabii böyle bir düşünceye kapılanlar için kısa bir tarih yolculuğu da faydalı olacaktır. Haziran 1999’da Amerikan güçleri, eski Yugoslavya’ya girer girmez ilk iş olarak Bondsteel Üssü’ün bugün kurulu olduğu geniş araziye resmen el koymuşlardı. Bondsteel Üssü 460 bin metrekarelik bir alan. Dahası Amerikan güçleri üssün etrafındaki 320 kilometrelik yolların ve irili ufaklı 17 köprünün de kontrolünü alırken kimse de itiraz etmemişti. Peki, neredeyse bir şehir büyüklüğündeki, bu üsse neden ihtiyaç olmuştu? Kosova’da insan haklarını korumak ve barış için mi? NATO’nun Yugoslavya’yı 1999’da bombalamaya başlamadan çok önce Washington Post’ta, çeşitli yorumlarda “Ortadoğu’nun giderek kırılgan bir hal almasından sonra, Hazar petrollerini korumamızı sağlayabilecek Balkan üslerine ihtiyacımız olacaktır.“ şeklindeki cümleleri hatırlama vaktidir belki de… Ya da Almanya’nın ABD’nin Balkanlarda boşalttığı alanları doldurmak için çalışmalar yaptığı iddialarını, kim bilir…

Bu arada Rusya’nın yumuşak gücü olarak da kabul edilen Makedonya’da, Yunanistan ile gerçekleşen isim krizini çözen (!) anlaşmanın AB’ye girişle birleştirilen danışma referandumu sonunda gerçekleşti. Sonuç; Hüsran! Ya da başka bir deyişle Rusya’nın dediği oldu belki de. AB 1-0 yenik kapattı ilk yarıyı. Bu aslında şu demek; aynı Kosova’da olduğu gibi ABD-NATO-AB ve Rusya arasındaki bir başka müsabaka alanında da henüz bir kazanan yok ama bir kaybeden var: her iki ülkenin halkı, bilhassa da Türk ve Müslüman nüfus. Zira onların durumu tüm bu karmaşanın dışında zaten zordu. Şimdi çok daha muğlak ve sisli bir gelecek tasavvurunun eşiğinde bekliyorlar. Referanduma katılım resmi olmayan rakamlara göre %36 civarı. Bu oranın neredeyse tamamı evet oyu attı ise de iki suale çoğunluğun sağlanamaması referandumu geçersiz kıldı. Şimdi Makedonya için yeni bir sınav vakti. Zira Başbakan Zaev güvenoyu da alamazsa -ki bu 120 milletvekilinin 81’i demek- Makedonya’da bir erken seçim kaçınılmaz. Yani yeni bir istikrarsızlık süreci. Bu arada yaklaşık 2.000.000 seçmenin oy kullanması beklenilen referandumu 11 bin 907 yerli ve 493 yabancı olmak üzere 12.000’i aşkın gözlemci izledi. Bu ilginin sebebini de araştırmak gerekli sanırım. Unutmadan ABD, geçersiz sayılan bu düşük katılımlı referandumu geniş katılımlı bir NATO desteği olarak okurken durumdan duydukları memnuniyeti de yazılı bir açıklama ile belirtti.

Almanya, Kosova’da barışı (!) sağlarken, Makedonya’da AB ve Rusya istikrar (!) için at başı yarışıyor. Ve tüm bunlar oluyorken Haşim Thaçi’nin 29 Eylül’de Sırp nüfusun yoğun olduğu Gazivode ziyareti sırasında yaşananlar sebebiyle Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in Sırbistan Genelkurmay Başkanı Milan Mojsilovic'e, güvenlik önlemlerinin en üst düzeye çıkarılması ve tüm emniyet güçlerinin hazır olması talimatını verdiğini kim biliyor?

Bekleyelim ve umalım ki Balkanlar bugününü aramasın…
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1996 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1996

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Afganistan, dünyadaki hemen her sorunun önüne geçti. Gazze’ye artık sadece göz ucu ile bakıyoruz. Yemen’i unuttuk gibi. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Libya ve deniz yetki alanları ile ilgili belirsizlikler sanki bir kenara itildi. ;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Doğu; nüfuz ve müdahale etmeye çalışan Batı’ya karşı müdafaanın sınırları, özellikle sömürgecilik dönemi süresince ve Sanayi Devrimi sonrasında gerçekleştirilen etkiye karşı geliştirilen tepki olarak nitelenebildiği gibi, Batı’nın sınırlarını çizdiği (Edward Said’in ifade ettiği) “bağımlı ırkların” ...;

Boutros-Ghali’nin BM Genel Sekreteri iken yaptığı bir konuşmada ifade ettiği gibi günümüzde her ne kadar devletler küresel sistemin en temel aktörü olmaya devam etse de, sınırları üzerindeki hâkimiyetlerini ve kontrollerini sarsacak gelişmeler yaşanmakta, bu da diğer aktörlerle işbirliğini zorunlu k...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

1 - İKT Üyesi Ülkeler Düşünce Kuruluşları Forumu 28 - 30 Ocak 2010 tarihleri arasında İstanbul’da yapıcı ve samimi bir ortam içinde cereyan etmiştir.