BM Genel Kurulu'nda 49 üye ülke ile temsil edilen ve 850 milyonun üzerinde bir nüfusa sahip olan Sahra altı Afrika, günümüzde uluslararası kamuoyunda daha fazla dikkatle takip edilmektedir. Bölgenin stratejik açıdan taşıdığı önem, gelişmiş ve hızlı gelişmekte olan ülkelerin tamamına yakınının, bölgeye yönelik kapsamlı politikalar geliştirmesini beraberinde getirmektedir. Uluslararası ilişkilerde söz sahibi ülkelerin ve AB’nin başını çektiği önde gelen devletler arası oluşumların, Afrika ile periyodik olarak gerçekleştirilmekte oldukları Zirveler ve artan üst düzey ziyaret trafiği, her geçen gün bu kıtayı küresel rekabetin merkezine doğru taşımaktadır. Bilhassa enerji rezervlerinin tükenmekte olduğu dünyamızda, yeni keşiflerle birlikte rezervlerini arttıran Sahra altı Afrika, bu yönüyle dikkatleri üzerinde toplamaktadır.
Bir yanda dünyanın en az gelişmiş 48 ülkeden 33’üne ev sahipliği yapan Sahra altı Afrika, diğer yanda en hızlı gelişmekte olan ülkeleri bünyesinde barındırmaktadır. 2001-2010 döneminde dünyanın en hızlı büyüyen on ülkesinden altısı bu coğrafyada bulunurken, 2011-2015 dönemine ilişkin öngörülerde yedi ülkeye yer verilmektedir. Bu olumlu tablo karşısında “yoksulluk kıtanın değişmez kaderidir“ şeklindeki katı anlayış, yerini umuda bırakmaktadır. The Economist dergisinin, 2000 yılının Mayıs ayındaki bir sayısında sömürge geçmişine, sosyo – ekonomik sorunlarına ve süregelen çatışmalara vurgu yaparak “Umutsuz Kıta“ başlığı ile kapağına taşıdığı Afrika için 2011 yılının Aralık ayındaki sayısında “Umutlu Kıta: Afrika Yükselişte“ başlığını kullanması, şüphesiz değişimin ve gelişimin bir sonucudur.
Afrika Kalkınma Bankası, kıtadaki ülkelerin gelecek elli yıl süresince büyük sıçramalar göstereceklerini, orta sınıfın güçleneceğini ve bunun sosyal yaşam üzerinde olumlu etki yapacağını bildirmektedir. Olumlu gelişmelere ve öngörülere istinaden Afrika’nın, 21. yüzyılın ikinci yarısında bugünkünden çok daha iyi bir konuma erişmesi kuvvetle muhtemeldir.
Üç ana bölümden oluşan çalışmada Sahra altı Afrika’daki bölgesel bütünleşme ve ekonomik dönüşüm süreci, yatırımlarda üst sıralarda bulunan ülkeler ve sektörler, Nijerya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Somali, Sudan ve Güney Sudan gibi konumları ve yapıları itibariyle kıtadaki model ülkelerde yaşanmakta olan güvenlik sorunları ve Sahra altı Afrika ile Türkiye arasındaki çok boyutlu ilişkiler incelenmektedir.
Geniş bir kaynak ağından istifade edilerek hazırlanan çalışma, Türkiye’deki Afrika araştırmalarına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
