Ahi Evranı Veli ve Türk Dünyasına Etkileri

Makale

İnsanlık tarihine baktığımız zaman, kültür ve medeniyetlerin oluşmasında dinlerin çok büyük etkisi vardır. Denilebilir ki, kâinatın mutlak yaratıcısı olan Allah (c.c.) ...

Giriş
İnsanlık tarihine baktığımız zaman, kültür ve medeniyetlerin oluşmasında dinlerin çok büyük etkisi vardır. Denilebilir ki, kâinatın mutlak yaratıcısı olan Allah (c.c.) gönderdiği peygamberler vasıtasıyla insanoğlunun hayatını tanzim etmiş, insanı başıboş bırakmamıştır. Bu açıdan her peygamber aynı zamanda bir uygarlık öğreticisi ve rehberi olmuştur.

Aynı dine mensup farklı toplumlar da ana kaynak olarak kutsal kitapları ve onun öğreticileri olan peygamberleri kabul etmelerine rağmen bunları kendi yaratılış özelliklerine ve kültürlerine göre değerlendirmişlerdir. Milletler kendilerine özgü kültür ve medeniyetler oluşturarak varlıklarını devam ettirmişlerdir. Dinler, kültür ve medeniyetlerin “üst sistemlerini“ oluşturmuştur. Türk milleti de İslâm İnancı içerisinde gelişip büyüyen birçok müessese gibi “Fütüvvet Teşkilatı“nı da alıp kendi kültür özelliklerine göre şekillendirmiştir. Ahilik Sistemi bu çerçeve içerinde daha çok Anadolu’da yeni bir medeniyet hareketine dönüşmüştür denilebilir. Ahilik, medeniyetimizin en önemli ve parlak
kuruluşlarından birisi olmuştur.

Biz bu makalemizde ahiliğin bir medeniyet hareketi olarak ortaya çıkmasını, etkilerini ve yeniden bir medeniyet hareketi olarak tekliflerimizi belirttikten sonra genel bir değerlendirmesini yapacağız.

A) ANADOLU’DA YERLEŞİK HAYATTA BİR MEDENİYET TARZI veya AHİLİĞİN OLUŞUMU

1. Ahilik nedir?
Ahilik, kelime anlamı olarak Arapça “kardeşim“ veya Türkçe “akı“(Divan’ül Lügat’it Türk’te) “cömert, yiğit, civanmert, eli açık“ anlamında kullanılmaktadır. Terim olarak XVIII. Yüzyıldan sonra bir esnaf - sanatkâr birliği haline dönüşmüş olsa bile, XIII. yüzyıldan itibaren, Anadolu’nun vatanlaşmasında ve Osmanlı Devleti’nin kurulmasında büyük rol oynayan dini, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi boyutları olan bir sistem olarak tarif edilebilir. Bir başka tanımla ahilik, imanın amele dönüştüğü, Anadolu’nun vatanlaşmasını, Osmanlı’nın cihan devleti olmasını sağlayan dünyevî ve uhrevî sistem olarak tarif edilebilir.

2. Anadolu’da Ahiliğin Oluşumuna Etki Eden Faktörler

a. Siyasi Durum (Anadolu’nun Vatanlaşma Süreci)

Anadolu’yu vatan yapmak isteyen Türkler, 23 Mayıs 1040 Dandanakan Savaşı ile Anadolu kapıları açılmış, 1048 Pasinler Savaşı ile Doğu Anadolu’da hâkimiyet sağlanmış; 1071 Malazgirt Savaşı ile Anadolu bir baştan bir başa bütünüyle kontrol altına alınmış; bundan 3-4 yıl sonra Türkiye’nin batısında İznik başkent olmak üzere Türkiye Selçuklu Devleti, Kutalmışoğlu Süleyman Şah öncülüğünde kurulmuştu. Bu arada çoğunluğu Doğu Anadolu’da olmak üzere Anadolu’da 10 kadar irili-ufaklı Türk Devleti bağımsız olarak faaliyetlerine başlamıştı.

Türkistan’dan kalkıp, peşlerinde sürüleri, çadırları ve çocuklarıyla Anadolu’ya gelen Türk seli, Anadolu’ya dağıldı. Göçebe Türkler köylere, kasabalara ve şehirlere yerleştiler. Ticaret ve sanat, bir süre Türk ve Müslüman olmayan halkın elinde kaldı.

Anadolu topraklarına geçen Türk toplulukların pek çoğu atlı göçebeleridir.

Bu ilk göçte anayurdun büyük ve medeni şehirlerinin esnaf ve sanatkârları Türkistan’da kalmışlardı. (C. Anadol, s. 48)

Ancak, hükümdarları Cengiz Han (Timuçin 1155-1227) idaresindeki Moğol ordusu, önce Uygur Türkleri’ni hâkimiyeti altına alıp Çin’e girdi (1211), sonra Harezm bölgesini ele geçirdi. Buhara, Semerkant, Taşkent, Belh ve Merv gibi büyük ve medenî Türk şehirleri yerle bir oldu. (Togan, s. 247)

Yalnız Merv’den bir defada, batıya göç eden Türk ailelerin sayısı, 70.000 kadardı. II. büyük göçde, çoğu esnaf ve sanatkâr olan Türk toplulukları ölüm korkusu ile Venedikli Seyyah Marko Polo’nun “Türkmeneli“ dediği, Anadolu Selçuklu ülkesine sığındılar. (W. Barthold, 7. Ders) Türkler Anadolu’ya girdiklerinde Anadolu’da Bizans Devleti vardı. Ancak Bizans, medeniyet kurma heyecanını kaybetmiş, sadece siyasi olarak varlığını devam ettirebiliyordu. Türkler, Anadolu’yu vatan yapmak istiyordu. Yeni yurt edindikleri topraklarda sürekli olarak kalabilmeleri ancak daha güçlü bir medeniyet kurmaları ile mümkündü.

Bizans ile yapılan Miryakefolan Savaşı’ndan (1176) sonra Türkler’in önünde siyasî ve askerî engel kalmamıştı. Anadolu’ya gelen haçlı orduları Anadolu’yu büyük ölçüde tahrip etmişlerdi. Bu topraklar üzerinde yeni bir medeniyet inşâ etmeleri gerekiyordu. Bu dönemlerde Anadolu’ya gelen ve Ahmet
Yesevî’nin kutlu ocağından ilham alan kurmaylar kadrosu o medeniyetin temellerini inşa etmeye başlamışlardı. b. Sosyo- Ekonomik Sebepler (Yerleşik Hayata Geçiş) Türkler, büyük siyasî ve askeri mücadele ile aldıkları Anadolu’yu vatan yapmak istiyordu. Bunun için köylere, kasabalara, şehirlere yerleştiler. Bu topraklara yerleşenler hem yerli Bizans halkına hem de kendilerini buraya kadar sürükleyen Moğollara karşı teşkilatlanmak zorunda idiler. Yerleşik hayatın kuralları ile göçebe hayat birbirinden tamamen farklı idi. Türkmenler aşsız ve işsiz idiler.

Asya’dan Anadolu’ya gelen çok sayıda esnaf ve sanatkâra kolayca iş bulmak, yerli Bizans sanatkârı ile rekabet edebilmek, tutunabilmek için yaptıkları malların kalitesini korumak, üretimi ihtiyaca göre ayarlamak, sanatkârlarda sanat ahlâkını yerleştirmek; Türk halkını ekonomik yönden bağımsız hâle getirmek; ihtiyaç sahibi olanlara her alanda yardım etmek; ülkeye yapılacak yabancı saldırılarda devletin silahlı kuvvetleri yanında savaşma, sanatta, dilde, edebiyatta, müzikte, gelenek ve göreneklerde milli heyecanı filizlendirip ayakta tutmak gerekiyordu. (C. Anadol, s. 49)

Prof. Dr. Sabri ÜLGENER hocanın da belirttiği gibi, Ahilik, XII. ve XIII. yüzyılda harpler, isyanlar ve istila dalgaları arasında san’at erbabı için dinlendirici huzur ve emniyet verici bir “ocak başı“ görevini yerine getirmiştir. Bu sebeple Ahi zaviyeleri birer iktisadî kuruluş olmanın ötesinde fertler arasında sıcak ve samimi bir topluluk ruhunun kristalleştiği müesseseler olmuştur. (S. Ülgener, s. 66)

Topluluk şuuru ve birbirlerini kollama ihtiyacı Ahilere uzun zaman mücadeleci bir ruh ve karakter aşılamaktan geri kalmamıştır.

Ayrıca yerleşik hayata geçen Türkler’in aşiret yapıları bozulmuştu. Bunun yerine yerleşik hayata uygun yeni normlar, ölçüler oluşturarak sosyal yapıyı kuvvetlendirmek elzemdi. Yeni geldikleri coğrafyanın ve şehir hayatının gerekleri olarak da farklı bir medeniyet inşası kaçınılmazdı. Anadolu’da İslâm’ın yerleşik hayat kurallarıyla tanışan göçebe Türkler sosyo-ekonomik alanda da yeni müesseseler kurmak zorundaydı.

Bilindiği gibi İslamiyet, kişisel hayatla birlikte toplum hayatını da yeniden düzenleyecek kurallar ve kanunlar koymakta ve bu yolda gerekli olan çeşitli kurumlar geliştirmektedir. Kısacası Ahilik biraz da bu yeni hayatın zorlamasıyla inşa edilecekti.

c. Dinî Etkenler / Fütüvvetnâmeler
Türklerle Müslüman Arapların 751 yılında Talas’ta Çinlileri yenmesi üzerine Müslüman Araplarla Türkler arasında bir dostluk köprüsü oluşmuştur. Bunun üzerine Müslüman tüccarlar ve gönüllü din adamları İslâm’ı Türkistan’da tanıtmaya ve yaymaya başlamışlardır. İslâm dininin ve Kur’an’ın büyüleyici etkileri, Türkler’in Abbasiler dönemindeki askerî ve siyasî rolleri, eski Türk dininin İslâmla benzeşen bazı özellikleri, İslâmin cihat ruhunun Türk savaş karakteriyle örtüşmesi ve et yiyen Türklere İslâmın engel olmamasının Türkler’in İslâmı benimsemelerinde etkili olduğu düşünülebilir. Bu bağlamda 922 yılında İtil Bulgarları, 944-945 yılında Karahanlılar, 960 yılı Kurban bayramında Oğuzlar toplu olarak İslâm’ı kabul etmişler ve hayat tarzı olarak benimsemişlerdir.

Yeni fethettikleri Anadolu’yu vatan yapmak isteyen Müslüman Türkler burada yeni bir medeniyet kurmak istiyorlardı. Ahmet Yesevi’ye bağlı kurmaylar kadrosu kaynağını Kur’an’dan, sünnetten alan bir medeniyetle ancak Yerli Hıristiyan, Bizans Uygarlığına üstünlük sağlayabilirlerdi. Bu düşünceden hareketle Anadolu’da Türk-İslâm medeniyetinin temelleri atıldı. Öncülüğünü Ahi Evran-ı Velî’nin yaptığı Ahilik, bu medeniyetin en önemli müesseselerinden birisidir. Onun da esasını fütüvvetnâmeler oluşturmuştur. Bunun için fütüvvetnâmelerin temellerini, gâyesini, tarihî gelişimini ve ortak özelliklerini değerlendirmemiz gerekmektedir.
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2765 ) Etkinlik ( 223 )
Alanlar
TASAM Afrika 77 647
TASAM Asya 98 1107
TASAM Avrupa 23 649
TASAM Latin Amerika ve Karayip... 16 67
TASAM Kuzey Amerika 9 295
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1406 ) Etkinlik ( 54 )
Alanlar
TASAM Balkanlar 24 297
TASAM Orta Doğu 23 623
TASAM Karadeniz Kafkas 3 297
TASAM Akdeniz 4 189
Kimlikler ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1304 ) Etkinlik ( 78 )
Alanlar
TASAM İslam Dünyası 58 786
TASAM Türk Dünyası 20 518
TASAM Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2054 ) Etkinlik ( 83 )
Alanlar
TASAM Türkiye 83 2054

İnsanların vatandaşı oldukları, ikamet ettikleri veya yerleşik bulundukları topluluklardan ayrılarak farklı coğrafyalarda devam eden savaşlara gönüllü olarak katılmaları, devrimler çağından başlayarak modern devletler sisteminin oluşum sürecini takip eden bir olgudur. Bu süreci tanımlamak amacıyla a...;

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu senedi olan Lozan Antlaşmasının imzalanmasından sonra Montrö Boğazlar Sözleşmesine kadar olan süreçte Türk Deniz Kuvvetlerinin yeniden yapılanması bizzat Atatürk tarafından ön plana çıkarılmıştır. Öncelikle çekirdek bir donanma sonrasında kendi gemilerimizi yapmak ve b...;

Ertuğrul’un 1889 Japonya ziyareti, sıradan bir nezaket ve diplomatik ziyaret değildir. Bu ziyaret, kıta Avrupası, Orta Asya, Uzakdoğu, Pasifik ve Ortadoğu’daki güç mücadelesinin zorunlu kıldığı bir ziyarettir. Ertuğrul gemisi, geri dönemese de bu seyahat, günümüze kadar devam eden, son derece kalıcı...;

İsrail ve Hamas arasında yeniden başlayan çatışmalar, yeniden yüz yüze gelinen Husi füze tehdidi, Hint Pasifik ve Kuzey Kutbu'nda yükselen tansiyon, Sahra Altı Afrika'daki çalkantılar ve Rusya'nın üçüncü yılına doğru ilerleyen Ukrayna savaşı geçtiğimiz yıl oldukça değişken bir güvenlik ortamı yaratt...;

Aliya İzzetbegoviç "ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın, çünkü unutulan soykırım tekrarlanır" derken geleceğe çok önemli bir öğütte bulunuyordu. Srebrenitsa’da yaşananlar bir hamaset tohumu değil gelecek nesiller için bu yüzden önemli bir dersti.;

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM ile Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından İstanbul Kent Üniversitesi’nde gerçekleştirilen İstanbul Güvenlik Konferansı 2023’ün seçilmiş tebliğleri 2 cilt olarak “Güvenlik Ekosisteminde Stratejik Dönüşüm” adıyla e-kitap olarak Türkiye Cumhuriyet...;

Dünyadaki ticari taşımacılık faaliyetlerinin %85’ten fazlası deniz yolu ile gerçekleştirilmektedir. Rusya ve Ukrayna temel birçok emtianın ithalat ve ihracatının yapıldığı etkin ve önemli ticaret limanlarına sahiptir. Rusya ile Ukrayna arasında 2014 yılından beri süregelen siyasi ve askeri gerilimle...;

Küreselciler ve ulusalcılar arasındaki çatışma, ulusların ve uluslararası kurumların küresel yönetişimi şekillendirmedeki rolüne ilişkin farklı görüşler etrafında dönüyor. Bu terimler sıklıkla geniş anlamda kullanılır ve bireyler bu kategoriler içerisinde farklı konumlara sahip olabilirler. Küreselc...;

Doğu Akdeniz Programı 2023-2025

  • 17 Tem 2023 - 19 Tem 2023
  • Sheraton Istanbul City Center -
  • İstanbul - Türkiye

2. İstanbul Siber-Güvenlik Forumu

  • 23 Kas 2023 - 24 Kas 2023
  • İstanbul Kent Üniversitesi Kağıthane Kampüsü -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 03 Kas 2022
  • Ramada Hotel & Suites by Wyndham İstanbul Merter -
  • İstanbul - Türkiye

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

Dünya Türk Forumu Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2023 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 2023
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “ABD Hegemonyasına Meydan Okuyan Çin’in Zorlu Virajı; Güney Çin Denizi” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Küresel Rekabet Penceresinden Pasifik Adaları” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “TEKNOLOJİK ÜRETİMDE BAĞIMSIZLIK SORUNU; NTE'LER VE ÇİPLER ÜZERİNDE KÜRESEL REKABET” isimli stratejik raporu yayımladı

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Sri Lanka’nın Çöküşüne Küresel Siyaset Çerçevesinden Bir Bakış” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in hazırladığı “Çin-Japon Anlaşmazlığında Doğu Çin Denizi Derinlerdeki Travmalar” isimli stratejik raporu yayımladı.

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.