10 Yılda Yapacaklarımız Yüzyılın Kalanındaki Yerimizi Belirleyecek

Konuşma

Türkiye Cumhuriyeti Moskova Büyükelçiliği 1. Müsteşarı Sayın Gökhan TURAN ile Azerbaycan, Kazakistan, Ermenistan ve diğer ülkelerden gelen diplomatik temsilcilikleri saygıyla selamlıyorum....

Türkiye Cumhuriyeti Moskova Büyükelçiliği 1. Müsteşarı Sayın Gökhan TURAN ile Azerbaycan, Kazakistan, Ermenistan ve diğer ülkelerden gelen diplomatik temsilcilikleri saygıyla selamlıyorum. Heyet olarak, gördüğümüz yüksek misafirperverlik için de Moskova Lomonosov Devlet Üniversitesi’ne teşekkür etmeyi bir görev biliyorum.

21. yüzyıl çok kutuplu bir dünyanın belirginleştiği bir yüzyıl olarak başladı ve süratle devam ediyor. Bu yeni düzenin çok farklı oyuncuları var. Devletlerin rolü oldukça kısıtlandı ve doğası hızla değişiyor. Söz konusu değişime ayak uyduramayan devletlerin savunma kurumları gittikçe işlevsiz hâle gelmekte ve bunu birçok ülkenin savrulmasından da görüyoruz.

Çok kutupluluğun üç yeni temel parametre getirdiğini fark ediyoruz. Parametreler üzerinde Türk-Rus ilişkilerini ikili ve çok taraflı olarak birlikte inceleyebiliriz.

Bu yeni parametrelerin ilki; entegrasyon boyutu… Dünyada çok farklı entegrasyon çalışmaları var ve tamamına yakını Avrupa Birliği tecrübesini model alıyor. Latin Amerika’dan, Asya’dan, Afrika’dan çok çeşitli örnekler verilebilir. Bunları zaten siz de biliyorsunuz. Fakat çok yeni bir gelişme var: Altını çizmekte fayda görüyorum, Avrupa Birliği ve Amerika arasında başlatılan Trans-Atlantik Ticaret Yatırım Ortaklığı süreci… Bu NAFTA’dan dolayı Kanada ve Meksika’yı da kapsıyor. Ardından da Trans-Pasifik’teki dört ülkeyi ( Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda ve Avustralya’yı ) kapsıyor. Bunlar birinci derece Batılı müttefik ülkeler. Yeni bir ekonomik blok oluşuyor…

Dünyanın geri kalanında ise Rusya ve Çin’in başını çektiği yeni güç adayları bu bloklaşmanın karşısında yer alıyor. Latin Amerika’dan Brezilya’yı da yeni bir bölgesel güç adayı olarak unutmamak gerekiyor. Daha doğrusu yeni bir “ekonomik NATO“nun bir güç olarak doğduğunu ve önümüzdeki birkaç yıl içerisinde tam görülebilir hale geleceğini de söylemekte sakınca olmadığını düşünüyorum. Çünkü Batılı ekonomilerin kaybettiği ivmeyi yakalaması için bu süreç adeta bir zorunluluk olarak duruyor. Dünyanın tekrar - 20. yüzyılın başındaki gibi - rekabet eden ülkeler ve rekabet edilen ülkeler olarak ikiye ayrıldığını söyleyebiliriz.

Bu rekabetin başlangıcını Arap Baharı ile birlikte gördük. Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Güney Asya’yı içine alan bir süreç var. Latin Amerika ve Afrika’da Sahranın güneyindeki ülkelerin ve Orta Asya devletlerinin, ikinci rekabet alanı olacağı gözüküyor. Rekabet edilen ülkelerin istikrarsızlık riskinin çok yüksek olduğunu söylemekte bir sakınca görmüyorum. Libya’nın, Tunus’un, Mısır’ın ve Suriye’nin yaşadığı deneyim de bunu teyit ediyor.

Türkiye ve Rusya’nın bu entegrasyon sürecinde aynı kamplarda olduğunu söylememiz zor. Fakat çok kutupluluğun getirdiği avantajla ilişkilerin çok boyutlu olarak derinleştirilmesinin iki ülkenin de denge politikaları açısından çok yerinde ve zorunlu olduğunu düşünüyorum.

21. yüzyılın bir diğer parametresi ise mikro-milliyetçilik. Bu, rekabet edilen ülkeleri büyük ölçüde tehdit ediyor. Dolayısıyla rekabet edilen ülkelerin çok sayıda parçaya bölünme riski de oldukça yüksek. Bunu yaşanan gelişmelerden de görüyoruz.

Rekabet eden ülkeler için bu risk söz konusu değil mi? Evet, bu ülkeler için de risk söz konusu. Özellikle Asya’daki yeni güçler için ve Batı’daki refah düzeyini sürekli azaltan/düşüren gelişmiş ülkeler için de mikro- milliyetçilik riski oldukça yüksek. Bazı güçlü öngörülere göre; önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde dünyada, Birleşmiş Milletlerdeki üye sayısının iki katından dört katına kadar varan oranda yeni ülke ortaya çıkabilir.

Üçüncü temel parametre de öngörülemezlik üzerine kurulu. Çünkü son yüz yılda iki bilinmeyenli ve çok bilinmeyenli denklemler üzerinden politika üretmeye alışmış devletlerin ve uluslararası kuruluşların bu süreci yönetmekte büyük bir bunalım yaşadıklarını görüyoruz. Çünkü çok farklı oyuncuların vereceği tepkiler sürecin yönetimini adeta imkânsız hale getiriyor. Bu belirsizliğin ve kargaşanın yaşandığı en önemli örneklerden biri Suriye.

Suriye konusunda Rusya ve Türkiye olarak farklı alanlardayız. Farklı önceliklerimiz var. Fakat Suriye’nin bir an önce istikrara kavuşması noktasında ortak bir karar söz konusu. Yine de Suriye deneyimi Türkiye - Rusya ilişkileri açısından çok önemli tarihsel tecrübeyi ortaya çıkarmıştır diye düşünüyorum: çünkü bu süreç, güçlü rekabet ve güçlü işbirliğinin aynı anda yönetilmesini sağladı.

Duygusal yaklaşarak güçlü işbirliği alanlarına karşılıklı olarak zarar vermemeliyiz. Hem Karadeniz - Kafkaslar’da, hem Orta Doğu’da, hem Orta Asya devletlerinde ve diğer bölgesel konularda dünyadaki yeni trendler ışığında Türkiye ve Rusya’nın önünde inşa edilecek çok büyük kapasite olduğuna inanıyorum.

Türkiye ve Rusya arasındaki ekonomik tamamlayıcılık ilişkisinin de bu bölgelere yansıtılabileceği ve çok taraflı hale getirilebileceği düşüncesindeyim.

Son cümle olarak; önümüzdeki 10 yılda yapacaklarımızın yüzyılın kalanında nerede olacağımızı belirleyeceğini düşünüyorum.

( 4. Türkiye - Rusya Yuvarlak Masa Toplantısı | 24 Ekim 2013, Moskova )

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2621 ) Etkinlik ( 205 )
Alanlar
Afrika 72 620
Asya 92 1020
Avrupa 20 631
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1344 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1991 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1991

Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yeniden yükselen aktivitesi, Bağlantısızlar Hareketi, Arap Birliği, İİT ve OPEC gibi örgütlerin üyelerinden olması ve son dönemde Türkiye ile geliştirdiği işbirlikleri ile küresel platformda ve bilhassa Akdeniz’de önemi gittikçe artan bir akt...;

Doğu toplumlarının etnik aidiyetleri ve bu aidiyetlerin dışlama, önyargı ve çatışma üzerindeki etkisi konusunda Batılı antropologlar tarafından birçok araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalarda bölgede etnik aidiyetlerin ötekileştirmeye, önyargıya ve çatışmaya dönüşmediğine dair birçok bulgu ortaya çı...;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

Yüzyılımızın neredeyse sonuna gelmişken, çevre -şimdiye dek ihmal edilen ortağımız- hakkını savunmak için sesini yükseltmektedir. Ne şimdi ne de gelecekte, insanoğlu ve çevresi arasındaki ilişki artık göz ardı edilemeyecektir. ;

Malezya ise Güney Asya’daki stratejik konumu, 33 milyona yakın nüfusu, dinamik ve eğitimli insan kaynağı, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, İİT, ASEAN, Bağlantısızlar Hareketi, APEC, D8 gibi uluslararası örgütler içerisindeki saygın konumu ile tüm dün...;

Türkiye - Kazakistan ikili ticaretinde, 2019 yılında ticaret hacmi 3,994 milyar dolar, ticaret açığı ise Kazakistan lehine 2,104 milyar dolar civarı olmuştur. Türkiye’nin Kazakistan’a ihraç ettiği başlıca ürünler; prefabrik yapılar, mücevherci eşyası ve aksamı, tohum, hububat ve kurubaklagildir. Kaz...;

24 Kasım 2015’te Türk F-16’larının Türkiye’nin hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Suriye sınırına yakın bir bölgede bir Rus SU-24 savaş uçağını düşürmesi ile hızla krize sürüklenen Türkiye-Rusya ilişkileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 9 Ağustos 2016’da St. Petersburg’da Rusya devlet başkanı Putin’...;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.