Türkiye - Rusya: Güçlü İşbirliği Güçlü Rekabet

Röportaj

Türk Asya stratejik araştırmalar Merkezi TASAM ve Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi Asya - Afrika Ülkeleri Enstitüsü tarafından 23 - 24 Ekim 2013 tarihlerinde Rusya’nın başkenti Moskova’da 4. Türkiye - Rusya Yuvarlak Masa Toplantısı düzenlendi. ...

Türk Asya stratejik araştırmalar Merkezi TASAM ve Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesine bağlı Asya - Afrika Ülkeleri Enstitüsü tarafından 23 - 24 Ekim 2013 tarihlerinde Rusya’nın başkenti Moskova’da 4. Türkiye - Rusya Yuvarlak Masa Toplantısı düzenlendi.
Bilim adamları ve uzmanlar tarafından politik, ticari-ekonomik, insani-kültürel alanlardaki sorunlar ele alındı. Bu sorunların, Türkiye - Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi yeni toplantısının gündeminde de yer alması bekleniyor.
TASAM Başkanı Süleyman Şensoy Rusya’nın Sesi radyosuna verdiği demeçte bilim adamları arasında yapılan tartışmaların “büyük politika“ya yaptığı etkiye değindi.
Amur Gadjiev : Bu yuvarlak masa toplantısının büyük bir önemi var. Diğerlerinden farklı olan tarafı, Kasım ayında yapılacak Türkiye - Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısından birkaç hafta önce yapılmasıdır. Böyle bir durum karşısında bir bilim adamı olarak belli bir sorumluluk hissediyor musunuz?
Süleyman Şensoy : Hiç şüphesiz. Hem Türk - Rus ilişkileri açısından büyük bir sorumluluk hissediyorum hem de Türkiye’nin ve Rusya’nın bölgesel işbirliği açısından büyük bir sorumluluk hissediyorum. 21 - 22 Kasım tarihlerindeki Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın Moskova ziyareti, 23 Kasım itibariyle başlayacak olan Suriye ile ilgili “Cenevre-2“ Konferansı, yine Kasım ayının hemen başında İran’ın nükleer müzakereleri ile ilgili “P5+1“ toplantıları gibi ikili ve çok taraflı birtakım önemli toplantıların öncesinde 4. Türkiye - Rusya Yuvarlak Masası Toplantısı’nı Moskova’da yapmamız çok önemlidir. İki ülke düşünce insanlarının hem ikili ilişkileri hem çok taraflı bölgesel konuları tartışıyor olmasının dönemsel olarak önemli bir katkı sunacağını düşünüyorum.
Amur Gadjiev : Şimdi Türk - Rus ikili ilişkilerine baktığımız zaman, siyasi alanda özellikle Suriye krizi nedeniyle ülkelerimiz arasında bir görüş ayrılığı söz konusu. Öte yandan, ticari ve ekonomik alanlarda artan bir işbirliği görülüyor. Bu tür toplantılarda ağırlık daha çok hangi konulara veriliyor? Ayrıldığımız noktalara mı yoksa işbirliğinin arttığı noktalara mı?
Süleyman Şensoy : Bugün Türkiye - Rusya ilişkileri bence çok tarihsel bir tecrübe yaşıyor. Bu olumlu bir tecrübedir. Suriye konusunda iki ülke farklı konumlarda bulunuyor. İki ülkenin öncelikleri de farklıdır. Bu anlamda söylemleri farklıdır. Güçlü rekabet ve güçlü işbirliği anlamında bu farklılıkları bir arada yönetebilme tecrübesini yaşıyorlar. Çünkü bu birkaç yıl önce olsaydı iki taraftan da çok daha duygusal tepkiler verilebilirdi. Bugün ise bir yandan rekabet olan alanla ilgili ilişkiler yönetilirken diğer yandan güçlü olunan yönlere zarar verilmedi her iki ülke tarafından. Dolayısıyla güçlü rekabet ve güçlü işbirliğini bir arada yönetebilme kabiliyeti gösterildi. Bunun iki ülke için de büyük tecrübe ve kazanım olduğuna çok büyük bir samimiyetle inanıyorum. Bununla birlikte Suriye’nin istikrarı ve bir an önce bu iç çatışmanın durması noktasında da hemfikir olduklarından hareket edersek umarım en kısa sürede Suriye kriziyle ilgili yaşanan büyük düşünce farklılığının da giderileceğini düşünüyorum.
Amur Gadjiev : Siz hem araştırmacısınız hem de bu tür toplantıları organize eden, bir tür kamu diplomasisi uygulayıcısısınız. Sizin bu tür toplantıların, ülkelerin dış siyasetine yansımaları oluyor mu? Siz buna tanıklık ettiniz mi?
Süleyman Şensoy : Şüphesiz oluyor. Biz de zaten olumlu yönde katkı yapmak, kararları olumlu yönde etkilemeye çalışmak için bunu yapıyoruz. Hem muhatap alınan Türkiye dışındaki ülkeler nezdinde hem de kendi ülkemiz nezdinde kararları etkilemeye çalışıyoruz. Bütün düşünce kuruluşlarının da temel misyonu budur zaten. Bu bir ikincil diplomasi kanalıdır. Resmî bir sorumluluğumuz yok, ama ülkelerimiz adına endişe eden düşünce insanları karşılıklı olarak bir araya geliyor ve bütün uygulamalar tartışılıyor, eleştiriler yapılıyor. Ortaya çıkan tüm sonuçlar da ilgili devlet karar alıcılarına iletiliyor. Dolayısıyla bunun politikaları etkilemesi kaçınılmazdır diye düşünüyorum. Resmî sorumluluğu olan insanların birbiriyle konuşmaları konusunda geleneksel kısıtlamalar var. Fakat bu bizim için söz konusu değil. Dolayısıyla bizim yapmış olduğumuz konuşmaların daha ufuk açıcı, daha rahat ve resmî bağlayıcılığı olmadığı için daha güçlü sonuçlar çıkardığı kanaatindeyim. Bu sonuçlar da şüphesiz resmî politikaların şekillenmesine katkı yapıyor.
Amur Gadjiev : Birkaç senedir sizin etkinliklerinizi takip ediyorum. Bu sene yapılmış etkinliğin katılım oranı oldukça fazladır. Hiç kuşkusuz bu, başarınızın bir göstergesidir. TASAM olarak bu tür ikili toplantıları yapma başarınızı neye bağlıyorsunuz?
Süleyman Şensoy : Biz 9 farklı başlıkta küresel ölçekte dış politika çalışmaları yapıyoruz. Bu 9 farklı başlıkta tanımladığımız bölgelerde önemli ülkelerle ikili - mekanizma olarak yuvarlak masa veya forum adı altında - toplantılar yapıyoruz. Bu, ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Brezilya gibi çok önemli ülkeleri kapsıyor. Burada iyi sonuç alınabilmesinde üç temel etken olduğunu düşünüyorum. Bir tanesi sürdürülebilirlik, yani alınan inisiyatifin sürdürülmesi, bir heyecanla başlanıp belli bir süre sonra yarıda kalmaması. İkincisi, güçlü bir idealizm. Üçüncüsü de güçlü bir profesyonellik. Bu üçü bir araya geldiği zaman; bu toplantıların, sonuçlarının ve içeriğinin de başarılı olduğunu düşünüyorum. Tabii burada işbirliği için seçilen kurum da çok önemli. Biz muhatap aldığımız ülkede o ülkenin en iyi kurumlarıyla çalışmaya gayret ediyoruz. Burada Lomonosov Moskova Devlet Üniversitesi ile çalışıyor olmaktan ve onların profesyonelliğinden de çok memnunuz. Toplantılara göstermiş oldukları akademik ilgiden, seviyeden de çok mutluyuz, açık sözlülüklerinden de. Yani, idealizm, profesyonellik ve sürdürülebilirliğin, bu konuda başarının ölçütleri olduğunu tekrarlayabilirim.
TASAM Başkanı Süleyman Şensoy’un açık diplomasinin ve ikili bilimsel forumların önemine ilişkin fikirlerini dinlediniz.
( Moskova’nın Sesi Radyosu Röportajı | 24 Ekim 2013, Moskova )
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2646 ) Etkinlik ( 217 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1037
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1999 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1999

ABD ise geniş yüzölçümü, 330 milyonu yakın nüfusu, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, doğal kaynakları, demografik yapısı, Birleşmiş Milletlerdeki veto gücü, IMF ve NATO içerisindeki yeri, uluslararası alandaki saygın konumu ile tüm dünyanın dikkatini her ...;

16. asrın ortalarında doğu istikametinde genişleyerek kadim Türk coğrafyasını işgal etmeye başlayan Rus Çarlığı 17. asırda Kuzey ve Doğu Asya’da yayılmaya devam etmiştir. ;

Küreselleşmenin ve gelişmiş iletişim teknolojilerinin dünyanın çehresini değiştirmesiyle uluslararası ilişkilerin devletlerarası ilişkiler ile tanımlı olduğu dönem sona ermiştir. ;

Askeri teknolojiye ağırlık veren Rusya, derin uzay aktiviteleri tam gaz devam ederken Amerika ve Çin’in gerisinde kaldı. Eski uzay gücü Sovyetler Birliği’nin mirasına Rusya sahip çıkamadı. ;

Savunma ve güvenlik alanında değişen parametrelerinin sağlıklı yönetilmesi için ilgili çalışmaların muasır ve üstü boyutlara taşınmasına, kamu bilinci oluşturulmasına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasında güvenlik temalı ağlar kurulmasına stratejik katkı sunan Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü int...;

“Değişen devlet doğası” temelinde ulusal ve uluslararası güvenlik konuları ile küresel yönetişim mekanizma ve kurumlarını her yıl ayrı bir gündemle tartışmak üzere İstanbul merkezli oluşturulan İstanbul Güvenlik Konferansı’nın resmî internet sitesi ve adresi yenilendi.;

Dr. Serkan Cantürk’ün “Konvansiyonel Kalkınmadan Dijital Kalkınmaya Türkiye” isimli kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.