Afrika Açılım Stratejisinin İktisadi Boyutu

Haber

Türkiye’nin Afrika yönelimi devlet ve kamuoyu nezdinde belli bir olgunluğa ulaştı....

Türkiye’nin Afrika yönelimi devlet ve kamuoyu nezdinde belli bir olgunluğa ulaştı. Bu bağlamda, 2005 yılının Afrika yılı olarak ilan edilmesinden bu yana ciddi bir takım gelişmeler oldu. Bunların arasında, Türkiye’nin Afrika kıtasında açtığı elçiliklerinin sayısının otuz üçe çıkması, Türk Hava Yollarının kıtada otuzun üzerinde noktaya uçuş yapması, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Afrikalı öğrencilere Türkiye’de okumaları için çok sayıda üniversite bursu vermesi, Türk iktisadı kalkınma ve işbirliği ajansı TİKA’nın dokuz noktada temsilcilik açması ve Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler arasında en fazla yardım veren ülke konumuna yükselmesi sayılabilir. Türkiye’nin Afrika açılımına hükmeden insani boyutun gerektirdiği diplomatik girişimlerin artışı bu gelişmeler ışığında kayda değer boyutta olduğu aşikâr.

Öte yandan, Türk özel sektörü de Afrika kıtasında bir hayli etkin. Hızla gelişen Türk sanayii ve özellikle elektronik üretimi giderek artan bir şekilde Afrika’nın hammaddesine ve enerji kaynaklarına ihtiyaç duyuyor. Ayrıca Türk firmaları kıtada pek çok sektörde faaliyet gösteriyor. İktisadi düzeyde kıta ve Türkiye birbirlerini çekiyor, dış ticaret hacmi genişliyor ve yakın zaman içinde $50 milyarı geçmesi bekleniyor. Dış ticaretten ayrı olarak, Türk firmalarının kıtaya yaptıkları yatırımlar da ciddi boyutlara ulaşmış durumda.

Gelinen bu noktada Türkiye’nin Afrika açılımını yönlendirecek çalışmalar yapılması iktisadi stratejiler oluşturması açısından büyük önem arz ediyor. Bu tür stratejilerin oluşumu Türkiye’nin kıtada karşı karşıya kalabileceği rekabet ortamını yönetmek için de önemli. Başta Avrupalı ülkeler olmak üzere Batılı sömürgeci güçler Afrika’daki varlıklarının uzun süreli olmasının getirdiği bilgi birikimi avantajına sahipler. Diğer taraftan, Türkiye ile daha ciddi rekabet edecek ülkeler ise Çin, Brezilya, Rusya, Hindistan gibi kıtaya görece yeni girmiş ülkeler. Batı dünyası ile doğal ve stratejik bağlantılar geliştirmiş olan, NATO’nun, OECD’nin, Avrupa Parlamentosu’nun üyesi olan, AB ile tam üyelik müzakereleri yapan Türkiye’nin bunlar ile daha etkin bir şekilde rekabet edebilmesi, el yordamı yöntemlerin ötesine geçecek, rehber olabilecek çalışmaları gerektiriyor.

Sektörler arası tamamlayıcılık ve sektörel çekim kuvvetleri üzerine yapılan teknik çalışmalar bu tür stratejilerin oluşturulması için oldukça önemli. Ancak, kıtaya yönelik yapılan iktisadi araştırmaların sayısı son derece az. Varolan çalışmalar ise başlangıçtan itibaren eldeki veri tabanlarının zayıflığı ve güvenilir olmaması kısıtı ile karşı karşıya kalıyor.

Örneğin, Aybar ve Çoban (2010), ikili anlaşmalar ve tarihi bağların ülkeler arasındaki çekimi güçlü kılan değişkenler olduğunu vurgularken, sektörel seviyede yapılan bir diğer çalışma (Aybar ve Dautaj, 2013), döviz kurları oynaklığına bağlı olan fiyat elastikiyetlerinin önemine dikkat çekiyor. Son çalışmadaki fiyat oynaklığının sektörel seviyede tepkilerinin incelenmesi, çalışmaya konu olan on dört Afrika ülkesinin, tarım, imalat, hizmetler gibi farklı farklı sektörlerinin Türkiye’den olan taleplerinin değişik oranlarda etkilendiğini ortaya koyuyor. Bu da, Türkiye’nin rakipleriyle fiyat hareketleri üzerinden karşılaşacağını, bu yüzden iktisadi stratejiler oluşturmasının önemini ortaya koyuyor.

Yapılan son çalışmada ülkeler arasındaki ticaret bağlarının geçmiş dönem derinliğinin önemine ek olarak ortaya çıkan ilginç bulgulardan biri de, ondört Afrika ülkesinde tarımsal sektörün GSMH (Gayrı Safi Milli Hasıla) içindeki payının %1’lik artışı, Türk mamul madde ihracatını %1,5 arttırdığı. Bu bulgu, bize Türkiye – Afrika kıtası arasındaki iktisadi ilişkilerde sektörel tamamlayıcılığın nerede olduğu konusunda birtakım ipuçları da sağlıyor. Afrika tarımının emek yoğun tekniklerden, sermaye yoğun tekniklere geçmesinin teşvik edilmesi, örneğin yardımların bu alana yönlendirilmesi, Türkiye imalat sektörüne pozitif ihracat gelirleri sağlayacağı açığa çıkıyor.

Bu tür akademik çalışmaların kıtaya yönelik iktisadi strateji geliştirmeye yardımcı olmanın ötesinde Türkiye’nin kendisine biçtiği küresel oyuncu rolüne de katkı yapacağı açık. Örneğin, Türkiye’nin Afrika kıtasında bir yandan Batılı ülkelerle, diğer yandan Rusya, Çin, Brezilya gibi yükselen ekonomilerle rekabet ederken bu ülkelerle hangi alanlarda stratejik işbirlikleri geliştirilebileceğine, bu çalışmalar yardım edebilir. Bu bağlamda, Afrika kıtasına yönelik çizilen iktisadi strateji, küresel dengeler içinde pragmatik hedefler çerçevesinde ortaklıklara açık olmayı gerektiriyor. Bu ortaklıklar, özellikle tüm sömürgecilik döneminde ihmal edilmiş olan ve Türkiye ekonomisinin mukayeseli üstün olduğu, alt-yapı geliştirme çalışmaları, yol, baraj, elektrik ve su dağıtım ağları kurulumu, tarımsal modernizasyon ve inşaat sektörü gibi alanlardaki yatırımlar bağlamında önemli.

Türkiye’nin Afrika’ya yönelik iktisat stratejisi oluşturmasının bir diğer önemli boyutu ise bankacılık, sigortacılık gibi hizmetler sektörünü ilgilendiriyor. Türkiye’nin kıtada açmış olduğu bir banka şubesi henüz yok. Ayrıca, Türk banka sektörünün kıtaya yönelik kredi değerlendirmesi yapabilecek yeterlilikte uzman kadrosu bulunmuyor. Sigortacılık hizmetleri ise yabancı firmalar tarafından sağlanıyor. Bunlara ek olarak, özellikle Türk Eximbank’ın kıtaya yönelik proje fonlaması hem miktar olarak yetersiz, hem de OECD kısıtları ile karşı karşıya. Dolayısı ile kıtaya yönelik kredi piyasalarının derinleştirilmesi, Afrika’da faaliyet gösteren öncü firmaların kendilerine daha güvenli hareket etmelerini sağlayabilir.

 

Referanslar

Aybar ve Çoban, (2010), “An Application of Gravity Model: Turkey-Africa Trade Relations”, Türkiye Ekonomi Kurumu, Uluslararası Konferansı, Girne, KKTC.

Aybar ve Dautaj (2013), “Sectoral Gravity and Economic Policy: Turkey’s Africa Opening”, (yayınlanmamış araştırma).

 


[*] Doç. Dr. Sedat Aybar, Kadir Has Üniversitesi, İktisat Bölüm Başkanı, Orta-doğu ve Afrika Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü. Londra Üniversitesi, School of Oriental and African Studies’de (SOAS), Master ve Doktora dereceleri aldı. Uzun yıllar Londra’da bankacılık sektöründe yöneticilik yaptı. 1996 – 2006 yılları arasında Londra Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalıştı halen hazırda SOAS'da "uzaktan eğitim" programında Master seviyesinde ders vermektedir. UNDP, Asian Development Bank, ODA gibi uluslararası kuruluşlara danışmanlık yaptı.

 

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2539 ) Etkinlik ( 172 )
Alanlar
Afrika 65 605
Asya 75 983
Avrupa 13 609
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 278
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1320 ) Etkinlik ( 44 )
Alanlar
Balkanlar 22 274
Orta Doğu 18 580
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1276 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 771
Türk Dünyası 16 505
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1896 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1896

Son Eklenenler