ABD’nin Menfaati ve Merkezi Asya’nın Enerji Güvenliği (I)

Alıntı

ABD’nin Orta Asya’daki çıkarlarını üç basit kelimeyle özetlemek gerekirse bunlar: güvenlik, enerji ve demokrasidir. Son beş yılda ABD’nin ulusal güvenliğini tehdit eden radikal terörizm ve enerji nakil sorunları Amerika’nın Merkezi Asya’ya uyguladığı politikasının üzerine bir kara bulut gibi çökmüştür. Merkezi Asya bölgesi, enerji kaynaklarının zenginliğinden dolayı büyük stratejik öneme sahiptir. ...

Dr. Ariel COHEN

ABD’nin Orta Asya’daki çıkarlarını üç basit kelimeyle özetlemek gerekirse bunlar: güvenlik, enerji ve demokrasidir. Son beş yılda ABD’nin ulusal güvenliğini tehdit eden radikal terörizm ve enerji nakil sorunları Amerika’nın Merkezi Asya’ya uyguladığı politikasının üzerine bir kara bulut gibi çökmüştür. Merkezi Asya bölgesi, enerji kaynaklarının zenginliğinden dolayı büyük stratejik öneme sahiptir. Ancak bu kaynakların deniz yoluyla dünya piyasalarına çıkarılma imkanı bulunmamaktadır. Bu durum, ABD’nin bölgeye ulaşmasını ve aktif hareket etme imkanını zorlaştırmaktadır.

ABD, Merkezi Asya’da çıkar elde etmek için her türlü yöntemi uygulamaktadır. Beş Postsovyet devleti: Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan ile Afganistan ve Hazar Havzasını da içine alan bu bölge, Amerika’nın küresel eylem stratejisinde, Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan ve İran’a ayrıca bölgedeki diğer küresel aktörlere yakınlığıyla da çok önemli jeopolitik bir konum teşkil etmektedir. Bölgeyi önemli kılan diğer faktörler ise: karışık etnik yapı, zengin petrol yatakları, gaz, kömür ve uranyum kaynaklarıdır.

ABD’nin Orta Asya’daki çıkarlarını üç basit kelimeyle özetlemek mümkündür. Bunlar: güvenlik, enerji ve demokrasi’dir. ABD, sadece Afganistan kaynaklı terör tehdidine karşı değil, aynı zamanda Orta Doğu’daki fosil enerji kaynaklarının bölgedeki istikrarsızlık sebebiyle genel olarak Batı ve özellikle de kendi çıkarlarını korumak için büyük bir savaş vermektedir. ABD iç politikasında bir tarafın çıkarları için diğerlerinin kaybına göz yumulmadığını da ayrıca belirtmek gerekir.

ABD’nin ulusal güvenliği açısından mevcut enerji kaynaklarının, önemli bir alternatifi olan Hazar bölgesi fosil kaynakları ile çeşitlendirilmesi ahahtar bir konuma sahip olmakla beraber riskler de taşımaktadır.

Dr. Ariel COHEN

Durumu daha da iyi anlayabilmek için, Irak ve Kuveyt’teki toplam doğal kaynaklarla Hazar’daki kaynakların kapasitesini karşılaştırırsak Hazar’daki kaynakların, petrol ihracatçıları ülkelerinin (OPEC) Irak ve Kuveyt’te çıkardıkları kaynaklardan daha az olduğunu görülecektir.

2015 yılında Merkezi Asya için petrol çıkartma kapasitesinin günde 4 milyon varile ulaşması tahmin edilmektedir. Karşılaştırma yapmak için şu rakamı vermek gerekir: OPEC ülkeleri 2006 yılında 45 milyon varil petrol çıkarmışlardır. Merkezi Asya ise dünyadaki en büyük petrol ve gaz kaynağı degildir. Üstelik çıkarılma durumu da zorlaştırılmıştır. Kaynakların piyasaya ulaştırılmasına, Rusya’nın halen devam eden etkisi de dahil olmak üzere, bölgedeki siyasi ve coğrafi şartlar, Hazar denizi hariç, sınırlı deniz ulaşımı engel olmaktadır. Buna ilaveten bölgenin ihracat altyapısı da çok kötü gelişmiştir.

Ancak bu bölge jeopolitik ve ekonomik bakımdan büyük önem arz etmektedir. Rusya; Merkezi Asya ve Hazar havzası güzergâhı üzerinde gerçekleştirilen petrol ihracatının büyük çoğunluğunu kontrolü altına almaktadır. Ancak Batı’nın büyük şirketlerinin geçmişteki ve günümüzdeki çabaları sayesinde (Bakü-Ceyhan-Tiflis, aynı şekilde Hindistan ve Çin’in Merkezi Asya’da hazırladıkları yatırım planları hatırlamak lazım), ihracat güzergâhlarında Rusya’yı saf dışı bırakacak birkaç varyant oluşturulmakta ve zengin müşteri seçimini ortaya çıkaracak bir ortam yaratmaktadır. Bu durum, Rusya’nın bölgede sahip olduğu enerji nakli alanındaki tekelinin yıkılmasına yardımcı olabilir. Ancak söz konusu durum aynı zamanda enerji kaynak sıkıntısı yaşamakta olan diğer ülkelerin bölgeye girmelerine ve bölgede ekonomik yatırımlarını artırmalarına neden olabilir.

Çin; 2006’nın sonbaharında China International Trust and Investment Corporation (CITIC) isimli şirketi vasıtasıyla Kanadalı Nations Energy şirketine ait PetroKazakhstan şirketini satın alıp petrol boru hattı inşaatı konusunda çok önemli birkaç anlaşma imzalamıştır. Böylece bölge enerji sektörüne olağanüstü bir ilgisinin olduğunu somutlaştırmıştır. Rusya ve Çin, bölgede ABD’nin etkisini zayıflatmak için güçlerini birleştireceklerdir. İki ülke Merkezi Asya’da enerji alanındaki aktiflerin büyük çoğunluğunu ellerinde bulundurarak, kendilerinin olası etki alanına ABD’nin sızmasını önlemek için etkin bir güce sahip olacaklardır.
ABD; Merkezi Asya’da alternatif enerji nakli konusunda tedarikçilerin sayısını çoğaltacak politikalar uygulamalıdır. Bunlar: bölge ülkelerinin menfaatlerine aykırı ve gerçek anlamda tehlike arz eden sınırlara, o devletlerin askeri güçlerini yerleştirmek, siyasi ve ekonomik bakımdan az gelişen bölgede, demokratik değerlerin ve serbest piyasanın uzun vadeli ve köklü bir biçimde gelişmesini sağlayacak bir ortam yaratmak. ABD’nin politikacıları ve hukukçuları aşağıdaki meseleleri değerlendirmeliler. Bunlar: enerjinin, Amerika’nın stratejik çıkarlarının geniş kapsamlı sistemine ne şekilde dahil edilebileceği ve ABD’nin istediği bölgede kalabilmesine müsaade eden dengeli ve denenmiş politikalarının gelişmesini ne şekilde etkileyebileceği konularıdır. Ancak ABD bu rejimleri ilgilendiren bazı hassas meselelerden uzak durmalıdır.

ABD’nin bu amacına ulaşabilmesi için:
-Merkezi Asya’daki petrol ve doğal gazın Rusya dışı ülkeler üzerinden transferini gerçekleştirmeye yönelik projelerin sayılarını çoğaltması ve desteklemesi;
-Ticaretin gelişmesi ve güvenliğin sağlanması için Merkezi Asya devletleriyle ABD arasındaki ilişkilerin gelişmesini hızlandırması;
-Merkezi Asya’daki iyi yönetimlerin, çağdaş enstitülerin ve yasal reformların teşvikine devam ettirmesi;
- ABD’nin, enerji güvenliği ve küresel terörizme karşı mücadele gibi en önemli ulusal önceliklerine yönelik yükümlülüklerini dikkate alarak, günümüzde arasının iyi olmadığı rejimler konusuna dikkatli bir biçimde yaklaşması gerekmektedir.

<<>>

Özet
Merkezi Asya’nın fosil kaynakları daha çok Hazar havzasında yoğun olarak bulunmaktadır. Bu nedenle Azerbaycan, coğrafi olarak Kafkasya’da bulunmasına rağmen, bölgede önemli bir aktör konumundadır.
Azerbaycan, büyük miktarda petrol ve gaz kaynaklarına sahip olup, Merkezi Asya’dan Batı’ya transferi yapılan petrol kaynağının ana kollarından birini oluşturmaktadır. Hazar’daki ve Merkezi Asya’daki fosil enerjinin büyük bir kısmı Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan’dadır. Kırgızistan ise, henüz yabancı yatırımcıların dikkatini çekmemektedir. Kırgızistan, sınırlı miktarda petrol ve gaz rezervesine sahiptir. Üç büyük petrol projesinden de anlaşılacağı üzere, en büyük petrol kaynakları Kazakistan ve Azerbaycan’da, özellikle de Tengiz ve Karaçığanak’ta (Kazakistan) ve Azeri-Çırağ-Güneşli’de (Azerbaycan, sualtı) bulunmaktadır. Batı’nın önde gelen şirketleri, bu projelerin hepsinde hissedar olarak yer almaktadır.
-Tengiz: TengizChevroil (% 50 –Chevron Texaco, % 25 ExxonMobil, % 20 Kazakistan Hükümeti)
-Karaçığanak: Karaçıganak Konsorsiyumu (% 32,5 Agip ve British Gas, %20 Texaco, % 15 Luk Oil)
-Azeri-Çırağ-Güneşli: Azerbaijan International Oil Company ( BP’nin yönettiği diğer hissedarlar, Unocal, LUKoil, Statoil, ExxonMobil, TPAO, Devon Energy, Itochu, Delta Hess ve SOCAR)
Hazar denizi sahilindeki Türkmenistan’ın petrol kaynakları henüz tamamen araştırılmamış, Türkmenistan, İran ve Azerbaycan arasındaki denizin güney sınırlarının paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklar yüzünden işletilmemiştir.
Petrol Transiti
Merkezi Asya’daki petrol boruları;
-Bakü- Tiflis -Ceyhan (BTC), günde bir milyon varil petrol taşıyabilme kapasitesine sahip olup, Hazar denizinin Azerbaycan sınırından başlayıp, Türkiye’nin Akdeniz sahiline kadar uzamaktadır. Boru hattının ana hissedarları: British Petroleum, SOCAR, Chevron, Statoil, Total, ENI, Itochu, Conoco?Phillips ve ExxonMobil’dir.
-“Kuzey“ (Bakü-Novorossiysk) ve “Batı“ (Bakü-Supsa) petrol boru hattı: günde 100-115 bin varil petrol taşıyabilme kapasitesine sahiptir. Hazar denizinin Azerbaycan sınırlarından başlar ve Rusya’nın Novorossiysk limanına ve Gürcistan’daki Karadeniz Supsa limanına kadar uzanmaktadır.
-Kazakistan ile Azerbaycan arasında, geçtiğimiz günlerde her yıl 10 milyon tonluk (yaklaşık 733 milyon varil petrol) Kazak petrolünün BTC boru hattına ulaşmasını sağlayacak bir güzergaha ilişkin anlaşma imzalanmıştır.
-Kazakistan’daki Atırau’dan Rusya’nın Samara kentine kadar uzanan Atırau-Samara Rusya boru hattı. Kapasitesi günde 300 bin varildir. Ancak Rusya bu kapasiteyi 500 bin varile kadar yükseltmeyi hedeflemektedir.
-Kazakistan-Çin boru hattı, birinci kısmının Aktobe’deki petrol kaynaklarını Atırau’daki petrol yataklarına bağlayacak olduğu hat hazırdır. Henüz inşaat halinde olan ikinci kısmı ise, Atasu’dan (Kuzey-Batı Kazakistan) Alashkanou’a (Şincan, Çin) kadar uzanacak olup, toplam maliyeti ortalama olarak 850 milyon ABD dolarıdır. Başlangıç kapasitesi günde 200 bin varil, maksimum kapasitesi ise 400 bin varildir.
-Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (Caspian Pipeline Consortium — CPC). Kazak petrol işletmelerini Rusya’nın Novorossiysk limanına bağlayan hattın sahipleri: Batılı özel şirketler, Rusya, Kazakistan ve Oman’ın resmi şirketleridir. Kapasitesi: günde 550 bin varil.
-Kazakistan’daki Şımkent’ten Türkmenistan’ın Çardcou kentine Özbekistan üzerinden geçmektedir.
-Türkmenistan ile İran arasındaki anlaşma gereği, Türkmen petrolü İran’ın Neka limanına mavnalarla taşınmaktadır.
Farklı değerlendirmelere göre, Merkezi Asya’nın petrol yatakları 2015 yılına doğru günde ortalama olarak 4 milyon varil petrol çıkarabilecektir. Bu rakam, günümüzde Irak ve Kuveyt’ten bir günde çıkarılan petrolün toplam rakamına yaklaşmaktadır.
Gelecekte gerçekleştirilmesi muhtemelen projeler: Merkezi Asya boru hattı ve inşaatının halen devam ettiği Kazakistan-Çin boru hattı.
Son olarak, 2002 Aralık’ta Türkmenistan, Afganistan ve Pakistan, Merkezi Asya boru hattının inşaatına dair anlaşmayı imzalamışlardır. Söz konusu memorandum Özbek ve Türkmen petrolünü Arap Denizindeki Pakistan limanı Gvadar’a ulaştıracaktır. Ancak bu proje Afganistan’da devam eden istikrarsızlık nedeniyle ertelenmiştir.

Doğal Gaz
Merkezi Asya ülkeleri arasında zengin doğal gaz kaynakları özellikle Türkmenistan ve Özbekistan’da yoğun olarak bulunmaktadır. Kazakistan’da büyük miktarda gaz yatakları (özellikle de Karaçığanak ve Batı Kazakistan’da) ve Azerbaycan’da (Şah Deniz’de) bulunmaktadır. Merkezi Asya’nın Rusya’nın kontrolü altında bulunmayan gazının olası nakil güzergahları, Azerbaycan’dan Türkiye’ye uzanan, ancak tam olarak tamamlanmayan BTC boru hattı ve Türkmenistan’dan İran’a giden kısa uzunluktaki Körpece-Kurt- Kuy hattıyla sınırlı kalmaktadır. Gelecekte hayata geçirilecek projeler, yüksek siyasi risklerle ve olumsuz yatırım ortamıyla nitelendirilmektedir.
Körpece-Kurt-Kuy hattı dışındaki Türkmen ve Özbek doğal gaz ihracatı GazProm (Rusya) tarafından kontrol edilmekte olup, bunlardan Türkmen gazının tamamı Özbekistan üzerinden geçerek, Rusya’ya veya Rusya üzerinden Ukrayna’ya ihraç edilmektedir.
Mevcut gaz boru hatları:
Merkezi Asya Boru hattı; Türkmen gazını Kazakistan üzerinden Rusya’ya ait GazProm gaz boru hattı sistemi sayesinde ulaştırmaktadır. Boru hattının Batı ve Doğu kolları yılda 3.53 trilyon fut küp gaz ulaştırabilme kapasitesine sahiptir. 2009 yılında mevcut kapasitenin arttırılması planlanmaktadır.
Körpece-Kurt-Koy: Türkmen gazının İran’a ulaştırılmasını hedefleyen Türkmenistan ve İran devletlerinin ortak projesidir. Bu hat, Merkezi Asya’daki Rusya’nın katılımı olmadan gerçekleştirilen bir hattır. Yılda 300 milyar küp fut kapasitelidir.
-Taşkent-Bişkek-Almatı: Rusya’ya ait bir doğal gaz hattı olup, Özbek gazını Güney Kazakistan’a transfer etmektedir. Bu hat, Özbekistan’ın en büyük gaz hattıdır. Ayrıca Kırgızistan’a gaz tedarik etmek üzere kullanılmaktadır. Kapasitesi: ortalama olarak 777 milyar küp fut’tur.
<<>>

Gelecekte planlanmakta olan projeler:
Transafgan Boru Hattı (TBH) ve Güney Kafkasya Boru hattı (Bakü-Tiflis-Erzurum). TBH, Türkmen gazının Afganistan üzerinden Hindistan ve Pakistan sınırlarındaki Fazilik limanına kadar ulaştırılmasını öngörmektedir. Şubat 2006 tarihinde Türkmenistan, Afganistan ve Pakistan devletleri, Hindistan’ın da ilgilendiği boru hattının inşaatının başlatılmasına ilişkin bir memorandum imzalamışlardır. Hindistan, İran-Hindistan alternatif boru hattı projesinden vazgeçerek memoranduma imza attığı zaman, ABD’li bürokratlar TransAfganHindistan (TAH) olarak tekrar adlandırılacak bir projeyi öne süreceklerdir. Ancak Afganistan’daki ortamın istikrarsızlığı ve projenin ticari anlamda hayatiliği, onun gerçekleşme tarihini uzun bir süreye ertelemeye mecbur bırakmıştır. Planlanan kapasitesi: 1,1 milyar fut küp’tür.
Bakü-Tiflis-Erzurum boru hattının inşaatı halen devam etmektedir. Bu hat, Bakü-Tiflis-Ceyhan’la paralel olarak, Azerbaycan/ Şahdeniz’deki yataklarından Yunanistan’a gaz nakli yapan bir hat olacak ve Merkezi Asya gazının Yunanistan, İtalya ve Avusturya’ya transferinin planlandığı Nabucco ile bağlantılı olacaktır. Planlanan kapasite: BTC–1,5 milyar fut küp, ancak bu rakam 2007 yılında 3 milyara kadar arttırılabilir. Ana hissedarları- ?? Statoil, SOCAR, LukAgip, Nico (İran) ve Total.

Geleceğe Yönelik Yatırımlar
Batılı şirketlerin Merkezi Asya’daki petrol çıkartma payının bir zamanlar sadece bir dere kadar olduğu yatırımları, artık bir denize dönüşmüş durumda. Ancak aynı şey gaz sektörü için geçerli değildir. Büyük gaz ihracatçıları olan ülkelerden Türkmenistan ve Özbekistan’ın ABD ile ilişkileri pek iyi olmayıp, yatırım ortamı uygun değildir.
Genel olarak Merkezi Asya ülkelerinin büyük çoğunluğunda yerel ekonomik sistem; devletin olması gerektiği seviyeden daha fazla katılımıyla, rüşvetle ve zayıf korporatif yönetimle, gelişmemiş yasa temelleriyle, yetkisizlikle ve satın alınabilen yargı sistemleriyle karakterize edilmektedir. Mülkiyet hakkını savunma konusunda sistematik feragatler mevcuttur. Bunun dışında söz konusu ülkeler Rusya tarafından kontrol edilmeyen ve gelişmemiş ulaşım altyapısına sahiptirler. Ancak Rusya gaz şebekelerinin diğer yabancılar tarafından satın alınmasını veya boru hatlarının rakip gördükleri yabancı firmalar tarafından inşa edilmesini önlemek için çaba sarf etmektedir.
Merkezi Asya’yı dış pazara bağlayacak çok sayıda boru hattı inşa edildiği durumda, çıkarma ve talebin yanı sıra, enerji tüketicisi- ülkeler tarafından teklif edilecek olan rekabetçi fiyatlar da Merkezi Asya gazının fiyatlarını yükseltebilir. Hem yatırımcılar, hem de Merkezi Asya ve Hazar gazı ile petrol hem tüketicileri, bölgeye doğrudan yabancı yatırımların artmasını sağlayacak olan doğal kaynak araştırma ve keşif çalışmalarını genişleterek, petrol ve gaz alanının gelişmesine katkı sağlayıp, kaynak çıkartma ve üretimden büyük gelirler elde edebilirler.
Bu gelirlerin üzerinde durulması önemlidir. Bugünlerde Merkezi Asya’da gaz sektöründe yabancı yatırım açığı görülmektedir. Rusya, GazProm şirketi vasıtasıyla en büyük gaz ithalatçısı olarak halen Merkezi Asya’da büyük gelir elde etmektedir. GazProm, Merkezi Asya gazını düşük fiyatla satın almakta. Bu fiyat Avrupa’daki piyasa fiyatının dörtte biri veya üçte biri kadar ucuz bir fiyattır. Rusya bu düşük fiyattaki kaynakları piyasa kuruna göre tekrar satmaktadır. 2003 yılında Türkmenistan, 2009 yılından başlamak üzere gazının hepsini Rusya’ya satmaya başlayacağına ilişkin bir anlaşma imzalamıştır.
Ancak son zamanlarda Çin de Türkmen gazıyla ilgilenmeye başlamıştır. 3 Nisan 2006 tarihinde iki ülke liderleri Türkmenistan’dan Çin’e kadar uzanacak boru hattının inşaatına ilişkin bir anlaşma imzalamışlardır. Anlaşma gereği, Çin tarafı 2009 yılından itibaren 30 yıl boyu 30 milyar metre küp Türkmen gazı satın alacaktır.
İlk bakışta, söz konusu Çin-Türkmen anlaşması, Merkezi Asya’daki yabancı yatırımlar için gelecek vaat edici iyi bir işaret gibi görünebilir. Ancak Türkmenistan’ın doğal gaz rezervelerinin gerçekçi bir şekilde değerlendirildiğine dair büyük şüpheler de vardır. Türkmenistan’ın, Çin ile anlaşma imzalarken, mevcut gaz rezervinin iki katı kadar gaz satmak zorunda kalacağı varsayılmaktadır. Bu varsayım, Merkezi Asya’daki petrol ve gaz piyasasında şeffaflığın olmadığını ortaya çıkarmaktadır.
Aynı zorluklar Özbekistan’da da mevcuttur. Yabancı yatırımcıların ülkedeki diğer iş alanlarına büyük ilgi göstermiş olmalarına rağmen, Özbek gaz sektörü Rusya dışındaki diğer ülkelerin hepsi için şimdilik kapalıdır. UzbekNefteGaz, İngiltere şirketi olan Trinity Energy ile ürün paylaşımına ilişkin bir anlaşma imzalamıştır. Ancak Özbekistan 2005 yılında projenin gerçekleştirilmesi için kurulan şirket şubesinin kontrat şartlarını yerine getirmediğini öne sürerek anlaşmayı feshetti.
Bu olaydan sonra Özbekistan, her sene 350 milyar fut metre gaz tedarik edeceğine dair anlaşma imzalayarak, GazProm’la sıkı bir şekilde işbirliği yapmaktadır. Özbekistan aynı zamanda GazProm’un Üstürt platosundaki gaz yataklarına ulaşmasını ve çürümekte olan gaz boru hatlarını tamir etmesine müsaade edici anlaşmalar yapmıştır.
GazProm Başkanı Aleksey Miller Ocak 2006’da Özbekistan Devlet Başkanı İslam Karimov’la, Özbekistan’daki üç büyük gaz yatağı Urga, Kuanış ve Akçalak’ın GazProm’a verilmesine ilişkin bir anlaşma yapmıştır. Bu anlaşmaya göre Rus tarafı Özbek gazının ihracatı için gerçek anlamda tekel hakkına sahip olacaktır. Bazı analistler Karimov’un söz konusu anlaşma karşılığında, kendi rejiminin güvenliğini sağlama konusunda Rusya’nın yardımını alacağını varsaymaktadır.
Türkmenistan ile Özbekistan yabancı yatırımcıların birçoğu için büyük bir hedef niteliği taşımamaktadır. Bu iki ülke köklü bir ekonomik reform yapmamış, yasanın üstünlüğü ve şeffaflık durumu iç karartıcı niteliktedir. ABD yönetimi “bağımsız Türkmenistan tarihinde yabancı yatırımcılar da olmak üzere yerel iş adamlarının mülkiyetlerinin hiçbir neden gösterilmeksizin haczedilmesi gibi birçok olaydan dolayı uyarıda bulunmuştur“. Bununla birlikte Özbekistan’ın Batıyla, özellikle de ABD ile kötü giden ilişkileri, Batılı şirketlerin bölgede büyük yatırımlar yapma imkanlarını ortadan kaldırmaktadır.


Ariel COHEN: Felsefe Doktoru Rusya, Avrasya ve uluslar arası enerji güvenliği uzmanı/ The Heritage Foundation
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2655 ) Etkinlik ( 219 )
Alanlar
Afrika 74 624
Asya 98 1043
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 9 286
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1354 ) Etkinlik ( 52 )
Alanlar
Balkanlar 24 286
Orta Doğu 22 597
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 177
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1289 ) Etkinlik ( 75 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 779
Türk Dünyası 19 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2019 ) Etkinlik ( 79 )
Alanlar
Türkiye 79 2019

İki ülkenin kuruluşu II. Dünya Savaşı sonrasına ve küresel kartların yeniden dağıtılmaya başladığı bir döneme denk gelmiştir. ;

Afrika ülkelerinin, benzerlikleri yanında farklılıklarının oluşturduğu jeopolitik panorama, hem entegrasyon hem de çatışma potansiyelleri açısından son derece önemli veriler barındırmaktadır. Gerek kıta-içi gerekse uluslararası savunma ve güvenlik stratejilerinin; Afrika’nın bu niteliklerini istisma...;

1789 yılından bu yana kıta ile ilişkileri bulunan ABD’nin dış politikasında Afrika’nın hiçbir zaman bu politikaların merkezinde bulunmadığı ve uzun bir dönem Afrika ülkelerine üst düzey ziyaretlerin gerçekleştirilmediği görülürken, buna karşın 1840’lı yıllarda bağımsız Liberya’nın oluşumuna önemli k...;

Sanayi Devriminin ardından üretimin, ticaretin, lojistiğin ve pazarların gelişmesiyle, 19. yüzyılda İngiltere’nin, daha sonra 20. yüzyılda da Amerika Birleşik Devletleri’nin dünya ticaretinde kontrol sahibi olabilmelerini donanmalarına borçlu oldukları görülmektedir.;

Risk toplumları veya belirsizlikler çağı olarak da adlandırılan içinde bulunduğumuz dönemde, geleneksel risklerden oldukça farklı özelliklere sahip, iklim değişikliği, salgın hastalıklar, düzensiz göç, uyuşturucu ticareti, siber saldırılar ve ekonomik krizler gibi sıra dışı riskler nedeniyle, “İnsan...;

Ülkelerin, ülke olabilme kavramlarında üç tane önemli tanımlama yapılmaktadır. Bunlar, Kara, Deniz ve Hava ülkesi tanımı ve olabilme niteliklerini oluşturmaktadır. Denizlere kıyısı olan denizci ülkeler için karadaki menfaatlerinin hukuki niteliğinin sınırları, ülkenin kara sınırları içerisindedir.;

Küresel ısınmanın yarattığı iklim değişikliği; karbon monoksit gibi, ısıyı tutan gazların atmosferde artmasıyla oluştuğu düşünülen sera etkisinin, dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıkların artmasıyla oluşan iklimin değişikliğini ifade etmekte. ;

Türkiye’de Balkanların çoğunlukla manevi kodlar üzerinden kamuoyunda ve literatürde tarif edildiği görülmektedir. Yaklaşık 550 yıl süren Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki hâkimiyeti, ister istemez günümüze bazı miraslar bırakmıştır. ;

6. Türkiye - Körfez Savunma Ve Güvenlik Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik Ve Uzay Forumu

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

4. Denizcilik Ve Deniz Güvenliği Forumu 2022

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

8. İstanbul Güvenlik Konferansı (2022)

  • 03 Kas 2022 - 04 Kas 2022
  • Harbiye Askerî Müzesi ve Kültür Sitesi -
  • İstanbul - Türkiye

DTF Akil Kişiler Kurulu Toplantısı 5

DTF Akil Kişiler Kurulu’nun beşinci toplantısı 25 Mayıs 2022 tarihinde İstanbul’da 6. Dünya Türk Forumu marjında gerçekleştirilecektir.

  • 25 May 2022 - 25 May 2022
  • İstanbul - Türkiye

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM, Dr. Cengiz Topel MERMER’in uzun araştırmalar sonunda hazırladığı “MYANMAR; Büyük Oyunun Doğu Sahnesi” isimli stratejik raporu yayımladı

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.