Asya’da İşbirliği: ASEAN Rehberlik mi Yapıyor?

Haber

Bugün, Asya bölgesi hem geleneksel hem de geleneksel olmayan güvenlik tehditlerine karşı hassas durumdadır.[1] Soğuk savaş yıllarından farklı olarak,...

Bugün, Asya bölgesi hem geleneksel hem de geleneksel olmayan güvenlik tehditlerine karşı hassas durumdadır.[1] Soğuk savaş yıllarından farklı olarak, günümüzün güvenlik tehditlerine devletlerden finansal destek beklentisinin yanı sıra, tam aksine, dünyanın bu bölümünde 90lar sonrasında öngörülemeyen yeni tehditlerin sınır ötesi özelliğinin olumsuz etkilerin devlet dışı aktörlerce gerçekleştirilmesi beklenmektedir. Devlet dışı güvenlik tehditlerinin varlığı uluslar arası toplumun üyeleri arasında gerekli işbirliklerini gerçekleştirmesine rağmen, hem nükleer hem de geleneksel silahlar konusunda bertaraf edilen bölge silah gücü sebebiyle bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerin rekabet özelliği göz önüne alındığında, bunu gerçekleştirmek oldukça zor görünmektedir. [2] Ancak, bölge savunma mekanizması, yeni güvenlik tehditlerinin sınır ötesi niteliği karşısında umut verici olmaması nedeniyle bölgenin rakip ülkeleri arasında bile bir işbirliğine acil ihtiyaç ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede ve Asya bölgesinin tamamında geçmişte var olan ve yeni oluşan önemli güvenlik sorunlarına rağmen ASEAN ve ASEAN’ın normları kurulduğu günden bugüne kadar işbirliğinin öncelikli araçlarının gerçekleştirilmesi ve angajmanın bölgesel araçlarının yönetilmesi için büyük bir fırsat sunmuştur.

Başlangıcından beri ASEAN’nın formülü elbette ki dünyanın bu bölümündeki müşterek güvenlik yaklaşımı çıkarımlarının gerçekleştirilmesidir. [3] Bu bağlamda, aralarındaki rekabet ilişkisine rağmen işbirliği yolları arayışında bulunan nispeten orta düzeydeki beş güç[4] arasında 1967 yılında ASEAN oluşturulduğu zaman, arkasında yatan mantık elbette ki her bir ülkenin güvenliğinin ve rejiminin devamıyla ilgilidir. Başlangıçta, zaman içinde eklenen beş yeni devlet ile başlangıçtaki 5 ülkenin ortak özelliği komünist olmaması olsa da, ASEAN farklı askeri kapasiteleri, ekonomileri ve ideolojileri olan ülkeler için bir mekan teşkil etmektedir. [5] Buna rağmen, ASEAN şimdiye kadar AB’nin geçmişte izlediği yolu takip etmeden Asya’nın güneydoğu kısmındaki üyeler arasında ‘güvenlik toplumunu’ gerçekleştirmeye yönelik bir uygulama bölgesi oluşturmayı başarmıştır. [6] Amitav Acharya’ya göre ASEAN’ın yaklaşım şekli dünyanın bu kısmındaki değerlerini [böylesine başarılı bir biçimde] ortaya koymuştur. Öyle ki; yasal olmayan bağlayıcı kurallar ve zayıf kuruluşlara dayanabilen bölgesel işbirliği araçlarını oluşturan diğer yollar mevcuttur. Bu bağlamda, ASEAN diğer örgütlerden farklılık oluşturmaktadır. En belirgin farkı ise; zayıf usul kurallarının olmasıdır ki bu sayede yeni üyelerin kabulü ve düzenlemeler gerçekleşmektedir. Dolayısıyla; yalnızca üye ülkeler değil, Asya-Pasifik bölgesine ilgi duyan tüm ülkeler bu kuruluşa dahil olabilmektedir. ASEAN ve ASEAN temelinde oluşturulan yeni bölgesel kuruluşlar, ASEAN usul kurallarını çiğneyenlere karşı yaptırım gerektiren araçları bünyesinde barındırmamaktadır ki öz kısıtlama davranışı çoğu zaman üye ülkeler ve kurulaşa bağlı ülkeler arasında gönüllülük ilkesiyle ortaya çıkmaktadır. TAC’ın[7] imzalanmasıyla üye sayısındaki artış bunun gerçek bir kanıtıdır. Nükleer güçler olan Hindistan ve Çin’in TAC’ı imzalaması, her iki ülkenin de savaşmayacaklarına dair teminat vermesi sebebiyle oldukça önemlidir.

ASEAN’ın kuruluşunda, devletlerin birbirlerine karşı nasıl bir tutum izlemesi gerektiği açıkça ortaya konmuş ve bu bağlamda, her bir devletin egemenliğinin teminat altına alınması en elzem düzenleyici mekanizmadır. Bu durum hala doğruluğunu kaybetmemiştir. ASEAN’ın TAC anlaşmasının 2. Maddesinde devletlerin toprak bütünlüğünün korunmasının yanı sıra, devletlerin iç politikalarına müdahale etmeme ilkesinin teminat altına alınması hususu açıkça belirtilmiştir. Dahası, ASEAN’ın usul mekanizmasındaki TAC anlaşması dahilinde devlet egemenliği güçlendiren diğer bir unsur diyalog olduğundan, diplomasiden, bölge devletlerinin karar alma sürecinde konsensüs araçlarını kullanacakları ve sonunda birbirleriyle uzlaşma sağlayacakları alanlarda ortaya çıkan problemleri çözme yönünde kullanılacak araçlar olarak bahsedilmektedir. Bu yüzden, savaşa/güce başvurmama ilkesine bağlı kalma, ASEAN üyeleri ya da ASEAN’a bağlı bölgesel forumlar için yaygın olan kilit anlayış olarak kabul edilmiştir.

Genel olarak değerlendirildiğinde, ASEAN’ın bu yaklaşım şekli bugüne değin hemen hemen hiçbir değişikliğe uğramadan korunmuştur. Soğuk Savaş sonrası dönemde henüz kurulmuş olan ASEAN, ASEAN+1, ASEAN+3, ARF (ASEAN Bölgesel Forumu), ASEAN Topluluğu (AC), karşılıklı Serbest Ticaret Anlaşmaları, AFTA (Serbest Ticaret Bölgesi) gibi yeni bölgesel kuruluşlar ve Doğu Asya Zirvesi, Asya-Avrupa Toplantısı (ASEM)[8] gibi Asya’dan ilham alan diğer çalışmalara temel oluşturmuştur. ASEAN kuruluşunda, yalnızca ekonomik işbirliği alanında gerekli olduğu takdirde konsensüse gerek duyulmadan kabul edilmiştir. ASEAN’ın kuruluşundan beri en önemli kuralı ekonomik bir sorunla karşılaşıldığı zaman bu alanda bir kısım esneklikler gösterilmesiydi. Son zamanlarda- geçmişte de olduğu gibi- ekonomik büyüme, özellikle iç politikaların uygulanması adına ASEAN hükümetlerinin siyasi meşruiyetlerini temin etme yönünde elzem yollar olarak düşünülmektedir. Ekonomik araçlar sayesinde, bu devletler kendi içlerinde keskin bir biçimde bölünmüş toplumlar arasında bir toplumsal bütünlüğe ulaşma ve bunu sürdürme çabası içindedirler.

Bugüne değin, ASEAN’ı yaklaşım şekli henüz ortaya çıkan radikal ekonomik ve siyasi değişimler ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan belirsizlikler dışında ciddi bir değişikliğe uğramamıştır. Güneydoğu Asya’nın Soğuk Savaş döneminin sona ermesiyle, günlük ekonomik ilişkilerin yürütülmesinde bir kısım esneklikleri kabul etmenin yanı sıra ASEAN’ın ilk genişlemesi aracılığıyla yeni yeni değişim gösteren çevreye uyum sağlaması bu değişimlerden sayılabilir. Bu bölge de 1990ların ortasından sonra ciddi bir biçimde hissedilen tehditlerin yeni özellikleri; bölgenin ekonomisini ciddi bir biçimde vuran Asya finansal krizi, Endonezya’daki orman yangını gibi çevre güvenlik sorunları ve Asya’da derin biçimde hissedilen terörizmin yükselmesi gibi sonuçlar doğuran 11 Eylül saldırılarıdır.[9] Söz konusu henüz ortaya çıkmış ekonomik ve güvenlik temelli tehditlere ve sorunlara karşılık ASEAN’ın akla uygun tepkisi, ortak güvenlik yaklaşımlarının zaruri unsuru olarak görülen, güvenlik sorunlarına ‘kapsamlı bir biçimde’ yaklaşmanın yanı sıra ‘kapsayıcılığı’ bir kural olarak benimseyen bölgesel kurumlar oluşturma girişiminde bulunmaktı. [10] Bu yüzden, henüz ortaya çıkmış güvenlik sorunları karşısında, ASEAN temelinde kurulmuş yeni kuruluşlar çok çeşitli yerel, bölgesel, küçük, orta ve büyük güçlerin birbirleriyle işbirliği yapma adına en çok tercih ettikleri kuruluş olmuştur. Asya’daki bölgesel kurumlar arasında, AFTA ve ARF hem önder hem de en etkili kurumlar olmuştur.

AFTA, ASEAN’ın karar almada işleminde konsensüse başvurma ve diyaloga dayalı devlet içi koordinasyon mekanizması gibi usul temelinden ayrılmadan ekonomik alanda bazı kurumsal ilerlemeler uygulamıştır ve bu tür esneklikler, bu bölgede, bölgesel serbestleştirme imkanı sunmuştur. Bu bağlamda; AFTA’dan elde edilen başarılı sonucu takiben 2002 yılında ASEAN Ekonomik Topluluğu (AEC) 2015 yılında çalışmalara başlamak üzere kurulmuştur. AEC’nin amacı; malların, hizmetlerin, yatırımların ve vasıflı işçilerin serbest dolaşımının sağlanacağı bütünleşmiş bir Asya piyasası oluşturmaktı. Bununla birlikte, bu girişimler Asya’da 1997 yılında yaşanan ekonomik krizin olumsuz etkilerinden kurtulma amacıyla yapılmıştır. Bütün bunların ardından, Chiang Mai Girişimi (CMI) gibi çok sayıda girişimde bulunulmuştur. Örneğin, ASEAN 10 ve Japonya ile Çin gibi büyük güçler işbirliğine ekonomik anlamda dahil olurken diğer taraftan, Asya Tahvil Piyasası Girişimlerinde, kendi aralarındaki işbirliği aracılığıyla dahil olan devletler büyük bir güvensizlik duydukları IMF mekanizmasına bağlılıklarının ötesine geçme çabasında olmuşlardır. [11]

Diğer taraftan, ARF Soğuk savaş sonrasında yeni dönemin getirdiği güvenlik sorunlarının çözümü amacıyla kurulmuş bir mekanizmaydı. Kuruluşundan beri, girişimler Hindistan, Pakistan, Rusya, Çin, Güney Kore ve bu ülkeler gibi küçük, orta ve büyük devletleri kendisine çekmeyi başarmıştır. Girişimler, özellikle, Asya’nın mevcut güvenlik dinamikleri kapsamında en önemli ihtiyaç olan Güven Artırıcı Önlemlerin (CBMs) uygulanmasında büyük başarı elde etmiştir. Ancak, ARF önleyici diplomasinin gerçekleştirilmesi adına CBMs’nin uygulamaya konmasının ve dolayısıyla 1995 resmi raporunda belirtildiği gibi bir uyuşmazlık çözüm mekanizması haline gelmenin çok da ötesine geçemediği yönünde eleştirilere maruz kalmıştır. Bununla birlikte, devletlerce desteklenmeyen terör ve belli CBMs’lerin uygulanması yönünde üyeler arasında oluşturulan işbirliğinden elde edilen başarı, iç güçler ve dış aktörler arasında işbirliğini beklenenden çok daha ileri bir düzeye ulaştırmıştır. Bu bağlamda, ASEAN’ın TAC anlaşmasına dahil olan devlet sayısı, ASEAN ve akabinde ASEAN temelinde henüz oluşturulan bölgesel kurumların, yalnızca Güneydoğu Asya’da değil geniş Asya-Pasifik bölgesindeki mevcut gerilimin azaltılmasına nasıl yardımcı olduğunun en gerçekçi kanıtıdır. [12] Hem bölge içinde hem de bölge dışındaki büyük güçler, TAC anlaşmasını imzalayarak, bölgesel tutum anlamında ASEAN’ın temel usul ilkelerine bağlı kalma arzusuyla iyi niyetlerini ortaya koymuşlardır.

Bu bağlamda, ASEAN ve devamı niteliğindeki ASEAN temelli bölgesel kuruluşlar, ağır geleneksel ve nükleer silahlarla dolu Asya-Pasifik bölgesinin ortasında istikrar ve barış bölgesini oluşturmayı başarmıştır.

Bugün, bölgede yaygın olan güvenlik dilemması zihniyetini aşma ve işbirliği ihtiyacının hem bölge içinde hem de bölge dışındaki devletlerin başlıca endişesi olduğu Asya bölgesi her türlü güvenlik sorununa açık durumdadır. Bu bağlamda, endişe duyan devletler, kuşkusuz, ASEAN’ın müşterek işbirliği araçlarını kullanarak belirli güvenlik sorunları üzerinde zaman zaman işbirliğine gitmektedir. Böylece, çoğu zaman, ciddi silahlı çatışmalara yol açabilecek krizlerin tırmanması önlenmekte ve bu da tabi ki böylesine karmaşık hassas bir bölgede barış ve istikrarın temin edilmesi ASEAN’ın başarısını taçlandıran sonuç olarak kabul edilmektedir.

Profesör Nurşin ATEŞOĞLU GÜNEY

Yıldız Teknik Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslar arası İlişkiler Bölümü - Türkiye


[1] ASEAN ve Asya Pasifik bölgesindeki geleneksel güvenlik sorunlarıyla ilgili daha geniş bir kaynak mevcuttur bkz. Örn. Ralf Emmers, Cooperative Security and Balance of Power in ASEAN and the ARF, Routledge, NY, 2004;Steve Chan, Looking for Balance: China, the United States and Power Balancing in East Asia, Stanford Uni. Press, 2012; Ian Storey, Southeast Asia and the Rise of China: The Search for Security, Routledge, NY., 2011; Amitav Acharya- Evelyn Goh (eds.), Reassessing Security Cooperation in Asia Pacific: Cooperation, Congruence and Transformation, MIT, 2007. Ayrıca, bölgedeki geleneksel olmayan güvenlik tehditleri için yen kaynaklar mevcuttur, bkz, örn. Mely Caballero Anthony- Ralf Emmers- Amitav Acharya (eds.), Non-Traditional Security in Asia: Dilemmas in Securitization, Ashgate, Aldershot, 2006; Sorpong Peou, Human Security in East Asia, Challenges for Collaborative Action, Routldege, NY, 2008; Michael Wesley, Energy Security in Asia, Routledge, NY, 2007; Melisa Curley- Siu Lun Wong (eds), Security and Migration in Asia, The Dynamics of Securitization, Routledge, NY, 2008; Ramesh Thakur –Edward Newman, Broadening Asia’s Security Discourse and Agenda, Political, Social and Environmental Perspectives, United Nations University, Hong Kong, 2004.

[2] Bkz, örn, “Chapter Six: Asia“ The Military Balance, 112/1, 2012, s, 205-302.

[3] For details see, Hiro Katsumata, ASEAN’s Cooperative Security Enterprise:Norms and Interests in ASEAN Regional Forum, Palgrave-Macmillan, London, 2010;Yuen Foong- Khong Helen E.S. Nessudurai, “Hanging Together, Institutional Design and Cooperation in Southeast Asia, AFTA and the ARF, in Crafting Cooperation: Regional International Institutions in Comparative, A.Acharya-Alastair I. Jhonston (eds), Cambridge Uni. Press, Cambridge, 2007, s,32-82.

[4] Endonezya, Malezya, Filipinler, Singapur, Taylan

[5] Şuanki ASEAN üyeleri are ASEAN 5 artı Brunei Barış Ülkesi Devleti, Kamboçya,Laos, Myanmar ve Vietnamdır. ASEAN 10 olarak bilinir.

[6] Amitav Acharya, Constructing a Security Community in Southeast Asia: ASEAN and the Problem of Regional Order, Routledge, 2nd edition, NY, 2009; A. Acharya, “Why is there no NATO in Asia, The Normative Origins of Asian Multilateralism“, WCFIA Working Paper, Harvard University, Temmuz 2005, http://www.wcfia.harvard.edu/node/913 (erişim tarihi Haziran 2012).

[7] [7] Güney doğu Asya’da Dostluk ve İşbirliği Anlaşması Asia (signed in Indonesia, 1976) see the document http://www.aseansec.org/1217.htm (erşim tarihi Haziran 2012). TAC anlaşmasının 2 numaralı maddesi belgenin temelini özetler ki katılımcılar aşağıda verilen ilkelere uyacaklarını taahhüt etsinler a. Bağımsızlık, egemenlik, eşitlik, toprak bütünlüğü ve tüm milletlerin ulusal kimliğine karşılıklı saygı; b) her bir devletin ulusal varlığını dış müdahale, devirme ve baskısından uzak tutma hakkı; c.hir bir devletin bir diğerinin iç işlerine müdahale etmemesi; d. Farklılıkların veya anlaşmazlıkların barışçıl yollarla yatıştırılması; e.güç tehditi ya da kullanımından kaçınma f. Aralarında etkili işbirliği oluşturma.

ARF’nin (Asean Bölgesel Forumu’nun) şuanki üyeleri ve TAC anlaşmasını imzalayanlar; Avustralya, Kore, Bangladeş, Brunei Barış Ülkesi Devleti, Kamboçya, Kanada, Çin, AB, Hindistan, Endonezya, Japonya, Kuzey Kore, Laos, Malezya, Myanmar, Moğolistan, Yeni Zelanda, Pakistan, Papua Yeni Gine, Filipinler, Rusya, Singapur, Sri Lanka, Tayland, Doğu Timor, ABD ve Vietnam. (http://aseanregionalforum.asean.org/about.html, erişim tarihi Temmuz, 2012)

[8] Fort the details of ASEAN led regionalism see Visne Korkmaz, “The Rise of Asian Security Regionalism: The Area of Rivalry or Cooperation for the Regional and Global Players“, Global Studies Journal, cilt 2, 2009.

[9] Mark Beeson- Julia Gilson, “Still on Track? East Asia at time of Crisis“, The Pacific Review, 23/3, 2010, ss, 287-293

[10] For the discussion of cooperation vs integration see for example, Douglas Webber, “ The Regional Integration that did’t happen: Cooperation without integration in early 21st century East Asia“, The Pacific Review, 23/3, 2010, ss, 313-333.

[11] Detaylar için bkz, Helen E.S. Nesudurai, “The varying fortunes of ASEAN economic integration: What does the historical experience reveal?“, in Shiro Armstrong (ed) The Politics and Economics of Integration in Asia and the Pacific ,Routledge, 2011, ss,155-190.

[12] Jurgen Hecke, “The ASEAN Regional Forum and Transnational Challanges, Little Collective securitization, some practical Cooperation“, in Cooperative Security in Asia Pacific:The ASEAN regional Forum, J. Hecke- Noel M. Morada (eds), Routldege, NY, 2011, ss,124-149.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1996 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1996

İnsanoğlunun uzayla ilişkisini kabaca iki kategori altında incelemek mümkün. Bunlardan ilki yerküreye görece yakın mesafeleri kapsayan yörüngesel uzay. 1957 yılında uzaya fırlatılan Sovyet Sputnik uydusunu bugüne kadar 8.000’in üzerinde uydu takip etti ve Dünya’nın yörüngesindeki uydular artık moder...;

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Afganistan, dünyadaki hemen her sorunun önüne geçti. Gazze’ye artık sadece göz ucu ile bakıyoruz. Yemen’i unuttuk gibi. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Libya ve deniz yetki alanları ile ilgili belirsizlikler sanki bir kenara itildi. ;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Muhammed Nadir Şah, Afgan kraliyet ailesi üyelerinden birisidir. Amanullah Han ile aynı soydan gelmektedir. Nadir Şah, Amanullah Han’ın kuzenidir. Eski Afgan Emiri Dost Muhammed’in yeğeni Mehmet Yusuf Han’ın oğludur. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.