Lizbon - İstanbul Hattında 2015 İçin Çok Önemli Birşey Var

Yorum

Geçmiş yıllarda çeşitli vesilelerle Lizbon’u ziyaret etmek fırsatı buldum. Ne yalan söyleyeyim gezdiğim gördüğüm onca dünya şehri arasında beni çok ta etkileyen bir yer olmadı....

Geçmiş yıllarda çeşitli vesilelerle Lizbon’u ziyaret etmek fırsatı buldum. Ne yalan söyleyeyim gezdiğim gördüğüm onca dünya şehri arasında beni çok ta etkileyen bir yer olmadı. Depremlerle yaşadığı deneyimlerin bu şehirde eskiye ait pek az bir şey bırakmış olmasının bunda payı olabilir. Yine de her gittiğimde tarihi mekanlarını, müzelerini eski Arap ve hemen Arap mahallesinin yanıbaşında yeralan eski Yahudi mahallesini tekrar tekrar gezmekten kendimi alamadım. Birbiri ile hiç geçimi olmayan bu iki halkın, hemen her ülkede olduğu gibi nasıl yanyana yaşamaktan vazgeçemediklerini hayretle gözledim.

Ama Beni En Çok Etkileyen Ne Oldu?

Koyu Katolik Portekiz’de elbette Katedraller etkileyici. Tajo de Belem zaten çocukluğumda, Ansiklopedik Atlas’ta resmini görüp, bir nedenle bakmaya doyamadığım bir yapıttı. Yamacında resim çekerken çocukluğumda görmek istediğim pek çok şeyi görme imkanı bulduğum için bir kez daha Tanrıya şükrettim. Yine de ne Belem kulesi, ne Markej Pompal meydanı, ne de bizim Vasko de Gama diye bildiğimiz büyük kaşifleri, Vajko de Gama’nın koskocaman lahtini havi katedral beni Lizbon’daki iki yer kadar etkilemedi. Bu iki yerden biri, şehrin göbeğinde bulunan, sayısız bitki ve ağaca sahip büyük Botanik Bahçesiydi(Estuya Fria). Keşke İstanbul böyle bir Botanik bahçesine örneğin İnönü stadının yerinde kavuşabilseydi. Diğeri ise zengin kolleksiyonları ile GÜLBENKYAN Müzesi oldu. Keşke İstanbul bu müzeye de ev sahipliği yapabilse.

Gülbenkyan Müzesi ve Yarattığı Umut

Kalust Gülbenkyan Üsküdar doğumlu bir Osmanlı(1869). Zengin bir ailenin çocuğu olduğu için Batı’da eğitim imkanı bulmuş. Babasının varlığından öte petrol ticareti dolayısı ile büyük bir servet kazanmış bu şahsiyet zaman içinde büyük bir sanat zevki ve birikimi yaratmış.

İmparatorluk’ta iyi gitmeyen ve tehlike sinyalleri veren koşullar nedeni ile 1896 da İstanbul’dan ayrılıp, daha sonra İngiliz vatandaşı olmasına olmuş olmasına. Ama ömrünün 30 yılını geçirdiği kadim topraklar aklının, gönlünün hep bir köşesinde kalmış. Başta petrol servetinin kökeninde bulunan, bir hayli de karışık ve karmaşık ortaklık ve operasyonlarından elde ettiği sınırsız paralar olmak üzere, eline geçeni sanat kolleksiyonlarına yatırmış. Bir kıtadan diğerine yelken açan maceralı yaşamında, sanat tutkusu belki de onun en büyük bağlılığı ve bağımlılığı olmuş. Dolaştığı tüm ülkelerde derlediği, ahşap oymadan, tablo ve heykellere, kilim ve halılardan, çini, cam ve mücevherlere her şeyi önce evinde Paris’te sergilemeye başlamış.

Kalbi Üsküdar’da Kalan bir Fani

Ama onun gönlünde doğduğu topraklarda bir müze açmak hayali varmış. Lizbon’da bulunan müzedeki anlatıma dayanarak söyleyebilirim ki, yaptığı teklifin ikinci dünya savaşı sonrasındaki işkilli soğuk savaş Türkiye’si tarafından reddedilmesi, Gülbenkyan’ı bir hayal kırıklığına uğratmış olmalı. Ama yılların, savaşların ve kıtalararası yolculukların yorup yıpratmadığı Gülbenkyan, 1942 de tavattun ettiği Portekiz’de bir Gülbenkyan Vakfı kurmuş ve ailesine bir vasiyette bulunmuş. Onun ölümünden sonra(1955) vakıf bu vasiyeti yerine getirerek Gülbenkyan Müzesini hayata geçirmiş.

Geçmiş ile Üsküdar Arasında Bir Köprü Kurulur mu?

Gülbenkyan Müzesi, sergilenen onbinlerce eser dışında depolarında ciddi bir sanat kolleksiyonu barındırıyor. Müzeyi 3. kez gezerken kafamda bir ampul yandı. Neden tarih zengini ama cami, imaret, külliye ve hamam dışında müze fakiri Üsküdar’da bir müze kurulmasın ve Gülbenkyan müzesinin atıl koleksiyonları buraya aktarılmasın.

Bu müze Gülbenkyan Vakfı ve Üsküdar Belediyesi ve Kültür Bakanlığı arasında imzalanacak bir protokol ile Gülbenkyan Üsküdar Sanat Müzesi olarak kurulup,Üsküdar’ın kadim değerine bir değer katamaz mı?

Bana 3-4 yıl önce çok heyecan verici gelen bu düşünceyi, bir toplantıda rastladığım, Sayın Egemen Bağış’a açtım ve sonra kendisine bir e mail mesajı olarak ta yazdım. Sözlü olarak “henüz erken“ diye cevapladığı soruma, e mail ile konuya hiç değinmeden sevgi ve saygı sunarak nazik bir üslup ile cevap verdi.

Ama artık bence zaman erken değil. Üstelik bir ÜSKÜDAR GÜLBENKYAN 2 müzesi Türkiye için çok önemli ve hayırlı bir vesile olabilir.

Evet 2015 Yaklaşıyorken bu Değerli bir Adım Olur

Dünya 1915 den sonra geçen 100 yılı, 2 yıl içinde yeniden tartışacak. Her yerde, her ülkede, her platformda, Türk-Ermeni ilişkileri yeniden masaya yatırılacak.Biz hep yumurta kapıya gelince düşünen, acele ile reaksiyoner hareket eden insanlar olduğumuz için bugün yani 2013 ün Temmuz ayında yine bunun ayırdında değiliz ve yine güncele sıkışıp kalmış durumdayız. Oysa, Kültür Bakanlığı, Üsküdar Belediyesi, Potekiz Fahri Başkonsolosluğu aracılığı ile hızla başlatılacak bir girişim, Gülbenkyan Vakfı ile bir iletişim sağlar ve hızla projeyi tekemmül ettirirse, 2015 Nisan ayı gelmeden ÜSKÜDAR’da bir Gülbenkyan müzesi kurulur.

Türkiye Kadim Ermenilerine, Ermenistan’a, Ermeni Diyasporasına ve Dünya Aleme

Ama önce kendi kadim halkımıza, o bir zamanlar milet-i Sadıka denilen, vaktiyle dillerini, dinlerini, temizliklerini, yemekleri ve iş ahlaklarını yere göğe koyamadığımız o kadim halka ve ibret-i alem için dünyaya Türkiye ve Gülbenkyan ailesinin bir dostluk haykırışı olur Gülbenkyan Üsküdar Müzesi. Bunu hafife almayalım ve insiyatifi başlatalım bence. Biz 2015 in muhtemel siyasi fırtınalarına, bir sanat, dostluk ve vefa barınağı hazırlayalım. Hem de daha fazla vakit geçirmeden.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2633 ) Etkinlik ( 211 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 95 1029
Avrupa 22 633
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1345 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 281
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1994 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1994

Güvenlik üzerinden yeni ittifakların gelişmesi ise başat ülkelerin aldıkları risklerden ve inisiyatiflerden okunabilmektedir. Mülkiyet ve güç kavramlarının niteliği ile iş modeli tarihsel olarak değişmektedir. “Başarıda Başarısızlık” sendromu yaşayan AB’nin geleceğini; Brexit sonrası Batı’da yeniden...;

Klasik diplomasiye ekonomik, sosyal, kültürel ve insani alanlarda açılım imkanı sunan kalkınma işbirliğindeki aktörlerin etkili koordinasyonu için proje, program ve proaktif inovasyon desteği sağlamak üzere kurulan TASAM Kalkınma ve İşbirliği Enstitüsü’nün resmî internet sitesi yenilendi.;

Emekli Albay Dr. Cengiz Topel Mermer’in “Yeni Soğuk Savaşın Sıcak Cephesi Himalayalar’da Çin-Hint Çatışması” isimli yeni kitabı TASAM Yayınları tarafından kitap ve e-kitap olarak yayımlandı.;

Ukrayna ise 45 milyona yaklaşan nüfusu, Avrupa Birliği ile Rusya Federasyonu arasındaki önemli coğrafi konumu ve kayda değer ekonomik potansiyeli ile dünyanın dikkatini üzerine çekmektedir. Birleşmiş Milletler (UN), BM, Avrupa Konseyi, AGİT, BDT, DTÖ, GUAM, KEİ, AvET, KEİ gibi pek çok bölgesel ve ul...;

Meriç ile Karasu arasında bulunan ve Meriç, Rodop ve İskeçe illerinden oluşan bölgede, 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile bugün yaklaşık 150 bin Müslüman Türk yaşamaktadır. ;

Türkiye’nin 7 ana bölgesi ve 81 ilimizin her birinin akademik, sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması ile Ülkemizin yapısal dönüşümüne stratejik, bilimsel, derinlikli katkılar sağlamak üzere kurumsal altyapısı oluşturulan TASAM Türkiye Mükemmeliyet Merkezleri’nin resmî internet sitesi açıldı.;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

Son günlerde Türk Dış Politikasının en sıcak konularından birisi Amerikan ve NATO güçlerinin ayrılmasından sonra Kabil Havaalanının güvenliği konusunda ortaya konulan tekliftir. ;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...