“Fasl-ı Menatık”: 22. Fasıl

Makale

AB ile 22. müzakere faslı açıldı. AB den uzaklaşan bir Türkiye’nin giderek daha fazla otoriterleşeceği ile ilgili endişeler galebe çalmış olmalı. ...

AB ile 22. müzakere faslı açıldı. AB den uzaklaşan bir Türkiye’nin giderek daha fazla otoriterleşeceği ile ilgili endişeler galebe çalmış olmalı. Tüm çatlak seslere rağmen, ortak akıl galip geldi ve AB Türkiye’ye üyelik müzakere sürecinde normal olarak açılması gereken bir faslı, kerhen ve bir ihsan-ı şahane gibi açacağını açıkladı ve hemen bir zaman koşulu koydu. Geçen zaman içinde Türkiye’nin genel olarak karnesini yeniden değerlendirecekler. Evet, sözün özü şimdi bölge politikaları faslı açıldı. Ama açıldığı gibi AB nin gerekçeli tercihi ile ertelendi.

Kürt Açılımı ve Fasl-ı Menatık

Ben hükümetin Kürt açılımından sonra, AB nin hemen “bölgesel politikalar“ faslının açılabileceği duyurusuna kendimce ilginç bir anlam yüklemiştim. Kürt sorunu, yıllardır üstesinden gelinemeyen bir bölgesel kalkınma sorununun ürünü değil miydi? Ülkenin artan refahından daha fazla pay isteyen bir bölge, tamamen Kürt olmasa bile veya bir başka deyimle, Türkiye’nin Kürt nüfusu sadece Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da olmasa bile, en büyük eşitsizlikler, en fazla yaşanan mahrumiyetler, 1960 lı yıllardan beri sürdürülen “Bölgesel Kalkınma“ projelerine rağmen devam etmekteydi. Barajlar yapılmış, tarlalar daha fazla sulanmış, ürün çeşitlenmiş olabilirdi. Ama insana insanca yaşama imkânı verecek bir ortam tam olarak hazırlanamamıştı.

Benzer Sorunlar Başka Bölgelerde Yok mu?

“Geri kalmış“ veya “geri bıraktırılmış“ Doğu denildiği zaman ben ifadenin “Kürt“ imasını bir kenara koyarak, hep ne sorun varsa benzeri Giresun, Sinop, Kastamonu, Yozgat, Sivas ve Bilecik’te de var. İşsizlikse o da var; fakirlik dolayısı ile iç ve dış göç buralarda da gani. Sanayileşme ve nimetlerinden nasibini alamamak deseniz o da aynı diye düşünmüşümdür. Ama temel bir fark Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da insanların önce kendilerini ülkenin geri kalan yerlerindeki insanlardan farklı görmeleri, bu farka önemli bir vurgu yapmaları ve bu farkı yüzyıllardır kendilerinden olmayanlara da telkin etmeleri. Bu Doğu ve Güney Doğu’da da kalsalar aynı, Batı ve Güney Anadolu’ya temelli veya geçici olarak göç etmiş olsalar da aynı. O Doğu ve Güney Doğu Anadolu, sadece coğrafi açıdan değil, sosyokültürel, etnik ve ekonomik açıdan da nev-i şahsına münhasır bir bölge. Bu özgün özellik nedeni ile, bir çok AB ülkesinin sahip olduğu farklılık refleksine sahip.

AB’nin Bölge Tanımı İtibarı ile Doğu ve Güney Doğu

Evet, Doğu ve Güney Doğu sonunda “demokratik“ bir açılıma gerek hissettirecek kadar kangrenleşmiş insan hakları sorunları ola bir bölge. Eğitimde geri. Sağlıkta sorunlu. Çocuk gelinleri ve kan-namus cinayetleri ile maruf. Tabii gelişmişlik açısından hala Türkiye ortalamalarının altında. İstihdam, işsizlik ve göç sorunları var. Sanayileşme açısından pek bir şey yok ki, AB nezdinde köhnemiş sanayi dalları açısından değerlendirilsin. Ama tüm sulama ağlarına ve verim arttırma çabalarına rağmen tarım ve hayvancılık açısından beklenen atılımı yapamamış bölge. Doğu ve Güney Doğu bu özellikleri ile bütünü itibarı ile olmasa bile büyük ölçüde AB nin NUTS1, bölge tanımı içinde ziyadesi ile bulunan bir bölge. Yani eğer “fasl-ı menatık“ açılır, müzakere başlar, fasıl kapanır, AB de zaten bütçesinin büyük bir kısmını tahsis ettiği bölge fonlarından Türkiye’ye verirse, Doğu ve Güney Doğu Anadolu yararlanabilir.

Kazın Ayağı Şimdi Artık Çok Farklı

Açıldığında istenecek olan sadece mezkûr bölgelerin siyasi, sosyal ve ekonomik koşulları ile ilgili değişim, dönüşüm, yasalaştırma ve uygulama ile sınırlı olmayacak. Neden mi? Çünkü son bir aya yakın bir zamandır önce Taksim’de başlayan olaylar, mevzi olmaktan hızla çıkıp mevzi başlayıp Türkiye’nin neredeyse tüm sath-ı mailine yayılan olaylar, AB nin Türkiye’yi, demokratikleşme, insan hakları, polis-sivil halk ilişkileri açısından yeniden sorgulamasını, sınamasını gerektirecek bir görünüm kazandı da ondan.

Fasl-ı Bahar Umudu

Biz AB için değil, AB nin açılmasını tercih ettiği fasıl için değil, kendimiz, her bölgedeki, her köy, kent ve kasabadaki, her renk, cins, inanç ve yaştaki insan için kavga etmeyi bırakmalı ve uzlaşma zeminlerine geri dönmeliyiz. Kadın cinayetleri, namus cinayetleri, eğitim eşitsizliği, “inanan-inanmayan“ yapay ayırımı ve tüm benzer sorunlara, siyasi iktidar, iktisadi ikbal ve toplumsal üstünlük kaygısına kapılmadan son vermeliyiz. Bu gergin ortamda buna nasıl yeniden başlayacağız bilemiyorum. Ama bu Türkiye için gerçek bir “faslı-bahar“ olabilir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2583 ) Etkinlik ( 177 )
Alanlar
Afrika 66 613
Asya 79 1004
Avrupa 13 620
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 282
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1333 ) Etkinlik ( 45 )
Alanlar
Balkanlar 22 279
Orta Doğu 19 588
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1985 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1985

Son Eklenenler

2011 tarihli GAP Yönetici El Kitabı’nda GAP “Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin sahip olduğu kaynakları değerlendirerek bu yörede yaşayan insanlarımızın gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi, bölgelerarası farklılıkları gidermeyi ve ulusal düzeyde ekonomik gelişme ve sosyal istikrar hedeflerine ...;

Bir hastanın dünyanın bir ülkesinden başka bir ülkesine tedavi veya sağlık hizmeti almak için gitmesi bizlere ne kadar zor veya aykırı geliyor, değil mi? Ya da bakmakta zorlandığımız, işlerimiz ya da görevlerimiz dolayısıyla zaman ayıramadığımız yaşlılarımızı dünyanın başka bir ülkesinde bir bakım ...;

Tüm dünyayı etkisine alan salgının da katkısıyla belirsizliklerin artışı oranında öngörülebilirliğin de azaldığı günümüzde, coğrafyamız başta olmak üzere farklı bölgelerde ortaya çıkan krizler ile uyuşmazlıklar küresel barış ve istikrarı tehdit ederken, çok taraflılık ve evrensel değerler de erozyon...;

Donald Trump seçimleri eski başkan yardımcısı Joe Biden'e kaybetti, ancak liberaller son derece küçük bir fark ile galip oldu. Bu Amerika'nın son yıllarda ne hâle geldiğinin bir özetidir; kararsız ve tatminsiz.;

TASAM ve paydaşlarınca geliştirilen çok programlı BRAINS² TÜRKİYE inisiyatifinin Sentetik Gerçeklik Teknolojisi adlı uygulama programı “Derin-Sahte (Deepfake) Ürün ve Savunma Ekosistemi İnşası“ teması ile başlıyor.;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 27-29 Mayıs 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

Uzun süredir yazmak istediğim ama bunun için daha fazla zaman gerektiğini bilerek ertelediğim bir konuya sadece girizgâh yapacağım. “Sağlık Diplomasisi“ yaklaşık on yıldır üzerine okuduğum, gündemimde tuttuğum ve bu başlıkta çalışanları, ürettiklerini ve gerçekleşen çıktıları takip ettiğim bir alan.;

* BRAINS2 TÜRKİYE; ‘Biyoteknoloji’, ‘Robotik’, ‘Yapay Zekâ’, ‘Nanoteknoloji’, ‘Uzay’ ve ‘Stratejik Hizmetler’ alanlarında sektör, ekosistem ve kapasite geliştiren, Türkiye merkezli çok programlı bir marka/inisiyatiftir. Küresel ekonomide yeni iş modeli ve çok boyutlu güç dağılımını dönüştüren bu tem...;

"Türkiye - Rusya İlişkileri" Konferansı

  • 22 Haz 2005 - 22 Haz 2005
  • İstanbul - Türkiye

3. Türkiye - Çin Forumu

  • 15 Eki 2018 - 20 Eki 2018
  • Pekin - Çin

3. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2021

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...

Yemen, Coğrafi konumu itibarıyla kızıl denizin Hint Okyanusu’na açıldığı kapıdır. Afrika boynuzu ile birlikte Bab’ül Mendeb boğazının doğu kıyısında yer almaktadır. Yeryüzünde denizler üzerinde seyreden malların p gibi büyük bir oranı Süveyş kanalı, Kızıl Deniz ve Aden körfezinden geçtiği düşünülürs...