İstanbul Güvenlik Konferansı 2018 | BİLDİRİ ÇAĞRISI

Haber

Birinci Dünya Savaşı’nda şekillenen ilk formu ile “güvenlik”, uluslararası çalışmaların temelinde yer almaya başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda güncellenen bu çıkarımlar...

BİLDİRİ ÇAĞRISI
İSTANBUL GÜVENLİK KONFERANSI 2018
“Geleceğin Güvenliği“
( 07-09 Kasım 2018, İstanbul )

Birinci Dünya Savaşı’nda şekillenen ilk formu ile “güvenlik“, uluslararası çalışmaların temelinde yer almaya başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda güncellenen bu çıkarımlar en son Soğuk Savaş ile nihai hâlini almış; uluslararası sistemin, üzerine kurulduğu ve yönetildiği güvenlik şablonu kurumsallaşmıştır. Geleneksel güvenlik anlayışının son hâli ise 11 Eylül Saldırıları sonrası ABD’nin küresel terörizm ile mücadele stratejisini duyurması ve sistem içerisinde var olan tüm paydaşların bu stratejinin parçası ve uygulayıcısı olması ile anlamlandırılmıştır.

1990’lardan sonra uluslararası sistemde yaşanan köklü değişimler ve küreselleşmenin beraberinde getirdiği teknolojik gelişmeler modern dönemde yeni tehditlerin ortaya çıkmasına, mevcut tehditlerin ise şeklen değişime uğramasına sebep olmuştur. Uluslararası sisteme devlet dışı aktörler ve askerî olmayan tehditlerin de dâhil olmasıyla günümüzün güvenlik ortamı çok boyutlu bir hâl almış, buna paralel olarak mücadele yöntemlerinin de güncellenme ihtiyacı hâsıl olmuştur.

“Savaş“, “güç“ ve “barış“ terimleri, Soğuk Savaş sonrası döneme kadar güvenlik ortamının anlaşılmasında en etkili tanımlamaları içermektedir.

Geleneksel güvenlik anlayışının öncüleri; geçmişin şiddet eğilimli anlayışının gelecekte de devam edeceğini varsaymaktadır. Bunun yanında geleceğin güvenlik ortamı ile başa çıkmanın geçmişten çıkarılan derslerle mümkün olacağını düşünmekte, gücü maksimize etmenin güvenliği de maksimize edeceğini değerlendirmektedirler.

Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte bu dönemin güvenlik algısını oluşturan konsept ve kalıplar da dönüşüme uğramış, küreselleşme ve yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte geleneksel anlayışın güvenlik tanımlamasında kullanılan terimler değişime uğramıştır.

Geleneksel güvenlik anlayışının ordu, cephe, silah, muharebe alanı kavramları olağanüstü değişim ve dönüşüme maruz kalmış, mücadele alanı adeta tüm dünya hâline gelmiştir. Söz konusu durum, “güvenlik“ olgusunu; kaynağı, zamanı ve şekli önceden tahmin edilmesi güç, hatta neredeyse imkânsız, asimetrik tehditlere açık ve çok boyutlu bir alan hâline getirmiştir.

Yeni güvenlik anlayışı ile birlikte; uluslararası terörizm, organize suç örgütleri, devlet-dışı silahlı aktörler, siber terör, saldırma amacı güden devletler, konvansiyonel ve kitle imha silahlarının yaygınlaşması gibi riskler, ulusal fiziki varlığa yönelen tehditler arasına girmiştir.

Savaşı Clausewitz’in tanımı ile “politikanın başka araçlarla devamı“ olarak ele aldığımız zaman bahsedilen şekilde evrim geçirmiş olsa da çatışma ve savaş ortamının, siyasal alan var olduğu sürece devam edeceği kanaati ortaya çıkmaktadır. Savaşın evriminde hiç şüphesiz teknoloji en belirleyici rolü oynamıştır. 20. yüzyılın özellikle ikinci yarısında elektronik, iletişim ve malzeme teknolojilerindeki gelişmeler, askerî alanda da önemli atılımlara vesile olmuştur. Bu gelişmelerin 21. yüzyıla yansımaları, savaşın icrasını kökünden değiştirmiştir.

İletişim teknolojilerinin gelişmesi, jeopolitik gelişmeler ve ulus devletlerden ziyade devlet-dışı aktörlerin (örgütler, mikro milliyetçilik, terörizm vb.) ön plana çıkması; savaşın yeni usül, taktik ve sistemlerle icrasını doğurmuştur. “Dördüncü Nesil Savaş“ olarak adlandırılan bu yeni yaklaşımda çok daha küçük, hareket kabiliyeti yüksek, ağ merkezli bir yapıda birbirine bağlı birlikler; siyasi, ekonomik ve sosyal harekâtların bir parçası olarak kullanılmaktadır.

Dördüncü Nesil Savaş'ın ilk açık örnekleri olan Libya Harekâtı, Suriye İç Savaşı, Afganistan gibi örneklerde devletlerin siyasi ve askerî hedefleri için devlet-dışı aktörleri kullandıkları, savaşların meydanda ya da açıkça ilan edilmiş bir şekilde değil "vekalet savaşı" (proxy war) şeklinde yürütüldüğü görülmektedir. Gerilla harbi, gayrinizami harp stratejileri öne çıkmaktadır. Taktik ve stratejik sonuç için psikolojik harp, elektronik harp, siber harp gibi yöntemler kullanılmaktadır.

Teknolojinin henüz insan faktörünü devreden çıkarmadığı günümüzde, güvenlik faaliyetlerine destek hizmeti konusunda geldiği noktada, insanların sahip olduğu gücü on katına çıkarabilen teçhizatlar, gözlem sırasında tehdidi atlamayan kombine tesisler ve insan kullanımındaki sofistike imha araçları, insani stratejiler ile insanlara karşı planlanan, aslında çok eskiden beri olagelmiş durumun sürekli güncellenmiş hâli olarak görülebilir.

Günümüzde ilk örneklerini gördüğümüz insansızlaştırılmış güvenlik alanı ise gelecekte en çok karşımıza çıkacak olgudur. Önce araçların insansızlaşması, arkasından muharebelerin ve en sonunda tüm güvenlik ve savunma çerçevesinde değerlendirilecek alanların bu şekilde değişmesi ile olgular, hedefler, yollar ve hatta sonuçların farklı şekillerde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Geleceğin güvenliği aslında gelecekte var olan ihtiyaçların ve genelleşmiş hayat şartlarının çizdiği çerçevede şekillenecektir. Günümüzde hayatımızın parçası olan internet üzerine yapılan çalışmalarda, henüz 1996 yılında hazırlanmış bir yayımda bile “lidersiz, devlet dışı aktörlerden oluşan bir ağ yapısının (internet gibi) bilgi devrimindeki avantajı ele geçireceği ve kuruluşlara yönelik biçimsiz, düşük yoğunluklu sürdürülecek yeni tip bir toplumsal çatışmanın yükselmekte olduğu“ tezi ortaya atılabilmektedir.

Bir süredir tartışılagelen ve küreselleşmenin getirdiği güvenliğin temel öznesinin birey-toplum-devlet skalasında konumlandırılamayan yeri de gelecekte daha keskin şekilde belirecektir. Teknoloji ve bireysel ihtiyaçların, bu konumlandırmaya etkisi bilinse de hangi noktaya getireceği konusu açıklık kazanmamıştır. Yüksek/alçak siyaset (high/low politics) kavramlarının toplumsal ve kamusal kabullerindeki değişimin de kavramların bir parçası olan güvenliğin kapsam ve araçlarını belirleyeceği görülebilmektedir.

Gelecek olgusunun güvenlikleştirilmesi ise; fütürist bir hayal gücü üzerine inşa edilen yaklaşımların ötesinde aslında öngörülen gelecek şartlarının insan-toplum-devlet nezdinde güvenlik olgusu içinde değerlendirilmesidir. Olgusal olarak, geleceğin söz konusu özneleri önceleyecek şekilde planlama ve şekillendirme noktasını nitelemesi konusunda değerlendirmeye alınmalıdır.

Günümüzde günü kurtarma, günceli kovalamanın güvenlik kavramında yeri olmadığı açıktır. Bu sebeple “Geleceğin Güvenliği“ ana teması ile İstanbul Güvenlik Konferansı 2018; TASAM, Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü tarafından gerçekleştirilecektir. Tam bir açık görüşlülük, çift yönlü ve multi-disipliner değerlendirme ile sosyal ve fen bilimlerinden akademisyenler, devlet temsilcileri, politika yapıcılar, uzmanlar, düşünce kuruluşları mensupları, güvenlik kurumları mensupları, bürokratlar ve diğer ilgililerin geniş katılımı beklenen Konferans için tasarlanan gündem başlıkları aşağıdaki gibidir.

Ana Tema
Geleceğin Güvenliği

Alt Temalar (Paneller)
Geleceğin Güvenliğinde Endüstri 4.0
Geleceğin Güvenliğinde Yapay Zeka
Robotik ve İnsansı Robotlar
Geleceğin Balistik, Konvansiyonel Savunma ve Uzay Sanayi
Geleceğin Güvenlik Örgütlenmesi ve NATO
Geleceğin Güvenlik Örgütlenmesi ve ŞİO
Geleceğin Güvenlik Örgütlenmesi ve Yeni Ordular
Geleceğin İstihbarat Yönetimi
Veri Ekolojisi, Ağ Güvenliği ve Siber Tehditler
Siber Ordu Yarışları
Dijital Ekonomi ve Geleceğin Güvenliği
Gelecekte Sınır Problemleri Yönetimi
Güvenlikte Gelecek İkilemi
İnsansız Araçların Meydan Muharebesi: İHA, İKA, İDA
Güvenlikleştirilen Gelecek
Yeni Medya, Veri Ekosistemi ve Güvenlik
Geleceğin Akıllı Şehirleri ve Güvenlik Yönetişimi
Geleceğin Yumuşak Güç Bileşenleri


BİLDİRİ ÖZET GÖNDERİM

İstanbul Güvenlik Konferansı 2018 oturumlarında konuşmacı olmak için igk2018@istanbulguvenlikkonferansi.org adresine aşağıdaki gibi düzenlenmiş MS Word dosyasını iletmeniz gerekmektedir:

• Tebliğ başlığı
• 300 kelimelik özet, 5 anahtar kelime
• Kurumsal bağınız ve kısa özgeçmiş (detaylı CV değil)



Önemli Tarihler:
Özet son gönderim tarihi : 15.09.2018
Kabul edilen bildirilerin ilanı tarihi : 01.10.2018
Konferans tarihi : 07 - 09.11.2018
Gözden geçirilmiş tam metin gönderimi : 30.11.2018

Gerekli Bilgiler:
Özet Kitapçığı konferanstan önce hazırlanacak ve online olarak yayınlanacaktır.
Özet ile uyumlu ve bilimsel yeterliliği kabul edilen tüm tam metinler bir derleme kitap şeklinde yayınlanacaktır.
Özet gönderim ve kabul edilen bildirilerin sunumu için ücret talep edilmemektedir.
Ulaşım, konaklama ve yerel masraflar katılımcılara aittir.

Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2621 ) Etkinlik ( 204 )
Alanlar
Afrika 71 619
Asya 92 1021
Avrupa 20 631
Latin Amerika ve Karayipler 13 65
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1344 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 280
Orta Doğu 21 595
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1991 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1991

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

Yüzyılımızın neredeyse sonuna gelmişken, çevre -şimdiye dek ihmal edilen ortağımız- hakkını savunmak için sesini yükseltmektedir. Ne şimdi ne de gelecekte, insanoğlu ve çevresi arasındaki ilişki artık göz ardı edilemeyecektir. ;

Malezya ise Güney Asya’daki stratejik konumu, 33 milyona yakın nüfusu, dinamik ve eğitimli insan kaynağı, sanayileşme ve teknolojide elde ettiği ilerleme, büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, İİT, ASEAN, Bağlantısızlar Hareketi, APEC, D8 gibi uluslararası örgütler içerisindeki saygın konumu ile tüm dün...;

Kafkasya Türkiye Rusya, Türkiye İran ilişkilerinin en önemli kesişme / buluşma noktasıdır. Türkiye’nin doğuya, Türkistan coğrafyasına açılan kapıdır. Kafkasya üzerinde zaman zaman oluşan İran-Rusya ittifakı çoğu zaman Türk ve Türk dünyası için iyi sonuçlar vermemiştir. ;

Türkiye - Kazakistan ikili ticaretinde, 2019 yılında ticaret hacmi 3,994 milyar dolar, ticaret açığı ise Kazakistan lehine 2,104 milyar dolar civarı olmuştur. Türkiye’nin Kazakistan’a ihraç ettiği başlıca ürünler; prefabrik yapılar, mücevherci eşyası ve aksamı, tohum, hububat ve kurubaklagildir. Kaz...;

24 Kasım 2015’te Türk F-16’larının Türkiye’nin hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Suriye sınırına yakın bir bölgede bir Rus SU-24 savaş uçağını düşürmesi ile hızla krize sürüklenen Türkiye-Rusya ilişkileri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 9 Ağustos 2016’da St. Petersburg’da Rusya devlet başkanı Putin’...;

Avrupa, Karadeniz, Kafkaslar, Asya, Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ile arasındaki tarihî, siyasi ve kültürel bağları, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası alanda yükselen aktivitesi, NATO, AGIT ve CICA gibi örgütlerin önemli üyelerinden olması ve son dönemde geliştirdiği aktif dış politi...;

Uluslararası mecrada bir “Türkiye Markası” hâline gelen Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, TASAM 2004-2021 Faaliyet Raporu’nu güncelleyerek yayımladı.;

3. Türkiye - ABD Forumu

Türkiye - ABD Forumu bu amaçla oluşturulmuştur. Karşılıklı gerçekleştirilecek Forum’un; aktif ve proaktif müzakerelerle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin güçlenmesine katkı yapması, ikili ve çok taraflı menfaatleri karşılıklı yükseltecek fırsatlar ve fikirleri ortaya koyan bir platform olarak hizmet sunması hedeflenmiştir.

  • 14 Ağu 2017 - 17 Ağu 2017
  • Washington - ABD

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.