Türkiye - Hindistan Yuvarlak Masa Toplantısı - 2 | SONUÇ RAPORU

Haber

“Değişen Küresel ve Bölgesel Dinamikler: Hindistan ve Türkiye için Bir Rol” teması ile TASAM ve ICWA işbirliğinde, ...

Değişen Küresel ve Bölgesel Dinamikler: Hindistan ve Türkiye için Bir Rol“ teması ile TASAM ve ICWA işbirliğinde, 6 Mart 2018’de İstanbul’da kapalı oturum şeklinde gerçekleştirilen 2. Türkiye - Hindistan Yuvarlak Masa Toplantısı’nın Sonuç Raporu aşağıdaki gibidir:

Bağımlılıklarının üçte ikisi Batı dünyası lehine olan Türkiye, Doğu ve Batı’nın “Güvenlik Regülatörü“dür ve tercihleri, dengeleri etkileyecektir. Hindistan ise, sosyoekonomik, siyasi ve askerî etki alanı ile bölgesel ve küresel belirleyici rolünü daha hızlı pekiştirmektedir. Gelecek için büyük potansiyel vaat eden iki başat ülke olan Türkiye ve Hindistan arasındaki bakir büyük potansiyeli, tüm boyutları ile karşılıklı bağımlılık için geliştirme ihtiyacı tarihî zorunluluk olarak önümüzde durmaktadır.

Türkiye - Hindistan ilişkilerinin tarihi; sufi geleneği de kapsayan kültürel bağlarla büyük bir miras bırakmıştır. Bu miras canlandırılmalı, Hindistan ve Türkiye’nin ilişkilerinin temel taşlarını oluşturmalıdır.

Türkiye ve Hindistan, değişen dünyada yükselen güçler olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak iki ülke ilişkilerinde tam potansiyel hayata geçirilememektedir. Bu tam potansiyeli hayata geçirebilmek için stratejik ve uzun süreli ilişkiler planlanmalı ve bu, yine uzun vadeli kurumsal işbirlikleri üzerinden kurgulanmalıdır.

Türkiye ve Hindistan, her zaman iki ayrı kıtada bulunan ülkeler gibi algılanmaktadır, ancak iki ülke de aynı kıtadadır ve düşünüldüğünden çok daha yakınlardır. İki ülke ilişkilerini bölgesel nitelikten kurtarmak ve çok taraflı bir hâle getirmek gerekmektedir. Bunun temeli de kültür, akademi ve bilim alanları üzerine kurulabilir.

Türkiye - Hindistan ilişkileri gelişmeli ve böylece Türkiye Bölge’ye daha çok değer katmalıdır. Bununla birlikte, Bölge’deki; özellikle Körfez gibi, tarafların enerji bağımlılıklarının olduğu bölgelerdeki gelişmeler yakinen takip edilmeli ve bu gelişmelere gereken önem gösterilmelidir. Körfez’in istikrarsızlığı tüm dünyayı istikrarsızlığa sürükleyecek bir durumdur ve mevcut gelişmeler ışığında bu durum çok uzak görünmemektedir. Dolayısıyla Türkiye - Hindistan ilişkileri, Bölge’de de etkin olabilecek küresel bir etkinlik seviyesine çıkarılmalıdır.

Hindistan için “Doğu Politikaları“, yani Hindistan’ın doğusunda, Japonya ve ötesinde ABD’ye kadar olan bölge politikaları büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda Hindistan - Çin ilişkileri hem bölgesel, hem küresel anlamda çok önemlidir. Diğer taraftan Türkiye de dış politikasında Doğu’ya yönelen bir çeşitlendirme eğilimi göstermektedir. Türkiye de, Hindistan da şu anda çok boyutlu dış politika üretmek üzerine odaklı gözükmektedir. Bu durum, ortak paydada buluşabilecek bir dış politika ortaklığı potansiyelini de göstermektedir.

Türkiye ve Hindistan, iki büyük ekonomidir ve bu iki büyük ekonominin ticaret hacmi halihazırda 6 milyar dolar civarında seyretmektedir ancak bu ticaret hacmi kısa vadede en az 10 milyar dolara çıkarılmalıdır. Bu ekonomik ilişkilerin gelişmesi, iki ülkenin uluslararası alandaki etkinliğini de arttıracaktır.

Hindistan ile ekonomik işbirliği, özellikle medikal sektöründe ve bununla beraber bilgi teknolojileri, uzay teknolojisi ve turizm alanlarında yapılmalıdır.

Türkiye’deki Hindistan ile ekonomik işbirliği yapılabilecek potansiyel sektörler;
  • Tekstil
  • Otomobil
  • İnşaat
  • Enerji
  • Tarım ve Tarımsal Süreç
  • Turizm
  • Lojistik
  • Komünikasyon
  • Finans Servisleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye ve Hindistan’ın ikili ticari ilişkilerinde karşılaşılan sorunlar ise;
  • Vizeler
  • Gümrük Tarifeleri
  • Yeterliliklere dair Karşılıklı Bilgi Eksikliği
  • Nakliye
  • Bankacılık ve Finans Sistemleri konularında karşımıza çıkmaktadır.

Son olarak TASAM ve ICWA, aşağıdaki maddeler üzerinde yoğunlaşmak ve bunları planlamak/hayata geçirmek üzerinde mutabakat sağlamışlardır:

1. Türkiye ve Hindistan için etkili işbirliği sağlayabilmek adına her iki kurumun da politika önerecek çalışmalarla potansiyelleri ve imkanları belirleyerek bunu karşılıklı olarak paylaşması

2. Üniversite ve araştırma merkezlerinde eğitim/değişim/staj programlarının planlanarak karşılıklı hayata geçirilmesi

3. Ortak kültürel ve turizm projelerinin oluşturulması (ortak bir belgesel çalışması gibi)

4. Türkiye’den Hindistan’daki üniversitelere, başta bilgi teknolojileri alanında olmak üzere nihai hedef olarak 10.000 öğrenci gönderimi üzerinde çalışılması

5. İkili ilişkilerde en büyük sorunlardan biri olarak karşımıza çıkan bilgi boşluğunu ortadan kaldırmak için güçlü bir iletişim ağı oluşturulması ve bu alanda ortak çalışmaların hayata geçirilmesi
06 Mart 2018, İstanbul
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2643 ) Etkinlik ( 216 )
Alanlar
Afrika 73 621
Asya 97 1035
Avrupa 22 634
Latin Amerika ve Karayipler 16 68
Kuzey Amerika 8 285
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1348 ) Etkinlik ( 51 )
Alanlar
Balkanlar 24 283
Orta Doğu 21 596
Karadeniz Kafkas 3 294
Akdeniz 3 175
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1288 ) Etkinlik ( 74 )
Alanlar
İslam Dünyası 56 778
Türk Dünyası 18 510
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1995 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1995

Daha önce, bu platformda kaleme aldığımız bazı çalışmalarda sıklıkla ifade etmiştik ki; bugün Balkanlar olarak adlandırılan Avrupa topraklarının “Batı Medeniyeti”nin dışında tutulmasının en kolay yolu, onu asla tam manası ile tanımlamamak olarak belirlenmişti. ;

Meksika ise yaklaşık 2 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ile Orta Amerika’daki stratejik konumu, 124 milyon civarındaki nüfusu, insan kaynağı, 1,223 trilyon GSYİH ile büyüyen ve gelişen ekonomisi, BM, Amerika Devletleri Örgütü (ADÖ), Rio Grubu, OECD, ANDEAN, Orta Amerika Entegrasyon Sistemi (SICA),...;

Afganistan, dünyadaki hemen her sorunun önüne geçti. Gazze’ye artık sadece göz ucu ile bakıyoruz. Yemen’i unuttuk gibi. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs, Libya ve deniz yetki alanları ile ilgili belirsizlikler sanki bir kenara itildi. ;

Suudi Arabistan ise Asya’yı Afrika’ya ve Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan bölgedeki stratejik konumu, Arap ve İslam dünyasındaki öncü rolü, 34 milyon’a yaklaşan dinamik nüfusu, doğal kaynakları, kanıtlanmış dünya petrol rezervlerinin yaklaşık % 20’si ile enerjide öncü ülke oluşu, turizm ve insan ...;

Türkiye’de ve dost/kardeş ülkelerde stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları ile bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş insanları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla 2006 yılından beri gerçekleştirilen TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin resmî internet sit...;

Brezilya ise 213 milyonu aşan nüfusu ile dünyanın altıncı ve 8,5 milyon km² üzerindeki yüzölçümü ile beşinci büyük ülkesi olarak Latin Amerika’da önemli bir siyasi ve ekonomik güç ve küresel düzeyde önemli bir aktördür. 2 trilyon dolar civarındaki GSYİH’sı ile Latin Amerika’nın en büyük, dünyanın do...;

Muhammed Nadir Şah, Afgan kraliyet ailesi üyelerinden birisidir. Amanullah Han ile aynı soydan gelmektedir. Nadir Şah, Amanullah Han’ın kuzenidir. Eski Afgan Emiri Dost Muhammed’in yeğeni Mehmet Yusuf Han’ın oğludur. ;

Doğu; nüfuz ve müdahale etmeye çalışan Batı’ya karşı müdafaanın sınırları, özellikle sömürgecilik dönemi süresince ve Sanayi Devrimi sonrasında gerçekleştirilen etkiye karşı geliştirilen tepki olarak nitelenebildiği gibi, Batı’nın sınırlarını çizdiği (Edward Said’in ifade ettiği) “bağımlı ırkların” ...;

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...