BİLGE 2018 | Dünya Müslüman Kadınlar Zirvesi ve Fuarı İstanbul Deklarasyonu (TASLAK)

Haber

Dünya Müslüman Kadınlar Zirvesi ve Fuarı | BİLGE 2018, “Bir Kadın - Bir Dünya | Güç ve Adalet İnşası için Politikalar” ana teması ile 01-02 Mart 2018 tarihinde İstanbul’da...

Dünya Müslüman Kadınlar Zirvesi ve Fuarı | BİLGE 2018, “Bir Kadın - Bir Dünya | Güç ve Adalet İnşası için Politikalar“ ana teması ile 01-02 Mart 2018 tarihinde İstanbul’da 8. Dünya İslam Forumu ile eş zamanlı olarak icra edilmiştir. Zirve; Genel Sekreterliği TASAM tarafından yürütülen Dünya İslam Forumu, Uluslararası Malezya İslam Üniversitesi ve kadın STK’larından oluşan Ulusal Kurul işbirliğinde düzenlenmiştir. Geniş bir çerçevede STK ve düşünce kuruluşu temsilcileri, araştırmacılar, siyasi temsilciler, bakanlar, diplomatlar, bürokratlar ve parlamenterler katılmışlardır.

1. Dünyadaki temel trendlere bakıldığında “toprak ve makineyi“ takiben “bilgi ve bilgiye dayalı ürünler“ temelli yeni ekonomi çağında küresel rekabet “mikro-milliyetçilik“, “entegrasyon“ ve “öngörülemezlik“ üzerinden gelişmekte, hayatın ve devletin yeni doğasını belirleyen meydan okumaların; “kaynak ve paylaşım krizi“, “üretim-tüketim-büyüme“ formülünün sürdürülemezliği, Çin kaldıracı ile “orta sınıfın tasfiyesi“, “enerji, su ve gıda güvensizliği“, hayatın her alanında “4. boyuta geçiş“, “işgücünde insan kaynağının tasfiyesi“, değişen devlet doğası ve beklenti yönetimi temelinde “sert güçten yumuşak güce geçiş“ olduğu temel referanslar olarak şekillenmektedir. Tüm bu temel parametreler içerisinde, teknolojideki dönüşümler; yapay zeka, sanal/artırılmış gerçeklik ve mobilite merkezli gelişerek tüm insan hayatını ve doğasını değiştirmeye adaydır. Birkaç yıldır duymaya başladığımız ve son bir yıldır da yenisi eklenen “Endüstri 4,0“ ve “Toplum 5,0“ kavramlarının dünyanın dönüşümünü yönetmek açısından önemli başlıklar olduğu aşikârdır. Bir diğer etken de Çin’in dünya sahnesinde her geçen gün etkinleşmeye başlamasıyla oluşturduğu türbülanstır. Yeni İpek Yolu projesi “Kuşak ve Yol“ hem karadan hem denizden 64 ülkeyi ilgilendiren bir küresel entegrasyon projesi olarak şekillenmekte, iktisadi pastanın dağılımını kalıcı olarak değiştirmektedir.

2. Bu küresel değişkenleri de dikkate alarak;
İslam Dünyasında Merkezî Rol Dağılımı ve Paylaşımı,
Din, Dil, Tarih, Coğrafya Kardeşliğinin Karşılıklı Bağımlılıkla Desteklenmesi,
Ulusal ve Birlik Temelli Politikalarda “Siyasi, Ekonomik, Sektörel Bütünlük“,
Eleştirel Düşünce, Liyakatin Her Boyutta Merkeze Alınması,
Demografi ve Dünya Medeniyetinin Geleceği İçin “Üretim-Tüketim-Büyüme“ Formülünü
Değiştirme Odaklı Yeni Modeller Geliştirilmesi gerektiği temel gereklilikler olarak vurgulanmıştır.
İlk iki madde de özetlenen yeni rekabet ekosistemi ve gelecek için önerilen makro hedeflere Müslüman kadınların güç ve adalet inşası temelli katkısı ve etkinliği bağlamında;

3. Toplumun bir kesiminde sorunlar yaşanırken, diğer kesimlerin sağlıklı olduğu düşünülemez. Kadınları etkisiz ya da sorunlu bir toplum, yarısı felçli bir beden gibidir. Özellikle çağımızda, kadınları etkisiz toplumların gelişme ve kalkınma hedeflerini yakalaması mümkün değildir. Dolayısıyla kadınlar siyaset, bilim, ekonomi başta olmak üzere tüm alanlarda “güç, adalet ve medeniyet inşası“ amacıyla daha etkin faaliyet göstermeli, barışçı ve müreffeh bir dünya için teşvik edilmelidir.

4. Kadın haklarına dair ilk ciddi tarihî belgeler İslam’ın temel metinleri arasındadır. Zamanla gelenek ve dinin birbirine karıştırılmasından kaynaklanan sorunlar, İslam’a atfedilemez.

5. Kadın ve erkek tüm bireylerin eğitim alma imkanlarının gelişmesi, sanayileşme ve kentleşme ile birlikte çok farklı inançlardan ve eğilimlerden insanların bir arada yaşamaya başlaması, bilgi toplumunun daha geniş kesimlerin iş hayatında yer alması zorunluluğu gibi tüm insanlığı etkileyen ve toplumsal yapıları dönüştüren olgular, kadın meselesinin titizlikle ve farklı bir perspektiften ele alınmasını gerektirmiştir. Bu konuda ortaya çıkan boşluklar, kadın meselesini içeriden ve dışarıdan manipülasyonlara ve suistimallere açık hâle getirmiştir.

6. Kadınların hak taleplerini, haklar yanında sorumlulukların da sınırlı tutulduğu geleneksel kadın - erkek ilişkileri üzerinden iletmeye çalışması meseleyi içinden çıkılmaz hâle getirmekte ve kadın - erkek ilişkileri üzerinde telafisi imkansız hasarlar oluşturmaktadır. Kadınların mağduriyetinin giderilmesi ile ilgili pozitif ayrımcılık uygulamaları; kalıcı bir uygulama olarak değil, sadece mağduriyetin giderilmesine dönük geçici bir uygulama olarak düşünülmeli, haklar ve sorumluluklar arasındaki dengenin sürdürülebilirliği, hakkaniyet ilkesi ve toplumun temel taşı olan ailenin ayakta tutulması yolundaki duyarlılık çerçevesinde ivedilikle sağlanmalıdır, Konuyla ilgili olarak, Doğu ve Batı’dan başarılı Ülke deneyimlerinden yararlanılmalıdır.

7. Kadın meselesi ile ilgili olarak Batı’da geliştirilen ve evrensel normlar olarak dayatılan “kadına şiddet“, “erkek egemen toplum yapısı“, “kadın -erkek eşitliği“, “ataerkil feodal düzen“, “toplumsal cinsiyet“, “doğum kontrolü“, “nüfus planlaması“ gibi kavramların yapı sökümü gerçekleştirilmeli; evrensel kıstaslar ve kendi medeniyetimizin ilkeleri açısından kadın meselesinin çözümüne gerçekten katkı sağladığı tespit edilen kavramlara sahip çıkılmalıdır. Aksi hâlde, özellikle tüketimin artırılması ve Batı’nın ekonomik ve siyasi gücünü konsolide etmek amacıyla üretilen kavramların içeriği yeniden doldurulmalı ya da bu tür kavramların rast gele kullanımından kaçınılmalıdır.

8. Hukuki, idari, toplumsal, eğitimsel tüm alanlarda kadınların haklarının korunması ve buna yönelik farkındalık oluşturulması için yeni ekosistem analizi ve kurumsal tanımlanması, yeni doğayı anlamak ve uyum sağlamak için önceliklidir.

9. Müslüman kadınların eğitime katılımı ve eğitim sektöründeki kadın yöneticilerin sayısı artırılmalı, toplumun gelişebilmesi için önce kadınların eğitimine önem verilmeli ve bu teşvik edilmelidir. İnsan kaynağı inşasında model rol olarak ebeveynlik müessesesine gereken önem verilmelidir. Ebeveyn, çocukların sadece biyolojik ihtiyaçlarını karşılayan kişiler olarak değil, onları ahlaki değerler ve hayat ilkeleri ile donatan, dünyanın modern karmaşıklıkları ile yüzleşme gücüne sahip, üretken ve verimli nesiller yetiştirmek üzere akıllıca çalışan aktörler olarak düşünülmelidir. Bu noktada, çocuk üzerindeki etkisi nedeniyle annenin rolü ve annenin gerekli eğitim ve donanıma sahip olması özellikle önemlidir. Gelecek nesillerin çağdaş gelişmeleri iyi takip edebilmeleri açısından, “kadının dünyası evidir“ yerine, “dünya annenin evidir“ yaklaşımı benimsenmelidir.

10. Kişinin kendi geleceğine dair aldığı kararlar ve seçtiği yaşam tarzı saygıyla karşılanmalı, takdir edilmelidir. Bu konuda herhangi bir mesleğe ya da kariyer tercihine ön yargı ile bakılması insan iradesine ve özgürlüğüne saygısızlıktır. Önemli olan insanların iradelerine ipotek koyan engellerin kaldırılmasıdır. Kadınların meslek seçimi, hayat tarzı ve kıyafet tercihleri de eşitlik ve özgürlük ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Sınırları çizen, dinin temel ilkeleridir. İlkelerden taviz vermeden kesrette vahdeti sağlamak İslam toplumunun medeniyet yorumu ve temsilinin yetkinliğini teyit edecektir.

11. Kadınların güçlendirilmesi ve onlara sorumluluk kazandırılması noktasında; hükümetler, sivil toplum ve eğitim kurumları, özel sektör, endüstri ve toplum kanalıyla katkı sağlanmalıdır. Dünya çapında daha etkin faaliyetler ve medya aracılığıyla Müslüman kadınların rol modellerinin görünürlüğü artırılmalıdır.

12. Haksız şiddetin ve istismarın hiçbir türü normal kabul edilemeyeceği için, kadına yönelik şiddet ve istismar konularında tüm dünyada dikkat çekici faaliyetlerde bulunulmalıdır. Savaşlar, doğal afetler vb. nedenlerle farklı coğrafyalara göç etmiş kadınların güvenliğini ve özgür yaşam hakkını savunan faaliyetlerde bulunulmalıdır.

13. Terör örgütleri tarafından çeşitli vaatlerle kandırılan ve kendi coğrafyasından koparılan kadınların gelecekte aynı sebeplerle terör örgütlerine katılımının önüne geçilmelidir. Çatışma bölgelerinde bulunan kadınların illegal ve gayrı-meşru yapılar tarafından demokrasi ve insan hakları gibi kisveler altında istismar edilmeleri önlenmelidir.

14. Müslüman kadınların demokrasi ve siyaset ile buluşturulmaları, siyasete katılmaları ve ülkelerin yönetiminde söz sahibi olmaları gerekmektedir. Özellikle çatışma çözümü faaliyetlerine “anne şefkati“ perspektifi kazandırılması açısından, bu tür çalışmalarda kadınların etkin ve öncü biçimde yer almaları mutlaka sağlanmalıdır.

15. Müslüman kadınların iş dünyasında görünür hâle gelmesi için teşvik düzenlenmeleri yapılmalı, çeşitli sektörlerde çalışan Müslüman kadınların çalışma koşulları düzenlenmeli ve yasalarla koruma altına alınmalıdır. Böylelikle emek sömürüsünün önüne geçilmelidir.

16. Toplumun geleceği açısından somut sonuçlar doğuran sanal etkinlikler konusunda bireylerin bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Bu noktada, kadınlar tarafından yürütülen faaliyetler özel bir öneme sahiptir.

17. Faaliyet planı denetimi, programların yürütülmesi ve Müslüman kadınların güçlendirilmesine ilişkin faaliyet planları için dünyanın her bölgesindeki Müslüman kadınlar arasında interaktif bir ağ (“network“) oluşturulmalıdır.
03 Mart 2018, İstanbul
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2580 ) Etkinlik ( 174 )
Alanlar
Afrika 66 611
Asya 76 1003
Avrupa 13 620
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 282
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1330 ) Etkinlik ( 45 )
Alanlar
Balkanlar 22 278
Orta Doğu 19 586
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1971 ) Etkinlik ( 76 )
Alanlar
Türkiye 76 1971

Son Eklenenler

Ağırlıklı olarak küçük ve orta ölçekli ekonomilerden oluşan Afrika ülkeleri, ekonomik dönüşümlerini sağlayabilmek adına kapsamlı bir ortaklık tesis etmeye çalışmaktadırlar. ;

İlk Siyasal İktisat Profesörü unvanına sahip (1805)19 İngiliz nüfus bilimci ve ekonomi politik teorisyeni Thomas Robert Malthus “Nüfus Prensibine Dair Deneme“ (Essay on the Principle of Population) (1798) adlı çalışmasında, nüfus artışı konusunda oldukça karamsar bir tablo çizer;;

Soğuk Savaş sonrası süreçte bilgi ve iletişim teknolojilerinin büyük gelişme kaydetmesiyle birlikte tüm dünyada büyük dönüşümler yaşanmıştır. Bu süreç, teknolojiyi geliştiren ülkeler kadar tüketen ülkelerde de aynı hızda gelişmiştir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişiminin etkilediği önemli b...;

Somali, Eritre, Cibuti ve Etiyopya’nın yer almış olduğu Afrika kıtasının kuzeydoğusunda yer alan ve Afrika Boynuzu olarak adlandırılan bölge; Avrupa, Afrika, Asya ve Avustralya’yı birbirine bağlayan küresel deniz ticaret yolu olan Kızıldeniz’i kontrol etmesi sebebiyle jeostratejik öneme sahiptir.;

“Uluslararası Karşılaştırmalı Vizyon, Strateji, Ekosistem ve Pazar İnşası“ ana teması altındaki BRAINS2 TÜRKİYE Programları; hem akademik alanda hem de endüstriyel sektörde Türkiye’nin mevcut gücü ve potansiyelini göz önüne alarak, odaklandığı teknolojilerde hangi alanların geleceğe dönük büyüme içi...;

Klasik iktisat teorilerinde emek, sermaye ve girişimcinin yanı sıra üretim faktörlerinden olan doğal kaynakların sonsuzluğu ve tükenmeyeceği benimsenmiştir. Keynesyen teorilerde doğal kaynakların kullanımı ve dağıtımının kamu hizmetlerine dâhil olduğu, aksinin tekel piyasaları oluşturacağı görüşü hâ...;

Türkiye’nin; iktisadi sorunlarını daha hızlı çözüp kendisine on yıllar kazandıracak yeni yaklaşımları nasıl geliştirebileceği, ilham kaynağı sosyal ahlak devrimini nasıl yapacağı, dünyadaki ekonomik dönüşüm sürecine ne gibi katkılar sağlayabileceği ve bir “finans merkezi“ olma yolunda neler yapabile...;

2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle daha önce göç veren bir ülke olan Türkiye yoğun bir şekilde göç almıştır. Bu nedenle son yıllarda ülkemizdeki mülteci sayısının artmasıyla Türkiye’nin uygulayacağı göç politikaları önem kazanmıştır.;

4. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul İktisat Kongresi

  • 27 May 2021 - 28 May 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

Pandemi Sonrası Türkiye’nin Ekonomi ve Teknoloji Vizyonu Toplantısı

  • 17 Ara 2020 - 17 Ara 2020
  • TSİ 14.00 - Çevrimiçi -
  • İstanbul - Türkiye

7. İstanbul Güvenlik Konferansı (2021)

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

13. Stratejik Vizyon Ödülleri Töreni | 2021

Stratejik vizyonu temsil eden devlet adamları, bürokratlar, bilim insanları, kurumlar, iş adamları, sanatçılar, siyasetçiler ve gazeteci-yazarları onurlandırmak amacıyla TASAM Stratejik Vizyon Ödülleri’nin “on üçüncüsü“ verilecektir.

  • 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

Türkiye - Çin Etki Analizli Karşılaştırmalı Araştırma Projesi ve Çalıştay | 1. Etap

  • 02 Tem 2020 - 02 Tem 2020
  • Online Zoom Webinarı - 14:30
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

Bu rapor, Türk savunma sanayiinin gelişme sürecinin sürdürülebilirliginin ve ihracat potansiyelinin arttırılmasında, şekillendirilecek geleceğe uygun; insan sermayesi, yapı, süreç ve stratejilerin tasarlanmasına ışık tutmak, bu kapsamda alınabilecek tedbirleri saptamak maksadıyla hazırlanmıştır.

Rusya'nın hem Avrasya bölgesine hâkim olmak hem de dünya politikalarında lider aktörlerden biri olmak amacıyla geliştirdiği Avrasyacılık tartışmaları, analitik olarak klasik ve modern olarak değerlendirilebilir.