Güvenlik Konseyi Kararı Afrin’i Kapsar mı?

Yorum

Güvenlik Konseyi Kararı Afrin’i Kapsar mı?...

Devletler nasıl iradelerini hukuk kurallarıyla (yasalar) ortaya koyarsa, uluslararası örgütler de iradelerini hukuk kurallarıyla ortaya koyar. Bu hukuku kurallarının anlaşılması ya da kodlarının çözülmesi ise olanı anlamak ve olacak olanı öngörmek açısından eşsiz bir değere sahiptir.

Ne var ki, uluslararası örgütler söz konusu olduğunda üretilen bir hukuk kuralını anlamak ya da alınan bir kararın kodlarını çözmek kolay olmayabilir. Uluslararası örgütler her biri farklı iradeye sahip egemen devletlerin ortaklaşa iradelerinin ürünüdür. Bu örgütler, hele bir de mutabakat/oybirliği ile karar almış iseler (Güvenlik Konseyi kararı tam da böyledir) her devlete ait kaygı, alınan kararda ifadesini bulacağından kararın kodlarını çözmek iyice zorlaşır. Ve sonunda iş döner dolaşır L. Favoreu’nün söylediğine gelir: “hukuk tıpkı bir süpermarket gibidir, burada herkes istediğini alır.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin “bütün Suriye topraklarında“ ve “insani dramı önlemek“ için aldığı 24 Şubat 2018 tarih ve 2401 sayılı kararın kodları nasıl çözülebilir? Bu kararın Afrin bağlamında Türkiye için olası hukuki ve siyasi sonuçları neler olabilir?


Kararın ruhu

Karar, Suriye’nin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliğini hatırlattıktan sonra Doğu Guta başta olmak üzere, Hama’nın kuzeyi, Rukban ve Rakka’daki insani drama vurgu yapıyor. 2,9 milyon insanın kuşatma altında ve gıda ve tıbbi yardım sevkiyatı açısından “ulaşılması güç alanlarda“ yaşadığının altını çizen karar, BM bünyesindeki insani yardım kuruluşlarının ilgili bölgelere giremediğinden bahisle “insani yardım hakkı“nın ihlal edildiğine özel bir vurgu ile yer veriyor. Şu halde kararın amacı ya da ruhunda olan şey, BM insani yardımlarının kuşatma altındaki bölgelere ulaştırılması…

Buradan çıkarılacak ilk sonuç, halihazırda kırsal bölgelerde devam eden Afrin operasyonunun herhangi bir sivil kayba ve insani drama sebebiyet vermediğinden kararın kapsamı dışında tutulması basit gerçeğidir. Ancak, karar amacını mükerreren “insancıl hukuk çerçevesinde insani yardım ulaştırılmasını sağlamak“ şeklinde ortaya koyduktan hemen sonra bu amaca ulaşmak için Suriye’de ulusal düzlemde, yani bütün mülki sınırları içerisinde “global“ bir ateşkes çağrısı yapıyor. Acaba bu son vurgunun Afrin’i kapsam içerisine aldığı söylenebilir mi? Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vasili Nebenzia’nın bu soruya yanıtı “Evet“. ABD’nin yanıtı daha güçlü bir vurgu ile “Evet“…

Kuşkusuz bu yorum kararın ruhu ile bağdaşmaz. Kuşatma altındaki şehirlerin Suriye geneline yayıldığı düşünüldüğünde lojistik yüzünde ateşkesin “global“ nitelikli olması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak Afrin kuşatılmış değildir. Meşru bir devlet otoritesinin bulunmadığı Afrin’de BM ve Avrupa Konseyi üyesi bir ülke olarak Türkiye, yolları kapatmak için değil açmak için vardır. Acaba BM yardım görevlileri hangi yoldan daha emniyetle yürürlerdi? Meşru bir devletin kolluk görevlilerinin olduğu bir yoldan mı? Yoksa meşru olmayan örgütlerin denetimindeki bir yoldan mı?


Taraflar?

Karar, kendi içerisinde aldığı “çatışmalara 30 günlük insani bir ara“ verilmesine yönelik tedbirin BM Şartı’nın m. 25 düzenlemesi gereği bütün BM üyesi devletler (Türkiye dahil) tarafından uygulanmasının kabul edilmesini istiyor. Bu kabulün de Suriye topraklarının tamamı için yapılması gerekiyor.

Ancak kararda muallakta bırakılan bir konu, çatışmanın taraflarının kimler olduğu… Karar, Suriye ordu birlikleri, Şii milis güçleri ve Hizbullah’ın adını zikretmediği gibi muhalif grupların da kimler olduğunu söylemiyor. Karara göre ateşkes, DEAŞ, El Kaide, Nusra Cephesi ve El Kaide ile ilişkili kişi, grup ve oluşumlar başta olmak üzere “diğer terörist“ grupları kapsamıyor. Bu gruplara yönelik operasyonların önünde herhangi bir engel yok. Peki bu sayılan gruplar dışarda bırakılırsa muhaliflerden geriye kim kalır? Hadi diyelim ki Tahrir eş-Şam El Kaide ile bağlantılıdır. Ahrar uş-Şam da mı bağlantılıdır? Ya ÖSO? Bağlantıyı kim neye ve kime göre kuracaktır? Daha iyi bir soru ise şu: PKK kararda ifadesini bulan “diğer terörist gruplar“dan biri midir? Öyle ise, “Afrin kararın kapsamı içerisinde mi“ sorusuna Rus Büyükelçinin “evet“ yanıtını vermesi nasıl izah edilebilir? L. Favoreu haklı… hukuk tam bir süpermarket. Burada herkes akşam ne pişireceğine göre alacağını alır. Öyle ise bu bizi 19. yüzyıl klasik güç siyasetinin içine sokmaz mı?


Sonuç ve İki senaryo

Karar, sadece lafzı ile yorumlandığında uygulama alanının bütün Suriye coğrafyası olduğundan bahisle Afrin’i kapsadığı iddia edilebilir. Ruhu ile yorumlandığında ise Afrin’in kapsam dışında tutulması gerekir. Uluslararası hukuk normlarının ruhuna anlam verenin “güç“ olduğu ise istenmese de bilinen bir şeydir.

Bu durumda iki senaryo düşünülebilir:
İyimser senaryoya göre ABD’yi dengelemek ve Fırat’ın doğusunda tutmak isteyen Rusya, Afrin’i ilgili kararın kapsamı dışında tutar ve gelecekte Afrin için Güvenlik Konseyi’nden benzer bir karar çıkmasını engeller. Kuşkusuz bunun önkoşulu Türkiye’nin Afrin operasyonunu insani bir soruna dönüşmeden ve yoğun sivil kayıplara sebebiyet vermeden tamamlamasıdır. Bu durumda Afrin’e yönelik hareketin bir kuşatma değil ama tahliye ve kaçışlara izin veren bir ucu açık coğrafyada devam ettirilmesi gerekir. Ucu açık coğrafya terör unsurları açısından doğal olarak ikmal anlamına da gelir ve süreci oldukça uzatır.

Kötümser senaryoya göre, Afrin ilgili kararın kapsamı içerisinde ise Türkiye BM Şartı gereği karara uymak, operasyonlarını durdurmak ve sınırları ötesinde elde ettiği güvenlik koridoru ile yetinmek zorunda bırakılır. Yok eğer Türkiye Rusya’ya rağmen kararı tanımaz ise benzer kararların Afrin için alınmasına hazır olmalıdır. Eğer bir devlet Güvenlik Konseyi kararını tanımaz ise ne olur? Yanıtı belli kayıtlar altında BM Şartı’nın 7. Bölümünde ifadesini bulmuştur. Güvenlik Konseyi silahlı kuvvet kullanılmasına karar verebilir.

Her durumda sorunu çözecek ya da çözümsüz bırakacak ülke Rusya olacaktır. Bir de bizim gücümüz…
Bu içerik Marka Belgesi altında telif hakları ile korunmaktadır. Kaynak gösterilmesi, bağlantı verilmesi ve (varsa) müellifinin/yazarının adı ile unvanının aynı şekilde belirtilmesi şartı ile kısmen alıntı yapılabilir. Bu şartlar yerine getirildiğinde ayrıca izin almaya gerek yoktur. Ancak içeriğin tamamı kullanılacaksa TASAM’dan kesinlikle yazılı izin alınması gerekmektedir.

Alanlar

Kıtalar ( 5 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 2583 ) Etkinlik ( 177 )
Alanlar
Afrika 66 613
Asya 79 1004
Avrupa 13 620
Latin Amerika ve Karayipler 12 64
Kuzey Amerika 7 282
Bölgeler ( 4 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1333 ) Etkinlik ( 45 )
Alanlar
Balkanlar 22 279
Orta Doğu 19 588
Karadeniz Kafkas 2 293
Akdeniz 2 173
Kimlik Alanları ( 2 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1280 ) Etkinlik ( 69 )
Alanlar
İslam Dünyası 53 774
Türk Dünyası 16 506
Türkiye ( 1 Alan )
Aksiyon
 İçerik ( 1983 ) Etkinlik ( 77 )
Alanlar
Türkiye 77 1983

Son Eklenenler

Sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel, siyasal ve ekonomik içerikleriyle birlikte toplumsal bir anlayış/algılayış/kavrayış ve olgu olan kalkınma kavramı, ekonomi gibi tek disiplini ve alanı kapsayacak şekilde anlamı ve kapsamı daraltılarak uzun yıllar boyunca literatürde yalnızca ekonomik büyüme olarak kul...;

Turizm; tarım ve hayvancılıktan sanayiye, inşaattan alt yapıya ekonominin tüm sektörlerini hareketlendiren ve geliştiren bir sektördür. Ama turizme sadece ekonomik bir sektör gözüyle bakılması doğru değildir.;

Donald Trump seçimleri eski başkan yardımcısı Joe Biden'e kaybetti, ancak liberaller son derece küçük bir fark ile galip oldu. Bu Amerika'nın son yıllarda ne hâle geldiğinin bir özetidir; kararsız ve tatminsiz.;

9 Şubat 2021 Salı gecesi Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Türkiye’nin uzay programı açıklandı ve kamuoyunda oldukça yankı buldu. Programın olumlu ve olumsuz olarak yorumlanacak çok yanı var. Bu değerlendirme dokümanında yapıcı eleştirel düşünce ile Ülkemizin bu yolculuğuna ve kapsayıcı istişaresine...;

İstanbul İktisat Kongresi, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM tarafından “Geleceğin Ekonomisinde Türkiye ve Sosyal Ahlak Kodu“ ana temasıyla 27-29 Mayıs 2021 tarihinde gerçekleştirilecek.;

Uzun süredir yazmak istediğim ama bunun için daha fazla zaman gerektiğini bilerek ertelediğim bir konuya sadece girizgâh yapacağım. “Sağlık Diplomasisi“ yaklaşık on yıldır üzerine okuduğum, gündemimde tuttuğum ve bu başlıkta çalışanları, ürettiklerini ve gerçekleşen çıktıları takip ettiğim bir alan.;

* BRAINS2 TÜRKİYE; ‘Biyoteknoloji’, ‘Robotik’, ‘Yapay Zekâ’, ‘Nanoteknoloji’, ‘Uzay’ ve ‘Stratejik Hizmetler’ alanlarında pazar, ekosistem ve kapasite geliştiren, Türkiye merkezli çok programlı bir marka/inisiyatiftir. Küresel ekonomide yeni iş modeli ve çok boyutlu güç dağılımını dönüştüren bu teme...;

Balkan coğrafyası, kimi yakın, kimi kadim maziye dair birçok sorunlar silsilesinin yaşam alanıdır. Hep vurguladığımız üzere bu sorunların tamamı da tarihsel argüman ve tecrübe ile ilintili. İyi bir tarih bilgisi ve kurulacak bağlardan yoksun olan bir zihnin salt modern beynelmilel teoriler ile bu so...;

"Türkiye - Rusya İlişkileri" Konferansı

  • 22 Haz 2005 - 22 Haz 2005
  • İstanbul - Türkiye

3. Türkiye - Çin Forumu

  • 15 Eki 2018 - 20 Eki 2018
  • Pekin - Çin

3. Denizcilik ve Deniz Güvenliği Forumu 2021

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

4. Türkiye - Afrika Savunma Güvenlik ve Uzay Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • İstanbul - Türkiye

5. Türkiye - Körfez Savunma ve Güvenlik Forumu

  • 04 Kas 2021 - 05 Kas 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İstanbul İktisat Kongresi

  • 27 May 2021 - 29 May 2021
  • CVK Park Bosphorus Oteli -
  • İstanbul - Türkiye

İngiltere’nin II. Dünya Savaşı sonrasında Hint Altkıtası’ndan çekilmek zorunda kalması sonucunda, 1947 yılında, din temelli ayrışma zemininde kurulan Hindistan ve Pakistan, İngiltere’nin bu coğrafyadaki iki asırlık idaresinin bütün mirasını paylaştığı gibi bıraktığı sorunlu alanları da üstlenmek dur...

Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar ve başarıyı...

Gündem 2063, Afrika'yı geleceğin küresel güç merkezine dönüştürecek yol haritası ve eylem planıdır. Kıtanın elli yıllık süreci kapsayan hedeflerine ulaşma niyetinin somut göstergesidir.

Geçmişte büyük imparatorluklar kuran Çin ve Hindistan, 20. asırda boyunduruktan kurtularak bağımsızlıklarına kavuşmuş ve ulus inşa sorunlarını aştıkça geçmişteki altın çağ imgelerinin cazibesine kapılmıştır.

Meritokrasi Devlet geleneğimizde yüksek emsalleri bulunan Meritokrasi’nin tarifi; toplumda bireylerin bilgi, bilgelik, beceri, çalışkanlık, analitik düşünce gibi yetenekleri ölçüsünde rol almalarıdır. Meritokrasi din, dil, ırk, yaş, cinsiyet gibi özelliklere bakmaksızın herkese fırsat eşitliği sunar...

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin bugünü ve geleceğinin ele alındığı Avrupa Birliği Sempozyumu, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) ile Türk Avrupa Bilimsel ve Eğitimsel Araştırmalar Vakfı (TAVAK) işbirliğinde 02 Şubat 2018’de İstanbul Taksim Hill Otel’de gerçekleştirildi.

1982 Anayasası'nın defalarca değişikliğe uğramasına rağmen iskeletinin değiştirilememesi nedeniyle Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi olduğu konusunda kamuoyunda genel bir konsensüs bulunmaktadır.

Soğuk savaşın ardından, “yeni dünya düzeni“ olarak adlandırılan dönem, hegomonik bir güç olarak beliren ABD’nin “büyük vaadi“ ile başladı: “Demokrasiyi dünyada yaygınlaştırmak“. Bu “büyük“ vaad, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet dolu bir dünyayı kurmak biçiminde gerçekleşti ve iki “siyasi/askeri“ ar...